7 Ekim 2008 Salı

Milli Takım


Dün Milli Takım'ın özellikle Belçika beraberliğinden sonra çok önemli iki maça çıkacağını ama TSL'den dolayı ortamın toz duman olduğundan bahsetmiştik. Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, aday kadroda bulunan Gökhan Gönül, Gökhan Zan, Gökhan Ünal, Gökdeniz Karadeniz, Emre Belözoğlu ve Mehmet Topuz'un sakatlıkları nedeniyle çıkarıldıkları bildirildi. Gökhan Gönül ve Emre'yi bekliyorduk zaten. Sevinelim ki Arda'nın durumu iyi bu durumda. Yusuf ve Turgay eklemesinden sonra Gökhan Zan'ın durumunun iyi olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. Şimdi Servet-Kaş-Gülselam 3'lüsünden Servet ve Kaş'ı defansın göbeğinde seyredeceğimiz kesinleşti. Sağda Kurtuluş ve Sabri alternetiflerinden Sabri'nin oynamasını bekliyoruz. Hakan Balta 4'lüyü tamamlayan diğer adam. Bu arada dün bir hata yapmışım ki Topal kadroda zaten yok. Topuz da mide probleminden kadro dışı bırakıldı. Topuz ve Milli Takım olayının 1. ağızdan net bir şekilde açıklığa kavuşturulması temennimiz. Neler oluyor? Sakatım dedi Kayseri'de maça çıktı, Terim bunun için kendisini Euro 2008'e almadı muammaları, mide rahatsızlığı...Hep soru işaretleri...Belçika maçından çok daha zor şartlarda Bosna karşısına çıkıyor Milli Takım. Marco, A. Akman, Arda ve son olarak sağda Turgay'ı takımdan görürsek şaşırmayalım. Fransa'nın kralı Mevlüt bir diğer banko bu durumda...Yarım sıfır olsun bizim olsun...Milli Takımın şu durumunda dahi kadroda kendine ihtiyaç olmasına rağmen yer bulamayan Can Arat ve Yasin Çakmak'a da selam olsun. Ama hala diyorum ki hocam şu Kayseri defansının göbeğine neden bakmazsın?

6 Ekim 2008 Pazartesi

Sadece bizde olmuyor derken


Olayın boyutlarını daha doğru irdelemek gerekir. Juande Ramos 1912'den beri ligde ilk 7 haftada galibiyet alamayarak şimdiden Spurs'un tarihine geçti. Spurs şu an lig sonuncusu. Ligin en az gol atan takımı. Zaten Ramos da yaptığı açıklama ile Pavluçenko, Bent ve Dos Santos'u hedef göstermiş durumda. Takımımızın en kuvvetsiz yeri forvet hattı. Bent'in yanına Pavluçenko ve Dos Santos'u sen aldın diyemiyorum çünkü son dakika Berbatov'u satan yönetim son dakika Pavluçenko'yu takıma kattı. Berbatov olayını bu kadar sürüncemede bırakırsan Rebrovcenko'ya denize düşenin yılana sarıldığı gibi sarılır ve Ramos'a yukarıdaki cümleleri kurdurtursun. Yolcudur Yattara bağlasan durmaz durumları varsa, bu krizi iyi yönetmen gerekir. Berbatov bastı gitti. Zokora, Bentley, Aaron Lennon, JJ, Luka Modric, Corluka, Gareth Bale vs. vs...Ramos hala takımımın başındayım ve istifa etmeyeceğim diyor. Basın da göndersinler diye bekliyor çünkü sözleşmesinde 15 milyon poundluk tazminat var demekte. Ramos yukarıdaki açıklaması ile Pavluçenko'yu ben istemedim demeye getiriyor. Keegan ve Körbişli istifa ettiğinde demek ki sadece biz de olmuyormuş EPL'de de 3-4. haftada hoca gidiyormuş dediler. İyi de bu adamların istifa sebepleri yönetimle ters düşmeleri. Bu adam gitmesin dedim ama benden önce sattınız durumları. Ya da benden habersiz kimi alıyon kimi satıyon durumları. Biz burada afadersiniz eşek başı mıyız durumları...Bizdeki durumla arasında dağlar kadar fark var. Biz de daha çok sonuca endeksli durumlar söz konusu. Arada dağlar kadar fark var. Ramos'un 4 golünün birini Boro kendi kalesine attı. Kalanları JJ ve Bent...Bir nevi haklı ama çıkıp da görünen köyü böyle dillendirmesi ve üzerinde Berbatov baskısı olan Rebrovcenko'yu hedefe atması, tartışılır...İngiliz basını Ramos gitsin mi kalsın mı diye anket yapıyor...Anket kültürü çok yaygın dünyada. Halka soralım...Şu hali ile Fener, GS ve BJK'den aşağı kalır bir tarafı olmayan ama ligde sonuncu olan Spurs'un hocası ile ilgili yapılan anketin sonucu ne biliyor musunuz? %67 kalsın % 33 kovulsun...Bırak Spurs'u Kocaeli, Konya hocası gitti 6 haftada. Çıkıp da orada da oluyor burada da oluyor demeyelim. Her ne olursa olsun Ramos'un Stoke, Bolton, Arsenal, Liverpool maçları kaderini çizer. Rebrovcenko Ramos'un başını yer gibi duruyor...

