Suat Karaliç'i herkes 84 yılında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçından hatırlar. 1 sezon Fener'de oynayan libero Karaliç 1 gol atmıştır, o da Galatasaray'a. Ve frikikten. Galiba diğer yabancı Repçiç'ti. Maçtan sonra Fatih Terim'in Karaliç'i tokatlaması maçın hatırlarda kalmasının bir diğer sebebidir. Fener-Galatasaray maçının olduğu 8 Nisan 84 günü Lüleburgaz'da Edirne'nin maçı vardır. Smayıl sakat. O zamanlar Sarıyer'de değil Edirne Spor'da.Halil İbrahim ile dayımların muhasebe dükkanına gelirler. Oradan da dayım, Levent Dayım, Smayıl ve Halil İbrahim Burgaz'a Edirne'nin maçına giderler. Yolda fikir değişir. Ne yapacağız biz Burgaz maçında yürüyün Fener maçına gidelim. Tokat olayını birebir yaşayan ekiptir kendileri. Daha sonra Karaliç'in yolu Edirne Spor'a düşer. Smayil'li, GS'li Muhammed'li, Karaliç'li, Arda'lı Edirne Spor. Zaten bir de 90'ların ortasında Selim'li, Hakan Keleş'li, Nurullah Sağlam'lı kadro var başka da yok. Bir maçtan sonra Edirne'de park gibi bir yerde oturmuşlar muhabbet ediyorlar. Levent Dayım "ya Suat sana bir şey soracağım" demiş. Fatih Terim'in Osmanlı Tokat'ının hatırlatmış Karaliç'e. Karaliç demiş ki "yahu o akşam ben neredeydim biliyor musunuz? Taksim'deki Etap Oteli'nde (ismini yanlış hatırlıyor olabilirim) Fatih Terim'le oturduk saatlerce muhabbet ettik. Orada oldu ve bitti. Taraftar yaygarayı koparttı, tribünler karıştı, saha karıştı ama oldu ve bitti. Bitti, gitti. 14 Ocak 2009 Çarşamba
Suat Karaliç & Fatih Terim
Suat Karaliç'i herkes 84 yılında oynanan Fenerbahçe-Galatasaray maçından hatırlar. 1 sezon Fener'de oynayan libero Karaliç 1 gol atmıştır, o da Galatasaray'a. Ve frikikten. Galiba diğer yabancı Repçiç'ti. Maçtan sonra Fatih Terim'in Karaliç'i tokatlaması maçın hatırlarda kalmasının bir diğer sebebidir. Fener-Galatasaray maçının olduğu 8 Nisan 84 günü Lüleburgaz'da Edirne'nin maçı vardır. Smayıl sakat. O zamanlar Sarıyer'de değil Edirne Spor'da.Halil İbrahim ile dayımların muhasebe dükkanına gelirler. Oradan da dayım, Levent Dayım, Smayıl ve Halil İbrahim Burgaz'a Edirne'nin maçına giderler. Yolda fikir değişir. Ne yapacağız biz Burgaz maçında yürüyün Fener maçına gidelim. Tokat olayını birebir yaşayan ekiptir kendileri. Daha sonra Karaliç'in yolu Edirne Spor'a düşer. Smayil'li, GS'li Muhammed'li, Karaliç'li, Arda'lı Edirne Spor. Zaten bir de 90'ların ortasında Selim'li, Hakan Keleş'li, Nurullah Sağlam'lı kadro var başka da yok. Bir maçtan sonra Edirne'de park gibi bir yerde oturmuşlar muhabbet ediyorlar. Levent Dayım "ya Suat sana bir şey soracağım" demiş. Fatih Terim'in Osmanlı Tokat'ının hatırlatmış Karaliç'e. Karaliç demiş ki "yahu o akşam ben neredeydim biliyor musunuz? Taksim'deki Etap Oteli'nde (ismini yanlış hatırlıyor olabilirim) Fatih Terim'le oturduk saatlerce muhabbet ettik. Orada oldu ve bitti. Taraftar yaygarayı koparttı, tribünler karıştı, saha karıştı ama oldu ve bitti. Bitti, gitti. 500. Yazı Anısına (Trakya Hikayeleri)

