25 Nisan 2009 Cumartesi

Belediye


Önce şunu diyelim. Eğer yanılıyorsak özür dileyeceğiz. Ankaragücü'nün, Konya'nın, Eskişehir'in Gençler'in, Denizli'nin kafası rahat olsun. Yaklaşık 4-5 haftadır sinyallerini veren durum bana göre netleşmiştir. Bu Belediye bu ligde futbol kalitesi olarak düşüyorsa...İşin içinde başka numaralar vardır. Kimden toplanan paralarla hangi kulübü finanse ediyorsunun % 39'a yansıması oldu. Abdullah Avcı'ya da yazık oldu. Alt taraf belli oldu, üst tarafa bakalım. Çok uzar bu yazı ya kısa keselim.

Akıl akıl gel ağlara takıl


Eş durumundan Aşk-ı Memnu'yu seyrediyoruz. Bitmeden Inter maçına bağlanıyoruz. Türkiye'nin en önemli firmalarından birinin sahibi olan Adnan Bey'in kayınvalidesi kumar partisinde yakalanıyor. Basını oraya indiren Adnan Bey'in rakibi. Sonra da basını tekrar arıyor ve haberi sansürlüyor. Haber değeri var mı var. Ertesi gün herkesin eline bir gazete acaba haber çıkmış mı telaşı. Bihter Hanım da Hürriyet okuyor. Kıyısından köşesinden gazetenin Hürriyet olduğunu anlıyoruz. "Ohh haber çıkmamış oluyor" daha sonra. Hürriyet magazin muhabiri haberi veriyor ama x şirket-patron tarafından haber sansürleniyor. Çünkü genel yayın yönetmeni aranıyor ve rica ediliyor. Ve sizde Aydın Doğan'ın kanalı Kanal D'de Hürriyet'in reklamını yaptığınızı zannediyorsunuz. Sansürlenen gazete Sabah olsa daha sağlıklı olacak valla. Sansürü yiyen, reklam gelirlerinden dolayı gökyüzüne bakarak ıslık çalan Ertuğrul Özkök, siz Hürriyet gösteriyorsunuz, product placement yapıyorsunuz. IQ, beyin, hepiniz...Demek ki böyle oluyor. Eğer Hürriyet'e çatır çatır ilan veriyorsanız bir falsonuz olduğunda bir telefonunuzla şirketinizin aleyhine olan haber es geçiliyor. Akıl akıl gel ağlara takıl...

5 Nisan 2009 Pazar

Daha çook yolumuz var bizim


İlk 45 dakika sona erdiğinde yazayım zaten ne değişecek diyordum ama bir cin tonik yapınca 70. dakikayı gördük Trabzon maçında. İlk yarı Behram'ın yerine kalede ben olsam ilk yarı 1-0 biterdi. Ki Colman'ın topunu da belki çıkarabilirdim bir şey diyemiyorum. Bunun dışında iki yalandan pozisyon var kaleyi bulmayan. Deniz Çoban ilk yarının sonuna 1 dakika ilave etti ben çalınan faul düdüklerini saymayı bıraktım. Herhalde 20 küsur faul çalındı ilk yarı. Bilemedin 25. 15'er saniyeden 5 dakika yapıyor kısa bir hesapla. Deniz Çoban 1 dakika uzattı. Trabzon'un rakibi Belediye olmasaydı seyretmezdim bu maçı. Güzel futbol adına az da olsa beklentim vardı. Yattara kes oğlum arka direğe yok. İbrahim Akın Efe ortada simit satıyor kes ona yok. Deniz Çoban iki düdük az çal bekçi Murtaza'ya bağladın yok. Serkan Balcı 15 metre top atacaksın soldan gelen Colman'a yok. Colman Delgado'yu az seyret uzun zamandır oynamıyor yok. Biri şampiyonluğa oynuyor bir diğeri düşme hattında olsa da bu ülkenin Antep'le ayağa oynamaya çalışan takımlarından biri. Dakika 78 oldu gene yok. Spiker bir gol daha kaçtı diyor benim keyfim kaçıyor. Trabzon'un 9-10 kaleyi bulan pozisyonu olması lazım ki gol bulsun. Bakın 9-10 pozisyon demiyorum kaleyi bulan pozisyon diyorum. Deniz Çoban serbest vuruşları kullandırırken topa kıçını dönüyor 18'in göbeğine konuşlanıyor. Nerden biliyon be kardeşim doğrudan 18'e o topun ortalanacağını? Belki adam geriye oynayacak. Pahada Avrupa 6.'sı başarıda Avrupa 11.'si TSL. Bu gidişle 13'te oluruz 15'te oluruz. Baksana Beşiktaş-Hacettepe maçından sonra giden Ertuğrul Sağlam'ın ardından yazmışız yazıyı. Aylar önce. Demişiz ki bu Beşiktaş Mustafa Denizli ile evire çevire şampiyon olur. Ki o zaman Ernst de yok. O bile gel Yusuf'um sen bana Delgado'nun yokluğunda lazımsından gel Yusufum sen benim has adamımsına dönmüş. Vay benim TSL'min başına gelenler. Bu arada zaman kazanıp hinlik yaparak maçı bitrdik. Trabzon 0-Belediye 0. Tribünler bağırıyor. Lay lara lay lara lay lara lay lay lay lara lay lara lay lara lay lay lay lara lay lara lay lara lay lay Fa tih Tek ke. Hayattan bir 90 dakika daha çaldık. Yazık oldu beyler. Serdar Bali de diyor ki Hüseyin'i almasaydı da Tayfun da, hoptidi zoptidi. Dur hemen Juve maçına bağlanalım hazır hatun da ütü yapıyokene.

