6 Kasım 2008 Perşembe

"İçim Acıdı" (hükümsüzdür)


Aslında "gerçekçilik" olarak dün geceden çıkan Fener'in umutlarını Porto ve D.Kiev maçlarına taşıması. "Gerçeküstü" olan ise ise Arsenal deplasmanından 1 puan çıkması. Defans arasında 2 pas yapıp 3. pası orta sahaya iletip 4. pasta topu rakibe veren replik dün akşam dakikalarca tekrarlandı durdu. Gallas, Adebayor, Rosciky, Eduardo, Walcott sakat. Diaby ve Bacary Sagna Wenger'in yanında. Fanatik'in "bunun üzerine bir Porto şarabı içilir" başlığını atabilmem için benim yukarıdaki başlığı kaçan galibiyete atmış olmam gerekirdi. Adamın ağzından burnundan gelir o şarap "Güzel Marmara " misali. Son 3-4 yıllık deplasman maceralarında dahi Fenerbahçe gazeteye kayıp ilanı vermek durumunda kalmamıştı. "Kimliğimi Kaybettim Hükümsüzdür". Skorlardan dolayı bu kimlik biraz aşınsa da maç sonu DHL yapıp gönderdiler Kadıköy'e. Anlayacağınız gazeteye kayıp ilanı vermeye gerek kalmadı. Milan'a 3-1, Schalke'ye 2-0, PSV'ye 2-0, Man United'e 6-2, Lyon'a 4-2...Dünkü kimlik bunalımı kadar ağır bir bunalımı bu maçların hangisinde yaşamıştık? Londra'dan o kimliği bulanlar da DHL yapmasınlar çünkü aşırı yıpranmış durumda. Deplasmandaki 0-0'lık Arsenal beraberliğinden sonra yazıya girişimize bakar mısınız? Dün akşam maçı seyrederken Daum zamanındaki Lyon maçı geldi aklıma. Ve karşınızda Coupet'li, Malouda'lı, Cris'li, Govou'lu, Essien'li, Ben Harfa'lı, Abidal'lı, Nilmar'lı, Diatta'lı, İmdat'lı, Yeter'li Lyon. Diğer köşede Rüştü'lü, Luciano'lu, Servet'li, Özat'lı, Tuncay'lı, Serhat'lı, Marco'lu, Selçuk'lu, Alex'li, Deniz'li, Balcı'lı Fenerbahçe. Lyon'un 90+4 ve 90+6'da Nilmar'la gelen gollerini bir kenara koyalım. 6'lı bardak hediyeli Man United maçından da yukarıdaki isimlere -daha doğrusu 04-05 yılı kadrosuna- PVH, Yozgatlı, Akyel, Serhat Akın ve Turacı'yı ekleyelim. Bu kadro Lyon, hatta United maçından sonra sıfır puan ve 10 gole rağmen (iki takımın kadrosuna karşı) kayıp ilanı vermiyorsa bu kadronun yukarıda sıraladığım Arsenal'e karşı kimliğini kaybetme hakkı hiç yoktur. Olmamalıdır. Fener 4 senede değil 1 senede buralara gitmemelidir. Fakat ne yazık ki dün seyrettiğim Fenerbahçe, 1 puan almak için içimi acıttı. Yarı sahayı geçemeyen, top ayağına geldiğinde Alex'in olmadığını hatırlayan, ulan bizim işimiz değil ki bu tarzında hareket eden bir yapı seyrettik durduk. Ne takıma, ne Aragones'e hiçbir eleştirim yok. 1 puanın tadını çıkarsınlar. İsteyen Porto şarabını içebilir...Ama biz ziftin pekinin yanında Bone* şarabı tercih ediyoruz. (*Trakya'da bir dikişte içiebilene madalya verilen Güzel Marmara'dan çok daha ucuz sirke kıvamında sofra şarabı)

