12 Eylül 2008 Cuma

Dinime Küfreden Müslüman Olsa




Fotomaç diyor ki; Ne oldu bize? Biraz saygı lütfen! Hani bize saldıranlara biz, gül atacaktık! Hani biz, turnuvaların en centilmen takımıydık! EURO 2008'de bütün dünyanın alkışladığı A Milli Takımımız'a bu öfke hiç yakışmadı! Son olarak millilerimize Ulu Önder Atatürk'ün şu sözünü hatırlatmak isteriz: "Ben, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim!"
İsviçreli Futbolcuları kadın kılığına sokup "Futbol erkek oyunudur buyrun er meydanına" başlığı ve görseli ile çıkan Fotomaç gazetesini bulup mail atan arkadaşımıza buradan şükranlarımı sunacağım. Elimizde bu resim vardı bunu kullandık kusura bakmayın.

Çarşamba ne yaptık?


Futbolun bu ülke için ne ifade ettiğini uzun uzun açıklamanın anlamı yok. Çarşamba günü ATV'de 21:00'da Türkiye-Belçika maçı vardı. Kanal D'de ise 20:00'da özeti 20:15'de ise yeni bölümü başlayan "Yaprak Dökümü". Dizi 22:30 gibi sona erdi. Şu an böyle bir milli maçın karşısında direnebilecek tek dizi. Dizi de değil tek program. Başka hiçbir kanalın elinde böyle bir silah olmadığı için Türkiye-Belçika maçının karşısına tekrarları dayadılar. Milli maçın karşısına çıkılır mı yahu? Acun'un yeni bölümü tam 22:50'de girdi. Yani maç bittiğinde. AB Grubunda maçın 20,9 rating ve 53,9 share'i var milli maçın. Yaprak Dökümü'nün ise yine AB'de 15,6 rating ve 41,5 share. Share yani izlenme payı dediğimiz şey o an açık olan TV'lerin % kaçının o pragramı tercih ettiğinin göstergesi. Saat 21:00'dan sonra Yaprak Dökümü ve milli maç çakışmaya başladı. Mesela dikkat etmedim ama milli maçın devre arasında Yaprak Dökümü reklam girmemiştir. Milli maçtan dönenleri toplasın diye. Bu sebeple milli maçın önü ve sonu devre arasından daha iyi rating getirmiştir bence. Maç ve dizinin çakışmaya başladığı saatlerde Atv ve Kanal D'nin izlenme payı %90'ların üzerinde. AGB'nin örnekleminin ülkemize sirayet etmiş şekli ile TV izleyen her 10 kişiden 9'u Yaprak Dökümü ve Milli maçı tercih etti bu saatlerde. Beklendiği gibi Belçika maçının ratingi Ermenistan maçından yüksek (cumartesinin etkisi) ama izlenme payı düşük.

City pardon Robinho against Chelsea


City cumartesi günü Chelsea'yı ağırlıyor. Maç TSİ 19:30'da. Robinho yerine Shaun RP maçı alır götürürse kimse şaşırmasın. Petrov yok. Essien uzun süre yok. Daily Telegraph şunu diyor:" City Robinho, Jo, Elano ve Zabaleta için 150.000 pound harcayarak Chelsea maçına yetiştiriyor. Toplamda 16.000 mil yapacak Şeyhin jeti dördünü de toparlayıp İngiltere'ye dönecek. Dünya küçük insan oğlu ise kuş misali...

11 Eylül 2008 Perşembe

Waiting for saturday


Of Liverpool's last 55 league games at Anfield they have lost only twice…both to Manchester United. (LFC Web Site)

Bir JC Efsanesi


Jamie Carragher is also an Everton fan and has an Everton tattoo on his arm, thats why he wears long sleeve shirt for Liverpool. (Rivayet edilir yıllardır. Hatta wikipedia'nın da okeylediği söylenir. Sonradan değiştirilmiş varsa da ben bulamadım. )


TomBingham: Hi Jamie mate. I'm a massive Liverpool fan but i know that as a kid you supported Everton. Right now do you still have love for Everton as you did when you were young?


