Fener ne kadar CSKA'ya dayanır? Yoksa galibiyet falan beklemek haddimize değil. ........... kaçınılmazsa zevk almyaya bakacaksın durumu var biraz. İlk yarı 25-41 bitti.
: Çetin Hocam ama şunu da kabul etmek gerekir ki ilk yarı ne attılarsa girdi.
"Futbol, bir balıkçının oltasına vuran balıktan aldığı zevki sol ayağının içiyle 20 metre top attığında arkasından izleyerek almaktır. Başkası balık tutarken o zevki almazsın ama başkası futbol oynarken alırsın"

Ben böyle bir şeyi 15 sene önce hatırlıyorum. Ateşi 39 görüyoruz, iğneyi yiyoruz, ateş düşüyor, iğnenin etkisi geçiyor yine 39'u görüyoruz. Durum kötü atlatmaya çalışıyoruz. Zangır zangır titriyorum yahu. Akşam resmen yatağa giremedim. Yatağın başında tam 10 dakika boyunca soğuk denize atlayayım mı atlamayayım mı ikilemi yaşadık. Gece uyutmaz. Ciğerlerdeki iltihabı bütün gece çalışarak sökeni ben daha görmedim? Kırılıyoruz.
İsrail'den gelen Kamanan'ı Sabri'nin kovalaması onun da gidip İsrail'liye asist yapması gayet manidar olsu. Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim. Sol tarafta Hakan Balta kovalasaydı Kamanan'ı üzülürdüm mesela. Balili "Hain Revivo" olsa gene anlayacağım ama sırf İsrailli olduğu için o. çocuğu denmesi...27 Ocak 2009 tarihini bir kenara yazdırdı bize. İnsan bazen İnönü'deki "Fener zenci sever" pankartlarını aramıyor değil hani. Acaba Sezer Badur nereli? Onu da çok merak ettim. Sabri merak etmiştir. O da mı İsrail'li acep. Bu parantezi Sabri ile kapatacağım. Sezer'e güm diye geçiriyorsun, sonra bir de Bilica'nın Sivas'ta yaptığı gibi "ayyy ben duramadım pozisyon gereği çarptım falan gibilerinden Sezer'e bir daha vurmaya yelteniyorsun" Arda o pozisyonda haklı olarak Bilica'nın üzerine yürümüştü. Haklı değil çok haklıydı. Al sana Sabri. Bu moda inanılmazdır. Her dönem popülerliğini yitirmez. Yerde yatan adama yanlışlıkla bastım, görmedim, beni nasıl atarsın bu pozisyondan dolayı, düşerken takıldım, üzerine düşürken bastım...Bir siz akıllısınız. E tabi herkes sokarım topuna tarzı Keane değil. Çözememeye başladığım bir adam da Barış Özbek. Saçlar uzadığından beri görüş mesafesi kısalmış durumda. Ya faul verrise diyerek daha düşerken havada hakemi kesmeye başlamak hinliğine yazın kendisini. Hüseyin Göçek kardeşim. Belli ki Sabri ve Sezer arasında husumet var. İkisi de birbirini kolluyor ki Sezer Efendi de Sabri'ye uydu bir tane kasıtlı salladı ama denk getiremedi. Gör şunu be kardeşim. Çek şunları kenara. Akıllı olun falan de. Nerede birbirlerini yakalasalar, yasadışı ısırmaya çalışıyorlar sen de hala "la la la la la la" diyerek kır bayır geziyorsun. Maç mı? Ne yazayım maçla ilgili...