21 Mart 2009 Cumartesi

Trakya Gücü (Hepimiz Zlatan'ız)


2007 Genel seçimlerinde Keşan'a lütfedip Edirne'ye lütfetmeyen Deniz Baykal dün Edirne'deymiş. Boynunda Sarı-kırmızı bir Edirnespor kaşkolu. Edirnespor amatörde. Durumu nedir bilmiyorum. Bu kaşkol bana bu yazıyı yazdırtıyor o da ayrı mevzu. 81 ilimiz var. 81 ilimizden sınırları içinde profesyonel takım bulundurmayan 21 il var. Bu 21 ilin 2'si Tekirdağ ve Edirne. Lüleburgaz hem Kırklareli'nin hem de Trakya'nın namusunu kurtarıyor. Bir zamanlar Edirne, Tekirdağ, Burgaz, Babaeski, Uzunköprü, Keşan, Kırklareli DSİ profesyonel takımlardı. Diğer illerin bazıları Ağrı, Artvin, Bitlis, Hakkari, Muş, Tunceli, Bayburt, Şırnak, Ardahan, Iğdır. Bir de kendini asan Zonguldak var. Buradan defalarca söyledim yine söylüyorum. Bu bölgede göçmen çok fazla olduğu için kemik yapısı Türkiye genelinden farklıdır. Ve çoğu bir spora yönlenemeden bir fabrikada ekmek peşinde koşar. 25-30 dönüm tarladan para kazanılmaz çünkü. Üç ilin ilçelerle 1.354.658 nüfusu sadece Burgaz'ı çıkarır. Ben takım derdinde değilim. Ama takım olmayınca iyi antrenörler olmayınca çocuklar nerde oynasın oluyor. Üç ili birleştirin bir Trakya Gücü yapın bari. İl merkezleri bir profesyonel takım görsün. Neden Metin'in, Rıdvan'ın, Ünal'ın futbolculuğunu sevdim biliyor musunuz? Çünkü onlar tamamen farklıydılar. Sıfıra indim, orta yaptım, onun gibi çalım atmaya çalıştım. Durmaya çalıştım. Defansın önünden topu aldığım gibi kimseye bakmadan rakip kaleye koştum. Yara yara. Ünal Karaman kızacak ama Türk futbolcu tipi değildi onlar. Eksikleriyle, fazlalarıyla. Ey TFF şuraya bir el at diyorum artık. Belki birileri çıkar şu defansın göbeğine.

10 Mart 2009 Salı

Kendine Saygı


Kayseri maçını seyrederken hep aklıma Meira geldi. Meira'yı bana sürekli anımsatan ise Lugano idi. İkisi arasında beynim mekik dokudu. Lugano ve Meira'nın işe bakış açısını sorguladım sürekli. Meira'nın Stutgart kaptanlığını, yaşadığı şampiyonluğu. Kimine göre Lugano'nun Lazio transferi tamam. Kimine göre ise fiyat yükseltiyor. Kayseri maçında Lugano'yu seyrettiniz mi bilmiyorum? Ben seyrettim. Sahada öyle bir adam var ki sonuna kadar o formanın hakkını veriyor. Verebileceği ne vara sahaya koymaya çalışıyor. Meira için ağır bir yazı yazmıştık. Lugano için de yazılacak çok şey var. Lazio'ya mı gidiyorsun, Juve'ye mi gidiyorsun, nereye gidersen git kardeşim. Ama böyle oynayarak git. Pasif yıkıcı olarak gitme. Camiayı satarak gitme. Galatasaray Meira'yı Hamburg maçından sonra satsaymış? Pehhh. Adam seni savaşta satmış. Galatasaray'ı sahada satan bir gün oradan da sıkılır Zenith'i de sahada satar.

Siyah-Beyaz


Siyah beyazdı hayatımız eskiden.
Siyah beyaz bakardık renkli gözlerden
Yaşama dair ne varsa…

Siyah devlet, beyaz hizmet demekti o zamanlar
Siyah, çatık kaşlılar,
Beyaz, mutlu halka
Siyah takım elbiseleriyle,
Beyaz vaatler verirlerdi hiç gerçekleşmeyen.

Siyah beyaz televizyonlarda,
şerefli yenilgiler seyrederdik.

Gururlu, mağrur,
ama biraz da ezik…

Siyah forma,

beyaz yaka önlüklerimiz vardı okullarda.
Bir harf öğreten öğretmene

köle olma saygısıyla

kara tahta önünde

beyaz tenli mahcup çocuklardık.

Siyah beyaz aşklarımız vardı.
Siyah damatlık,
ve beyaz gelinliğiyle…
nikâh memurunu da içine alan
mutlu birer resimdik duvarlara asılan.

Siyah beyaz fotoğraflarda,
siyah saçlı,
beyaz gülen düşler yaşardık
Siyah, beyaz solgun fotoğraflarda,…
aslında canlı ruhlar taşırdık.

Siyah beyazdı her şey.
Beyaz güler, siyah ağlardık.
Ağıtlar yakar, karalar bağlardık.
Beyazlar giyer,
Çalar oynardık.