Jamie Carragher: No at the moment that's well gone and I do not have an Everton tattoo.


Valla var ya da yok. Bu adam yıllarını Liverpool'a vermiş. Çok sıkıntı yapanlar için kısa kollu giydiği ender maçlardan biri yukarıdadır. (Photoshop mu yoksa) Fikir verir mi vermez mi bilmem ama Olimpiyat Stadı'nın duşlarında sıkıştırıp "nerde lan senin tattoo" diyemedim. Çok severiz kendisini Bülent Korkmaz'ın Liverpool versiyonudur. Uçana kaçana vurur. (Aceto JC yazınca aklıma geldi bu efsane paylaşayım dedim)
Kewell'a sorun o bilir...

Özlü Sözler


"Champions aren't made in gyms. Champions are made from something they have deep inside them - a desire, a dream, a vision. They have to have last-minute stamina, they have to be a little faster, they have to have the skill and the will. But the will must be stronger than the skill."
Muhammed Ali

Uğramak gerekir, paylaşalım istedim (TFF'nin sitesinden alınmıştır)


Türkiye Futbol Federasyonu'nun, Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı'nın işbirliği ile gerçekleştireceği "Milli Gurur Milli Forma" sergisi 15 Eylül Pazartesi günü, İstanbul'da açılacak. Dolmabahçe Sanat Galerisi'ndeki açılış saat 12.30'da başlayacak.
5 Temmuz günü hayatını kaybeden Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan'ın anısına düzenlenen sergide TFF'nin kurulduğu 1923 yılından günümüze kadar A Milli Takımımızın giydiği formalardan örnekler sergilenecek. 1923-2008 arasındaki 85 yılın 12 ayrı dönemde incelendiği sergide 24 formanın yanı sıra ay yıldızlıların o dönem içerisinde oynadığı önemli maçlardan özet görüntüler ile dönemin orijinal gazete ve fotoğrafları da yer alacak.
16-21 Eylül'de İstanbul'daki Dolmabahçe Sanat Galerisi'nde ücretsiz olarak gezilebilecek olan sergi 2009 yılının Mart ayına kadar toplam 30 ili dolaşacak.

Sonuç normal...


Beklediğimiz gibi gelişti ve bitti. Milli takımın üst düzey 2,5 adamı var. Hamit, Nihat, Marco...2,5'undan da faydalanamadık bu seride. Orta saha ile Tuncay bağlantıyı koparınca Kompany ve Simons'un beyni ağırdı kafa atmaktan. PSV ve City'de 5 maçta bu kadar kafa vurmamışlardır herhalde. Tomografi öneririz. Halil hiç bozulmasın neden oynayamıyorum diye. Bu maçtan dolayı değil, genel durum itibari ile. Hiç bir zaman kadromda düşünmeyeceğim bir oyuncu kendisi. Ne yapar? Neyi iyi yapar? Şunu deyin? Verecek cevabınız var mı? Terim sonuna kadar haklıdır Halil tercihlerinde. Everton'ın bulunmaz Hint kumaşı gibi taraftarın önüne attığı Fellaini ve Verthongen, Bolognalı Mudingayi ile 2. yarıda tek taraflı düşüncelerini uyguladılar. Belçika'nın bu kadro ile olduğu olacağı budur. Hatta oradaki maç bizim için tartışmasız daha kolay olacaktır. Belçika'ya biraz oynamaya çalış bakalım düğünde masada oturup oynayanlara bok atması kolay derim. Eninde sonunda sende Belçika'da piste çıkacaksın. Düğün sahibisin ayıp olur. Ama ne çare ki kaydedilen 2 puana çare. Böyle maçlarda Arda'ya ihtiyacın çok var ama bu çok olmanın arkasında da Hakan Balta elzem. Uğur Boral, Çağlar olayı değil yani. Euro 2008'in Hamit ile ayakta kalan 2-3 adamında biri olan Balta hem Uğur'dan hem de Çağlar'dan daha diri tutacaktı Arda'yı. Nihat, Hamit, Balta, Tuncay, Marco...Normal bu sonuç...Ki biz her şeye rağmen galibiyete daha yakın taraftık. Gökhan'ın her eksisine Kazım artı yazmalı. Ya da tam tersi. Ama ikisi de eksi yazıyor. Gökhan-Servet malum. Bu skor gerçekten normal. Eğer yenseydik şamda kayısı olurdu. Sonuç: Aslında alternatifi çok görünen ama az olan bir kadro yapımız varmış değil mi? Estonya ve Ermenistan maçında tamam da Bosna maçında umarım başımız ağrımaz. Sami Yen'deki gibi hatır gönül işi olmayacaktır bu sefer. Oradaydım oradan biliyorum.

