17 Ekim 2008 Cuma

Paçalı don istemiyoruz







Şu formalara inaılmaz derecede takmış durumdayım. Geçmişe duyduğumuz özlem aslında geri gittiğimizden değil, saflığımızı ve temizliğimizi kaybetmemizden. Kaybolan saflığımızı arıyoruz bir nevi. Bu "maddecilik"e o kadar sıkı sıkı bağlıyız ki özlemini duyduğumuz "maneviyat" bize her zaman çok ama çok uzak olacak bundan sonra. Efsane formaları satışa çıkarmak bile bir yerde o duygularımızın sömürülmesi değil mi? Formalar aynı ama zamanın saflığı çok uzaklarda. Geçelim bunları. Adidas'ın, Puma'nın, Nike'nin geçmişi pazarlayarak 2000'li yıllara nasıl tutunduğunu tüm modellerinden görebilirsiniz. Yoksa bu devirde küçükken hergün parlattığım Stan Smith'leri kim giyerdi. Bunu giyeceksin dediler ve giydik. Onları giyerken bile aslında dayatılanın farkında mıyız acaba? Bu fotoğrafları neden seçtim biliyor musunuz? Nostaljinin neresinde durduğumuzu görebilmek için. Hala futbolcuları sahada bir basketbolcu ya da boksör şortuyla görmekten inanılmaz derecede rahatsız oluyorum. Bazı futbolcuların diz kapakları dahi görünmüyor. Palyaço gibi. Hadi devir değişiyor. 1.85'in altındaki defans oyuncularına burun kıvırılıyor. Kötü mü duruyor Van Baten'de yukarıda. Az kısaltın şu şortları. Şort değil paçalı don sanki. Üstü kaval, altı şişhane. Yakışmıyor topçu adama. Hadi bu kadar da kısa olmasın ama paçalı don kıvamına da sokmayın.

TED-Fıratpen Tenis Turnuvası


Turnuvadaki tüm maçlar ücretsiz olup program aşağıdaki gibidir efendim. Final maçı sonrası sucuk-köfte ziyafeti verilmektedir. Maçlar, Tarabya TED'te olup daha fazla bilgi almak isteyenler 0 212 262 90 80 numaralı telefondan Nermin Hanım'a ulaşabilirler. Turnucayı 9 sene boyunca teklerde ülkemize kazandıramamış olmamıza rağmen bu sene İpek ya da Pemra'dan kupayı bekliyoruz. Maçlara da bekliyoruz. Aşağıda yazılı ama detay geçelim ki maçlar kapalıkortta...


Türkiye’nin 25.000 $ ödüllü bayanlar kapalıkort tenis turnuvası olan “9. TED-FIRATPEN Cumhuriyet Kızları Uluslararası Tenis Turnuvası”, 27 Ekim - 2 Kasım 2008 tarihleri arasında TED Spor Kulübünde yapılıyor. Turnuva ayrıca Türkiye’nin en uzun süreli kapalıkort bayanlar tenis turnuvası olma özelliğini de sahip.

Yaklaşık 49 ülkeden 376 sporcunun müracaat ettiği turnuvada bu yıl dünya sıralamasının 124. sırasında yer alan Beyaz Rusya’dan Anastasia Yakimova turnuvada 1 numaralı seribaşı. Turnuvada, 2 numaralı seribaşı Avusturyalı Patricia Mayr (138) ve 3 numaralı seribaşı Alman Anne Schaffer (195) diğer iddialı isimler.

Dünya Tenisinde ülkemizin en üst sıradaki raketi (Teklerde 315 – Çiftlerde 301) Pemra Özgen (TED) ve uluslararası klasmanda adını en çok duyurmuş tenisçimiz İpek Şenoğlu (Teklerde 852 – Çiftlerde 87) (TED) geçen yıl olduğu gibi bu sene de turnuvada yer alıyorlar. Bu yıl kendisinden büyük başarılar beklediğimiz Pemra Özgen kupayı kaldırmayı hedeflerken, bir başka başarılı raketimiz olan Çağla Büyükakçay da (ENKA) turnuvada adından söz ettirecek sporcularımızdan biri. Eylül Benli, Aslı Semizoğlu, Tuğçe Doğan, İdil Hacıarifoğlu, Filiz Demiroğlu ve Dilara Yurtkuran ise turnuvaya elemelerden katılıyorlar.

Turnuva Programı
26-27 Ekim 2008 Elemeler
28 Ekim -2 Kasım 2008 Ana Tablo Maçları

1 Kasım, Cumartesi* 14.30 Tekler Yarı Finalleri* Müteakiben Çiftler Finali
2 Kasım, Pazar* 14.30 Tekler Finali* Ödül Töreni* Şenlik (abur cubur)

16 Ekim 2008 Perşembe

Diadora

Mecburiyetten Umbro giysek de ayağımıza her zaman Diadora takarız. İtalyan İtalyan'dır. Alttan vermiş mesajı.