5 Kasım 2008 Çarşamba

They Broke Every Rule

Gün geçmiyor ki diye başlamayacağım çünkü çok da garip bir durum yok ortada. Garip olan don değiştirir gibi teknik direktör değiştirmemiz ve 6 aylık programlarla yürümeye çalışmamız. Amacımız ligde kalmak, amacımız kupayı almak, amacımız kupayı almak ve aynı sezon ligden düşmek. Lige bir başlayalım da kötü bir gidişat olursa shortlistten bu sene yorumculuk yapan hocalara bakarız yaklaşımı. Geçen sene Bülent Korkmaz Bursa'dan 9. hafta ayrılmış. Ve Gençlerbirliğinin başına geçmiş. Bu sene Samet Aybaba 9. hafta Bursa'dan ayrıldı ve Gençlerbirliği'nin başına geçti. "Aaaaaa" diyor musunuz, demiyorsunuz...Herkes "aaaaa" bunun neresinde diyor? Normal bir vaka. Normal olmayanı görememek garip aslında. Bu posta da bu film giderdi...
Late post: Flying Dutchman çok güzel yazmış, matemetik yaptığımda benim de önerim aynı şekilde olmuştu. Yorgan altından yazıyı çıkaralım, yeridir.

Kurtar'ın Bursaspor'daki İlk Macerası


Engin Aksöz'ün kaleminden...

Güvenç Kurtar, 1972-1973 sezonunda Feriköylü Baykul ve İskenderunsporlu Tezcan’la birlikte Bursaspor’a transfer edildiğinde, çelimsiz fiziği çok konuşulmuştu. Ayni pozisyona (santrfor) 3 adam transfer etmek(!), eleştiri kültürü bugünkü gibi gelişmediği için, o günün medyasında fazla yankı bulmadı. Diniz Yönetimi, Güvenç’i Baykul ve Tezcan’la birlikte başkaları kaçırıp, kandırmasın diye Gemsas’da kurdurulan bir çadırda kampa almış(!), göz kulak olması için de başlarına Hisar Grubu liderlerinden Mehmet Aktoptan’ı dikmişti. İmza atılana kadar üç oyuncu bu çadırda bekletilip, daha sonra Bursa’ya getirilmişti. Dün Güvenç Kurtar’ın Bursaspor’da teknik direktör olarak göreve başladığını öğrenince bu anektod aklıma geldi. Nostalji yapmadan edemedim.

4 Kasım 2008 Salı

Neresinden tutsan

Fenerbahçe maçı öncesinde sürpriz bir şekilde antrenmana çıkmayan ve ardından da ailesiyle Özlüce Tesisleri`ne gelerek Bursaspor`dan ayrılmak istediğini belirterek ülkesi Brezilya`ya giden Adriano Magrao`da sürpriz bir gelişme yaşandı. Kulüpten sözleşmesini fesih etmemesine karşın Adriano`nun Brezilya 2. Lig takımlarından Gama`ya transfer olduğu ortaya çıktı. Brezilya İkinci Lig`inde son sıralarda yer alan Gama`nın 28 Ekim’de deplasmanda Vila Nova ile 1-1 berabere kaldığı karşılaşmada suskun golcü Adriano 90 dakika forma giydi. Adriano Magrao`nun Bursaspor ile sözleşmesini fesih etmemesine karşın Gama`da 90 dakika forma giydiğinin belirlenmesi üzerine harekete geçen Bursaspor Kulübü Futbol Federasyonu ile konuyu görüşerek ortak hareket etme kararı aldı. Bonservisi Bursaspor’da olmasına karşın Brezilya’da resmi maça çıkan Adriano için FIFA’ya başvurulacak.
Brezilya Futbol Federasyonunu takdir etmemek elde değil. Ben geldim...İyi çık oyna...

Aynı biz


Sporting Gijon 1 ve Sporting Gijon 2 sonucunda takım kendini biraz daha toparlamış durumda. En son kendi sahalarında Numancia'yı 3-1 yendiler. 13 puanla La Lig 6.sı olan ve şu an lig bitse UEFA Kupas'ında İspanya'yı temsil edecek A.Madrid'in 1 puan gerisindeler. Bu takım düşedebilir. Düşmeme garantisi yok. Ama en önemli detay bana göre ne biliyor musunuz? Manuel Preciado Rebolledo'nun görevine hala devam etmesi. Kabus 6'lar, 7'lerden dolayı hala ligin en çok gol yiyen takımılar ama 12 puan yaptılar. Sporting Gijon bu adadmla devam etti. Bizde 9 haftada 9 takımın teknik direktör-direktörler değiştirmesi gerçeği karşısında ekstrem bir örnek. Neden geldim La Liga'ya derken, nereden nereye...

50,00


Samet Aybaba'nın da görevi bırakmasıyla %50'ye ulaştık. 18 takımın yarısı ilk 9 hafta sonunda teknik direktörünü değiştirmiş oldu böylece. Müzayedemiz devam edecektir.