Milli Maç...Nereye?


Aragones kovulsun mu? Önce Skibbe mi gitsin? Ertuğrul kesin gidiyor? İlk giden hocayı bil gazoz kapağı kazan. Fener tribünü, formaları çıkarın çıplak oynayın, Yusuf > Lincoln...Cumartesi günü Bosna ile milli maç oynuyoruz beyler. Malzeme bulma konusunda bu aralar pek sıkıntı çekmiyoruz ama 2002 sonrası yaşadıklarımızı tekrar yaşayarak ve başa dönmek bizlere sadece 2 yıl kaybettirmiyor. Daha başka şeyler daha kaybettiriyor. İçeride beklenmedik 2 puan verdik zaten. Bu 2 maçlık seriyi bu 2 takım kayıpsız geçmek zorunda. Yoksa hem Belçika hem de Bosna deplasmanları ağır gelebilir. Daha önümüzde 2 İspanya maçı var ayrıca. Sami Yen'deki hatır gönül maçı gibi olmayacak bu maç. Nihat yok, Hamit yok, Semih yok, Gökhan Gönül, Emre ve Gökhan Zan'ın durumu belirsiz, Arda sakat sakat oynuyor. Topal sakatlıktan yeni çıktı. Bir kısmı kadrodan çıkarılacaktır zaten. Bosna'nın kadrosuna bakıp Misimoviç'in, Müslimoviç'in, Dzeko, Nadareviç, Salihoviç'in durumunu bilememize gerek yok biz kendimize bakalım. Belki de Milli Takım bu kadar sakatına rağmen bu ortamda en rahat çalışma dönemini yaşayacak? Basının malzemesi bol, milli takımla ilgilenemeyecek kadar bol hem de. Bosna yazmaya yazacağız ama takıma 2 takviye var biri Yusuf bir diğeri de Turgay. Al, alma demiyorum ama şu defansın göbeğine de bir stepne alsaydık diyorum. Yıldıray sağlam olsa kadroda olacak mı? Olmayacak...O tren kaçtı. Yıldıray'ı küstür, Yusuf'a hediye ver. Sen diyorsun ki Servet sakat değil. Gökhan'ın sakatlığı önemli değil. İbrahim Kaş hazır. Ceyhun Gülselam'da stepnenin stepnesi. Gözüm kapalı koyarım U21 maçı önemli değil diyorsan sorun değil. Biz yazdıklarımızı çöpe atarız. Takviye yapılan bu 2 adamdan biz bunu anladık...

Defansın göbeği


İngiltere'nin Kazaksitan ve Belarus maçlarındaki kadrosu...


James (Portsmouth), Green (West Ham), Carson (West Brom); Brown (Manchester United), Johnson (Portsmouth), Terry (Chelsea), Ferdinand (Manchester United), Lescott (Everton), Upson (West Ham), A Cole (Chelsea), Bridge (Chelsea); Beckham (Los Angeles Galaxy), Walcott (Arsenal), Barry (Aston Villa), Jenas (Tottenham), Lampard (Chelsea), Gerrard (Liverpool), Downing (Middlesbrough), Wright-Phillips (Manchester City); Heskey (Wigan), Crouch (Portsmouth), Rooney (Manchester United), Defoe (Portsmouth)


Beckham yine kadroda. 14 farklı takımdan oyuncu var. Milli takıma en fazla oyuncu veren takım Portsmouth ve Chelsea. Liverpool ve Arsenal'den sadece Gerard ve Walcott var. Capello'nun yurtdışını takip etmesine gerek yok Beckham hariç alayı İngiltere'de zaten. Bizim kadromuzda yurtdışında top koşturan 7 oyuncumuz var. Ve Mesut Özil'leri ve Serdar Taşçı'ları kaçırmamak için bir o kadar da kuvvetli bir ekibe ihtiyaç var. Sadece aha budur demek için değil...Türk basınına Türkiye-Almanya maçında M.Doğan'ın Almanca röportaj vermesi gibi bir durumun da önüne geçmek için.