Hesap kitap


2010 Dünya Kupası'na nasıl gideriz? Estonya beraberliği sonrası pasaport alma statüsünü bir hatırlamakta fayda var. Avrupa'dan 9 grup 53 ülke var. 9. grup 5 takımlı diğerleri ise 6. 9 grubun birincisi direk katılıyor. 9. grubun ikincisi ise turnuvaya her durumda el sallıyor. Yani 9. grup her durumda turnuvaya tek takım gönderiyor. Geriye kalan 8 grubun 2.'leri ise aralarında play off oynayacak. 9+4=13 Avrupalı katılacak turnuvaya. İspanya'nın Belçika'yı Güiza'nın asistiyle yenmesi gayet iyi oldu. 1. çıkacak halimiz yok. Gerçeklere göre hareket etmek daha mantıklı. Rakiplerimizle yani Bosna ve Belçika ile deplasmanda oynamak dezavantaj gibi görünse de bizim için neyin dezavantaj neyin avantaj olduğunu ben çözemedim. İçerideki Ermenistan ve Estonya maçlarını bir kenara koyarsak zaten 4 maçımız kaldı. 2 İspanya, Belçika ve Bosna. 4 kritik maçın %75'ini deplasmanda oynayacağız. Bu realiteye göre hareket etmek durumundayız. Sorun Belçika ve Bosna'nın ikisinin birden devrede olması. Bir play off koltuğuna 3 aday var. Bu savaştan kim çıkar göreceğiz? İspanya'ya ile oynayacağımız 2 maçtan birinde mutlaka ama mutlaka kazanmalıyız. Puana ihtiyacımız olmasının yanında İspanya'nın Belçika ve Bosna maçlarında gereğinden fazla yaymaması için. Yoksa Krkiç'lerle çıkarlar yine de grubu 1 bitirirler. Biz de çelik çomak oynarız. Bunun dışında fazla analiz yapmanın bana göre anlamı yok çünkü ezber bozan absürd bir takım olduğumuzun farkındayım. Bekleyip sonuçları görmek lazım. Ya da çıkıp göbeğimizi keseceğiz diyelim. Şimdi...Gelelim grublardaki play off rakiplerimize. 1. grupta Macaristan hesapları alt üst etse de Danimarka ya da Portekiz'den biri ile oynayabiliriz. 2. grupta 2.lik İsviçre ve İsrail dışına pek çıkmaz gibi. Bela anlayacağınız. 3. grupta şu an 2. Polonya. Slovakya lider. Slovenya ve Çekler diğer takımlar. Kimin lider kimin 2. olacağı tam bir muamma. Tu ki Çekler oldu. Buyrun cenaze namazına. 4. grupta 2. lik için Rusya'yı bekliyoruz. 6. grup Hırvatistan ve Ukrayna dışına pek çıkmaz. 7. grup Fransa ve Romanya'yı yukarı çekecektir. Yani yine bela. 8. grup da İrlanda ve Bulgaristan dışına pek çıkmaz gibi görünüyor. 9. grup zaten ikinci çıkarmıyor. Tablo budur. Doğmamış çocuğa don mu biçiyoruz acaba? Yok canım o kadar da umutsuz değiliz.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Bu haftanın maçı


Bu haftanın maçı Galatarasay-Trabzon maçı gibi görünse de bana göre değildir efendim. Yıllar sonra Bursa ve Eskişehir'in karşı karşıya gelmesi tam Four Four Two'ya malzeme şeklindedir. Bu konu hakkında daha uzun yazacağım zira Bursa-Eskişehir husumetine ilişkin kaydı arşivlerden buldum. Ama kısaca bir ön giriş yapayım dedim. Eskişehir'e Bursa'da otellerin dolu olduğunun söylenmesi, takımın Mudurnu'da konaklaması, stadda kova yüzünden çıkan olayın Eskişehir'e bire 10 milyon katılarak anlatılması sonucu bütün Bursa dönercilerinin camının çerçevesinin şehirde inmesi, 16 plakalı bir mercedes'in porsuk çayına atılması, 16 plakaların Eskişehirden geçerken 26, 26 plakaların Bursa'dan geçerken 16 olması, daha sonra olayın tatlıya bağlanması...Nereden nereye...Daha detaylarla ballandırmak üzere şimdilik hoşçakalın...
Mudurnu nereden çıktı yahu. Yeni fark ettim ki Mudanya. Kendimizi ayıplıyoruz.

Karaaa Gümrük


Beşiktaş trübünlerinde Karagümrük taraftarının oldukça fazla olması sebebiyle aşağıdaki Karagümrük'ün efsane marşı Beşiktaş tribünlerine de sirayet etmiştir. Semtin ağırlıkla Beşiktaşlı olmasından dolayı da hiçbir sorun olmamıştır. Hatta yakışmıştır İnönü'ye. Vefa'da geçmiş yıllarda Karagümrük maçı seyretmişliğim vardır. Bu sebeple Beşiktaş taraftarı ne zaman "Kara" dese ben arkasından "Gümrük" diyesim gelir. Yumruklar havaya diyerek başlar. Yakışıklı marştır vesselam.