Bu ülkede biz cuma günü bile İstanbul'da derbi maçı oynattık. Hem de saat 19:00'da. O gün Otogar otobüsüne binmek için stad çevresinde olduğum için iyi hatırlıyorum. Tarihi de 15 Kasım 1996 idi. Maç 2-2 bitmişti. O zamanlar anormal bir trafik olmadığı için 19:00'da maç oynanıyormuş herhalde cuma günleri. Cuma günü İstanbul'da Galatasaray-Beşiktaş lig maçı oynatan zihniyeti çözemiyorum. Sonra yıllar yılı BJK, FB ve GS İstanbul'da cuma maçı oynadı. Saatini de 20:00 idi. Bu takımların cuma günü maç oynamasında hiçbir sorun yok. Ama mümkünse küçük bir ayarlama ile bu cuma maçlarını deplasmanda oynasınlar dedik. Kafalarına daha yeni dank etti. Cuma günü maça yetişmek için İstanbul'un muhtelif yerlerinden helikopterlerin kalkması lazım. Şimdi kupa maçları var. Bu maçları da 20:00'dan 20:30'a aldılar. Güzel bir uygulama. En çok sevindiğim de ne biliyor musunuz? Bu kupa maçlarından dolayı BJK ve Fener'in maçlarını pazar günü oynayacak olmalarından halli 2 takımın aynı güne maçının denk gelmesi ve Fener'in Antep maçını 17:00'da oynayacak olması. Kadıköy'de yersen gündüz maçı. Son Söz: Kaldırsın kaldırsın parmak kaldırsın, İnönü'de İstanbul-Fener maçını hatırlayanlar parmak kaldırsın. (Melodi tutmadı ama olsun)
İtalyan Liglerini iyi bilen Zola 19 yaşındaki bir adama 9 mil pound veriyorsa bir durup düşünmek gerekir. Hatta Zola veriyorsa demeyelim de Gianluca Nani diyelim. Brescia'dayken Nsereko'yla çalışmışlıkları var. Bellamy dallamasından gelen paranın bir kısmı Savio Nsereko'ya harcandı. Uganda, Almanya, ilk isim Savio. Değişik bir yapım. Zola 10 numarayı vermiş bile. 2008 UEFA Under 19 şampiyonu Almanya'nın kadrosunda yer alan Nsereko 1860 Münih'ten Brescia'ya gitme. Leverkusen'li Richard Sukuta ile paket yapsalardı bari daha mekbule geçerdi. U17'den beri leblebi gibi atıyor Sukuta. Nani'nin West Ham'a gelmesi Curbishley zamanı bunu da belirtmek gerek. Luca Toni ve Andrea Pirlo'nun da Nani'nin tezgahından geçmişliği var. Bu arada hazır Brescia'ya gitmişken Brescia başkanının kızını da keşfetmiş. Başkan da vermiş kızı Nani'ye. West Ham 9 milyon pound verdiği adamı 3 sene sonra 25-30'a basmayı düşünüyordur. Bekleyip görmek gerek.
Maçın ilk 20 dakikası oynandığında Liverpool-Everton maçından skor almayı unuttum ama daha sonra keşke şu maçı bitirseydik de ondan sonra Lig Tv'ye geçseydik dedim. Nankör bu insanoğlu. Lugano ve Edu'ya karşınızda Umut ve Gökhan var ne düşünüyorsunuz diye sorsalar cevapları ne olur? "Umut ve Gökhan. Şamda kayısı. Hele Kadıköy'de" Fener'in orta sahası kendi söküğünü dikebilse Umut ve Gökhan koybolup gidecek ama nerde. Bundan dolayı Edu ve Lugano yerden kalkamıyor. Ki RCarlos ve Gökhan'ın senenin en iyi toplarından birini oynadığı bir maçta. Bu kadar mı kötülerdi diyesi geliyor insanın. Yoksa Lugano ve Edu tam aradıkları tipte iki ileri ucu bulmuşlar döve döve pestil yapacaklar ikisini de. Selçuk Şahin'i Partizan maçlarında seyrederken Fener'in orta sahada kalacağı adam budur dedim. Dediğim de oldu. Allah'tan iyileşmiş. Selçuk'un yerine Josico olsaydı Selçuk ve Hüseyin Colman'ın da az biraz desteğiyle Emre'yle ikisini çift kaşarlı yaparlardı. Selçuk İnan ve Hüseyin'e karşı eriyip bitiyorsan burada bir sorun var. Ve bu sorun ısırması az olan Selçuk Şahin değil. Isırması fazla olması gereken Emre. Alex Colman kadar destek verse Aragones kendisine tahammül ederdi ama Alex 65. dakikada dilini dışları çıkarırdı. Maçın özeti budur. Orta sahayı Trabzon eline aldı ve Fener'in topu kendi sahasına yığmasına izin vermedi. Sen de oturttun Semih'i 80 dakika ki topu ayağında kimse tutmasın ve bütün toplar geri gelsin. Düşünüyorum da Umut ve Gökhan Ünal'ın birisinin yerine Selçuk ve Hüseyin'in önünde oynayacak Tabata olsa ne olurdu?