10 Eylül 2008 Çarşamba

Oh Be


Sonunda West Ham hocasını buldu herkes rahatladı. Papatya falı sona erdi ve WHU Gianfranco Zola ile 3 yıllık sözleşme imzaladı. Scolari'nin yardımcısı Steve Clarke da Zola'nın yardımcısı olacak. Zola Casiraghi'nin İtalya U21'inin yardımcısı. Teknik direktörlük kariyeri olmadan West Ham'ın başına geçiyor. Futbolculuğunda yorum yaparak bir yerlere gelmemiz beklenemez. Burada devreye giren ve takımın başındaki asıl adam Steve Clarke olacaktır. Mourinho, Gullit, Avram Grant gibi teknik adamlarla çalışan Clarke için en büyük şans Mourinho ile çalışmak olmuştur herhalde. Zola daha uçaktayken hücum futbolu demiş ama Clarke'ı dikkatli dinlemesi salık verilir. PL şakaya gelmez. İşin garibi Chelsea forması ile 4oo küsur maç oynamış, Chelsea'nın yardımcı hocalığını yapan Clarke ile 25 numaralı forması Chelsea tarafından emekli edilmiş Zola'nın Chelsea'de değil West Ham'da yollarının kesişmesi. Rekabetin böylesine de şapka çıkartmamız gerek. Zola ile beraber bu takımın başına Casiraghi gelseydi "ne oluyor yahu" derdim ama Clarke ile durum biraz kurtarılmış. West Ham ligde tarihinin iyi başlangıçlarından birini yaptı. Tabelada herşey yolunda şimdilik. Eylül ayı teknik direktör transferinden çok da bir şey beklememek gerek. Biliç, Laudrup olmadı Zola. Zola, West Ham'ı basamak yapmaya çalışacak. Ya da bir başka efsane olduğu yere Cagliari'ye dönecek...

Hırvatistan ve İngiltere


Geçen elemelerde Hırvatistan' ın İngilizler' e yaptığı zulmü Hitler yapmadı Avrupa' da. İngilizler kafayı takmış durumda bu maça haliyle. Mousebreaker iki tane oyun hazırladı, sadece Hırvatistan maçı için. Keyfini çıkarın, eğlenin. Capello tiplemesi ve lafları tadından yenmiyor..




Murat Kosova


Kerem Gönlüm sahalarda gördüğüm en efendi sporculardan biri. Her zaman taktir ederim. Bir pozisyonda içeri girdi Turiaf blokladı kendisini. Faulsüz ama sert bir blok oldu. Pota altına attı Kerem'i. Fransa fastbreake gitti. Turiaf ne yaptı? Önce Kerem'i kaldırdı yerden ondan sonra koştu kadraja girdi. Murathanoğlu olsaydı yakalardı bu "fair play" anlayışını. Kosova tek kelime etmedi. Normalde kaçırmaz aslında. Sakal yakışmış bu arada. Haddimize olmasa da söylemeden edemezdik.