Okay Karacan


Ben Türkiye'de spor kanalı fikrine inanmıyorum. Bunun sebebi Türk insanının spor izlemeye eğiliminin olmaması ve bu gerçeğin önümüzdeki 50 yıl içerisinde de gerçekleşmeyecek olması. Ama futbol kanalı fikrine inanıyorum. Eğer insanlara yeşil alanlar sunmazsak, çocuklar tenis, basketbol oynamazsa, yüzmezlerse yarın yüzme de tenis de izlemezler. Bakın bugün Formula 1'in Türkiye'deki popüleritesi bitmiş durumda. Bunun sebebi Türkiye'de motor sporlarını seven insanların bunu yapabileceklerine dair bir imkan tanımamış olmamızdır. İstanbul Park'ı yaptık ama pistte sporcular yarışamıyor. Bırakın yarışmayı kapısından giremiyor. Bu adamları Formula 1'e tekrar getirebilmek için herkesin haftasonları bir miktar carting yapabilmesini sağlamak gerek. Spor kanalı fikri insanların ilgisizliğinden dolayı bana pek de inandırıcı gelmiyor. Bugün insanlar Eurosport'u izliyor diye düşünebilirsiniz. Ama bugün İsveç'te bir hentbol maçını 30.000 kişi izliyor. Türkiye'deki 3 yıldaki bütün hentbol maçlarını toplasak 30.000 kişi izlememiştir. Türkiye'de kurulu olan spor kanalları bir hentbol maçını yayınlamayı karar veriyor mu? Hayır. Naklen yayın arabanızı koyup, onu anons etmek, yayınlamak kanallar için geri dönüşü olmayan bir eziyettir. O yüzden iş yürümüyor.

Sport Marketing dergisinin Kasım 2008 sayısından alınmıştır.

3 Kasım 2008 Pazartesi

Meşaleler Yanarken


Bu hafta Velodrome'de Marsilya-St. Etienne'yi konuk etti. 22'de Cheyrou golü atınca meşaleler yandı. Sönmeden 23'de Gomis beraberlik golünü attı. Ulan biz bu meşaleleri neden yaktık gibi bir durum. Söndürsenize oğlum neyi kutluyoruz bakışmaları. Marsilya maçı 3-1 kazandı. Neyse...4 Aralık 94. Yer Kadıköy. Maçın hakemi Oğuz Sarvan. Tayfur Fener'i 68'de 1-0 öne geçirir, 69'da Evjdlfur Gjafar Sveerisson skoru belirler. Lig literatürümüze "meşaleler yanarken" kavramını sokan maçtır. 14 sene öncesine bir gittim, hemen döndüm. Hakan Tecimer'in yanında Emre Aşık otururken diğer tarafta Ali Gültiken'in yanında Metin Tekin oturmaktaydı. Hey de hey...Meşaleler yanarken. Fotoğraf çakma idare edelim.

44,44


İstikrar Göklerdedir'e 2 takım daha eklenince (Gençlerbirliği ve Hacettepe) yüzdemiz 44,44'e yükseldi. Şimdiki amacımız %55,55'i görmek. %55,55 olması için 2 takımın daha hocasını kovması gerekiyor. Mesela bizde de şöyle bir durum olsun. Ocak ayında istediği transferler yapılmadığı için bir teknik direktör bıraksın. Ya da faydalanmayı düşündüğü bazı oyuncular teknik direktör karşı çıkmasına rağmen satılsın. Bu sebeple bıraksın. Ya da siz benim işime çok karışmaya başladınız desin. Bıraksın. Eylül, Ekimde olmayan Ocak da hiç olmaz ya bu sefer de böyle olsun. Körbişli ve Kigın'a da selam olsun.

Bonhof

City'nin Araplarının da 3-5 sene sonra olacağı Abramoviç'in bugünkü halidir. Hep beraber bu filmi seyredeceğiz. Abramoviç kemer sıkma potikası kapsamında 15 scouta yol verdi. Koskoca La Liga'da şimdiye kadar 22-23 Almanın top teptiği gerçeğini göz önüne alırsak Bonhof'un o yıllar Valencia forması giymesi ve La Liga'da forma giyen 7. Alman olması cesaretli bir adımdır. Abramoviç'in kapıyı gösterdiği 15 kişi arasında Chelsea'nin Almanya ve Avusturya bölgesini tarayan Bonhof'ta vardı. Yaş oldu 56. Doğru dürüst antrenörlük kariyeri yapamadı, ardından da ekonomik kriz vurdu. 4-5 sene önceki Abramoviç olsa gül gibi geçinir giderlerdi ama devir değişti.

