8 Eylül 2008 Pazartesi

Pekin 2008


Çin olimpiyatları aldığı 2001 yılından bu zamana kadar tam 42 milyar dolar harcamış. Yunanistan'ın Atina 2004 için 15 milyar harcadığı düşünüldüğünde büyük rakam. Analistler tüm bu harcamaların önümüzdeki yıllarda Çin'e 450 milyar dolar olarak geri döneceğini hesaplamış. Çin'in 35 milyar dolar olan reklam hacmi %22 artarak 42 milyar dolara ulaşacakmış. Peki Mc Donald's ne yapmış Çin'de? "I'm lovin' it" sloganının sonuna "when China wins" eklemiş. Bu kadar altın madalyaya epey sevilmiştir Mc Donald's Çin'de.

Sen niye çıkarsın İtalya dışına


Zdenek Zeman 81'den beri aralıklarla teknik direktörlük yapıyor. Şimdiye kadar 15 farklı takım çalıştırmış. İtalya dışında çalıştırdığı 2 takım var. Biri Fenerbahçe bir diğeri de az önce kovulduğu Kızılyıldız. UEFA'da Apoel'e elendiler ligde de durum içler acısı. 2 ay dayanamadı. Fener bir Pendik macerası yaşamıştı kendisi ile. Kaç ay Fener'in başında kaldı hatırlayamıyorum. Hatırladığım Pendik maçı sonrası bir gazetemizin attığı "Fener Pendiklendi" başlığı. Pek çıkmasan İtalya dışına. Hani yaş da 61 oldu pek yaramıyor sana. Acaba hala 4-3-3 takıntısı var mı Zeman'ın. Ben bunu oynatırım, malzeme önemli değil diyerek.

Hey gidi Crespo Hey


Mourinho geçen hafta Crespo'nun adını UEFA'ya vermedi ŞL için. Adriano, Zlatan, Julio Cruz ve Mario Balotelli Inter'in ŞL'deki forvet hattı. Hiçbir zaman Milan, İnter ve Chelsea'de esas çocuk olamayan Crespo, hala Lazio ve Parma taraftarları arasında esas çocuk. Crespo 75 doğumlu. Helalinden bir tranferi daha var. İtalya gol krallığı var, Serie A ve Premier Lig şampiyonluğu var, Libertadores'i var, UEFA Kupası var, Arjantin Ligi şampiyonluğu ve gol karallığı var ama ŞL Şampiyonluğu yok. İstanbul unutulmaz. (ordaydım belgeseli)Hani belki Mourinho onu kadroda tutsaydı da belki Inter bu sene...Çok zorladığımın farkındayım...Crespo'nun derdi beni gerdi.

Yahu ben Uğur Uçar'ı unutmuşum


Skibbe ile ilgili bir yazı http://theneretva.blogspot.com/2008/09/skibbenin-karn-kaslar.html yazmıştık burada. Sabri sakat, Barış sakat, Emre Güngör sakat, Linderoth da Arnavutluk maçında sakatlandı. Serkan Kurtuluş transferinin önemini anlatmıştık. Yahu biz bir de Uğur Uçar'ı unuttuk. Adam neredeyse 7 aydan beri forma giyemiyor. Unutturdu kendini bize. O maçı TV'den seyretmiştim. Konya'daki zeminin Uğur'un sakatlığında büyük etkisi vardı. Zaten futbol maçından başka herşeye benzemişti o maç. Uğur 87'li. U21'den geriye doğru 88 kez milli. Serkan'da bu rakamı yakalayacaktır 50'nin üzerine koyarak. Uğur, 2006'da 1 sene Kayseri deneyiminden bu yana Galatasaray'da. Umarım sakatlığını çabuk atlatır. Yahu bu Skibbe hakikatten çok şanslı adam. Bu kadar sağ kanat sorununa rağmen hala Ayhan'dan sağ bek yapmak durumunda kalmıyor. Bence nimet ki ne nimet...