Neyse...Aradan 10 gün geçti İngilizce dersindeyiz. En arkada 6-7 kişi oturuyoruz. İngilizceci derse geldi ve kafadan bize bakarak kalkın ayağa dedi. Bilemiyorum ki ne b..yedik. Adam disiplin kurulunda olduğu için konunun tuvalatlerin kabile gibi olmasına gelmesini bekliyoruz. Biri paketi sıkıştıyor masa altına. Ulan dedi "hadi hepiniz "zoo"ya gidemediniz. Hem kopya çekiyorsunuz hem de yutturmaya çalışıyorsunuz. Hepiniz "zoo"ya gitseniz sorun olmayacak ama biriniz 300, biriniz 500 biriniz 600'a gitmişsiniz." Benim arkamdaki Cino kopya çekmesi belli olmasın diye 200'ü yani zoo'yu 300 yazmış. Son iki rakamı da değiştirmiyor ki doğru da güme gitmesin. Arkasındaki Çukurköy'lüye demiş ki bana bak ben 300 yazıyorum sakın 300 yazma. Ne yazayım? 400 yaz. 500,600,700,800. Masanın altına girmişim, gözümden yaşlar akıyor gülmekten. Bereket önümde birileri var ki soteleniyoruz. Sen git "I go to 500" yaz. 500. post da böyle olsun.
13 Ocak 2009 Salı
Sabah & Fotomaç
Sabah gazetesi. Gazetenin Dinç Bilgin'den TMSF'ye oradan da 1,1 milyar dolara "bizim Çalık"a satılmasıyla ilgili yazılacaklar beni aşar. Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazeteleri spor sayfalarında gözlemlediğim bir durumu sizlere aktarmak istiyorum. Konu ne Ercan Saatçi'nin Hürriyet'te yazmasının dayanılmaz ağırlığı ne de Milliyet'in Uğur Meleke, Rıdvan Dilmen ve Demirkol'u bir potada buluşturması. Konu şu. Çalık Grubu'nun spor gazetesi Fotomaç, Doğan Grubu'nun ise Fanatik. Fotomaç gazetesi bu blogda da sıkça değindiğimiz üzere masa başı haberleri yaratmada oldukça başarılı. Fanatik eline su dökemez Fotomaç'ın. Fotomaç da Fanatik'ten daha fazla satar ya neyse. Sabah Grubu kardeş Fotomaç'ın haberlerini hem internet sayfalarına hem de sayfalarına sıkça taşırken Hürriyet ve Milliyet çok daha temkinli davranıyor. Bu arada bu yazı son 3-5 günlük periyod dikkate alınarak yazılmamaktadır onu da bilmenizi isterim. Bu süreç son zamanlarda düzelme eğilimindedir. Ama yine de Hürriyet ve Milliyet'i çok taktir ettiğimizden değil. Sabah gazetesinin spor sayfalarının Fotomaç'tan tek farkı köşe yazarları olacaksa ne anladım ben bu işten. Daha bağımsız, daha sorgulanan haberlerin Sabah'ta olması gazete için daha iyidir diye düşünüyorum? Sabah'ta atılan "Ersun Yanal açıklama yaparken Anlayanal, Tokat maçı sonrası Kanaatkar Fener" manşetleri ile Fotomaç'ta Fatih Tekke'nin Beşiktaş'a transferi ile ilgili kullanılan "Tekkelimeyle Kartal" benzer etkinin gazete sayfalarına yansımasıdır. Dikkate mi alırlar, içlerinden küfürü mü basarlar bilemem. Bir yönetici müşterinin şikayetini dinlemiş ve şunu demiş "Bana, benim ürünümü kullanmak için bir şans daha verdiğin için size teşekkür ederim". Şikayetlerin sadece %6'sının dillendirildiği dikkate alınırsa...Matematiğim zayıftır. 12 Ocak 2009 Pazartesi
Yine Yeniden Fotomaç
Sınavlar projeler derken sıyırdık kafayı iyice. Gece gece projeyle uğraşırken saat ikiye yaklaştığı zaman direk giriyorum Fotomaç' ın sitesine, güncelliyorlar 2 civarı. Okumadan olmuyor bombaları. Top#5 yazmıştık zamanında, bi tane daha hazırlasam düşünmeden koyarım bu haberi. Senna demiş ki;
F.Bahçe'nin eski gözağrısı Senna'da sürpriz gelişmeler yaşandı. Villarreal'in gözden çıkardığı yıldız futbolcu, teknik direktör Aragones'i arayarak, "Burada benim için işler pek iyi gitmiyor. Eğer beni hâlâ istiyorsan gelmeye hazırım"
Hadi buraya kadar olan kısma tamam diyelim, bildiğimiz Fotomaç istihbarat servisi konuşma ele geçirme departmanı. Devamı ise yaratıcılığı bir adım ileriye taşımış;
Çok şaşıran Aragones, "Bu
konuşmadan kimseye bahsetme. Seni arayacağım, benden haber bekle" yanıtı verdi.