Gün Doğdu Hep Uyandık Statlara Dayandık

Gün Doğdu Hep Uyandık Statlara Dayandık


Karagümrük Uğruna da Bayraklara Dolandık

Karagümrük Uğruna da Bayraklara Dolandık


Semtimiz erkek semti aşık eder herkesi

Semtimiz erkek semti aşık eder herkesi


Üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi

Üzerimden eksilmesin bayrağımın gölgesi


İşte biz kötü günde hep Omuz Omuzayız

İşte biz kötü günde hep Omuz Omuzayız


Övünmek gibi olmasın biz Karagümrüklüyüz

Övünmek gibi olmasın biz Karagümrüklüyüz


Karaaa Gümrük Karaaa Gümrük

Üfff Püff


Marsilya maçında çıkan olaylardan dolayı UEFA V.Calderon'u 2 maç kapatınca işler biraz arap saçına döndü. Madrid'den en az 300 km uzakta oynanacak maç yerini A.Madrid yarın öğlene kadar UEFA'ya bildirecek. Mestalla olabilir. 3000-3500 Liverpool taraftarı Madrid'e uçak bileti parasını ödemiş ve konaklama için yer ayırtmış durumda. Ödeyen var ödemeyen var. Liverpool Supporters' Union da demiş ki "Marsilya maçı oynanalı 2 hafta oldu. Karar alınması çok gecikti. Başkalarının hatasını biz neden çekmek durumunda kalıyoruz". Hani bazen Galatasaray'a böyle cezalar verilirdi de Almanya'da 60.000'e oynardı takımımız...Misal Monaco maçı. Bizim basın da taklalar atardı 20.000 değil 60.000 kişiyle bekliyoruz diyerek. Bu sefer Liverpool da A. Madrid de V.Calderon da oynamak istiyor maçı. Buna yaptığı açıklamalardan anladığımız Torres dahil. Bu arada Aguirre de 2 maç cezalı. Marsilyalı Mathieu Valbuena'ya mütemadiyen küfür ettiği için. Ayrıca FIFA bu maçın öyle ya da böyle Madrid'de oynanmasını 4 sene önce Madrid'deki İspanya-İngilitere maçındaki ırkçı tezahüratlardan dolayı istemediği için UEFA üzerindeki baskısını saklı tutuyor. Geçmiş de peşinizi bırakmıyor. Sanki Valencia'ya Atletico taratarı değil de Valencia taraftarı gidecek.

Sirk


Rio Ferdinand: Capello'dan önce İngiltere milli takımı "sirk" gibiydi.

14 Ekim 2008 Salı

Alpet ve NTV


Alpet istasyonlarında akaryakıt deyince bardak da akla geliyordur artık. Ne kampanyaymış be. İnanılmaz başarılı reklamlarından:)) sonra az önce bir reklam daha seyrettik. Arka fonda Beşiktaş'ın "hadi hisset bu hislerimi" şarkısı. Bardaklar ise 4 takımın bardağı. "Taraftarınızla içtiğiniz ayrı gitmesin diye" diyerek bitiriyorlar. İngiltere'den iki kere sekiz yedikten sonra Yaşar'la Fatih o kadar iyi arkadaş ki yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor muhabbeti insanın aklına gelmiyor değil. Neyse konu bu değil. 4 takımın şarkılarıyla bunu yapıyorlarsa yani biz reklamın sadece Beşiktaş versiyonunu seyrettiysek ehhh hadi...Ama hadi hisset bu hislerimi tek reklamsa bu biraz şuna benzemiş. NTV'nin yıllarca La Liga tanıtım müziği olarak Barcelona'nın şarkılarını kullanması gibi bir durum. Belki ben Valencia'lıyım belki de Trabzon'lu. Alpet ve NTV.
AZ ÖNCE SEYRETTİM Kİ HER TAKIMA BİR ŞARKI EŞLİĞİNDE BARDAK KAMPANYASINI GERÇEKLEŞTİRMEKTELER. EHH İŞTE.