Gökhan Zan sakat. Ne derece ciddi belli değil. Defansın solu için 3 isim var. Hakan Balta, Uğur Boral, Çağlar Birinci. Gökhan Gönül'ün durumu da belli değil. Servet formsuz. Servet'in yanında oynayacak tek isim şu kadroda İbrahim Kaş. Ceyhun Gülselam'ı Kaş'a tercih edecek değil herhalde. (Egemen'i ayar ediyordur bu Ceyhun...Hele Egemen şaka kaldırıyorsa) Bu kadro sakatlıklardan dolayı değişecektir. Servet'in yanına Kaş'ın bir stepnesi lazım. Topal'da sakat ki Almanya maçından bir farkı kalmadı defansın göbeğinin. Sayın Terim, şu defansın göbeği için bu kadroya adam eklenmeli. Şu Kayseri'nin göbeğine baksanız belki Ceyhun Gülselam'dan şu an için daha fazla iş yapacak bir adam bulursunuz. İsimleri ben saymayayım artık dün ve PSG maçlarında seyrettik. Siz ki bir Avrupa Şampiyonası'nda dannn diye Vedat İnceefe'yi ilk 11'e koydunuz. Tam 12 sene önce...

Lavezzi


Ocak ayı transfer açıklamaları şimdiden başladı. Chelsea'nin Luis Fabiano'ya attıracağı imzaya ek olarak Daily Mirror Chelsea'nin Ezequiel Lavezzi için 10 milyonu gözden çıkardığını yazdı. Anelka inadına atmaya devam ediyor. Bu adamı Dünya çözemedi ben çözememişim çok mu?

Berlusconi


In a long interviewed accorded to Stadio, Silvio Berlusconi has declared: "Ibrahimovic's goal? I have not seen it but I have heard about it. He is a great champion and I admit that two years ago he was very close to move to Milan. Too bad that in that season we were involved in the Calciopoli scandal and we were not even sure to be able to play the Champions League. He was going to be another champion in a team that has always been and still is full of champions". Şu skandal patlamasaydı Inter avucunu yalardı. Zlatan şu an bizde olurdu. İsteyerek gitmedi zati, biraz da mecbur kaldı anlamı çıkıyor gibi.

5 Ekim 2008 Pazar

Vahamet

Dakika 81. 1-45 arası 0 pozisyon, 46-81 arası "bizler inandık siz de inanın" dönemi yine 0 pozisyon. Gol hakemin hediyesi. Ne mutlu ki Aghahowa CM günlerine geri döndü. Tek korkum Arsenal'in tarifeleri. Orada Lugano'ya faul var. Seviniyorlar. Evet Sn. Yula bir gol daha yedik. İlk yarıdaki o pozisyon gol olsaydı. Efendim? Yok bir şey...
Late post: 82-90 arası yine o pozisyon...

Trabzon-Konya Maçı


Trabzon-Konya maçında Veysel golü atınca çığırtkan Ciiiihhaaannn dedi Konya tribünleri Veysel. Maçı anlatan arkadaşımız konuyu hemen "ben demek ki yanlış görmüşüm golü Cihan atmış" durumuna soktu. 2-3 dakika sonra yine Veysel attı. Bu sefer de hala uyanamanın verdiği sarhoşlukla Veysel ligdeki ilk golünü attı dedi. O an arkadaşımızdan başka herkes farkındaydı golleri Veysel'in attiğından. Korktum ki Cihan gol atacak ve çığırtkan Hasspolatlııııı diye bağıracak. O zaman uyanır mıydı acaba?