Neşeli Günler (Daddy Cool)


İngilizler Kewell için söyler söylemesine ama bu tadı vermez. Galatasaray taraftarına teşekkürler. Her iki efsaneyi aynı anda hatırlattıkları için. Ziyaaaaaaaaaaaaaaa. Daddy Cool'un Neşeli Günler'de kullanılmasına bir detay daha eklesek hiç de fena olmaz. Pastane sahnesi. Oya Aydoğan yakın plan. Gazozlar.Çarşı maceralarına Sami Yen'de güzel eklemeler yapılıyor. Fenerbahçe taraftarı için diyebileceğimiz ise "kombine yaratıcılığı öldürüyor mu?" Fenerbahçe'nin ceza aldığı since 2002'den beri yok "rising sun over Europe" yok "itaat et". Bir kez daha teşekkürler. Eski günleri yad ettik.
Late post: Aziz Yıldırım reklam ajansı ile anlaşırsa bu yaratıcılık sıkıntısı ortandan kalkar. Yer Kadıköy. 1500 Beşiktaşlı var. Maç 0-0 bitiyor. Ricardinho'nun altıpas'tan kaleciye nişanladığı maç. Fenerium ve Maraton tarafındaki Fener seyircisi cep telefonları ile Beşiktaş taraftarının şovunu kaydediyor.

2 Kasım 2008 Pazar

?

Tabata + Zurita > Delgado + Cisse midir?
Lig Radyo'daki Hagi mi Alex mi esprilerine 2'şerli giriş yapalım.

Erman Özgür


Erman'ı düşündüğünden çok daha fazla zamandan beri özellikle seyrediyorum. Trabzon, Sebat, Ankara, Konya, Antep. Fizik olarak çok kuvvetli olmasa da futbol zekası üst düzey bir futbolcudur Erman. Topu sürekli olumlu kullanmaya çalışır. Benden gitsindeci değildir. Bugün Nurullah Sağlam 78 dakika sabretti Erman'a. Hakan, Zurita ve Tabata bana göre fazlasıyla gereğini yaptı ama bu maçlık Yozgatlı ve Erman'a parantez açmak gerekir. İnanın Sağlam'ın yerinde olsam Erman'ı sol beke, Ivan'ı önüne; Yozgatlı'yı sağ beke Erkan'ı önüne koyardım. Yeğdir. Zurita kafayı kaldırıyor yok, Tabata kafayı kaldırıyor yok, Hakan kafayı kaldırıyor yok. Arda'nın halt etmesindeki kafanın haricinde Yozgatlı dolandı durdu. Antep her ne kadar maçın 2. yarısının 30 dakikasında Galatasaray'ı hapsetse de "yalancı savunma" dediğimiz olguyu başarıyla uyguladı Galatasaray. Gösterip gösterip çekti. Olimpiyakos ve akabini bilen takımın sahada "yalancı savunma" yaparak aktif dinlenmesini seyrettik durduk. Haklıydı Galatasaray. Pozisyon bulmasına buldu Antep ama benim sözüm yukarıda da belirttiğim gibi Erman ve Yozgatlı'ya. Öndeki Erkan ve Ivan çok daha fazla zorlardı Galatasaray savunmasını. O yalancı savunmayı Erman ve Yozgatlı ile aşman çok zordu. Aşamadın da. Galatasaray büyük futbol oynamadı ama büyük takım gibi oynadı.

İstikrar Göklerdedir


Antalyaspor-Hikmat Karaman ve Jarabinsky
Beşiktaş-Ertuğrul Sağlam
Ankaragücü-Hakan Kutlu
Kocaelispor-Engin İpekoğlu
Konyaspor-Raşit Çetiner
ve son olarak
Denizlispor-Ali Yalçın

Bir lig. 18 takım. 9 haftada teknik direktör değiştiren 6 takım. Ligin % 33'ü.

İstikrar göklerdedir.

Güzel İzmir


Bank Asya'da ilk 4 hafta sonunda iki İzmir pardon bir Karşıyaka bir İzmir takımı ilk 4'te. Karşıyaka ilk 10 haftada 9 gol atarak 18 puan yapmış durumda. Ankara'dan 4 takımın olduğu ligde İzmir'den hiçbir takımın olmaması çok üzücü. Bu sene olur mu? Olsun artık...