Sinan Güler


Basketbol sahalarının içinden geliyorum aslında ama her zaman futbolu izlemeyi, futbolu konuşmayı sevdim. Önüme bir adet EPL, bir adet de NBA mücadelesi koyun, tercihim her zaman EPL' den yana olur. Nadir basketbol izlediğim zamanlardan birisi yine, Türkiye Fransa' yı ağırlıyor şu sıralar. 3.periyodun bitimine 4 dk kala müthiş iki sahne takıldı ard arda gözüme, az önce yani. Sinan Güler' in matchi Parker, Sinan boş üçlüğü yakalıyor ve airball* atıyor, Fatih Solak dokunuyor ama alamıyor, Fransa kenardan topu oyuna sokacak. Parker topu getirecek oyuncu ve hemen yanında, az önce airball atan Sinan, var savunmasında. Parker sağ eliyle kafasının arkasına hafif bir tokat atıp birşeyler söylüyor, hafiften sırıtarak. Muhtemelen " Senin daha yemen gereken çok ekmek var, benimle aşık mı atacan zirzop!" türevinde karşındakini aşağılamaya yönelik bir cümleydi. Dünya starı ya kendisi. Sinan da tabi koçum edasıyla başını salladı bozuntuya vermeden. O an Sinan' ın ne kadar yıkıldığını düşündüm, karşınızda bir NBA yıldızıyla oynuyorsunuz ve size alaylı birşeyler söylüyor. Ben böyle bir durumda bütün özgüvenini kaybedecek tarzda bir oyuncuydum zamanında. Parker ve Sinan' a dönelim, Fransa boş attı hemen sonraki hücumda, ribaundu aldık hücüma gittik. Hücum tıkandı bir noktada, top tekrar Sinan' a geldi. Bu kez boş değildi hatta biraz uzağında Parker vardı. Artizliğe bok sürdürmek istemeyen Parker koşup elini kaldırmaya yeltenmedi. Genç oyuncuya; " Atarsan at koçum, az önce de kaçırdın yine atamayacan zaten!" mesajı verip iyice demoralize etmek istedi. Sinan da şöyle bir baktı ve koydu üçü. Özgüvenini takdir etmemek mümkün değil. Daha da hoşuma giden kısmı sonrası. Fransa pota altından topu sokacak oyuna, Parker' ın yanında bitiyor Sinan savunma için ve bu kez o konuşuyor. " O kolunu alırlar delikanlı...." şeklinde başlayan bir cümle olduğunu ümit ediyorum, ki öyledir. İngilizcesiyle tabii. Sadece bir basketbolcuda değil, bir sporcuda olması gereken en önemli özelliklerden birisine sahip Sinan. Bir Türk oyuncusunun duygusal davranmamasına ne kadar sevindiğimi anlatamam. Tony Parker' a da o kadar delikanlıysa Kidd böyle bir üç attığında aynı hareketleri ona yapmasını söylüyorum burdan. Hey yavrum hey, alırlar adamın aklını!! Ben yazıyı bitirene kadar da maç bitti..

Bilmiyorum. Yorumlarınızı beklerim


Rıdvan'ın kafayla 2 gol attığı rivayet edilir. Biri 2 yazı aşağıdaki jübilesinde. Bir diğeri de unutulmaz Avusturya maçında. Şşşt şşşt Lindenberger'e. Ben başka var mı yok mu bilmiyorum. Kendisine ulaşmaya çalışıyoruz. Eğer bilen varsa ve bizlerle paylaşırsa seviniriz.