Şimdi ya Senna kaypak adam ağzında bakla ıslanmıyor, ya da Fotomaç' ın yeni yatırımı insansız uçaklar. Gizlice sokulup tepeden kameraya çekip ses falan kaydediyorlar. Ben çözemedim bu işi. Akıl mantık biraz yahu..
11 Ocak 2009 Pazar
Allah Aşkına Ömer Abi (Slow)
S: Gole ne diyorsunuz?
Alin Taşçıyan, Recep İvedik, Gora, Arog, Galatasaray ve Diğerleri

Allegri Affet Beni
Mourinho Inter'in başına geçtiğinden beri Serie A'yı izlemem için bir neden oldu. Özellikle Inter maçlarının takip etmeye çalışıyorum. Ekran başına da "bi Cagliari geçirse" diye oturdum. Her Inter maçının başına da bu şekilde oturuyorum. O oturuşlarımızı genelde Zlatan şapkadan tavşan çıkartarak bozuyor. Extra Maicon da destek veriyor buna. Gol gelinceye kadar maç Güntekin'le benim aramda gitti geldi. Allegri'ye "habire giydiriyordum". Güntekin'in en hakim olduğu lig Serie A. İtalyan Lisesi'nin bunda büyük etkisi var. Cagliari'nin takım savunmasını regular bir İtalyan takımı gibi nasıl başarıyla yaptığını anlatıyor. Doğruları söylüyor. Güntekin dedikçe de ben "iyi de Allegri kardeşim, insanın aklının ucunda bir kırıntı da olsa hücum olmaz mı diyorum". İçimden ekliyorum. "Elinde Aquafresca gibi bir tabanca var. Biraz orta sahayı itsene adamın ayağı topa değsin, bu adam zaten Inter'in topçusu. İyiden iyiye forvet arayan Inter'e hırs yapmıştır.". Ekliyorum "zaten deplasmanda şimdiye kadar tek galibiyetin var o da Torino'ya" Ekliyorum " sorun takımın güç sorununda değil senin zihniyetinde" Ekliyorum "Mourinho'ya bir kapak yapsananın etkisi var bunda çaktırmıyorum". Demeye kalmadı Walter Samuel sineklendi ve Aquafresca golü yapıştırdı. Maç başına 1 golü olan Cagliari golü buldu. Sonra da Zlatan'ın golü gelinceye kadar Biondini efendinin saçma sağan sağ ayak içi hesaplamasından solayı 1 puana razı oldular. Geleceğim yer şurasıdır. Allegri'den özür dilerim. Aquafresca'nın golünden dolayı değil golden sonra Mancini, Zlatan, Quaresma, Crespo'lu kadroyu görüp gereksiz bir yaslanma psikozuna girmeyip pozisyonlar arayıp bulduğu için. Mourinho'nun takımı yine çökemedi. Sevemedim gitti şu takımı.Eski Fenerbahçe
NTV Spor'da Valencia-Villareal maçının devre arasında spor haberleri var. Haberleri sunan arkadaşımız diyor ki "Eski Fenerbahçe Teknik Direktörü Zico CSKA ile anlaştı". ÖSS sınavlarında arka arkaya 4-5 soru gelirdi arka arkaya. Aşağıdakilerden hangisinde anlatım bozukluğu vardır şeklinde. Haberi dinlerken o günler geldi aklıma. Eski olan Fenerbahçe değil teknik direktör. "Fenerbahçe eski Teknik Direktörü........" yani. Biz burada kim bilir ne yanlışlar yapıyoruz ama ÖSS'nin en kadim sorusunun NTV Spor'da yanlış işaretlenmesi dikkat çekiyor. Fuat Abi'ye iletelim.10 Ocak 2009 Cumartesi
9 Ocak 2009 Cuma
Kimden Korkarsın?