1 değil 3 oldu


Dunga tarihe geçmekten kurtuldu. 2 Fabiano ve 1 Robinho ile Şili'ye 1 değil 3 gol atarak 0-3 kazandı Seleçao. Elimize görüntüler henüz ulaşmadığı için yorum yapamıyoruz.

7 Eylül 2008 Pazar

Dead Man Walking


Az önce 4-4-2 da okudum. Dunga'yı "Dead Man Walking"a benzetmiş. Brezilya'nın tarihinde 4 maç üst üste gol atamama sadece 91'de Falcao döneminde varmış. Dunga eğer bu sabaha karşı Şili'ye karşı Türkiye'nin Şili'ye yaptığını yapıp 1 gol atamazsa tarihe adını yazdıracak. Venezuela 0-2, Paraguay 0-2 ve Arjantin 0-0. Hele hele çarşamba günü Bolivya maçında da bir terslik olursa Dunga'nın yürüyüşü sona erebilir. Zamanı olanlar için 04:00'da NTV Spor'da.

West Ham Shortlist


West Ham shortlist'ini oluşturdu.


1) Slaven Bilic

2) Gianfranco Zola

3) Roberto Donadoni

4) Michael Laudrup


Biz tercihimiz fotoğraftadır. West Ham'ın kültürü onu kaldırır. Kan uyumu yukarıdaki 4 aday arasında en fazla onunla sağlanır. Başarısız Brondby deneyimi de başarılı Getafe deneyimi de. Yalnız PAO işi bitirmek üzereymiş West Ham'ın bilgisine.

25 Kasım'dan 6 Eylül'e


Dünya Kupası eleme grupları 25 Kasım 2007 tarihinde çekildi. O tarih itibari ile FIFA sıralamasında 16. sırada olan Türkiye kuraya 2. torbadan girmişti. Kura çekimi bugün yapılmış olsaydı Türkiye FIFA 10.'su, UEFA 8.'si olduğu için 1.torbadan kura çekimine katılacaktı. 25 Kasım'da 1. torba İspanya, İtalya, Almanya, Fransa, Portekiz, Hollanda, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Hırvatistan'dan oluşuyordu. (1.torbada 9 takım var) Yani FIFA ve UEFA 1.si İspanya grubumuzda olmayacaktı bugünkü sıralama ile. Şu an 1. torbada Yunanistan yerine Türkiye var. Fransa hala kılpayı 1. torbada. 25 Kasımda 2. torba İngiltere, Romanya, İskoçya, Türkiye, Bulgaristan, Rusya,Polonya, İsveç ve İsrail idi. Bugün ise Rusya, Romanya, İngiltere, İskoçya, Bulgaristan, Yunanistan, İsrail, Ukrayna ve Polonya. Yunanistan 2'ye düştü. Ukrayna, İsveç'i 3. torbaya gönderdi. Şanssız kuralar başınıza her zaman dert olabiliyor. 1. torbada olsanız dahi. Ama diyeceğim şudur. Artık yıllardır başaramadığımız istikrarı sağlayarak 1. torbanın nimetlerinden faydalanmanın vakti geldi. 2012'de 1. torbanın nimetlerinden faydalanmak üzere.

Ben ne diyorum siz ne yapıyorsunuz?


Andorra maçının 3'lük 5'lik olmasına şartlanan İngilizlerin maçın 2-0 bitmesinden sonra biraz hayal kırıklığı yaşadı. Maçtan sonra Capello'nun şu açıklamaları bana göre inanılır gibi değil. Bu maçın 2-0 bitmesinin sorumlusu ben değil Joe Cole ve Wayne Rooney'dir demek gibi bir şey bu. " Verdiğim taktiğin anlaşılmasında sorunlar var. İkinci yarının başında Cole ve Rooney Heskey'nin yanında başladı. (Goller de zaten 10 dakikada geldi demek istiyor kendileri) Fakat maç 2-0 olduktan sonra her ikisi de orta sahaya geri döndüler ve Heskey'i yalnız bıraktılar. Onlara iletmeye çalıştığım buydu." Koskoca Capello Chelsea ve Man U'da oynayan iki adama Heskey'nin yanında oynayacaksınız diyor ve ikisine bunu iletemiyor. Ya da anlatamıyor. Ya da ikisi Capello'yu sallamıyor. Aldı mı Zagrep korkusu.