Bir zamanlar Anelka, Adriano olmadı Fazlı replikleri dolanıp dururdu Fener için. Hızlı koşan atın ve dilinde olanın şeklinde başlayan transfer söylentileri Bridge, Bellamy ve De Jonk'la devam etti. Bu 3 adama toplamda 35 m'ye yakın para saydı City. Büyük para. Hele devre arası için. Hem de bu devirde. Hayırlısı olsun. Bellamy Robinho'yu paspas yaparsa tadından yenmez o görüntüler. Herkes City'den bombalar beklerken aslında amaçları ile en fazla örtüşmeyen kulüp kıvamına gelen Arsenal galiba bombayı patlatıyor. Fabregas'ın da yokluğu Wenger'i hepten karanlık düşüncelere sevketmiş durumda ki Arşavin'i ısrarla istiyor. Açık açık bitirin işi demiş daha ne desin adam. Zaten Wenger hiçbir zaman istemiyorum demedi ki o paraya olmaz bu iş dedi. 12 ila 15 m. arası bir paraya bu iş bitecek herhalde. City'nin bol kepçelerinden daha anlamlı bir alışveriş olur. Tabi yukarıdaki meblağa bu iş biterse. Rosicky Mart'ta geliyor gelmesine ama ne fayda sağlayacağı tam bir muamma. Rosicky, Eduardo ve Walcott'un yoklukları bir yere kadardı ama özellikle gol yollarında EPL'de asist kralı olan bir adamın olmayışı kaptanımız gitti tüh tüh yakınmalarından daha önemli. Bu orta sahaya takviye lazım. Arşavin harici takviye lazım. Hatta bu orta sahanın problemi ne dersiniz ısıracak dişlerinin yeterince keskin ve sert olmaması deriz.
TFF Levent Bıçakçı başkanlığındaki 2005 yılının Temmuz ayında "Türkiye'de Futbol Algısı" isimli bir araştırma yaptırmıştı. 30 ilde 1223 kişiyle görüşüldü. Bu araştırmaya katılan 1223 kişinin %40'ının futbol deyince "şike ve şiddet" i hatırlıyor. Bir güruh vardır ve bu güruh sürekli yurtdışındaki uygulamalardan örnekler verir durur. Söylediklerinin özeti orada öyle burada neden böyleden başka birşey değildir. Ortaya ne somut bir şey koyarlar ne de yurtdışındaki başarılı bir sistemi revizyonlarla bize uyarlamayı düşünürler. Sadece örnek verirler. Bu örnek veren arkadaşlar Fenerbahçe Stadı'na doğru yürürken ellerindeki boş paketi yere atarlar ama Emirates'e yürürken çöp kovası ararlar. Yine bu ankete katılan arkadaşlarımızın %55'i medyayı inandırıcı bulmuyor. Siz buluyor musunuz diye ben size sorayım? Fener yensin de daha çok gazete satalım ya da Fener yenilsin de akşama "Haykıracak nefesim kalmasa bile" belgeseli patlatalım zihniyeti beyinleri kurcaladıkça...Bu ülkenin 28 Nisan 2004 tarihinde kabul edilen "Sporda Şiddet Kanunu"var. 33 maddelik ve "Bu kanunu bakanlar kurulu yürütür" diye biten bir kanundur. Bu kanunun 16. maddesi şöyle der 