Ya siyah düşünürdük,

ya beyaz.
ortası yoktu fikirlerin.
Ya kara şahin olurduk

ya da beyaz güvercin.


M.Erdal Karakaş (Hasta Fenerlidir)

6 Mart 2009 Cuma

Ben bu yaz nerdeydim? Futbol Maçında.


Aslında tam bir Yılmaz Özdil yazısı olur ya neyse. Çorum, Adana, Artvin, Kayseri, Amasya, Yozgat, Kastamonu ve bilemediklerim. Her mitingte şehir kulübünün atkıları Başbakan'ın boynunda. Bu kulüplerin futboldan başka branşları var mı? Bazılarının var bazılarının yok. Amasya Şeker'in Güreş takımı Türkiye ve Avrupa Şampiyonu olur kimse sallamaz. O kaşkol güreş takımının büyük başarıları için de takılmaz. Koskoca Adanaspor'un web sitesine girersin futboldan başka branşla karşılaşmazsın. Zaten bunları da anlayamam. O zaman adına Çemişgezek Futbol Kulübü de daha iyi. Kış Olimpiyatlarında bu ülkenin şimdiye kadar tek bir madalya kazanamaması bana nasıl açıklanır bilemem. Güreş, Halter, Atletizm, Taekwondo, Boks, Judo...Bitti gitti. 28 spor dalında bize son 16 yılda madalya getiren spor dalları. Ha 2006 Torino'ya 6, 48'e de 6 sporcu göndermişiz orası ayrı. Yollar kapanıyor, millet doğuma yetişemiyor, kar yerden kalkmıyor, kar bol ama biz yokuz. Güneş bol yine yokuz. Tıkılmışız salonun içine kalmışız. Bu futbol taraftarı atkısı zihniyetinden kurtaralım kendimizi artık. 2012 gelecek yine aynı şeyleri tekrarlıyor olacağız.

5 Mart 2009 Perşembe

Yaşanmış Trakya Hikayeleri


Uzun zamandan beri bu bölüme ara vermiştik. Bu sefer hikaye bizden değil Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz'dan. Yazarı kapatsan Hasan Pulur derdim.


"Yanlış hatırlamıyorsam gazetesi İsmet Solak anlatmıştı. Kendisi Trakya Yağlı Tohumlar'da başkan iken bir köy kahvesinde Bülent Ecevit'in ne kadar dürüst olduğunu anlatırken şöyle bir örnek vermiş. Bir evinden başka bir şeyi yok. Bunun üzerine kahvedeki yaşlılardan biri şöyle seslenmiş. Desene bunun kendisine bile bir faydası olamamış bize nasıl olacak? Bugün de böyle bir anlayış geçerliyse gemiciklerden, kuyumculardan, mısır işinden, yumurtalardan söz etmek seçmen üzerinde tam tersine bir etki yaratıyor olmalı."


Netleşmeyen bir konu üzerinde yazamam. Şu seçimlerin bitmesini bekliyorum. Bitsin, sonra "az sonra".

Meslek Yazısı (Bağcılar'daki Sırça Köşk)


"İlk bilen siz olun". Dünya üzerinde bir kurumun kullandığı en iddaalı sloganlardan biridir. Sorumluluğu oldukça ağır. Karasal frekansını TNT'ye devrettikten sonra CNN'in izlenme paylarında set düşüşler yaşandı. Ölçüm yapan AGB hanelerinin %50'sinin karasaldan TV izleyenler olması bunda etkiliydi. Aynı örneği Kanal 1'in karasal frekansını alan Habertürk'ün müthiş sıçraması olarak da verebiliriz. Yazımızın asıl konusu bu değil. CNN Mart itibariyle yeni yayın dönemine başladı. Kanal D ve CNN'in haber merkezleri birleştirildi. Ve kanalda değişim başladı. Yıllarca CNN'in "be first to know"unu Bağcılar'da oturarak "ilk bilen siz olun"a çeviren CNNTURK nihayet sokağa indi. Birand mucizevi bir şey mi yaptı? Hayır. Bir haber kanalını hele hele Doğan Haber Ajansı gibi bir gücü olan bir haber kanalını olması gerektiği yere gönderdi. Sokağa. Ne kadar bocalayacaklarını göreceğiz. NTV bile haber kanalı kimliğini yititrirken gitti vatandaşa sordu. CNNTURK daha yeni uyandı. Kanal yöneticilerine günaydınlar. Uzuuun bir kış uykusu idi.

4 Mart 2009 Çarşamba

Şakacı Basın

Satna Cruz vakası ortaya çıkınca İngiliz basını diğer vakaları da döktü tabi ki. Bizde yaşanan Sarbi vakası sonucu bir gazetemiz "eskiden tarih yazıyordu şimdi adını dahi yazamıyor" şeklinde başlık atmıştı. Acaba The Sun Satna Cruz vakasında 90'lı yılların başındaki efsane günlere gitmiş midir? Takip edemedim bilemiyorum.

3 Mart 2009 Salı

Çocuklar Nerde Oynasın, Nerde Oynasın Çocuklar?