İzlemek istiyorum


Bu hafta hangi maçları seyretmek isterdiniz diye sorsanız tartışmasız Heerenveen 5- Ajax 2 ve Rennes 3- Lyon 0 derdim. Heerenveen'in son dakikada kaçırdığı bir penaltı var ki hem penaltıyı hem de Barcelona'ya nazire yapmayı kaçırdılar. Pranjic kaçırmış. Avrupa'dan Futbol kovalayacağız artık. Sahi tüm TV kanallarında yayınlanan bu tarz programların adı Avrupa'dan Futbol mu?

Sportnig Gijon


Sporting Gijon hakkında zamanında küçük bir post girdiydik. Bu hafta deplasmanda Mallorca'yı 2-0 yendiler. Goller Carmelo ve Canello'dan. Bu galibiyetle de son sıradan kurtulup Real Betis'i sonunculuğa gönderdiler. Önümüzdeki maçlara bakıyoruz. Bakalım neler olacak?

Çıplak


Maç bitmeden postumuzu girelim dedik. Atletico maçına ne yazacağım ne yazacağım diye düşünmektense...İlk golde uyu, uyu ki top havadayken hala adam paylaşmaya çalışıyordu Atletico'lular. Sonra Messi attı kendini. Sonra siesta. 3-o. Meksikalı bu takımın başında kalırsa ki kalır Madrid'de çok güzel bir maç seyrederiz. Gelelim konumuza. Maç bitmeden yazmak çok daha iyi. Skor ne olur bilemem. Şu an 2-1. Bursa'nın formalarındaki istikrarsızlık oyununa fazla yansımadı. O ne kardeşim ya. Biri Yusuf yazar, biri M. Sarp biri Ozan. Biri de lakabını yazsın bari. Galatasaray'a ise karışan görüşen yok. GS'nin kırmızısı malum bayrak kırmızısı değil. Turuncu formaya kırmızı numara bu formaya da siyah numara tamamen okunmasın diye. Bellinzona maçında neden turuncu formanın arkasındaki numara siyahtı diye sorası geliyor insanın. Sadece bu maç için Yusuf'tan al bir klip yap Maradona'ya gönder daha yok mu diye menejerine telefon açtırır. Kendi takımıza koymayacağımız ve sadece skoru değiştirdiği sürece var olacak Yusuf 4-5 kere tabela değiştirme hamlesi yaptı bugün. İkisinde de başarılı oldu zaten. TSL'nin has adamı. Aybaba'nın soyunma odasında her maçtan önce M.Sarp ve Bekir Ozan'ı kenara çekip "run run run" dediği aşikar. Yoksa tek taraflı Yusuf attırsa da bu orta saha 1 kişi eksik. İkisi de iyi oynuyor. İtiyor ileri Yusuf'u. Yusuf ile Sercan, Romaşenko ve Adriano da iyi anlaşıyor ki Yusuf aldığı her topta solda ve sağda birini görüp ara pasları içeri katedip indirdi önlerine. Servet-Meira-Sabri ve Volkan'ı 3-4 kere kafa kafaya tokuşturdu. Son 2'den biri. Kewell is the king Lincoln is naked. Bu kadar net bir şekilde ortaya çıkamzdı herhalde bu pankart. Son sözümüz ise Ivankov'a. Libero değil ön libero. Yanılmıyorsam ilk golde 30 metre Yusuf'un önüne bir top attı ki al da at der gibi. Sürekli arıyor. Sürekli kafa havada. Ligimizdeki tüm kalecilerin kendisinin bu özelliğini özellikle seyretmesini salık veririz.

Oldies


Böyle bi LeeCooper gençliği havası sezdim bu fotoğrafta. Çekim bitince motorlarına atlayıp çevreden geçen yaşlı amca teyzelere " Yoldan çekil moruk!!" diye bağaracaklar gibime geldi. Çılgın gençlik işte. Aşağıdakinde ise kıyafetlerin daha bi piyanist şantör havası var, saçlar ise yine yırtıcı gençlik havasında Bekım abinin. Victoria abla da inceden yokluyor..

4 Ekim 2008 Cumartesi

Metzelder


Alman Milli takımı teknik direktörü Joachim Löw, Dünya Kupası elemelerinde Rusya ve Galler ile yapacağı maçlar öncesinde aday kadrosunu açıkladı. Serdar Taşçı kadroda Mesut Özil ise yok. Metzelder sakat falan değil diye biliyorum. Dünya Futbolu adına Löw'ün kendisini kadroya almamasına sevindim. Çok mutlu oldum. Bu adam Real'in kadrosunda. Schuster kontenjanı.