Tamek'se koy sepete

Şu an Fenerbahçe Futbol Takımı'nın şu forma ile sahaya çıkması mümkün mü? Değil? Kırmızı Tamek. Zemin sarı. Kırmızı Ülker var demeyelim lütfen zemini sarı değil. Hani sarı-kırmızı yan yana gelmesin hesabı. Altay maçı mı ne? Evet Altay maçı...Peki Turhan'ın o kolyesi? Onu da çıkarttık. Maç nerede? Valla silik milik 21 Ağustos görünüyor kasarsam bulurum aslında. Bir arkadaşım Alsancak'a benziyor dedi. Turan'ın alnı kıpkırmızı... Tam İzmir güneşi. Futbolu da seviyoruz detaylarını da. Ne yapalım?

Vefa


14 yıl aralıksız Bayern forması giyen 39 yaşındaki Kahn'ın futbola veda edişini daha önce yazmıştık. Almanya karması ile Bayern arasında oynanan maç ile veda eden Kahn'a en son gol atan adam da Trochowski oldu. Güzel bir anı olsa gerek. 69.000 kişi uğurladı Kahn'ı Allianz Arena'da. Maç takviminin uyuşmaması, falan filan yüzünden jübilesi tam üç kez ertelenen Rıdvan, 31 Ocak 1996’da, -5 derecelik dondurucu bir soğukta jübilesini yaptı. Soğuk yüzünden, sadece 1982 seyircinin bulunduğu maçtaki 1982 rakamı Rıdvan'ın ilk milli olduğu yıldır aynı zamanda. Jübilesinde gol atan ender futbolculardan biri olarak sahadan ayrılan Rıdvan Dilmen, jübilesinde 75 dakika sahada kalarak gol yiyen Kahn.
Ne kadar şanslı şu Rıdvan görüyor musun?


Neretva: Aytaç kaç kere Rıdvan'ı canlı seyrettin?

Aytaç: Bir

Neretva: Hangi maç?

Aytaç: İzmir'deydim Karşıyaka maçı. (Radyo başında dinlediydim)

Neretva: Ben 2 kere seyrettim, borum olsun. Hadi gidelim la bu akşam İstanbul'a akşam otobüsüyle dönderiz Edirne'ye

Aytaç: Para?

Neretva: Hallederiz bir şekilde.

Aytaç: La oğlum hava nasıl kesiyor manyak mısın nesin?

Neretva: Gitmeyelim mi?

Aytaç: Tamam gittik, donduk. Otobüse bindik gecenin bir yarısı geldik. Adam 10 dakika sahada kalacak sonra omuzlara alınacak. Basacak gidecek. Bursalı topçularla Fenerlilerin g... donsun. Hele bizim...

Neretva: O da doğru.


O akşam Edirne'nin -10 derecesinde kar altında halı sahada top oynanır. Dolu dışında pek durmazdık biz zati...Affet beni Rıdvan. Ben senin için 1982+1 olamadım. Aytaç'la? Hala görüşüyorum.
Nasıl bitireyim ki bu yazıyı...