Bilmem başlıktaki kampanyayı hatırlayanınız var mı? Beton blokların içerisinde çocuklar kendilerine oyun oynayacak alan arıyorlardı. Melodisi hala kulağımda. 18 Şubat 2008'de Kasımpaşalı Batista'nın darbesi ile sakatlanan Uğur Uçar bugün PAF takımı ile yapılan antreman maçının ikinci yarısında oyuna girmiş. Ne mutlu. O gün o sakatlık yaşandığında Batista'nın hiç mi suçu yok demiştim tek suçu zemine yükleyenlere. Şimdi de ben susuyorum Hakan Balta konuşuyor. "Allah Konyasporlu oyunculara yardımcı olsun. Zemin patates tarlası gibi" Ne değişmiş o karlı buzlu havadan bu zamana. Havalar biraz daha iyi o kadar. Nemeth, El Zhar, Ngog, Drogba, Essien, Quaresma, Cudicini, Rafael, Wilshere. Bu oyuncuların hepsi 09-10 sezonunda bir kereliğine de olsa reserv lige uğramış oyuncular. Uğur Uçar 5 Nisan 1987 doğumlu. PAF Ligi'nde 01.01.90 günü ve sonrasında doğanlar forma giyebiliyor. A takımın PAF takımı ile oynadığı maça çıkar Uğur. Ya da Uğur'a özel Beylerbeyi ile maç yaparlar. Çocuklar nerde oynasın? Nerde oynasın çocuklar?

41-45 Arası


Mehmet Ayan'a hak vermemek elde değil. Özellikle kendisinin şahsen giderek aktardığı Anadolu izlenimlerini TV karşısından az da olsa yaşayabiliyorsunuz. Konuyu dünkü Manisa-Kasımpaşa maçına getireceğim. Manisa şehri 10.000'e yakın bir seyirciyle stadı doldurmuş. Maçın 41. dakikasında 25 metreden Nizamettin güzel bir gol attı. Hemen akabinde Kasımpaşa'nın kornerden gelen topunda Manisa defansındaki Kalabane voleybol oynadı. Bünyamin Gezer pozisyonu göremedi ya da süzemedi. Devam dedi. Daha sonra 4. hakemle önce kulaklık vasıtasıyla daha sonra da yüzyüze görüştü. Ve kararını değiştirip penaltıyı verdi. Ortalık karıştı. Tam karıştı hem de. Kasımpaşa golü attı ve maç 2-2 oldu. Erhan tribünleri penaltıdan sonra kışkırttı. Bir Manisaspor taraftarı sahaya indi, Kasımpaşa kalecisine yabancı maddeler yağmaya başladı. Kaleci Onur sırıtına gelen demir bir paradan dolayı Otto Bariç kıvamında yere yattı. Ne için bütün bunlar? Hakem tereddütünden dolayı. Pozisyon panaltı mıydı? %100 penaltıydı. 4. hakem neden var, bu sebeplerden dolayı var. Futbolcular hakemin seyirciden dolayı baskı altında olduğunu hissettiği an yerden kalkmamaya başladı. Dün maçı seyrederken Mehmet Ayan'ı düşündüm. Adam haklı. Bütün şehri stada toplamakla kombine satmak farklı şeyler. Yani hepsini geçtim de pozisyonun tartışılacak bir tarafı yok. Bunun bir üst modeli Van-Beşiktaş maçındaki smça herhalde.

2 Mart 2009 Pazartesi

Fair Play Ligi

TFF Turkcell Fair Play liginin sıralamasına buradan bakabilirsiniz. En az puan toplayanın şampiyom olacağı ligimiz. Turkcell Fair Play Ligi Tablosu, 18 takımın sezon sonuna kadar oynadığı her maçta aldığı her sarı kartın 1 puanla, her kırmızı kartın 3 puanla, saha kapatma-seyircisiz oynama cezalarının maç başına 5'er puanla ve hak mahrumiyeti cezasının da 6 puanla değerlendirilmesiyle oluşturulmakta. Beşiktaş hak mahrumiyetinden kaybettiği 144 puan düşüldüğünde 9. sıraya yükselmekte. Sadece sarı ve kırmızı kartları devreye aldığımızda Galatasaray 16. sırada küme düşmekte. Antep 22. hafta sonunda ligin tepesinde. Trabzon Antep'ten sonra en centilmen takım.

28 Şubat 2009 Cumartesi

Kafa Topunun Açılımı ve Optimum


Popescu gibi defans oyuncusu...Olsun şu kadar borcum olsun. Ben hariç kaç kişiden bu repliği dinlediniz? Kafa toplarına öyle hakim bir defans oyuncusuydu ki Malatyalı bilmem kim üfff püff. Çok da pırasa böreği tadında değil. Servet Denizli'deyken bam bam indiriyordu kafa toplarını. Hele Sami Yen'de bir Denizli maçı hatırlarım ki herhalde martılarla kafa vurdu. Kafaya çıkıyor, kafayı çakıyor top orta saha ile GS defansının arasında bie yerlere düşüyor. Aynen geri geliyor orası ayrı. Peki siz hiç " kafa değil alın topudur onun adı ve heyy siz defanstakiler o alın yeri geldiği zaman ayak içi gibi kullanılmalıdır" diyen bir teknik direktör duydunuz mu? Bu kelimelerle duymamışsınızdır. Ama birilerinin hava hakimiyeti olan adama "bize oynamadığın sürece bilardo masasında ıstaka sallayan adamsın" sözünü hatırlatması gerekir. Popescu'nun yanında uçana kaçana vuran adamın beyninde "aynı anda iki işi yapmalıyım" klişesi olmadığı sürece Denizli'deki Servet olarak yaşamına devam eder. Bizim defans oyuncularımıza rakipten gelen her hava topunu kestiğinde "afffeerin oğlummmm" diye bağıran futbol adamları ile o kafayı vuran adamın pek de bir farkı olmayacaktır gelecekte. İkisi aynı anda bilardo oynayacaktır. Gelelim "kafa topuna hakim oyuncu" zımbırtısına. Kafa topuna hakim adam yukarıda yazdıklarımdır. Peki size Suat ve Alex desem. Bu iki adamın ortak özelliği nedir diye sorsam? İkisi de çok koşar? Pres yapar? İkisinin de sol ayağı? İkisi de optimumda kafa atar. Boy pos önemli değildir. Sezgilerini de kullanarak o topa optimum da kafa atarlar. Benim Suat ve Alex'le görüşme şansım olsa ilk soracağım bununla ilgili özel bir çalışmanız oldu mu olacaktır. Ve ilk aklıma gelen oyuncuların defans değil birer orta saha oyuncusu olmaları tesadüf değildir. Çıkabilecekleri en tepede kafa vuran iki isim. Optimumda. Kafa topunun timingi Lugano ya da Servet değil Suat Kaya ve Alex'dir.