West Ham'ın 4.adamı...Yalandan




Kendi evlatlarından pek vazgeçmek istemeyen West Ham'ın manager arayışlarındaki son ismin Paolo Di Canio olduğunu okuduk. Managerlik kariyerime West Ham ile başlamak harika olur diyerek kendini yamamaya çalışmak diyelim. The Sun'a "West Ham shirt is like my second skin" demiş. Sanki vücudunda yer kaldı dövmelerden. Redknapp, Biliç ve Mancini'den sonra adı West Ham'la anılan 3.evlat diyelim. 5 yıllık Uptown Park tecrübesi olmasına rağmen 118 maçta 48 gol atarak Lions'ların gözünde ayrı bir yerde. Kariyerinin en iyi dönemini West Ham'da geçirdiği düşünülürse bu normal. Başkentte Ultras ile o deplasman senin bu deplasman benim kovalayan Di Canio bu açıklamayı The Sun'a yaptığına göre gülüp geçmek gerekir. İzlandalılar Di Canio'yu hiçbir teknik direktörlük tecrübesi olmadan takımın başına getirmek gibi bir hata yapmayacaklardır herhalde. Şu an için GSE ile deplasmanlara gitmesini kendisine öneriyoruz. Where's your famous, where's your famous, Where's your famous Di Canio...

Avusturya-Fransa


Fransa'nın kabusu devam ediyor. Eurospot maçla ilgili güzel bilgiler verdi. Raymond Domenech için Fransa basınında 3 maçı kaldı yorumları yapılırken biri gitti 2 kaldı. Domenech'te değişiklik yok ama alt kadroda değişiklikler var. Boghassian Domenech'in yeni yardımcısı. (Ah Parma maçları ah)Bu sabrı inanın hala anlayabilmiş değilim. Yardımcıları değiştirelim bir de böyle deneyelim. 38 yıl sınra Avusturya Fransa ambargosunu deldi böylece. Öyle 2 gol attılar ki birbirinin fotokopisi. 2 duran top 2 gol. Mexes bir golü kendi kalesine attı son pozisyonda da karakucak indirdi adamı. Penaltıyı yaratan oldu. Bir önceki pozisyonda da Fransa'nın şutu direkten dönmüştü. Guy Roux'un futbol zevkimi hırpalayan hediyelerinden biridir Mexes. Çözemedim, çözemeyeceğim de herhalde. CM'de çözememiş hakkından fazlasını vermiş kendisine. Avusturya'nın 11'inin 9'u lejyoner. Çek Karel Brückner Avusturya ile harika bir başlangıç yaptı diyebiliriz. Biz grubumuzu öpelim başımıza koyalım. Bu akşam bana öyle diyor.

6 Eylül 2008 Cumartesi

Neden?

Ermenistan maçından sonra hangi maçı izlemek istersiniz diye sorsalar şüphesiz İspanya-Bosna Hersek maçı derdim. Maçın saati de TSİ 23:00. Cumartesi için gayet güzel bir saat. Ne olurdu bir kanalımız şu maçı verseydi. Fena mı olurdu. Fatih Hoca'ya not tutardık.