9 Eylül 2008 Salı

Bir Maç...Belki Fazlası...Kim Bilir


Anlamadığım biz Ermenistan takımına orada nasıl 1-2 yenildik. 88.ve 90. dakikalarda golleri yememiz yenildiğimiz gerçeğini değiştirmiyor. Erivan'daki maçta Aydın'ların, Ceyhun'un ve Batuhan'ın olmamasına bu mağlubiyeti bağlamak yeterli bir sebep değil herhalde. İstanbul'da 11-12 korner attık, %60-65 topla biz oynadık. Ermenistan takımı arka arkaya 3 pas neredeyse yapamadı. Her geçen gün kendine güvenini biraz daha kaybeden İlhan Parlak orada bu maçı koparacak bir kapasiteye sahip. Ama bu kapasiteye sahip olması yeterli olmuyor. Kapasiteyi kullanması gerekiyor. Şampiyonlar Ligi'nde ben varım diyen takımların 4 forvetli kadrolarına baktığımızda İlhan Parlak'ın olmaması Fener için bir sorun. Semih ve Güiza'nın alternatifi olması sadece kadro üzerinde. Güvensiz, bitik. Fener'de yok, milli takımda yok. Kayserili arkadaşları sürekli oynuyor. Zico ile yok, Aragones ile yok. Mandıralı ile yok. Kısaca yok. Kayboluyor. Batuhan'a birileri Zlatan olmadığını anlatması lazım. Ümit Milli Takım'da abileri ile oynuyor aslında. Yetenekli, futbolu iyi biliyor ama beyni sahada kaldığı sürece. Disiplin sorunu gerçekten var. Kendine oynamaya başlıyor belirli bir süre sonra. Hele golünü atıp rahatladığı zaman. Hele Ermenistan maçındaki gibi 2 gol atıp biride asortikse. 60 dakika sahada olmadığının farkında değil. Her zaman varyete yapmasına gerek olmadığını her gün hocaları anlatıyordur. Zamanla öğrenmesini diliyoruz çünkü insanı heyecanlandıran bir stili var. Tavsiyem özellikle çabukluk çalışması. (burası çok önemli) Diğerlerini halledecek kapasitede. Belki George Best'in Beckham için dediği gibi olacak ama bunların dışında fena değil:))) Bu takımdan bize ekmek çıkar mı derseniz evet çıkar. Batuhan, Karabulut ve Kurtuluş...Arkalarından Aydın Yılmaz olur mu? Olmaz. En çok Gökdeniz olsa öpüp başımıza koyarız. Ceyhun'da o ışık fazla yok ama Servet-Zan mecburiyetinden dolayı üzerinde durulması gerekir. Giray-Ceyhun ikilisini Yanal oynatıyor. Yanal ve Song çok büyük şans ikisi için. 3 gol atana şapka çıkartıyoruz peki 3 asist yapana. 5 gün...2 maç...2 gol...3 asist...Karabulut gereğini yaptı. Sol ayağını kullanırken çektirdiği fotoğraflara dikkat edin. Le Guen falsolarını herkes veremez. Çabuk düşünüyor, uyguluyor. Batuhan'a selam ederiz.

Bir de utanmadan Milli Marş neden ıslıklanıyor diye yazıyorum


Sami Yen'de bir avuç seyirci var. Sarııı kırmızıııı Şampiyon Cim Bom Bom diye başladılar. Aziz -Tümer askere diye devam ettiler. 10 dakika milli takımın lehine ya bağırdılar ya bağırmadılar. Ayağa kalkmayanı Ermeni yaptılar, şehitler ölmez vatan bölünmez diye bitirdiler. Biz de bundan önceki enrty'de Ermenistan Milli Marşı'nı ıslıklayarak elinize ne geçti diye soruyoruz. Dangalaklık bizde afedersiniz. Milli maçta milli takımı desteklemeyenlere soruyoruz bunu. O zaman neden oradasın kardeşim. Git takımını takımının maçında destekle. TFF'nin 75. yıl kutlamaları çerçevesinde yapılan maçta da Hagi oynayıp oynayacağına pişman olmuştu. Maçın başından sonuna kadar Ulusoy istifa ve Beşiktaş lehine bağırıldı. 10 yıl önce 1o yıl sonra. Aynen İtalyan medyasının yıllar sonra Napoli'ye milli maç verildiğinde attığı başlığı kullanacağım. "Bari bu sefer destekleyin"

Milli marş ıslıklamak

Türkiye-Ermenistan U21 maçında Ermenistan milli marşını ıslıklayanlara küçük bir şey sormak istiyorum. Ne mesaj verdiniz, elinize ne geçti?

Ne durumdalar?