Kaleci: Robert Enke (Hannover), Rene Adler (Bayer Leverkusen), Tim Wiese (Werder Bremen)

Defans: Clemens Fritz (Werder Bremen), Arne Friedrich (Hertha Berlin), Marcell Jansen (Hamburg), Philipp Lahm (Bayern Münih), Per Mertesacker (Werder Bremen), Serdar Taşçı (VfB Stuttgart), Heiko Westermann (Schalke 04)

Orta saha: Michael Ballack (Chelsea), Torsten Frings (Werder Bremen), Thomas Hitzlsperger (VfB Stuttgart), Jermaine Jones (Schalke 04), Simon Rolfes (Bayer Leverkusen), Bastian Schweinsteiger (Bayern Münih), Piotr Trochowski (Hamburg)

Forvet: Mario Gomez (VfB Stuttgart), Patrick Helmes (Bayer Leverkusen), Miroslav Klose (Bayern Münih), Kevin Kuranyi (Schalke 04), Lukas Podolski (Bayern Münih)

Kriz..

Öp başına koy


EPL'de son 7 sezonun ortalamasına baktığımızda bir takım maç başına 1,2903 gol atıyor. TSL'de ise bu rakam 1,3867. 70 puanla şampiyon çıkardığımız sene bu rakam 1,2026. 01-02 sezonunda ise 1,4869'u görmüşüz. 7 sezonun en yüksek ortalaması. EPL 02-03 sezonunda 1,3315'leri görmüş. Son 7 sezonun en yüksek rakamı bu. EPL'de ilk 6 TSL'de ise ilk 5 haftaya baktığımızda EPL 1,3898'de biz ise 1,2555'deyiz. EPL soz 7 sezon ortalamasının %7,71 üzerinde, biz ise %9,4 gerisindeyiz. Bu şekilde devam edersek Hacattepe-Denizli ya da Fenerbahçe-Galatasaray maçlarında ortalama 2,7734 gol seyredip stadı terkedeceğiz. La Liga'da maç başına bir takımın attığı gol ortalaması şu an 1,23. Sporting Gijon'a rağmen. Serie A'da ise ilk 5 haftanın acı tablosu gözlerimizin önünde. 1,08. Juventus'un sorunu hepsinin sorunu anlayacağınız. Bundesliga ilk 6 hafta sonunda uçuyor. 1,5185 ortalamayı tutturmuş durumda. İlk 5 takımın 2,30 ortalama yakalaması ayrı bir mevzu. Inter-Werder maçını seyrederken bile bu takım ne zaman gol atacak diye bekliyorsun? Anarthosis maçında gol atamamalarına rağmen kaleye 20'nin üzerinde şutları olduğunu hatırlatmak isteriz. Fransa'da ise ortalamanın Serie A'dan geri kalır tarafı yok. 1,071'deler. Avrupa'nın 6 ligi içerisinde Bundesliga'dan sonra 2. sıradayız. Dünya'da gol ortalamaları kademeli olarak düşüyor. Öpüp başımıza koymamız gerekir. ŞL'yi ilk iki haftanın sonunda baz aldığımızda bir takımın maç başına 1,1718 gol attığını görüyüruz ki Serie A ve Lig 1'in doğal olarak üstünde...Liglerin değerlerini bir kenara koyalım. Overrated bir lig olduğumuz Avrupa Kupaları'ndan takımlarımızın gösterdikleri performanslardan belli. 77 milyon Euroluk Beşiktaş'ın Delgado'su 8 milyon Bobo'su 7,5 milyon. Alex 12-13 milyon civarı. Delgado'yu o paraya Katar'a satarsın ancak. Ronaldinho'nun 21 milyon ettiği yerde...4-5 haftada bir verileri güncelleyip sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Lig kızıştıkça bakalım nerelere giedeceğiz. Ama şimdilik...Öp başına koy...