27 Şubat 2009 Cuma

Aynı Saatlerde


Galatasaray'ın Avrupa macerasından uzak kalması taraftarı da etkliyor. Dün akşam 2-3 pozisyonda İskoç hakemin kararlarını beğenmediler ama daha sonra "ulan galiba sorun bizimkilerde" anlayışı hakim geldi. Bir bayrak ve 1-2 pozisyon haricinde bir maç daha nasıl yönetilir bilemiyorum. Ama bu maç Kayseri maçı olsaydı Adnan Polat tüm ekibi toplar bir önceki basın toplantısından daha şiddetli bir basın toplantısı sergilerdi. Herkes alışacak. C. Thomson'un düdüğü öttürmediği adamlar Lincoln ve Baros. (taraftarın düdük beklediği anlarda) İçerideki maçlarda "Selçuk Dereli söyle anan nereli" diye bağırtan da bu adamlar. Genelliyorum derdim Kayseri maçı değil. Bu adamlar yedirdiği bir hakem buldukları zaman yorganı, döşeği yanlarına hemen istetiyor. Thomson devam dediği zaman "adam haklı homurtuları" Dereli dediği zaman "vuuuuuu". Şu Bordo maçı gibi içeride her sene 3-4 maç oynansa TSL'de oynanan Kadıköy, Sami Yen, İnönü maçlarına da yansır bu. Aynı saatlerde Selçuk Dereli City-Kopenhagen maçını yönetiyordu. Dün gece sizi andım. Fotoğraftaki maçın hakemi Dereli. Kahramanlar sahnede zaten.

Eşleşmeler

2008/09 UEFA Cup Round of 16First leg: 12 MarchSecond leg: 18/19 March

Werder Bremen (GER) v AS Saint-Etienne (FRA)
PFC CSKA Moskva (RUS) v FC Shakhtar Donetsk (UKR)
Udinese Calcio (ITA) v FC Zenit St. Petersburg (RUS)
Paris Saint-Germain FC (FRA) v SC Braga (POR)
FC Dynamo Kyiv (UKR) v FC Metalist Kharkiv (UKR)
Manchester City FC (ENG) v Aalborg BK (DEN)
Olympique de Marseille (FRA) v AFC Ajax (NED)
Hamburger SV (GER) v Galatasaray AŞ (TUR)

16 takımın 5'i SSCB'den. 3'ü Fransa'dan.

MÖ&MS (Maç Öncesi ve Maç Sonrası)


Maç öncesi Nonda: Skibbe'nin otorite eksiği vardı. Geç bile kalındı


Maç sonrası Arda: Bu günlere gelmemizde Skibbe'nin payı büyük. Kendisine teşekkür ediyoruz.

26 Şubat 2009 Perşembe

Yazının Başlığı ve Lekip


Kendimi Galatasaray yazarı gibi hissetmeye başladım. Yazının başlığı Arda Turan olacaktı ama sığdıramayacağım için vazgeçtim. Kerik-Fleçır, Maskerano-Alonso, Muntari-Kabiasso'yu Topal-Akman ile bitirebilseydik Galatasaray bu turu geçer miydi bilemiyorum. Topal ne zaman kendini toparlasa başına bir haller geliyor. Barış'ın hem sağda hem de ortada oynayabilecek yetisinin olması Kevıl'ın oyuna dahil olmasını daha da meşrulaştırdı. Deyvid harici Fener 11'inde farklı yerde oynatabileceğin adam var mı? Uğur'u sol bek yapar mısın mesela? Aragones kadar taş düşsün başınıza. Topal sakatlandığında ilk sözüm belki de hayırlısı oldu idi. Nonda Lekip'e açıklama yapmış daha yazımızın mürekkebi kurumadan. Otorite sağlayamıyordu Skibbe demiş. Geç bile kalındı demiş. Oldum olası arkadan konuşmaları sevmem. Ama yazdıklarımızı dillendirmiş. Sahaya yansıyanı yazmak haricinde biz ne yapabiliriz ki? Baros gözümde her zaman kaçak güreşen bir futbolcu olmuştur (bunun dünyadaki en önemli örneği de Kostadinov'dur) ama bu maç yorulana kadar kendisinden beklenmeyen bir tarz sergiledi. Daha ne olsun. Meira-Emre'nin ayakta kalabilmesi Akman ve Barış Özbek'e bağlıydı. Gard düştü, kel göründü. Skor 3-1'ken geciken bir Mehmet Güven değişikliği GS'nin başını yakıyordu. Bülent Hoca belki de düşünüyordu ama gol Kavanegi'nin oyuna dahil olmasından sonra o kadar erken geldi ki Güven ismi oldu Nonda. E Lincoln'e de biraz destek olur musun Akman-Özbek'e denmiyor. Harcı değil. Bülent Hoca daha iyi oynadığı bir maçı kazanmasını bildi. Arda Turan için diyeceğim hiçbir şey yok. 10 numara oynadı. Hem defansif hem ofansif. Son sözüm Uğur Boral'a. Carlos'un yanında arada Hakan Balta'yı da izle de gerektiği zaman nasıl sağ ayağını kullanıyor gör. Adam hala Sevilla'dan dönemedi ülkeye. Hamburg? Teşekkürler Galatasaray.