Çok üzgünüm


U21'ler Belarus'a 2-0 yenildi. Avrupa şampiyonası ve Olimpiyatlar da böylece ellerimizden kaydı gitti. Takviyeli milli takım mağlup takviyesiz galip. Maçı 2. yarısından itibaren sessiz olarak takip ettim. Ve şu fotoğrafı çektim. Cuma günü oynayan arkadaşlarımız yü rü dü. Resmen kaldıramadık iki Belarus maçını. 75. dakikada bulduğumuz pozisyon konrataktı. Galip gelecek pozisyonları bulduk bulmasına ama kolayca harcadık. İki takım var. Biri çok daha yetenekli ama fizik olarak ilk maçtan haşamat olmuş. Diğeri ise hızlı oynamaya çalışan ve fizik olarak diğeriyle kıyaslandığında oldukça kuvvetli. Bu takımlar halısahada. Yetenekli olan takım kaleci dahil 6 kişi diğer takım ise kaleci dahil 8 kişi. Topu aldığın gibi karşında birini görüyorsun. Amip gibiler. Heryerden çıkıyorlar. Bozuyorlar. Sinir katsayını artırıyorlar. İstediklerini yapamadıkça çıldırıyorsun. Bulduğun pozisyonları da harcadıkça umutların tükeniyor. Ve soyunma odasına çıldırmış bir halde gidiyorsun. Cebinde kalmamış umutlarınla. Şu takımın Avrupa Şampiyonası'nda dışarıda kalması çok acı. Ardalı U21'ler şampiyonada iyi işler yapabilirdi. Eren Güngör 85'de sanki karşısındaki adam Messi'ymiş gibi boynuna dolanarak kendini attırdı. Ayakları yerden kalmaz gibiydi. O adam 5 kere kaleciyle karşı karşıya kalsa birini atardı eminim. Ama Eren'in aradaki 50 cm için bu kadar çaresizce rakibin boynuna atlaması yaşadığımız çaresizliğin bir göstergesiydi. A Milli Takıma 4 oyuncu veren U21'lerimizin durumu buydu. Arda Turan, Aydın Karabulut, Aydın Yılmaz, Eren Güngör, Ferhat Öztorun, Ceyhun Gülselam, Sercan Yıldırım, Mustafa Pektemek, Özer Hurmacı, Caner, Serdar Kurtuluş vs vs.....Avrupa Şampiyonası'nda yoklar.

İyi oldu

Belçika-İspanya maçı bizim maçtan 15 dakika sonra başlasa da yayınlanması iyi oldu. Devre arası falan derken yakalayabiliriz kıyısından köşesinden. Birileri dediğimize geldi sonuçta. Grubumuzdan maç görebileceğiz. 21:45 Futbol Smart efendim.

"Bela" Rus Belarus


Perşembe sabahı The Sun'un "Bela Rus" tarzında bir başlık atıp İngiliz topçulara ve Capello'ya giydirmesi pek de şaşırtcı olmayacak bizim için. Beklentimiz o yönde. İngilizler tehlikenin farkında. Hem Kazakistan karşısındaki oyunun bir kandırmacadan ibaret olduğunu biliyorlar hem de yarın "Andorra" ile oynamayacaklar. Bakın ne kadar zor maç demek için Belarus'un Arjantin, Almanya ve Türkiye ile oynadığı hazırlık maçlarının beraberliklerle bitmesi kullanılıyor. Euro 2008 elemelerinde Hollanda'nın Belarus'a 2-1 keybetmesi keza. U21'lerinin Türkiye ile play-off oynaması ve şansının hala devam etmesi alttan gelenlerin durumu hakkında da bilgi veriyor. Bate'nin Juve ile 2-2 berabere kalması korkuları biraz daha arttırmış durumda. Bate'nin kadrosunun %85'i Belaruslu. Takımdaki 4 Rus'u saymazsak 3 yabacı var. Hleb, Kutuzov ve bu senenin başında Spartak Moskova'ya giden Filipenko Bate'nin yetiştirdiği değerler. Bate U21'e 3 Dinamo Minsk ise 4 futbolcu veriyor. Bate'nin kadrosuna bakarsanız zaten 85 ve yukarı doğumluların kolej takımı gibi. A.Hleb ve Kutuzov'u biliyoruz asıl tehlike bunlar değil Bulyga ve Kulchy diyen İngilizler analizlerle Kulchy'nin defansın arkasına bıraktığı topları anlatıp duruyor. Terry ve Ferdinand beraber oynasa bu analizlere belki bu kadar yer vermezler ama Upson'dan çekiniyorlar. Hele James'e bıraktığı bir top vardı ki hepsi Torsten Frings oldu Wembley'de. Ukrayna'ya golü 95'de Sheva'nın penaltısından yemeleri ayrı bir detay. Son maçta gelen 3 golü de Belarus liginde oynayan oyuncuları keydetti. 3'lü orta saha kurgusu ile başladığı Kazakistan maçının ilk 45 dakikasında sıfır pozisyon üreten Capello'nun aslına dönmesini bekliyoruz. Bunula beraber, problem 4-4-2'ye döndükten sonra Walcott, SRP ya da Rooney değil orta sahanın ne yapacağıdır. Yani Lampard ve Gerard'ın Kazak maçındaki turistik hücum hattı denemeleri. Orta saha hücum hattına yölendirme görevini yerine getiremedikçe bir duran top bekliyorlar. Gelse de gol yapsak. Perşembe günü The Sun'u bekliyoruz. Olumlu ya da olumsuz.