3 Ekim 2008 Cuma

L. Fabiano


2 ameliyatlı dizinden Drogba sakatlandığı gibi L. Fabiano demeye başladı İngiliz basını. Drogba'nın önümüzdeki yaz Milano'ya gideceğine kesin olarak bakan İngilizler Ocak ayında L. Fabiano'nun Chelsea'ye transfer olacağını konuşuyor. La Liga'da geçen sezon Güiza'nın ardından 24 gol sallayan Fabiano'ya Scolari'nin hayranlığından bahsediliyor. Bu sene Deco ve 33'lük Mineiro gibi Brezilya doğumluları kadroya katan Scolari'nin ilk bomba transferi olmaya aday Fabiano. ŞL'de oynayabilecek durumda olması da tadından yenmez kıvama getiriyor kendisini. Sheva ve Pizarro performastan emekli, Anelka ne kadar atarsa atsın o takımın adamı değil, Kalou esas çocuk değil. Ben o takıma bir tane Fabiano koyarım yanına da bir tane Drogba koyarım ya neyse. Yanlış yerden vuruyor bence basın. Fabiano'dan Chelsea'ye gelirsek. Essien 6-7 ay yok. Deco 1 aylığına sakatlandı. Carvalho 1 aylığına yok, Alex oynuyor Terry'nin yanında. Drogba en 3 hafta yok diyorlar. Takımın malzemecisi olarak bir de ben sakatlanayım tamam olsun bari. Yahu Fener'de bir Marco gitti yerine koyamadılar. Deyvit ve Vederson sakatlandı ortalık karıştı. Gemi hala su almaya devam ediyor. Sen zaten sadece Semih ve Güiza ile yola çıkmayı göze almışsan Semih ya da Güiza'nın yolun bir tarafında seni 3-4 haftalığına bırakacağını bilmen için "kahin" olman gerekmiyor. Hala Aziz Yıldırım ve ekibi ışıklarla uğraşsın. Barcelona maçındaki gibi hepten gitmesin de elektrikler. Sonra Galatasaray pankartı yapıştırıyor "Ebediyen karanlığa gömülün" diyerek. Gerçekler zamanla anlaşılır. Nereden nereye geldik gene.

Serpil Hamdi Tüzün


Futbol Ekstra'nın Ekim sayısında M. Tahir Kum'un Serpil Hamdi Tüzün'le röportajı var. Orada şöyle diyor Sn. Tüzün "Duran toplarda sadece Türkiye'de değil dünya futbolunda büyük yanlışlar olduğunu düşünüyorum. Böyle atılan tesadüfi gollere karşıyım. Goller bu kadar kolay atılmamalı. Ceza alanında 15-16 kişi, içeri sert vur, birine çarpsın, gol olsun, bu kadar ilkel bu kadar basit. Oysa goller akılla atılmalı. Ortak akılla. Hesap basit. Sahada kaleciler hari. 20 oyuncu var. Yaklaşık 7000 metrekarede. Yani bir oyuncuya 350 metrekare alan düşüyor. Ceza alanı içi yaklaşık 450 metrekare. Orada bir sürü oyuncu. Burada bir yanlışlık var. Beyinde 125 milyar hücre var. Bizler daha iyi goller izlemeye layığız. Barajların 5 metreye indirilmesini savunuyorum. Böyle basit gollere son verilmeli. Futbol sektörünün karar vericileri üzülmesin az gol atılacak diye. Ofsayt taktiği sonucu yenilen trajikomok goller varken, rakip ortalarına izin veren beklerin hediyesi goller varken, ezbere verilen paslar yüzünden kaptırılan toplardan yenen goller sürdükçe goller hiç bitmez. Beklerin tek düşüncesi vardır, çalım yememek, rakibin onu topla geçmemesi. Onun dışında rakibin orta yapıp yapmaması beki fazla ilgilendirmez. Savunma için mühim olan rakibin değil, topun oradan geçmemesi. Eğer bir bek karşısındaki oyuncuya orta yaptırıyorsa ve o ceza sahasına giden top gol oluyorsa birinci suçlu orta yaptıran bektir. Bizde stoperler değil, bekler daha yetersiz. Goller bu kadar kolay atılmamalı. Atılan gollerin çoğu karşı tarafın hatalarıyla oluyor.