Edirne 1. Amatör


Bildiğiniz gibi Süper Amatör, 1. Amatör ve 2. Amatör ligleri mevcut. Edirne ili sınırları içinde 1. Amatör'de 3 grup var. B grubunda aşağıdaki takımlar mecvut.


Aslıhan-Yeni Mahalle-Beğendik-İpsala-Enez-Uzunköprü-Çamlıca-Çöpköy-Havsa


Konuya girersek. Gruptan bir takım süper amatöre çıkıyor bir takım da düşüyor. Çöpköy 2 maç üst üste maça çıkmayarak ligden çekilmiş durumda. Yani grupta düşen takım belli. Gariptir ama şampiyon da belli. Uzunköprü. İlk 3 haftada önüne gelene 6-7 atan takım. Karşısında takım bulamayan takım. Ve ne acıdır ki sadece 3 hafta tamamlanmış durumda. Lig deplasmanlı. Yani 16 hafta. 3. haftada tablo belli. Şimdi siz geriye kalan oyuncuları idmana nasıl çıkaracaksınız? Şaşırmayın ki haftada 2 idman yapan takım idman yapmış sayılıyor bu bölgede. Hele idmanda as takımdan 5-6 toplamda da 12-13 oyuncu varsa. İstisnalar tabi ki vardır ama genel tablo budur. Maçtan maça çıkan oyuncu sayısı epey çoktur. Bu takımların da ne zaman daha ciddiyetli idman yapacağını size peşinen ileteyim. Uzunköprü maçlarından önce. Uzunköprünün karşına biraz daha diri çıklsın diye. Tablo budur. Ulusal Amatör Karma Teknik Direktörü Müjdat Yetkiner'e topu atma gibi bir amaçla bu yazıyı yazmıyoruz. Fotoğraf bu şekildedir. Bir gariplik daha yazayım size. 7.500-8.000 nüfuslu Havsa'da Havsa Spor, Havsa Birlik Spor, Yeni Mahalle ve Serhad Spor olmak üzere 4 takım var. Bizim zamanımızda amatör liglerde 3. lig ayarında maçlar seyretme şansınız olurdu. Hatta bizim zamanımızın genç takımı bu ligde kafaya oynar. O derece. Hani bir önceki postta bölge insanının yapısından biraz bahsetmiştim. Git gide geriye gidiyoruz. Bu çocuklar ayak içi yapmayı öğrenmeden maça çıkıyor. Halı sahalarda beğeniliyor. Gel sana da lisans çıkartalım muhabbeti başlıyor. Trakya'nın tarihinde 1. lig takımı hiç olmadı ki...Bu gidişle de hiç olmayacak. Kulüp bol...Kulüp bol da bu çocukları eğitecek kadro nerede? Yok. Ya da kaç hocada Müjdat Yetkiner'in cebi var. Hadi çocuk iyi. Eeee sonra. Yahu burası İstanbul'a 250 kilometre. Hiçbir şey çıkmasa 1.90'lık stoper çıkar bir tane. Bursa'nın yarısı Artvinli ama bir diğer yarısı göçmen. Oradan 10 çıkıyorsa buradan da 1 çıkması lazım. Kök, köken aynı. Fizik yapısı aynı. Bir başka örnek ister misiniz? İnegöl...