13 Ekim 2008 Pazartesi

EPL'deki Brezilyalılar


Bir araştırma okudum. EPL tarihindeki en başarılı Brezilyalıları belirlemişler. 10) Geovanni. Geçen sene City forması ile United'e çakmıştı bir benzerini bu sene Hull forması ile Arsenal'e yaptı 9) Mirandinha. Taa 87'de EPL'ye gelen Brezilyalı. Gazza ile birlikte Newcastle'yi 8. yapmışlıkları var. Sonra küme düştüler ayrı. 8) Lucas. Rafa'nın 8 milyon verdiği adam. Vardır bir hikmeti. Lucas bu abi derseniz ne olur ne olmaz Brezilyalı değil mi derim. EPL'de Brezilyalı. Hep bir risk vardır. 7) Afonso Alves. Boro'nun 12 milyon saydığı adam. Geçen sene 13 maçta 7 gol attı. 6) Denilson. Nuri'leri ve Caner'leri 90. dakikada paketleyen takımın aslarındadı kendisi. Adam olanlarından da ayrıca. Yazık oldu bizim çocuklara o maçta. 5) Elano. İşini yapan City'li. En son Venezüela maçında ilk 11 oynadı. Ericsson getirdi, Hughes devam ediyor. 4) Anderson. Sevemediğim Brezilyalılardan biri. Scholes'un veliahtı hesapta. Bir de Roy Keane deyin de...Anderson da Denilson ile beraber 3-4'lük maçtan adam olanlar arasında. Ne üzülmüştüm o maça. 3) Edu. Valencia doğru iş yaptı. Edu gitti gideli Highbury'e kupa gelmedi. Çok mu hamaset oldu? 2) Gilberto Silva. Elano ile bir güzel oynadı dün akşam. Arsenal'in sadece işini yapan onun dışında etliye sütlüye karışmayan Brezilyalısıydı. Heryerde öyle ya. 1) Juninho. Boro'nun küçük dev adamı diyelim.


Robinho, Jo ve Gomes "daha dur bakalım" denildiği için Keleberson, Jardel ve Roque Junior ise performans yetersizliğinden top 10'da kadro dışı bırakılmıştır. Alex, Kleberson, Zago, Bobo, Edu, Ricordinho, Carlos az daha performanslı olsalardı ve Gilberto Silva bu sene bizim lige gelseydi zorlardık EPL'yi TSL olarak. Korkulacak bir fark yok aramızda Brezilyalılar mevzusunda. Jo ve Robinho'nun performansı özellikle yüksek bütçeli Brezilyalılara EPL takımlarının bakış açısının belki de değişmesi için çok önemli.

Hak


Gerard: England fans did have the right to boo Ashley Cole following his mistake against Kazakhstan. Any supporter, when you pay money, you deserve to voice your opinion. But we need their support. If we're going to be successful in the future, we need them with us. It's not going to help Ashley and it's not going to help the team but the support we got was fantastic. They stayed with us throughout the game. He (Cole) is disappointed and the players are disappointed.


Gerard, "taraftar oraya para verip geliyor dolayısıyla topçuyu yuhalama hakkı da vardır" demekte. Ama bunu fikir özgürlüğüne bağlamış ki değme politikacıya taş çıkartır. Bizimkiler hariç. Hemen arkasından da bu hakları var ama başarılı olmamızı istiyorlarsa bizi desteklesinlere getirmiş. Siyasete göz kırpıyor galiba

Wembley Hatırası


Artık çok daha kolay

Belarus maçının önemi ve Estonya maçının kolay geçeceği düşünülerek Aydın, Ceyhun, Serdar ve Caner Minsk'e gönderildi. Fatih Terim'in işi artık çok daha kolay. Zaten kolaydı daha bir kolay oldu. Estonya maçı için 19 futbolcumuz var. Bırakalım ilk 11'i ilk 18 için bile sorun yok. 2 tane yedek kaleci almayacaksak ilk 18'e tabi. Estonya maçı bizim için çok kolay bir maç gibi görünebilir. Öyledir de. Bu durumda defansımızın göbeğinde yedek stoperimiz Hakan Balta kaldı. Biz 3 defans oynasak da yeneriz, Hakan'ı ihtiyaç olursa o bölgeye kaydırarak da yeneriz...Yeneriz. Ama şu Almanya maçı bize biraz kötü örnek oldu galiba. Ondan stoper yaparız, bundan Cafu yaparız durumları. Küllerimizden doğduk yine doğarız halleri. Ona saygımız var. Ama milli takımın bir turnuva maçı haricinde -rakip San Marino olsa dahi- bu kadar alternatifsiz kalması doğru birşey midir? Yendik o zaman haklıyız? demek "kazanan her zaman haklıdır" o zaman biz de susalım demek midir? Ya da nedir? Bizim buradan bazı noktaları bilemememiz gayet normal. Benim demek istediğim U21 ve Bosna-Estonya haftasının kadro yapısı olarak iyi okunamaması. Yoksa Estonya'yı yenemiyorsak biz zaten bu işi bırakalım. Ama Türk Milli Takımı'nı defansın göbeğinde bu kadar alternatifsiz bırakmak koskoca TSL'ye sizden ekmek çıkmaz, kusura bakmayın demek gibi. Bizce çıkardı...Çıkmasa dahi Hakan Balta'dan o bölgede daha çok iş yapacak bir TSL adamı mutlaka vardır. Fatih Terim'e göre yoksa herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Ali Turan'ların, Yasin'lerin, Can Arat'ların vs vs...