2005 yılında Peru'da düzenlenen U17 FIFA World Cup'ta Brezilya'ya İgor'un son dakika golü ile yenilmiştik. Hollanda'ya da 2-1 kaybedip 4.lükle yetindik. Aklımızda ne kaldı derseniz 0-3'ten 3-3'e getirip 4-3 kaybettiğimiz Brezilya maçı kaldı, Nuri Şahin, Caner ve Tevfik kaldı...Çocukların ağlaması kaldı. Bugün Belçika maçı kadromuzda o gençlerimizden sadece Nuri Şahin var. Karşında o gün oynayan Brezilya'da A Milli olan kim var? Bir tek Man U'lu Anderson. Bu sene Zenith ve Porstmouth maçına 11 başladı. Zamanla yeri Sir Alex'in yanı olacaktır ayrı. Ama o takımdan çıkıp A Milli olamasa da iyi takımlara transfer yapanlar var. Marcelo Real'de geçen sene 30 maç oynadı. Carlos da zaten veliahtını ilan etti. (Mezenga garip ama Orduspor'da. Araştıracağım bu nedir ne değildir diye U15ve U17 milli. Bu küçük bir bilgi yoksa diğerlerinin arasına katmayın.) Sidnei Benfica'da oynuyor. Bu sene 5 yıllık transfer yaptı. İlk maçına da çıktı. Roberto Paraneense'de. Denilson Arsenal'de devam. Az çok giriyor, çıkıyor. Tutundu ama. Bizi yıkan Igor Sevilla'da ama ortalarda yok. Bir yerlerde kiralık. Ramon CSKA'da oynuyor. Caner'in takım arkadaşı. Renato Leverkusen'de oynuyor. Celso Sporting'de ortalarda yok. Haaa diyeceğim A Milli olamasalarda Real gibi, Arsenal gibi, Leverkusen gibi, CSKA Moskova gibi, Benfica gibi takımlarda forma giyiyorlar. Dünyaya açılan ve iyi takımlarda forma giyen 5-6 adamları var. Bizde Murat Duruer Ankaragücü'nde oynuyor. Trabzon maçında oynadı. Emre Balak Gençler'de oynuyor. Aydın Yılmaz Galatasaray forması ile Kayseri maçına çıktı. Sonrası gelmez. Anıl Taşdemir Ankara'da ama piyasada yok. Tevfik Köse Kayseri'de banko oynuyor. Onur Kıvrak Ersun Yanal'ın gözüne girmiş görünüyor. Nuri umarız bu sene Dortmund'da daha fazla forma şansı bulur. Ferhat Hannover'de ama oynamıyor. Deniz Yılmaz Bayern B'de. Caner CSKA'da bir oynuyor 3 oynamıyor. Yılı 10 maçtan kapatıyor. Volkan Babacan abisinin sakatlanmasını bekleyecek. Onlarda da kayıplar çok bizde de. Ama bizden daha istikrarlılar. Ve normal olarak daha iyi takımlarda oynuyorlar. Oynadıkça daha iyi oluyorlar. Şunu daha net göreceğiz ki 3 sene sonra onlar A Milli takıma belki 2005 kadrosundan Anderson'a ek olarak 2 adam daha verecekler ki biri Marcelo. Bu görevin tamamlandığı anlamına gelir zaten. Biz belki Abdullah Avcı'yı A Milli Takım'ın başına getirirsek Nuri ile birlikte sayı 2 olur önümüzdeki yıllarda.

TFF'nin gariplikleri


“Süper Lig kulüplerinin katılacakları resmi müsabakalarda, müsabakanın oyanacağı tarihte kulübe tescil edildiği tarih üzerinden en az iki yıl süre geçmiş, 01.01.1885 ve daha sonra doğmuş bir TC vatandaşı profesyonel futbolcuyu 18 kişilik müsabaka isim listesinde bulundurmaları zorunludur.”