Beşiktaş'la Bursa Fortis Kupas'ında aynı grupta olup 1-2 çıksaydı ve çeyrek finalde de birbirleriyle eşleşselerdi bu husumet yorgunluktan sona ererdi. Küfür etmekten ağızları yorulur, yahu biz artık dost olalım "bu kavga niye" derlerdi birbirlerine. Bu işe yarardı o zaman belki Fortis Kupası'nın formatı. Ligi ilk 4'te bitiren takımları kafadan ilk 20 takım arasına alıyorsun ve gruplara kalma başarısı gösterdiği için alkışlıyorsun. Lig'deki başarın kafadan gruplara kalarak kupada ilk 20 takımdan biri olmanla sınırlı kalmıyor. Oooo son 20'ye kalmışsınız ne kadar da başarılısınız denerek bir de 86'şar bin USD ödeme yapıyorlar size. Neden? Bir önceki sezon ligi ilk 4'te bitirmişsiniz. Gruplarda galibiyete 100 bin USD beraberliğe ise 50 bin USD veriliyor. UEFA nasıl UEFA Cup'taki bu saçma sistemi tarihe gömmüştür, TFF de bunu yanlış sistemi düzeltecektir. Ligi ilk 4 sırada bitiren takımların da inşallah birgün 1.turda Bafra Spor'la maç yaptığı günleri görürüz. Hadi 4'er gruptan 5'er takımlı sisteminizi anladık. Aynı gruptan 1-2 çıkan takımları neden birbirleriyle eşleştirirsiniz. Bereket Fener Antalya'ya gitmedi. Orada da Bursa ile oynasaydı bir sezonda 6 maç olacaktı. Süper Amatör hariç at bakalım birinci turdan itibaren torbaya. Koy o torbanın da içine Fener'i, Galatasaray'ı, Beşiktaş'ı da. 1.tur, 2.tur, 3.tur, 4 turu bir görelim bakalım. 1. turda Cizre'ye, 2. turda Pursaklar'a, 3. turda Van Belediye'ye gitsin bakalım Fener. Kafadan gruplara gir, lig başarısından dolayı 86.000 USD'yi indir. Ne güzel Fortis Türkiye Kupası be.
W. Bouma is not sale at any price diye diye 4-5 sene önce Bouma'yı Milan'dan Real Madrid'e 80 milyon Euro civarında bir paraya çakmıştım CM'de. Kaka gitmek istiyorsa kendi bileceği iştir aslonan Milan'dır. Eğer Araplar 130'u çıkarıp veriyorsa Kaka da I belong to Man City diyecekse ne yapacaksın? Oturursun konuşursun. Ben sana şunu yaparım dersin. Şöyle bir iyileştirme yapabilirim dersin. Ha gene olmuyorsa yapılacak bir şey yoktur. Teklifin City'den gelmesini Benjamin'in gücü olarak algılıyorsa Kaka ne yapacaksın? Böyle bir ortamda Milan taraftarının orayı burayı basmasını pek anlayamadığımı açıklamak isterim. Güle, güle...Kaka'nın gideceğini hala tahmin etmeyerek La Gazzetta Dello Sport'a geçelim. Adile Naşit o paraya öküz alırız diyordu Kibar Feyzo'ya ama para maalesef başlık parasına gitti. Gazete diyor ki; kardeşim 100 milyona 4 tane aslan gibi adam alırsın. Defansın göbeğinde geleceği belirsiz Nesta'nın yokluğunda Maldini ve Favalli diyorsun hala. Al sana Chelsea'den Alex. 10 milyon. Jankulovski'nin yerine de koy 15 milyona Clichy'i. Etti mi sana 25. Essien ve Adebayor'u da 35'e bağladın mı 100 lirayı toparladın. Üstüne de para kalır. O kadar da kolaydı sağdan soldan böyle adam almak. ARTIK ÇOĞALTIN NE BİLEYİM BEN?