Inter ve Türkiye


Efendim buna benzer bir yazıyı daha önce de yazmıştım. Bosna maçından sonra tekrarlama gereği duydum. Çünkü rahatsız olmaktayım. Milli formanın karakteristik özelliğinin dışavurumu sözkonusu olduğunda malum Hırvatistan ve Brezilya örnekleri sıkça verilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama Adidas ve Nike'nin sadece forma renklerini değiştirerek federasyonlara yamadığı, federasyonların da kabul ettiği formalar da vardır. İnadına çokturlar. Hatta bu zamanında Danimarka ve Yunanistan karşı karşıya geldiğinde "bunların herşeyi aynı yahu, bu nasıl milli maç" dememe sebep olmuştur. Yukarıda 70'li yıllarda giydiğimiz forma var. Bu formanın aşağıdaki eksik versiyonunda bile "hatırlanmaması gereken günleri hatırlatıyor" diyenler olmuştur. İyi o zaman alın elinize silgiyi silin geçmişinizi. Yine bundan önceki yazılarda futbol federasyonunun amblemini formasında taşımayan numune ülkelerden biri olduğumuzu belirtmiştim. TFF'nin amblemini gariptir ama kullanmıyoruz. Bana göre yukarıdaki formada kullanılan beyaz ya da kırmızı göğüs bantında ay yıldız kullanılmayacaksak o zaman o bantı da kullanmanın ve "efsane forma"ya dönüş yaptık demenin hiçbir anlamı yok. Tabi bu benim kendi düşüncem. Göğüse numara koymak için böyle bir banta ihtiyaç var mı? Düşündüm, düşündüm bu durumu şu şekilde çözdüm. Inter'in haçlı forması sorun olmuştu ya bir aralar...Acaba bizim formamız da o hesap mı? Avrupa'ya bir meydan okuma olarak mı algılanıyor? Osmanlı egemenliğinde geçen yılların kötü bir hatırası olarak mı görülüyor o ay yıldız. Sol göğüsteki bayrağa birşey diyecek halleri yok....Koyarsın göğsüne ay yıldızı...Forma beyazsa sorun yok...Yok eğer kırmızıysa beyaz banta yuvarlak kırmızı içinde beyaz ayıldız koyarsın. Numarayı sağ göğse Nike logosunun olduğu yere alırsın. Hangisi üstte olursa olsun. Sol göğse de TFF'nin amblemini koyarsın. Bu forma "çok daha biz" olur. Daha tamam olur. Daha güzel olur. Daha şık olur. Allah aşkına biri bana o bantın orada kullanılmasının sebebi ne bu durumda. BEYAZ BİR SAFYA AÇIYORUZ MU? YA DA KIRMIZI? Ne ya?

12 Ekim 2008 Pazar

Boyacı


Pires der ki


Robert Pires: FFF Wenger'i takımın başına getirmek için harekete geçmeli.

İngiltere ve üretim


"Suskunluk Sarmalı"nı kırmak istiyorum bu sebeple eleştiriler de pek umrumda değil...Olsa zaten "sarmal"ı kırmak istiyorum diye söze başlamazdım. Siz ne düşünüyorsunuz İngilitere- Kazakistan maçı hakkında? 52'de Ferdinand kafayla golü attığında maçı anlatan arkadaşımız "bu dakikaya kadar dayanabildi Kazakistan" dedi. İyi de dayanılacak bir durum söz konusu değildi çünkü İngiltere kaleyi bulan ilk topunda golü de buldu. Bu dakikaya kadar da ne bir baskı ne de rakibi zor duruma düşürebilme. Zaten demedik mi kaleyi bulan ilk top gol oldu diye. 2 v2 3 sonrası da düşünmeye devam ettim takımı. Hala James, Terry'nin yokluğunda Upson, Ferdinand, Cole, Brown, Barry, Gerard, Lampard, Rooney, Walcott ve Heskey. Bir tarafta Dünya 5.sini deplasmanda 4 golle yenmiş bir İngilrere diğer tarafta Kazakistan maçındaki İngiltere. Duran topların dışında pozisyon üretmekte o kadar zorlanıyorlar ki. Maçın 5 ya da 6 olması bu yazacaklarıma engel değil. Walcott, SRP dışında üretemeyen bir takım durumunda İngilizler. Sadece tüketmek istiyorsan az da olsa üretmen gerekir. Sadece tüketirsen, tükenirsin. 5-1'e aldanmayın. Maç 2-1'ken Kazaklar buldukları 1-2 pozisyonu yapabilseydi 1. golden dolayı A.Cole'ye saydıran Spurs ve Arsenal taraftarları ne yapardı merak ediyorum. Wembley'de Kazaklar İngilizlere 2 gol atacak ve o taraftar takım maçı alsın diye desteğini arttıracak? Protestodan ayakları tutmazdı bunların. Ünal'ın topu Wembley'de direkten döndüğünde "bizim direklerimizi ziyaret etmek bile zordur" gibi bir züğürt tesellisi ortaya atan İngilizler'e sözümüzün olmaması çok acı. Kazaklar'ın golü var bizim golümüz yok. Ha Kazaklar'ın puanı yok ama bizim puanımız var dersek bu da bizim züğürt tesellimiz olsun. Belarus maçı, düşünülenden daha zor olabilir. Olsun hatta.