1 Kasım 2008 Cumartesi

Trakya Spor


Şut ve Gol yazarı Tayfun Gökalp Bey'in Trakya ile ilgili güzel yazısını okudum. Doğma büyüme Edirneli olarak yazacak çok şey var aslında. Buradan Edirneye yol olur. Edirne, Havsa, Uzunköprü, Keşan, İpsala, Lalapaşa, Süleoğlu, Enez sahalarının tamamında epey uzun süre top tepmişliğim var. Öğle saatlerinde sahaya şarap şişesi az inmemiştir. Yunanistan sınırı Karpuzlu'da mesela. Uzunköprü, Keşan, Babaeski, Kırklareli, Edirne...Bu takımların tamamı 3-5 sene öncesine kadar 3.ligdeydi. Hatta Tekirdağ. Bursasporlu Paşa Selim'in Tekirdağ Büyük Salat'ta oynadığı zamanları da biliriz, Uzunköprü'de oynadığı zamanları da. Oradan Edirnespor'a transfer yapmıştır. Oradan da Edirnesporlu Hakan Keleş'le Bursaspor'a. Zınk diye daha ilk maçta Bijediç kendisini ilk 11'e koymuştur ki ağzından dinlemek gerekir. Hele Bursa'nın Intertoto yıllarını. 97 yılındaki 98 Dünya Kupası Eleme maçında Hollanda'ya karşı oynadığı maçı unutamam. Selim Abi diye halı sahada pas attığınız adamı Kluivert, Seedorf ve Bergkamp'a karşı seyretmek biraz garip oluyor. Forvetten son adam olmuştur kendisi. Trakyalı değil Muşludur bu arada. O Hakan Keleş'li, Selim Özer'li takımda bir de bildik tanıdık bir sima vardır. Antep'in hocası Nurullah Sağlam. Bir tanıdık daha vardır ki o da Ali Asım Balkaya'dır. Yılları sorarsanız 94-95 yıllarıdır. Raif, Elazığsporlu Mustafa Ülkü, Faruk, Kubilay, Orhan, Zeki, Metin, Erman, Kosovalı, Hüseyin. Selim ve Keleş'in dışında sağlam transfer olmamıştır. Grup maçlarında önüne geleni deviren takım TSL'ye çıkmak için Play Off'a kalmış ama 10'lu gurupta sonuncu olmuştur. O sene 9 Nisan'da Edirne'deki Afyon maçını hatırlarım ki Selim atılmıştır ve Edirne 0-1 kaybetmiştir. Ama o maçın en önemli özelliği o gün ÖSS sınavının olması ve lapa lapa kar yapmasıdır. Takımın hocası Eskişehirli Nihat Atacan'dır. Bir önceki sağlam takım ise 80'lerdeki Suat Karaliç'li, Galatasaraylı Muhammet'li, Sarıyerli Simo'lu, Namık Avcı'lı, Deli Şevki'li takımdır ki bu takıma tevellütümüz yetmez. Bir gün Fenerbahçe TV'de Rıdvan Dilmen'e şunu sormuştum. Smayıl Simo'yu nasıl bilirdiniz? 10 numara insan, 10 numara futbolcu, benim de Sarıyer'den oda arkadaşım olur, şu an nerede biliyor musun? Eski Yugoslavya'ya döndü diye cevap vermiştim bende. Trakya insanının çoğunluğu göçmen olduğu için kemik yapısı biraz farklıdır. Boşnak, Pomak, Selanik ve Bulgaristan göçmeni bolca vardır. Küçük Balkanlar'a TFF'nin el atması gerekir ki kulüplerin durumu tam bir felaket. Yetenekler kaybolmaktadır çünkü kulüp takımlarının durumu içler acısıdır. Nerede oynayacaklar, bu çocuklara ilk eğitimi kim verecek?Şu an bizim köyden size 10 tane Baliç fizikli adam bulurum. Kahvede piyizleniyorlardır. Zamanında Türkiye Şampiyonu olan ve Spor Akademisi bulunan Trakya Üniversitesi bu işin içinde olmalıdır. Eskişehir bir benzeri Akademi takımı neden çıkmasın? Çıkmaz. Bu yazıdan da bir şey çıkmaz.

31 Ekim 2008 Cuma

Fellaini


Bu sene Everton'un sadece 1 maçını seyrettiğimiz için sadece istatistik vereceğiz. Fazlası pek doğru olmaz. Fazlasını King Santillani'den dinlememiz çok daha uygun olacaktır. Dikkatimi çeken Fas asıllı Fellaini'nin Everton'da 7 maçta 3 gol atması. Moyes, Preud'homme'nin göremediğini mi gördü acaba? Liege'de 79 maçta 11 gol atan Fellaini şimdiden 3 golü buldu. Adam sonuçta Everton tarihinin gelmiş geçmiş en pahalı transferi. 15 milyon pound az para değil. Leon Osman ve Yakubu ile birlikte takımın en çok gol atan adamı. Bir de Arteta'nın yarısı kadar asist yapsa yok artık Fellaini olacak.