Değerlerimizi Kaybetmeyelim...Değerlerimize, değerler ekleyelim


85 doğumlu Gökhan OFTAŞ'tan Fenerbahçe'ye geldiğinde henüz Süper Lig'de forma giymemişti. Başarılı bir sezonun ardından Milli Takımın değişmezlerinden oldu. Bu sebeple Zico'ya Türk Futbolu adına teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Gökhan'ın U21-20-19-18......gibi kategorilerde milli formayı giymişliği yok. İlk kez A milli formayı 17 Kasım 2007 tarihinde giydi. Hem de Norveç maçında. Olmak ya da olmamak maçında. sıfır milli, sıfır süper lig maçı, gelinen takım Fenerbahçe ve milli takımın değişmez oyuncusu. Fenerbahçe kadrosunda Fenerbahçe'den daha büyük bir takımda kim oynar desek ilk sıraya Gökhan Gönül'ü yazarım. Umarım olur. Bu arada Gökhan'ın Avrupa Şampiyonusunda oynayamadığı için sadece 6 kez A Milli olduğunu da hatırlatmak isteriz. (Ermenistan maçı dahil edilmiştir) Herhalde Gökhan da neler kaybettiğinin farkındadır Euro 2008'de forma giyemeyerek. Konuyu nereye bağlayacağım. Serkan Kurtuluş 90 doğumlu olmasına rağmen daha büyük bir kariyerle Galatasaray'a geldi. Bu arada OFTAŞ'ın şampiyonluğu Gökhan için tabi ki önemli bir adımdı. (Zico artı Metin Diyadin diye düzeltsek) Serkan Kurtuluş ile ilgili düşüncelerimizi http://theneretva.blogspot.com/2008/09/fatih-serkan-kurtulu.html paylaşmıştık. Batuhan'la beraber Süper Lig'de en genç forma giyen oyunculardan biri. Milli takımlarda 50 maçı var. Henüz 18 yaşında. Hem Gökhan hem de Serkan sağ kanatta görev alıyor. Eğer Gökhan'ın yakaladığı şansı Skibbe Serkan'a verirse sadece GS kazanmaz. Gökhan ve Serkan ikilisi 10 sene Milli Takımın sağ tarafını tapular. Umarım Serkan da bu ağırlığı kaldırır. Bu çocuk henüz 18'inde. Madeni dikkatli işlemek gerekir. Heyecanlanıyorum ne yapayım. Onlar bizim değerlerimiz.

Ermenistan-Türkiye Maçı


Aşağıdaki linkte Uğur Meleke'nin Ermenistan maçından önce yazdığı yazı var. Şimdi size soruyorum. Bugünün bütün gazetelerini alalım. Ermenistan maçıyla ilgili bütün yazılanları çizilenleri okuyalım. En sona da Meleke'nin yazısını bırakalım. 2 saatimizi boşu boşuna harcamışız der miyiz demez miyiz? Bence deriz. Kendisine teşekkür ederiz. Alan daraltan, orta sahada basan,yakaladığını atan...O zaman her takım kazanır babam.

The Sun




1 Eylül 2001 tarihinde Almanya'da oynanan 2002 Dünya Kupası grup eleme maçı İngiltere'nin 5-1 üstünlüğü ile sonuçlanmış ve The Sun aşağıdaki başlığı atmıştır.

"Hayatımın en güzel sexi idi. Tam 90 dakika sürdü."

7 Nisan 2000 Fotomaç...İlk Leeds maçından 1 gün sonra

ŞEREFSİZ BUNLAR

“Taraftarından sonra İngiliz’in futbolcusu da şerefsiz çıktı. Çırağan Oteli’nde kalan Leeds’li futbolcular 5 milyonluk banknotların üstündeki ATA’nın resmine bıyık ve gözlük yapınca büyük tepki aldılar.”

Bu yaşandığı iddia edilen olayı kimin gördüğü belli değildir. Hatta yaşanıp yaşanmadığı da belli değildir. Olayın olduğu söyleniyor ama görgü tanığı ile ilgili bir bilgi vermiyor. Bir kitlenin tepki verdiğinin altı çiziliyor ama tepkiyi veren kitle ortada yok. Gazetenin "yarattığı bir haber" diyorum. Acaba gazete bunu çürütebilir miydi?

KÜSTAHÇA DAVRANDILAR

“Galatasaray’ın darmadağan ettiği Leeds United’ın taraftarı da futbolcusu da birbirinden çirkef. ATA’ya hakaret eden Leeds’liler ısınmaya çıkarken, sahada görevli polisimiz kalkanlarını kaldırarak tribünlerin tepkisinden onları korumaya çalışıyordu.”