Trabzon-Beşiktaş maçından sonra bir de Gençlerbirliği -Bursa maçı çıktı. Bursa kadrosunda 85 doğumlu oyuncu var ama 2 yılı tescilli değil. Bu da unutulmuş, gitmiş, bitmiş. İtiraz eden olmamışmış. Lig tescil olmuş, herşey bitmiş. Yasaya göre...Olması gereken ne? Maçın Gençler lehine 3-0 tescil edilmesi. Ya düşseydi Gençler? O dönem itiraz olmadığı için...Ya da bu 3 puandan dolayı birilerini düşürseydi Bursa. Neden Gençlerbirliği Ulusoy yönetimine itiraz etmek durumunda kalıyor burasını anlamıyorum? Yanan sadece Gençlerbirliği olmayabilir burada. Bu 3 puan 3-4 takımı birden ilgilendirebilir. x takım şunu mu desin yani. "Biz aslında düşmemiştik ama Gençler itiraz etmeyince düştük." Al işte Sivas'ın durumu. Maç Trabzon-Beşiktaş maçı, Inter Toto'ya giden Sivas. Sadece yenilen takımı ilgilendirmeyen bir durumun oluşabileceği bir gerçek var. Yasa demek ki karşı takım itiraz etmeli diyor. Ya da birileri itiraz etmeli diyor. Demesin kardeşim yasa bunu. Federayon gereğini yapsın. Yapsın da o zamanın federasyonu da olayın farkında değil ki...Ben federasyonda görevli olacağım ve böyle bir durumdan haberim olacak. Kafamı kuma gömmek yerine açarım telefon Trabzon'a ya da Gençler'e. Durumu anlatırım. Bundan da gocunmam. Bu yanlışı görmeme rağmen susup daha sonra 4-5 takımın kaderi ile oynayabilecek bir duruma işi getirmektense bunu yaparım. Federasyonun kendinden haberi yok. Bu farkedilmiş olsaydı birileri haber uçururdu. Çıkardı öyle bir delikanlı...Ama olay dediğim gibi...

8 Eylül 2008 Pazartesi

Bojan Krkiç-Çocuk Oyuncağı


Bosna maçında oynamayan Krkiç hala Sırbistan için oynayabilir bu arada. Çocuk oyuncağı ya bu. AMilli seviyesine kadar İspanya'nın her kademesinde oyna, ben İspanyolum de ama Sırbistan için hala oynama şansın olsun hukuki olarak. Tamam Krkiç bunu istemiyor ama ya isteseydi...Bu dünya vatandaşı kavramını biraz fazla abartıyoruz.

Diego Capel


Şurada oynar, çok hızlıdır, öyledir böyledir yazıları yazmayacağım. Diego Capel'i bilen biliyor. Ama isterim ki kendini yere bırakarak hem hakemi, hem kendini hem de alınan puanları töhmet altında bırakmasın Capel. Bosna maçında bir güzel atladı yine. Hakem de yedi ve penaltıyı çaldı. David Villa kaçırdı. Futbolun biraz delikanlı duruşu kaldı o da bize kalsın. Emek hırsızlığına hiç tahammül edemiyorum. Capel bunu alışkanlık haline getirdi. Bir değil, 5 değil...Artık kendisi de kendisine bir temas olduğunu düşünmeye başladı kendini her yere attığında. Bir de neye çıldırıyorum biliyor musunuz? "Bunun cezası belli.O cezayı göze alıyor zaten eğer hakem yemezse" görüşlerine. Akşamları rahat uyuyursa onun için sorun yok. Ama ben temiz futbol seyretmek istiyorum.

Futbol Kulübü-Kime niyet kime kısmet

Futbol Kulübü'nde Arap Şeyhlerinin özellikle Man City'yi almak için İngiltere'ye gelmediğinden bahsedeldi. Arsenal kulübünden resmi açıklama var. "Önce bizi almak istediler. Olmayınca City'yi aldılar"

Pavel's Dream


Nedved: "I would give up everything for the Champions League title"


The Czech (who scored against Fiorentina) continues to dream of a Champions League title at his age (36): "I'm willing to give up everything -including golf- other than my family. The club did a great job with the new acquisitions. Our opponents will have to sweat to beat us"


O da eksik kalsın be Nedved (LGDS'den alınmıştır)