Lyubov Hanım


Lyubov Pavlyuchenko...Roman Pavlyuchenko'nun annesi. Nam-ı değer Rebrovcenko'nun. Lybov Hanım oğlunun asla Rusya'dan ayrılmak istemediğini kulübünün kendisini sattığını söylemiş. Hatta Londra'ya gitmeseydi Lokomotiv Moskova'ya transfer olacaktı demiş. Zamanında Murat ve Hakan Yakın kerdeşlerin annesi Emine Yakın oğullarının Türkiye karşısında oynamalarına izin vermedi şeklinde bir haber çıkmıştı gazetelerde. Hatta Emine Yakın'ın "hele bir de gol atarlarsa ben bu utançla nasıl yaşarım" dediği oğullarının ise kendisini dinlediği öğrenilmişti. Hatta gazete Tercüman idi. "Dediği öğrenildi" tarzında bir haber yapma durumu vardır bizim basınımızda. Üzerine tez yazılır. Çakma haber yapmanın en kolay yoludur bu. "Dediği öğrenildi" edilgenini etkin cümle haline getirip "kimden öğrendin" diye sorsan cevap yok. Hatta edilgenine de razıyız "kimden öğrenildi" diye sorulsun. Kaynak gazetenin spor servisi. Bina içi. Çay ocağının yanı. Dediği öğrenilen Emine Hanım eminim utancından dışarı çıkamıyordur şu an. Malum Euro 2008'de Hakan Yakın golünü Türkiye'ye attı. Konu nereden nereye geldi. Emine Hanım "dediği öğrenildi" olmasa da karar mekanizmalarının çok içinde idi. Lybov Hanım bana Emine Hanım'ı hatırlattı. Biraz daha şu işlerin dışında kalsanız.

Meleke Ciner Grubu'nda (Neretva Özel)


Bir haftayı aşan süreden beri Milliyet gazetesinde Uğur Meleke'nin yazmaması ben dahil çoğu kişinin dikkatini çekti. Uğur Meleke Ciner Grubu'nun yeni gazetesi ile anlamış durumda. Sabah ekonomi servisini olduğu gibi transfer eden grup spor sayfaları için bomba transferini yapmış. Hayırlısı olsun. Gazete çıkana kadar bizim blog camiasına 1-2 yazı atsa da mahrum kalmasak...

Arazi İşleri


Bir önceki postta 22.000 kombine yazmıştık ama başına "bekleyen" kelimesini ekleyerek unutulanı düzelttik. 36.236 kapasiteli White Hart Lane'de bu sene 35.900 ortalamaya oynuyor Spurs. Bekleyen 22.000+36.000 kombine de 60.000 kişilik stad için yeterli bir gerekçe oluyor. Yalnız dün yapılan açıklamalarda güme giden bir nokta var ki stadın açılma tarihi 2014-2015 sezonunun başı. Stadın çevresindeki arazileri bir güzel toparlamakla meşguller. Keza geçtiğimiz günlerde Avrupa'nın en büyük AVM'sinin açıldığı Londra'da belediye başkanı Osmanlı torunu Boris'in çıkıp da " bu Londra'ya duyulan güvenin kanıtıdır, bu AVM şimdiden 7.000 kişiye iş sağlamıştır" demesi unutulmadı. Geleceğim yer şurası. Herhalde başkan da bu arazi işleri ile haybeden uğraşmıyor. AVM'sinden, cafe ve restoranlara kadar her bir şey yeni stadın çevresinde yer alacak. Komleksin sırıları da yukarıda yer almakta. 1897'den bu yana Spurs'un top teptiği stad tarihe karışacak. Yalnız daha ortada proje yok. Bütçelendirilmiş bir çalışma yok. Sadece kredi bulma konusunda görüştüğümüz firmalar var ve bu desteği bulma konusunda sıkıntı yaşamayız şeklinde Türk tipi yapılan açıklamalar var. Fol ve yumurtanın birbirini bulamaması. Bir galibiyet ve bir Arsenal beraberliği sonrası iklim tamamen değişmiş durumda. Martin Jol'a dayanamayan adamın J.Ramos'a bu kadar katlanması çok biledir.