Geçen gün "Biggins"in blogunda konu olmuştu sonunda buldum. Yukarıdaki bayrağı ben yaptırdım desem. Milano uçağından falan inmedi o bayrak. Bir büyüğümüz hasta derecesinde Milan taraftarıdır. Milan'ın İstanbul şubesi gibi. San Siro'da kombinesi vardır, Commandos Tigre ile iyi ilişkileri bulunur. Grubun üyesidir. Commandos Tigre maç için İstanbul'a geldiğinde herşeyleriyle yakinen ilgilenmişti. Konaklama dahil olmak üzere. Ha bayrağın parası da tabi ki bizim cebimizden çıkmadı. Biz bayrakçıya yaptırdık, devre arasında da fotoğrafladık. Sonra olanlar malum. Hem Liverpool'u destekle hem de Milan'lıların arasında maç seyret. Bilet bulduğuna şükret be adam derler adama. Zaten o gün bir avuçtular. Ricky'yi yani Commandos Tigre'nin liderini Sheva 4 çeker maçından önce FB TV'ye alıp röportaj yaptırmıştık. Çok mutlu olmuşlardı. Liverpool maçında Sheva'nın giydiği forma üst katta çerçeveli. O forma Türkiye'de. O günden beri de pek iflah olmadı hani.
Hafta içi Juventus'un kupa maçını seyrederken aklıma geldi. O siyah Beyaz formaya sarı renkli "New Holland" reklamı ve formanın küçük yerlerine sıkıştırılmış fosforlu sarı ne kadar da yakışmış. Beşiktaş'ın bu sene kullandığı 3. renk gri. Fener ve Galatasaray'dan dolayı sarı olmaz da canlı bir kırmızı olur. Formanın %1'ini bile kaplamayacak şekilde. Neyse delikanlı adam renki takım tutmaz, tuttuğu takımın forması siyah beyazdan başka olmaza kadar gider bu muhabbet. Gelelim asıl konumuza. 



Gerçekten Beşiktaş taraftarının gözünde klasik forma hangisidir? Bence Sanlı Kaptan'ın hemen sol başta yer aldığı formalardır ama bilemiyorum. Ya da Fener'in sahiplendiği çubuklu bir forma ile neden Fener maçına çıkayım? Konuyla ilgili arkadaşlar bilgilendirirse sevinirim. Klasik forma var mıdır, varsa bu mudur, yoksa bir başkası mıdır?
Bu adres Fenerbahçe ve Galatasaray için nettir. İbrahim Altınsay hafta içi Mehmet Ayan'ın konuğu idi. Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarının özel olmasına değindi. O günler benim için farklıdır dedi. Bir Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarına göre de birbirleriyle oynadıkları maçlar ve Beşiktaş maçları farklıdır ama...Ama...İbrahim Altınsay'ın Fener-Galatasaray maçlarının önem derecesi puan durumuna göre değişebilirken bu değişim Fenerbahçe-Galatasay maçlarında pek hissedilmez. Beşiktaş'ın bundan rahatsızlığı var mıdır? Bence yoktur. Gelelim asıl konumuza. Yukardıaki fotoğraf Galatasaray'ın resmi web sitesinde. İlk Fener-Galatasaray maçından. Galatasaray'ın 2-0 kazandığı maç. Hem ilk maçtan bir kare olması önemli hem de Galatasaray'ın bu ilk maçı kazanarak web sitesine rekabete de vurgu yaparak taşıması. Adı üzerinde rekabet. Fenerbahçe'ye teşekkürlerini iletiyorlar. O sırada Fenerbahçe sitesinde ne var? Voleybol erkek takımının Avrupadaki başarısı ve Oğuz Savaş'ın haftanın MVP'si seçilmesi. Rekabetin 100. yılı. Şu saate kadar Fenerbahçe resmi web sitesinde herhangi bir şey yok. Olması gerekir miydi? Bence gerekirdi. Hem de gece yarısından sonra.