Polisimizin görevi zaten Leeds United kafilesini korumak. Sanki yapmaması gereken bir davranışı sergiliyormuş gibi bir durum gazetenin dediği. Ayrıca taraftarın tepkisinin ATA’ya hakaretten dolayı olduğu söyleniyor. Böyle bir haber bir diğer spor gazetesi Fanatik’te yer almıyor. Taraftarın tepkisinin sözde ATA’ya saygısızlıkla nasıl bağdaştırıldığı bilinmeyen bir denklem.

8 Nisan 2000...Fanatik gazetesinde yazan Sn. Temel Özalak'ın köşesinden bir alıntı. İlk Leeds maçından 2 gün sonra...

“ Ama İngiliz gazeteleri olayları çarpıtıp, Türkleri ve Galatasaray’ı suçlamayı sürdürüyorlar. Üstelik Leeds’li fanatiklerin tehtidleri de ortada.Türklerden kurşunu esirgemeyeceğiz., onlara kurşun serbest diyorlar.Esirgemesinler bakalım ne olacak?Orada Türkler hem Türkiye’den hem de Avrupa’nın çeşitli yerlerinden gelip, tribündeki yerlerini alacaklar.Kimden korkacaklar ki?.”

İslam Çupi


“Türkiye’de statlara giden seyircinin vahşiliği, spor sayfalarının vahşiliğinden kaynaklanmaktadır. Adam gibi spor sayfaları adam gibi seyirci yaratacaktır.” İslam Çupi


Tabi ki şiddeti sadece bu kritere bağlayamayız ama bu kadar yürekli bir özeleştiriyi alkışlamak gerekir. İslam Çupi'yi bu vesile ile saygıyla anıyoruz. Fotoğraf 62'den. Lefter, İslam, Basri.


Medya, her şeyden önce meslek etiğine sahip çıkarak taraftarın eğitimini kendine görev edinmeli. ( Yrd. Doç.Dr.Ziya Koruç)

Yanarım ki ne yanarım

Yüksek lisans bitirme tezimde "Medya ve sporda şiddet" konusunu incelemiştim. Özellikle 6 Nisan tarihinde gerçekleşen GS-Leeds maçının 6 gün öncesini ve 2.maça kadarki süreyi ürpererek izledim. Kütüphaneden ilgili tarihlere ilişkin ne kadar gazete varsa indirtip 100'lerce sayfa fotokopi aldım. Hepsini tek tek okudum. Ve yanarım ki taşınma anında o fotokopilerin hepsini kaybettim. Ararım tararım yok. Tez hala elimde elimde olmasına ama görüntü yok. Hani bazı olayların üzerinden biraz geçmesi gerekiyor ya değerlendirmeyi daha iyi yapabilmek için...Duyguları biraz daha bir kenara bırakarak, biraz daha objektif olarak...Biraz daha halimize bakarak...Üzülerek...Bunları mı yazmışız, bu başlıkları mı atmışız diyerek...Onlar da sütten çıkmış ak kaşık değil diyerek...İngilitere maçında konuyu Dingilitere'ye bağlayarak...Sahada böyle sokakta böyle diyerek...Elin İngilizini Müslüman yapıp namaz kıldırdık diyerek...Ederek...Halimizin...İçine...Ederek...."Two Size" diyerek.

Fotomaç ve Fanatik


Transfer döneminde saymaktan yorulduğumuz isimleri transfer ederek "bomba transfer haberleri"ne imza atan spor gazetelerimizde dikkatimi çeken bir durum var. Özellikle "ölü dönemde" (transfer dönemi ama maç falan yok), hergün yeni bir isim tansfer ediliyor baş sayfada. Fener ağırlıklı. Bunu anlayabiliyoruz, tamamdır. Normaldir. Alıştık artık. Ama tutun ki Fener'in MTK maçı. Ya da GS'nin Bükreş maçı. O gün "parçala Aslanım", "Kaptır Fenerim" başsayfada oluyor. Bunu da anladık. Bu da tamam. Ama o günler transferlere yer yok. Yeterli malzeme var çünkü o gün için. Ne yani maç günü duyum almıyor musunuz? Böyle bir kaide mi var?Malzeme gazeteciliği bunun adı. Ne yapalım, atsan atamazsın satsan satamazsın.