30 Ekim 2008 Perşembe

Spurs ve gelecek


Spurs başkanı Daniel Levy White Hart Lane'nin isim hakkını satarak 60.000 kişilik stad yapacaklarını açıkladı. Yeni bir açıklama değil. Aynı Liverpool'un stad maceraları gibi. Neyse...Stadın yeni ismi sponsorun ismi olacak. Elveda White Hart Lane. Levy'nin açıklamalarından biri de şu. "Bu takıma güveniyoruz. Bu takımda yetenekli oyuncu sayısı fazla. Bu sebeple Ocak ayında 1-2 takviye yeterli olacaktır. Ama önümüzdeki yaz oldukça yüklü bir bütçe ayıracağız." Spurs bu sene Corluka, Modric, Pavlucenko, Gomes, Santos gibi adamlara bir araba para ödedi ödemesine ama Berbatov ve Keane'den gelen 51 milyon pound da dikkate alınmalı. Kompanse durumu. Yerine koyamadılar sözünü kabul edemem çünkü başka Berbatov Spurs için yok. Git sen koy o zaman. J. Ramos'un giderayak kendi web sitesine bıraktığı açıklamalara dikkat edelim. Yenilerin adapte olması için biraz daha vakte ihtiyacımız vardı. Aynı zamanda Berbatov ve Keane çok büyük eksikler. Zaten transferin son günü Berbatov'u kaybedersen, Rebrovcenko'ya (çok mu acımasız davranıyorum bu adama) denize düşen yılan hesabı sarılırsın. Yönetim bu konuyu çözemedi. İyi yönetemedi. Ferguson bas bas bağırdı bu adamı alacağım diye. Sonuçta ne oldu güzellikle göndermedin de? Lig daha yeni başladı Spurs için. Başkan yıllık gelirlerinin 103.1 milyon poundan 114.8 milyon pounda çıkacağından da bahsediyor. Ve stad için harcayacağımız para Redknapp'ın Haziran ayında harcayacağı transfer paralarını etkilemeyecek diyor. 22.000 bekleyen kombine, 70.000 üye 60.000'lik stad için yeterli sebepler olarak görülüyor başkan tarafından. Son olarak Redknapp; Bent, Lennon ve Zokora'yı Arsenal maçında yanında oturttu. Bent ve Lennon'dan sonradan faydalandı. Ramos'un son Stoke City maçında bu 3 isim ilk 11'de yer almaktaydı. Küçük oynamaların olması gayet normal. Dos Santos gelmemesi gereken bir lige geldi bana göre. Sürekli oynayacağı bir La Liga geleceği için daha faydalı olurdu.

Mazlum

Redknapp tamamıyla gaza gelmiş durumda ki "Mazlum'u getirin bana" der gibi Liverpool'u bekliyor. Maç cumartesi. Arsenal maçı inanılmaz keyif verdi Spurs taraftarına ve teknik ekibine. Gelecek adına umutlandılar. Herkes 13 Kasım 2004'te Arsenal'in White Hart Lane'de 5-4 galibiyeti ile biten maçın bir benzeri mi olur diye bekledi ama 4-4 bitti maç. Fener çarşamba günü Arsenal ile oynadıktan sonra Galatasaray maçına çıkacak. Galatasaray'ın işi daha zor çünkü yolculukta yaşanacak herhangi bir sorun Galatasaray'ın sadece 2 gün olan hazırlanma süresini kısaltır ve dinlenme süresini iç eder. Arsenal de Fener maçından sonra içerde Man U maçına çıkacak ki bu Spurs beraberliği Fener için bu açıdan iyi oldu diyebiliriz. Liverpool'un 6, Chelsea'nin 3 puan gerisindeler şu an. Man U'nun bir maçı eksik. Eksik maçı aldığı taktirde 1 puan Arsenal'in önünde. Maçı da alırsa 4 puan önünde olur. EPL için çok önemli bir maça çıkacak Arsenal. Bu sebeple Fener maçında bazı as oyuncularını dinlendirebilir ya da sakatlık riskinden çekinir gibi geliyor bana. Diyeceksiniz ki Van Persie Kadıköy'de Wenger'in yanında oturdu. Sen neden bahsediyorsun. Deplasmanda 5 attığımız takıma içeride 10 atalım derseniz Fener'den 2 kırmızı çıkar, Lugano Adebayor'un ayağını eline verir. Hatta Fabregas'ın incelerine baltalar çıkar. Bu böyledir. Hele arkasından bir Man U maçı varsa daha edepli oynarlar:))Ha bütün bunları neden yazıyoruz? maç 3'te sınırlı olsun diye. Yoksa herhangi gibi bir beklentimiz yok.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Tek korkum...


"Tek korkun seyircilerin sahaya inmesi ve indiler" gibi bir durum mu oldu acaba diye düşünmedim değil livescore'da Roma-Sampdoria maçınının ertelendiğini görünce. Neyse ki fotoğraf herşeyi anlatmakta. Canına tak eden Roma taraftarının elinden her maç yağmur kurtarmaz. Adam gibi oynayın sabrımız taşıyor:))