Hürriyet ve Emirates'de Olanlar


Umarım böyle devam etmez diyeceğim. Fakat burada şunun net olarak bilinmesini istiyorum ki bu tarz yazılar yazmamın sebebi "medya okuryazarlığı"nın bir toplumda ne kadar önemli olduğuna olan inancımdır. Her haber yenmez. Okunur ama yenmez. THY'ye Sabah'ın neden anında sahiplendiğini düşünmek gerekir. Daha hiçbir şey belli değilken. Yoksa dünya ortalamasının çok çok üzerinde bir hava yolları şirketinden bahsediyoruz. Zamanında Hıncal'ı bile pes ettiren Sabah'ın Fener düşmanlığını iyi düşünmek gerekir? O zaman Altaylı zamanıdır. Neden 2007 Temmuzuna kadar RTE-DOĞAN'ın arası iyiydi de sonrasında bozuldu iyi düşünmek gerekir? Hemen yememek gerekir. Hazırlanan haberlerin ne kadarı kamu yararı ne kadarı beyfendilerin yararı iyi düşünmek gerekir? Millet açlıktan kırılırken bazı gazetelerin sabahtan akşama neden miting yayınladıklarını iyi düşünmek gerekir? Hangi grubun tv ve gazete yayın organları nedir bilmek gerekir? Bu millet bu tepside sunulan bu haberlerin ne kadarının içinde vardır ne kadarının içinde yoktur iyi düşünmek gerekir? Neyse...Uzar gider bu yazı. Özellikle gazetelerin kendi sayfalarında yapamadıklarını internet sayfalarında tıklanma uğruna yapmalarına feci takılmış durumdayım. Kınama yok, denetim altında tutacak bir kurum yok...Ver yansın...Olayı ilk Noat Samisa yazmıştı. Fazla detaya girmeyeyim linkten okuyabilirsiniz. Aynı olayı Hürriyet'in web sitesi de verdi. Çok da güzel. Okunası bir haber. Ama kardeşim sen gidiyorsun bu haberin üzerine "hürriyet özel" yazıyorsun. İngilitere'deki tüm gazeteler çatır çatır yazıyor seni bunu alıyorsun "özel haber" olarak veriyorsun. Ne yaptın yani gidip Kolo Toure ile röportaj mı yaptın? Neyi ortaya çıkardın? Ha Türkiye'de basınımız bunu atladı ilk de sen verdin. Peki bu "özel haber" midir? Çeviri ne zamandan beri özel haber oldu.