Kahverengi

Toprağın rengidir. Dikkat çekmez, doğa ile çevre ile bütünleşmeyi, ama bir o kadar da silikliği, kaybolmuşluğu, kendine güvensizliği, içedönüklüğü temsil eder. Finans ve borsa sektörlerinde çalışanların kahverengi giymemesi bir gelenektir. Mekanlarda kullanıldığı zaman, hareketleri hızlandırır. Fast food mekanları kahverengiyi sıkça kullanır. Kansas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından yapılan bir deneyde, bir sergi salonunun duvarları beyaz yapıldığında ziyaretçilerin yavaş dolaştığı; kahverengi yapıldığında ise hızlı hareketler ve seri adımlarla sergiyi dolaştığı gözlemlenmiştir. Ve küçük bir öneri; bir iş görüşmesine giderken kahverengi giymeyin !

Fatih Terim'i kahverengi takım elbise içerisinde görünce daha önce okuduğum yukarıdaki yazı geldi aklıma. Serap Alptekin isimli psikolog yazmış. Fatih Terim'in kendine güven sorunu yaşadığının yakınından uzağından geçmedim ama bu yazıyı hatırlamama engel değildi. Sahi Fatih Terim'i kahverengi takım elbise ile hatırlayanınız var mı? Belki de ben hatırlayamadığım için bana garip geldi.

Milli Maç Yayınları

İlk rallide milli maçlara fazla ilgi göstermeyen kanallarımız bu sefer daha hareketliydi. İskoçya-Norveç, İngiltere-Kazakistan, Arjantin-Uruguay, Romanya-Fransa, Almanya-Rusya maçları canlı olarak ekranlara geldi. Özellikle milli maçın hemen ardından Almanya maçının 2. yarısını yakalayıp uykuya devrilmeden izlenen bir Arjantin-Uruguay maçı gayet güzeldi. Gol yemeden 9 puan alan İspanya, Estonya ile karşılaştı. Estonya ile 3 gün sonra oynayacağız, İspanya ise grubumuzun lideri. En büyük rakibimiz midir orası tartışılır. Deplasmanda oynayacağımız Belçika ve Bosna maçları gerçek rakiplerimizle oynayacağımız maçlar olabilir. Neyse...Ver şu maçı kardeşim. Ama canlı ama banttan ver. Karşısında milli maça ek olarak Almanya ve Fransa'nın maçları var dersen banttan ver. Acaba rakiplerinin hiçbir maçını canlı olarak yayınlamayan başka bir medya var mı? Mesela çarşamba. Belçika-İspanya maçı yayınlanacak mı çok merak ediyorum.

11 Ekim 2008 Cumartesi

Garip (devre arası)


Gülselam 18'de yok. Batuhan'ın sakatlığında Halil'in yerine Nuri'nin alınması da Halil'e "mecburyetten gel dedim" der gibi. Bu durumda Meleke haklı çıktı. Gülselam tribüne çıktı ki bari Antalya'da olsaydı da Eren Güngör'le beraber oynasaydı. İnanın çözebilmiş değilim. Takımda defansın göbeğinde oynayan iki adam var başka bu bölgede oynayan birileri 18 de dahi yok. Ha diyeceksiniz ki Terim de haklı çünkü bu durumda ihtiyaç yok. Maç 0-1. Garip ki ne garip. E o zaman neden aldın bu çocuğu. Şu an önde olsaydık ve Kaş-Servet'ten birine birşey olsaydı ne olacaktı. Serdar Kurtuluş stoper olacaktı ne olacaktı...

Takdir hakkı


2 hafta önce Rusya, Fayzulin’i A takımdan ümitlere kaydırmıştı. Dün Joachim Löw, U21 takımının Marko Marin’e ihtiyacının A takımdan fazla olduğunu düşünüp, genç Monchengladbachlıyı Magdeburg’a ümit maçına göndermiş. Rakibimiz Belarus’ta da Putilo A takımdan ümit kadrosuna önceki gün dahil olmuş. Bizdeyse farklı bir tablo var, ümitlerin son Ermenistan maçında ilk on birde oynayan 4 oyuncu bugün A milli takımdalar. Tamam Batuhan İnönü’de ilk on birde çıkacakmış, ama Serdar, Ceyhun ve Aydın’ın Bosna önünde kulübede (hatta belki tribünde) oturmaları elzem midir, bunun üstünde düşünmek gerek. Buradaki 1-0’ın rövanş için rahatlatıcı olduğunu söylemek güç, bu kadro istikrarsızlığı içinde İsveç 2009’la, Londra 2012 ile şakalaşıyoruz adeta...Uğur Meleke