7 Ocak 2009 Çarşamba
Zihniyet
Dün akşam Kral Kupası 5. tur ilk maçında Barcelona-ATM karşısındaydı. Maçın analizi ve her iki takımın eksikleri üzerine birşeyler yazmayacağım. Çünkü benim aklımda maçla ilgili net bir çıkarım var. Hakem ITTURALDE GONZALEZ. Taktir ettiğim bir hakem değildir. Ama dün iyisiyle kötüsüyle önce hakemi tuttum ondan sonra maçı seyrettim. ATM hala 6-1'in şokunu üzerinden atamamış. İlk maçın kahramanı Heitinga'ya bir de Pernia eklenmiş Baki Mercimek tadında. İkisi de bas bas bağırıyor "önce ben madara olacağım, önce ben madara olacağım" diye. Bir tarafta top oynamaya gelmiş bir takım. Diğer tarafta ise "oldu oldu olmadı baltalar elimizde uzun ip belimizde kıvamında ormancılar". ATM'nin planı ilk maçta tutmuştu. Baltalarla beraber 9-10 olacak maç 6'da kaldı. Ama bu maç planları GONZALEZ bozdu. Görevini yaptı. Biraz art niyet gösteren oyuncuya carrrttttt diye çekti kartı. Mendirek gibi kendini yere atan Maniche'ye o pozisyondan da çekecekti ki kartı anlayış gösterdi. Hakem işte böyle yanına alınır ve 12'ye karşı 11 oynanır. Bir de Heitinga gitti oldu 12'ye 10. Futbolu sevenlerin ITTURALDE GONZALEZ'in zihniyetini anlamaya çağırıyorum. Afadersiniz küçük küçük o........larla kotarırız zihniyetine çanak tutmadı. Çatır çatır çıkarttı kartları. Kart çıkarmak marifet değil ama kötü zihniyeti hissedip tiyatroya alet olmamak güzel. Geçmiş maceralarını bir kenara koyuyorum. ITTURALDE GONZELEZ demeyelim de maçın hakemi diyelim isterseniz. Futbol kazandı dün akşam bana göre. ATM'nin hinlikleri de güme gitti. Sinama Pongolle, Simao, Maniche, Pernia, Assuncao, Ujfalusi...Sonrasını sayamadım kartların. Bir de Pernia'nın Baki Mercimek'e bağlamasını seyrettim. ATM bana göre ilk maçtan daha acizdi. Teşekkürler ITTURALDE GONZALEZ ZİHNİYETİ. FUTBOLU KURTARDIN DÜN AKŞAM 5 Ocak 2009 Pazartesi
Saldırmak
Tamamen hücum odaklı düşünen bir takım ile tamamen savunma odaklı düşünen bir takım karşılaştığında savunma galip gelecektir. Bunu diyen kim? Kobe. Hani Detroit'in çirkin çocuklarından biri dese daha bir anlamlı olacak ama...Adamlar defence, defence diye bağırdıkça bizimkiler saldırın durmadan bu taraftar arkanızda her zaman diye bağırıyor. Saldırsana, saldırsana...Saldır saldır bilmem kim? Adama sormuşlar "neden Michael Jordan dünyanın bir numarası sizce" diye. Beklersin ki ortalama şu kadar sayı, bu kadar asist, şu kadar ribound ile oynuyor kardeşim var mı daha ötesi diyecek. Hücum ediyor ama NBA'nın en iyi savunma 5'ine koyarım demiş. Kim demiş? Aydın Örs. Saldır-saldır-saldır Ganarya-Ganarya-Ganarya-saldır Ganarya. 4 Ocak 2009 Pazar
Hristo Abi ve Beşiktaş Tribünleri

1 Ocak 2009 Perşembe
Obama ve Demirören
31 Aralık 2008 Çarşamba
Alternatif Medya ve Medya Okuryazarlığı
Barney Ronay'ın Terim hayranlığı

30 Aralık 2008 Salı
28 Aralık 2008 Pazar
Kılıçdaroğlu Kime Çalışıyor?