5 Eylül 2008 Cuma

West Ham hala arayışta

West Ham'ın Biliç ve Redknapp'tan sonra 3.sortisi Mancini'ye oldu. Mancini de kusura bakmayın dedi. Dün ACETO zaten şöyle demişti. Gerisini siz getirin artık. Şimdi gel İngiltere'ye Chelsea, Arsenal, Liverpool, Man U maçına çık. Transfer de kapanmış. (Fotoğrafı kes)
http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/09/yan-gel-yat-mancini-2.html

Mahşerin Üç Atlısı, ama Biri Uçuyor..


Sezonun belki de en iyi yarışı başlayacak birazdan, Olimpiyatlarda beraber izleyemediğimiz Bolt, Gay, Tyson üçlüsü beraber koşacak az sonra. Bolt fanlarının da sezonun en formda atletini izlemek için son şansı bu, bu yıl bir daha koşmayacak kendisi. Jamaika' ya dönüp tatil yapacak hazretleri. Powell büyük yarışlarda başarılı olamıyor eleştirlerine cevap vermeye çalışacak. Gay ise ben daha bitmedim demek istiyor. Üçünün de iddiası farklı, her yönüyle muhteşem bir yarış. Bekliyoruz..
Yarış sonrası gelen edit: Gay " kendimi iyi hissetmiyorum" bahanesiyle koşmadı, başlık da bize kapak oldu. Daha fazla ezilmeye tahammülü kalmadı bana göre. Bolt son 50m' de uçtu yine, Powell' ı geçti. İlk 4 sıra: Jamaika, Jamaika, Jamaika, Jamaika..

Aleko Mulos


2 hafta öncesine kadar oldukça duyarlıydık atletizm konusunda. 2004' ten bu yana Türk atletizmiyle ilgili yazdığı yazı sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek olan gazeteclierimiz meslektaşlarını yalnızca Olimpiyat zamanı atletizmle ilgili yazı yazdıkları için eleştiriyorlardı. Kendileri sürekli atletizm konuşur çünkü, futbol hep ikici plandadır onlar için. Oyunların sıcaklığı hafiften geçmeye başlamışken Olimpiyatlarla ilgili birkaç post geldi aklıma bunları hatırladığımda. Olimpiyatlara katılan ilk sporcularımız akıma gelenlerden bir tanesi. Aleko Mulos. Kurtuluştan olimpiyatlara uzanan bir cimnastikçi, Olimpiyatlara giden ilk sporcumuz. Biraz sancılı aslında Olimpiyatlara gidiş sürecimiz. İlk olarak Mehmet Koç deniyor gitmeyi 1896' da, güreşçi. O dönemde uygun belgeleri ayarlayamıyorlar, IOC' de kabul edemiyor haliyle. 12 yıl geçiyor aradan Aleko Mulos' a gülüyor talih, biraz torpiliyle ama. Modern Olimpiyatların öncüsü Baron Pierre de Coubertin ülke ülke geziyor Olimpiyatları başlatmak istediği zaman, İstanbul' a da geliyor tabi Selim Sırrı Tarcan' ın bir rakısını içmeye. İlk denemede olmuyor ama politik koşullar düzelince Osmanlı katılıyor IOC' ye. Gel zaman git zaman Baron' un yolu düşüyor tekrar İstanbula, gezerken rehber lazım tabi, bizim Aleko' yu ayarlıyorlar. Artık laf arasında mı geçmiştir nolmuştur bilemiyorum, Baron davet ediyor Aleko Mulos' u Olimpiyatlara. İlk sporcumuzu gönderiyoruz - 1908' de Londra' ya-, başarı elde ediyor ama önemli değil. Önemli olan katılmak sonuçta. Bu klişeyi de bizim yarışma programlarımız alıyor tabi zamanla, Baron ve arkadaşlarının modern Olimpiyatları başlatırken açıkladıkları Modern Olimpiyatlar' ın felsefesinden. Maddenin tam cümlesini verip bitireyim;


"The most important thing in the Olympic games is not winning but taking part; just as the most important thing in life is not the triumph but the struggle. The essential thing in life is not conquering but fighting well."