Yukarıdaki durum Walcott için de geçerli. İngiltere'de bunun muhasebesini yaptı. Meleke yazılarını oldukça beğendiğimiz ve Türk Futbol yazarlığına ayrı bir boyut getiren kalemdir. Yukarıdaki yazısında katılmadığım demeyelim de neden böyle olduğuna dair açıklanması gereken noktalar var. Bu blogda bas bas defansın göbeği diye yırttık kendimizi bu rallide. Milli Takımımızın ilk 11'i ilk defa bir milli maçtan önce bu kadar netti herhalde. Demirel-Sabri-Kaş-Çetin-Balta-Akman-Marco-Arda-Kazım-Mevlüt-Batuhan.Hadi birileri neden Halil değil diyebilir ama Terim Halil konusunda Euro 2008 dahil haklıdır. Belçika maçında da bu haklılığını netleştirmiştir Halil Terim'in. Defansın göbeği Kaş ve Çetin. Serdar (muhabirim yok ama 3 hafta sakat diye biliyorum) ve Aydın vakasına hadi bir yere kadar varım ama "Ceyhun" olayında hiç yokum. Kaş ve Çetin'in alternatifi olarak düşündüyse Terim Gülselam'ı bize sadece ah Serdar Taşçı vah Serdar Taşçı demek düşüyor. Ne yapabiliriz ki? Yani Ceyhun'un kulübede olacağı kesin. Kesin. Çünkü başka adam yok kadroda. Hatta Kaş ya da Servet'e herhangi bir şey olsa ve Gülselam da aslan gibi oynasa...Olmayacak iş mi? Ya da şöyle diyelim milli takımda 10'a yakın sakat var. Hangisine yanarsın? Gökhan Zan da yok "tüh" diyecek var mı? Yok. Bizim sorunumuz bu bölgede. Sakatlarımızın defansın göbeği ile hiçbir alakası yok. 11'in dışında olacaklara bakalım. Kaleci, Ceyhun, Halil Altıntop, Uğur Boral, Akman ve Marco'nun tek alternatifi olacağı ve Sabri'nin de yedeği olabileceği için Kurtuluş, Yusuf, Aydın Yılmaz. Kadro yapısına bakılsa ben bu şekilde çıkarırım. Yani demek istediğim hem Ceyhun'u hem de Aydın'ı 18'de bekliyorum. Aydın'ı Kazım'ın alteranatifi olarak koymak durumunayım. Bu kulübeyi kazanmak zorunda olduğum bir maçta daha fazla hücumcudan oluşturmak durumundayım çünkü. Yani Aydın ve Ceyhun bu durumda kulübede "yalandan" değil "görevden" oturur. Meleke bu maç için -Batuhan'ı oynadığından dolayı, Serdar'ı da sakatlığından dolayı bir kenara koyarsak-Ceyhun ve Aydın'ın yerine şu ve şu tercihler olmalıydı dese konu daha fazla netleşecek. Yoksa yukarıda sıraladıklarımdan dolayı Aydın ve Ceyhun bir nevi bankodur bana göre. Hele Kazım gibi bir istikrar abidesinin tek yedeği ise.
Küçük bir ekleme de yapalım da eleştirdiğimiz duruma kendimiz düşmeyelim. Kayseri şu an ligin en az gol yiyen takımı. Sadece 2 gol yediler. Biri Bursa'da Bursa'dan diğeri de Kadıköy'de olmayan bir penaltıdan. Ligdeki 6 maçın tamamında Eren Güngör ve Ali Turan ikilisi defansın göbeğinde ilk 11 oynadı. Eren Güngör U21'de. Gülselam olsun ama Ali Turan da olsun bu kadroda. Benim anlatmaya çalıştığım bu idi. Ali Turan dediğimiz adam da 83'lü. Ali Turan kadroda olsaydı haklıydı Meleke. Ama bu durumda takımın kulübedeki bankosu oluyor Gülselam. Mecburiyetten banko. Gülselam Yanal'ın kadrosunda sürekli var. Bu sene sadece Karabük maçına ilk 11 başladı. 1. hafta Ankara maçında 87'de oyuna girdi. 2. hafta A.Gücü maçında 87'de. Beşiktaş maçında oynamadı. 4. hafta Denizli maçının 90. dakikasında oyuna girdi. 5. hafta Antalya maçının 89. dakikasında oyuna dahil oldu. Konya maçında oynamadı. Bu da aklınızın bir köşesinde olsun. Banko Gülselam'ı Terim yarattı. Yazmak da bize düşer. Madem banko o zaman Terim'in ihtiyacı var. O bankoyu kim yarattı? Kendisi.