25 Şubat 2009 Çarşamba

Bir Takım

Jose hakeme fırça atmaya başladığı zaman "ben bunları galiba yenemeyeceğim" kafasına dank etti galiba. Hırçınlaşmaya başladı. Fleçır ve Kerik'i izlerken hep Selçuk ve Emre'yi düşündüm. Ya da Fener'deki muadillerini. Az pas hatası, sürekli rakibe baskı, Ronaldo-Giggs ve Park'ı arkadan itme. Eğer Emre ve Selçuk (bundan sonra ya da muadilleri yazılmayacaktır) Gençler'den ve ligin diğer 10 takımından bu baskıyı yiyorsa -buna ek olarak- İtalya'da Inter'e karşı Fleçır ve Kerik yemiyorsa nasıl bir bağlantı kurarsınız? Fenerbahçe'de alveri en kuvvetli adamlar kimler? Var mı demeyin canım o kadar da değil? Alex, Semih, Emre, Selçuk. (Bir zamanlar kendi aralarında Uche-Högh-İlker-Erol.) Aragones'in her maç kulağından tutarak oyundan çıkardığı soldaki ve sağdaki adamlar -git gel öldüm bittim valla demelerine rağmen- Emre ve Selçuk'un en fazla baskı yemelerine sebep olan adamlardır. Bir de buna Alex'i eklediğiniz zaman 50 metrelik bir alanda forvete ulaşmak için uzun atlama yapmaya çalışan bir Emre ve bir Selçuk ortaya çıkıyor. Konu Fener neden Man U gibi oynamıyor falan değil. Eğer öyle bir algı varsa şimdiden yazıyı okumayı kesebilir. O zihniyete yükleme yapamam. Uğur-Kazım-Vederson ve Deyvid'in kanatlarda çok koşmaları bir şey ifade etmiyor. Mehmet Terzi de koşardı. Koy takıma koşsun.
Uğur Boral 15.000 metre koşsa da Aragones Uğur'u 60'da çıkaracak. Ya da aynı durum Kazım için geçerli. Koşarak Emre ve Selçuk'u koruyamazsın. Hele hele bir de önünüzde Alex varsa. Basacaksın, ikiliyi koruyacaksın, hücum edeceksin? Sen Ronaldo musun, Giggs misin? Diyeceğim Aragones'in senden istediklerini sen bu şablonda 60 dakika yap ben seni kafamda taşıyım. Ki inanılmaz kötü bir pas yüzdenizi de buraya yazıyorum ki Aragones için en önemli şeylerden biri de bu. Elindeki misketleri sıkıyı gördü mü hemen mahallenin kabadayısına verip sonra da peşinden koşturan adam ister misiniz? Verme misketleri o senin peşinden koşsun. Aragones'in de istediği bu. Gigs-Ronaldo ve Park versus (okunuşları böyle Gigs arada güme gitti) Uğur-Deivid-Alex. İçeride bile kontraatak oynarım bu Fener kadrosu ile. Maça gelirsek...Inter'in her iki maçta Man U'ya gol atamadan eleneceğini düşünüyordum. İlk etap tamamlandı. (Çok mu aşağıladım Jose'yi. Bunu yazabileceğim tek takımdır Man U şu an. Yoksa bu kadar kolay ukalalık yapamam)
Bir takım (Inter) hücumda sadece forvetlerinin kişisel becerilerinin eline bakıyorsa burada bir sorun vardır. Inter'i en üst segmente koyduğum için bunu yazıyorum. Yoksa kim Inter'in gücünü inkar edebilir? Defans dörtlüsünün önüne koyduğun Stankovic, Cambiasso, Zanetti, Muntari bana -yaktın beni Mancini, Quaresma mahkum ettin bu orta sahaya- sözlerini hatırlatıyor. Sanki Mourinho bilmiyor mu takımın istediği gibi oynamadığını. Bu 4'lü ile her takımla kafa kafaya oynarsın. Ama iş böyle bir maçta gol atmaya geldiği zaman İbrahim'in götünü yalarsın. Maicon'un götünü yalarsın. Gol atmadan da maç kazanamazsın. Bu 4'lü bal yapıyor yapmasına da ilk yarı kendi sahasında ikinci yarı kendi sahasında bal yapıyor. İleri dürtsen yok.

Son söz: Evra inanılmaz bir maç çıkardı. Ama ben bir ara sahadaki herkesi çekik gözlü görmeye başladım. Bilmem anlatabildim mi? Yuh be kardeşim.

24 Şubat 2009 Salı

Son Dakika

Meslek gereği reklamlardan iyi malzeme çıkıyor. Ak Sigorta'nın kasko ödemeleri ile reklamını seyredeniniz var mı? Şu an çoğu kanalda dönmekte. Bir son dakika gelişmesi denerek açıklama yapan Ak Sigorta yetkilisine bağlanılıyor. Ak Sigorta ekonomik krizde hasar ödemelerini iki kat hızlı yapmaya karar vermiş. Ortam bir basın açıklaması şeklinde. Son dakika diyerek basın toplantısına bağlanılmaz. Oradaki acar muhabirde artık bu açıklamadan sonra Ak Sigorta'lıların sayısı artar falan gibilerinden bir açıklama yapıyor. İyi de kardeşim. Vatandaş Ak Sigorta acentasına gelsin de sonrasına bakarız. Daha önce ne kadar sürede yapılıyordu ki bu hasar ödemeleri onu iki kat arttırdın. Onu acentada öğreneceksiniz artık. Hele bir gidin acentaya orada kıvama gelirsiniz. 2,5-3,1,5 kat daha hızlı. Sanki her hasarın süresi belli. İyi de ben nereden bileceğim senin iki kat hızlı ödeme yaptığını. 10 günü çak 20'ye, sonra yine öde 20 günde, sonra dön bana de ki iki kat hızlıyım. Milliyet kom tere çakmaları sizi. Muğlaklıktan yararlan vatandaşı acentaya sok.

Güzel Basın Bunu da Yazın


Milliyet'in internet editörü cin gibi. Fotomaç'a, Fanatik'e taş çıkarır. Ne olursa olsun bizi tıklasınlar tarzında devam ediyor çalışmalarına. 1-3-5 devam ediyor. Gazete Takvim, Posta o bu değil ki...Milliyet...Sen de rahatsız oluyorsun tabi. Baş sayfada bir haber. Bülent Korkmaz için şöyle bir başlık atılmış. "Daha 11 gün önce söyledikleri yenilir yutulur gibi değil" Allah allah diyorsun acaba yenilir yurulur olmayan ne demiş Bülent Hoca. Tıklıyorsun, giriyorsun.