Çiftçi memleketinden gelmeme rağmen şu metrekare hesabını şimdiye kadar hiç yapmadım. Değişik bir düşünce. Saniyede 88 hareket yapan beki de bulmak çok kolay değil. Ama bekin beynine bunu çakmak 3'ünden birinde başarı sağlamasını sağlamak için yeterli bence. 3'te 0'dan iyidir. TSL'de yılda frikikten kaç gol atılıyor diye sorarsanız valla ben bilmiyorum. Ama çok da fazla bir şey kaybetmeyiz diye düşünüyorum. Yahu ben neler diyorum? İşin özeti...2 Avrupa Şampiyonuluğu bir de Avrupa 2.liği kazandıran adamı dinlerim. Katılırım, katılmam ama dinlerim. Riva'da Milli Takım seçmelerinde hayatımda ilk defa çim sahaya çıkmışım. Serpil Hoca'da ellerini kavuşturmuş seyrediyor. 22 kişiden sadece bir kişiyi aldı, 80 dakikanın üzerine bir yarım saat daha oynattı. Ben de kenarda durdum bu adamın benden ne fazlası var diye seyrediyorum. O adam orta sahanın solunda oynuyordu. Çizgiyi 60 metre kullanmaya çalışıyordu çünkü o zamanlar A Milli Takım 3-5-2 oynuyordu. Ginolavari değildi ama sağdan tek orta gelmedi. Dili bir karış dışarıda bitirdi maçı. Kim gibiydi derseniz Hakan Ünsal'ın bir alt modeli idi.

Torcida




Bu adamların tribün görüntüleri daha önce bazı blog sitelerinde yer aldı. Biz de bu görselleri bloga koyalım dedik. http://www.torcida.org/ sitesinden Hajduk taraftarının marifetleri ve geri kalan dövmeleri takip edilebilir. Grobari ve Delije ile salacan Hollanda'daki gibi boş bir araziye yesinler birbirlerini. Emanetleri de girişte toplayacaksın. Delije'nin genç ve cesur çocukları gibi olsun ortam. Horde Zla'da bir tarafıyla gülsün. Hırvatistan-Türkiye maçından sonra Almanya'ya dönerken arkadan gelen Türk arabalarının lastikleri patlasın diye çivi atan güruhla aynı güneşte ısınmış arkadaşlarımız.

Çocuklar İnanın 2


1 Eylül günü yazılan ve üzerinden aşağı yukarı 30 gün geçen bir post.
Neydim, ne oldum, ne olacağım. İnanamazsın...Gördüklerine...

UEFA'da torbalar


Torba 1: AC Milan, Sevilla, Valencia, Benfica, Schalke 04, CSKA Moscow, Tottenham Hotspur, Hamburger SV

Torba 2: VfB Stuttgart, AFC Ajax, Olympiakos, Deportivo La Coruna, Club Brugge, Spartak Moscow, Paris St. Germain, Heerenveen

Torba 3: Rosenborg, Udinese, Feyenoord, Sporting Braga, Slavia Praha, Manchester City, Galatasaray, Sampdoria

Torba 4: Hertha Berlin, Nancy, PartizanFC, Copenhagen, Dinamo Zagreb, Standard Liege, FC Twente, Metalist Kharkiv

Torba 5: Portsmouth, Racing Santander, St. Etienne, Lech Poznan, Zilina, NEC Nijmegen, Wolfsburg, Aston Villa


Atletico, Fiorentina ve son durumundan sonra Anarthosis'in 4. torbadan kuraya girerek yarattığı "haksız rekabet" ortamının bir benzeri de burada var diyebiliriz. Misal Portsmouth, Villa, Wolfsburg...Hatta Racing. 2. torbanın 3-4 takımına bakarsanız ne demek istediğim daha fazla netleşecektir. Milan-Ajax-Galatasaray-Copehhagen-AstonVilla da grup CSKA-Brugge-Galatasaray-Nancy-Zilina da grup. Ama hepsinden de öte Galatasaray'ın durumu. Kolay grup, zor gruptan öte önemli olan burası. "Biz bunları çiğ çiğ yeriz" diye başlarsak midemize oturuyor.

Ketsbaia' nın Hocalık Kariyeri


"Kıbrıs Rum Kesimi 1.Lig'nde de zirvede yer alan Anorthosis, yaptığı 4 maçta aldığı 4 galibiyet ve topladığı 12 puanla liderlik koltuğunda oturuyor. Kadrosunda ünlü bir isim bulunmayan Anorthosis'in teknik direktörlüğünü ise Gürcü teknik adam Temuri Ketsbaia yapıyor.

Temuri Ketsbaia'nın çalıştırdığı ünlü takımlar arasında ise Newcastle United, Dundee ve AEK var."