27 Aralık 2008 Cumartesi
Semt sizin aşk bizim

26 Aralık 2008 Cuma
Yerel Medya & Tribün Spor
Tribün spora destek için yazdığımız yazı bize aşağıdaki yazımızı arşivden çıkarttırdı. Yeri gelmişken yineleyelim dedim.Dinamo Mesken & Lokomotif Fatsa

1971 yılında kurulan ve taraftarlarınca ‘Dinamo Mesken’ olarak adlandırıldığı için 12 Eylül askeri darbesinin ardından, ‘Milli değerlere açıktan saldırı’ gerekçesiyle kapatılan Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü’nün o dönemde yargılanan futbolcuları, kulüplerini yeniden hayata döndürdü. Eski günleri unutamayan ‘Dinamo Mesken’ sevenler, yine aynı olumsuzluklarla karşılaşmamak içinde kulübün adını ‘Meskenspor’ olarak tescil ettirdi. Aralarında Sanatçı Erkan Can’ın da bulunduğu eski adıyla Meskenspor taraftarları, ilk etkinlik olarak hafta sonu Bursa’da tanışma yemeğinde bir araya gelecek.
Bursa’nın 1970'li yıllarda ‘Solcu’ semti olarak bilinen Mesken’de 1971 yılında bir araya gelen mahallenin gençleri ve ileri gelenleri spor kulübü kurmaya karar verdi. Yapılan girişimlerden sonra kurulan kulübe Ertuğrulgazi Gençlik ve Spor Kulübü adı verildi. Takımın başkanlığına o dönemde 30 yaşında olan Tunçkanat Yeğin getirilirken, Antrenörlüğü ise Bülent Merey üstlendi. Futbol ağırlıklı kurulan kulüp, amatör lig maçlarında aldığı başarılı sonuçlarla önce mahalle sakinlerinin daha sonra da Bursa’nın ilgi odağı oldu.
Dinamo Mesken Spor’da o yıllarda futbol oynayıp yöneticilik yapanlar takımlarını yeniden kurmaya karar verdi. Kulüplerine ‘Başımız yine belaya girer’ endişesiyle gönüllerinden geçen ‘Dinamo Mesken’ adını koymayan yöneticiler bu kez ‘Meskenspor’ olarak adını tescil ettikleri kulüplerini amatör futbol yaşamına döndürdüler.
Tribün Spor'a destek olalım mı?
Eskişehir kentinin ilk spor gazetesi. 2 Aralık tarihinde ilk sayısı çıktı. Gazetenin adı Tribün Spor ve haftalık. Serkant Samurçay, İbrahim Samurçay, İbrahim Tekin gazetenin başında. Şehre ve Eskişehirspor'a hayırlı olsun. Sivas Spor'un Fotomaç'ı protestosu vardı biliyorsunuz. Fotomaç gazetesi Sivasspor'a yer ayırmıyor diye bir ara gazete bayileri aynen Fotomaç paketlerini geri gönderiyordu. Bu durum Fotomaç'ın "hergün Sivasspor'a tam sayfa" ayırmasıyla aşıldı. Mecnun Başkanın da görüşlerine yer verilmiş ve durum kotarılmış. Neyse...Ben buradan diyorum ki Tribün Dergi'ye futbol blog camiası olarak destek olalım yazılarımızla. Bizim yazılarımızı kullanarak çok daha renkli bir gazete olacaktır bence. Çorbada tuzumuz olsun. Ha bu arada ne gazetenin sahiplerini tanırım ne de gazete elime ulaştı. Yerel Medya'nın ne zor şartlarda yayın hayatını sürdürmeye çalıştığını bildiğim için böyle bir güzelliğe destek olabiliriz dedim sadece. Var mısınız? Alt tarafı konuşup bir link vereceğiz. Ya da Ali Okancı ve Bülent Bey'den ricamdır. Futbolblog programında seçilen haftanın en iyi 5 yazısını gazetede de kullandırabiliriz. Tabi yazı sahipleri onay verirse. İşin içine üniversite de girerse nedne olmasın?25 Aralık 2008 Perşembe
Yaşanmış Trakya Hikayeleri