Bülent Korkmaz, bundan sadece 12 gün önce Lig TV'de 2'ye 1 programına konuk olmuş ve konu Galatasaray'a geldiğinde çok çarpıcı tespitlerde bulunmuştu. Lincoln konusunda tavrını çok net ortaya koyan Bülent Korkmaz, Lincoln'ü kazanmak için çok fazla taviz verildiğini söyleyerek "Siz 1 takım mı kazanacaksınız? Yoksa tek 1 oyuncuyu mu kazanacaksınız? Ben, takımı kazanmak isterim. Oyunculara istisnai durumlar haricinde eşit mesafede durmalısınız." demişti. Lincoln'e böyle tavır alan Korkmaz, kaptanlık konusuna da Arda'ya destek vermişti. Efsane kaptan, pazubandı Arda'nın takması gerektiniği savunmuş, bu düşüncesini Galatasaray Başkanı Adnan Polat'a söylediğini de belirtmişti. Bülent Korkmaz, 2 hafta önce bu sözleri söylerken, kısa sürede Galatasaray'ın başına geçeceğini bilmiyordu tabii ki... Ama kötü giden maçlar, 5-2'lik şok yenilgi derken Skibbe gönderildi ve Bülent Korkmaz kendini Florya'da buldu. Şimdi gözler Bülent Korkmaz'da... Çünkü ipler onun elinde... Bakalım 2 hafta önce Lincoln'ü yerden yere vuran, kaptanlığa da Arda'yı aday gösteren Bülent Korkmaz ne yapacak?


Yenilir yutulur değil....Brannnnnnnnn.Az sonra...Brannn...Bunu bu şekilde veren zihniyet daha 2.günden itibaren duaya başlamış ki Bülent Hoca Arda'yı kaptan yapmasın, Lincoln'ü kesmesin. Bunu demişti "bakalım ne yapacak" demek ayrı, Bülent Hoca yenilir yutulur sözler etmedi demek ayrı. Lincoln de zaten kendisine hiç çeki düzen vermez. Aynen devam eder. Eşit mesafede duracaksın demiş. Benim olduğum yerde Brezilya'dan 10 gün sonra gelirse sonuçlarına katlanır demiş. Yenilip yutulmayacak sizin zihniyetiniz. Zarar veriyorsunuz bu şekilde futbola. İnsanları gereksiz yıpratıyorsunuz. Haberi basın ahlakına uymayacak şekilde veriyorsunuz. Buldunuz internet dene açık kapıyı istediğiniz gibi at oynatıyorsunuz. Yapmayın.

Simli Hançer ve Meira (Biraz ağır oldu)


Dünkü yazımda suçu %100 Skibbe'nin üzerine yüklemenin son derece yanlış olduğunu yazdık. Aklı selim çoğu kişi de böyle düşünüyor. Dün çok absürd bir yerde NTV Spor seyrediyorum. Daha doğrusu seyretmiyorum da önümde açık. Program galiba Video Lig idi. Neyse Galatasaray-Kocaeli maçı başladı. Bir kez daha otrudum ve pozisyonları dikkatlice seyrettim. Ve birşey daha dikkatimi çekti. Pazar akşamı böyle bir şeyi nasıl yakalayamadım diye düşündüm. Ve daha sonra yapbozlar kafamda birleşmeye başladı. Dün özetleri seyrederken dikkatimi çeken isim Meira idi. Özellikle de 3. ve 5. golde. Ne bir müdehale, ne bir baskı. Ne bir çaba. Göstermelik iki depar, yalandan savunma. Sonra maçın tamamına yakınını seyrettim. Mal gibi seyretmişim maçı dedim. Sonra şu maç için stadda olsaydım şimdi acaba çok mu ağır yazıyorum diye düşünmezdim dedim. Akşam bu yazıyı yazacaktım ama zaman bulamadım. Keşke yazsaydım. Çünkü dün sadece Meira'nın Zenith transferi aklımda vardı. Bugün hürriyet sporu tıkladım. Şöyle bir haber.


Meira'ya Servet Freni. Galatasaray’da Servet Çetin’in sakatlığı Fernando Meira’nın planlarını bozdu, Portekizli futbolcunun canını sıktı.Zenit’ten 2.1 milyon Euro’yu bulan transfer teklifi alan Meira, Rus ekibinin cazip önerisi üzerine G.Saray’daki kariyerine erken nokta koyma kararı verdi. Zenit, bu hafta G.Saray Yönetimi’ne teklif verecekti. Ve Meira hakkındaki bu teklife olumlu yanıt verilmesi bekleniyordu. Bundan GS Futbol Komitesi’nin de haberi vardı ve resmi teklifi bekliyordu. Ancak yöneticiler Servet Çetin’in sakatlığı sonrası Fernando Meira ile görüşerek, "Sana ihtiyacımız var" cümlelerini kullanıp Zenit’in yapacağı teklifin ne olursa olsun transferine izin vermeyeceklerini bildirdi. Bu haber üzerine Meira’nın da keyfi kaçtı.


Meira'nın Servet'i beklediği falan yok. Bence GS kariyerini çoktan noktalamış Meira. Simli Hançer dışarı kan vermezmiş, içeri akıtırmış. 15 saatte operasyon tamam. Yeni hoca tamam. Şimdi futbolculardan ilk kim çıkıp Skibbe ile ilgili açıklama yapacak ve Bülent Hoca ile kendimizi bulduk diyecek onu bekliyorum. Aynı Antalyalı futbolcuların Şifo geldikten sonraki açıklamaları gibi. Vuran kaçar, vurduran gelir Orhaaaaaaannnnnn. Benim sana bir daha saygım olur mu Meira?

23 Şubat 2009 Pazartesi

Futbol Nerede Biz Oradayız

Kılıçarslan: Baros abanmaca yok ama teknik vurcan

Baros: Nasıl yani?


Sen Hami Mandıralı tarzı atsana be kardeşim ne reklamın etkisinde kalıyorsun