Son bölüme kadar herşey güzel Hürriyet' in haberinde. Ketsbaia' nın çalıştırdığı ünlü takımlar bölümüne kadar! Sakın bunlar futbolcu Ketsbaia' nın oynadığı takımlar olmasın canım arkadaşım? 2006' ya kadar top oynadı Ketsbaia. Son senelerinde de Anorthosis' de hem hocalık hem de oyunculuk yapıyordu. Bundan önce de haberde bahsi geçen takımlarda futbol oynamışlığı var Ketsbaia' nın. Ama haberi hazırlayan üşenip de bir araştırmasını yapamamış ki. Ya da Ketsbaia diye aratmış çıkan sonuçları da adamın hocalık kariyeri sanmış. Neden, çünkü futbol oynadığını bilmiyor adamın. Hürriyet' in okuyucuları da haberin altındaki yorumlarda şike teorileri ortaya atıyor bir yandan, okuyoruz.

2 Ekim 2008 Perşembe

Blog yazarı...Peh...


Geçen gün CNNTURK Washington muhabiri Ahu Özyurt'u dinliyorum ABD başkanlık seçimleri ile ilgili. Obama'nın bilmem nerede yaptığı konuşmayı takip edenleri anlatmakta. İşte efendim şu köşe yazarları, bu muhabirler falan filan. Sözlerini tamamlarken de şunu dedi. 100'lerce blog yazarı. 100'lerce blog yazarı Obama'nın bilmem neredeki konuşması için orada. Hem blog yazıyor hem de muhabirlik yapıyor gibi bir durum. "Google yazarı değil" diyelim kısaca. Bizim en fazla yapabileceğimiz maça giderek gittiğimiz maçı yazmak bu "muhabir blogçu" anlayışı içerisinde...Ya da TRT'nin "gezelim görelim" programı kıvamında atmosferi sizlerle paylaşmak. Ama hiç olmadı kendi kendimin editörüyüm. Tepemde illa bugün Fener ya da Galatasaray yazacaksın diyen birileri yok. Galatasaraylı Esat Yılmaer gibi Fener kazansa da gazete daha fazla satsa diyen biri de başımda değil:))İstediğimi yazıyorum. İstediğimi yazmanın dışında, istediğim zaman yazıyorum. Hergün ya da iki günde bir yazmak durumunda da değilim. Hepsinden de öte rating korkun yok. Sen okunmuyorsun o yüzden senin iş hakkını feshedeceğiz demiyor kimse. Ya da sen rating için yazı yazmıyorsun. Oranı buranı açmana da gerek yok. Geçen gün bunları düşündüm. Dedim ki kendi kendime..."Google yazarıyım" ama hiç olmadı özgürüm. Hem google yazarı hem de esir değilim.

ŞL 4. torba


4.Torba: Atletico Madrid, Shakhtar Donetsk, Fiorentina, Dinamo Kiev, Cfr Cluj, Aalborg, Anorthosis, Bate Borisov takımlarından oluşmuştu bu sene. Ligde 2. hafta maçları tamamlandığında 4. torbadan gelerek 4. sırada olan tek takım Aalborg. En çok ulan bu da nereden bizim gruba düştü dedirtenler ise Atletico, Anorthosis ve Cluj...4. haftanın sonunda torba ve puan durumu karşılaştırmalarını yapmak için görüşmek üzere.

CM'nin çuvallamaları


Bu blogu takip edenlerin büyük çoğunluğunun hayatına bir şekilde CM'nin girdiğini tahmin ediyorum. CM efsanelerini yazmak yerine çuvallamalarını yazalım burada bu sefer. CM'de ortalığı kasıp kavuran ama gerçek hayatta çuvallayan kimler var acaba? Ben bir tanesi ile başlayıp diğerlerini yorumlara bırakmak istiyorum. İlgili çuvallamalarla ilgili bakalım neler çıkacak? Mark Kerr. Üç kuruşa Falkirk'den al takım gözetmeksizin sana bir sezonda 20'nin üzerinde asist yapsın çuvalla gol atsın. Ne iş yapar bu adam derseniz İskoçya dışına çıkamamış durumda. Falkirk'den Dundee United'e oradan da Aberdeen'e. Dundee United'de 160 küsur maçta sadece 2 gol. İşin ilginci A Milli olamamış durumda. Benim hayal kırıklığım Mark Kerr'dir.


Not: Maxim Tsigalko değerlendirme dışıdır. Scout göndermeyin:)))