6 Şubat 2009 Cuma

Siz Dediğinize İnanıyorsanız Sorun Yok


"Ülkemizdeki her spor gazetesinde transfer haberleri ile ilgili olarak farklı farklı değerlendirmeler yapılıyor. Biz de Fotomaç olarak kendi yayın politikamız doğrusunda, okurlarımıza olan saygıyı ve ilkeli habercilik anlayışımızı ön plana çıkararak asparagas transfer haberleri ile ilgili olarak kendi teyit ettirme mekanizmamazı devreye sokuyoruz. Ama ülkemizde eskiden beri haber atlama korkusu nedeniyle de bazen haberler teyit ettirilemden bile verilmek zorunda kalıyor. Çünkü gece baskının döndüğü geç bir saatte gelen bir haberi teyit ettirmek için yeterli zamana sahip olmuyorsunuz. Okura bir şekilde bu haberi sunmak zorundasınız" Bunu diyen kim? Fotomaç Genel Yayın Yönetmeni Zeki Uzundurukan. Haberi teyit ettiremediğinizden dolayı bir sıkıntı yaşamıyorsunuz ki siz. Yaşıyor musunuz? Adam ertesi gün gidiyor ve yine aynı gazeteyi satınalıyor. Ama "şu teyit ettirme mekanizmasını" bir görmek istiyorum Zeki Bey. Beni de tanıştırırsanız çok memnun olacağım. Gece hangi saatten sonra bu mekanizma devre dışı kalıyor soralım ki ona göre gazeteyi değerlendirelim. La havleeeee.

Bir Çocuğun Hayatı


O kadar çok futbolu seviyor ki...Daha 8 yaşında. Bu sevgisine ailesi kayıtsız kalamadı tabi. Yaz boyu Belediye'nin futbol okuluna gitti. Daha sonra dediler ki "yahu sen bu çocuğu neden Galatasaray'ın Büyükçekmece'deki futbol okuluna yazdırmıyorsun?" Baba da neden olmasın dedi? Büyükçekmece Galatasay Futbol Okulu'na yazın gitti geldi. Okullar başlayınca da cumartesi pazar öğlenden sonraları onun için büyük bir heyecana dönüştü. Kendisinden 2-3 yaş büyüklerle oynadı. Zaman ilerledi. Mesut Hoca bir gün babasını aradı. "Abi ben sizin çocuğu Florya'ya yazdırıyorum. Galatasaray'ın değişik semtlerindeki futbol okullarından sivrilen gençlerin isimlerini veriyoruz. Orada bir maç yapılıyor ve altyapı hocaları seyrediyor. Ben sizin çocuğun Galatasaray altyapısında kesinlikle yer alacağını düşünüyorum ve ismini yazdırıyorum. Sizce de uygun mudur?" Ufaklık havalarda tabi. Orta sahanın sağında oyunuyor. Ve o maç dün Florya'da yapıldı. Atalay beğenildi ve artık Galatasaray kanunları kendisi için başlıyor. Hafta içi ve haftasonu Florya'nın yolunu tutacak. Galatasaraylı olması güzel, altyapının Galatasaray olması daha da güzel. Hızlı, çabuk düşünüyor, fizik olarak belki değil ama oyun olarak yaşıtlarının çok ilerisinde. Büyükçekmeceden Okan çıktı, Fuat çıktı, Muhammed çıktı...Neden Atalay çıkmasın? Hepsini bir kenara koyalım da kaç tane çocuk 8 yaşında böyle bir kültür alışverişine sahip olabiliyor ki? Bir tarafta idmana çıkıyor diğer tarafta Arda'yı, Lincoln'ü seyrediyor. Belli bir disipline sahip oluyor. Hayata daha disiplinli ve daha sorumluluk sahibi olarak bakıyor. Yeni arkadaşlar ediniyor. Yeni hayaller kuruyor. Daha güzel ne olabilir ki? Ve hepsi hepsi 7-8 ay önce başladı. İlk biz yazalım Atalay'ı. 10 sene sonrasının neler getireceği hiç belli olmaz. Yolun açık olsun Atalay. Halı sahada 5-6 yaşındaki çocuk ayak içi yapmasa da oluyormuş yani. Bizdeki de akıl.

5 Şubat 2009 Perşembe

Tic Tac

ITV'de Everton-Liverpool maçının göbeğinde reklamı yayınlanan şeker yukarıda. Reklamın içindeki kareler uzaktan Durex'i hatırlatıyor da o yüzden koyalım dedik. Ne olduğu belli olsun.

Takviyesiz Tek FC. LFC.

Daha maç bittiği gibi Andy Hunter Benitez'e ayarı veren yazıyı patlatmış. Çok net bir yazı aslında. "Daha dün Keane'e yol verdin. Hemen arkasından da bir basın toplantısı yaptın. Bu toplantıda yeterince hücum opsiyonuna sahibim dedin. Ama özellikle Gerard çıktıktan sonra daha da net görüldü ki hücum alternatifi falan ortada yok. Takım pozisyon dahi üretemiyor" Babel'in 26 maçta 3 Benayoun'un 25 maçta 2 (Tabi her maç Beşiktaş maçı gibi olmuyor) ve El Zhar'ın 12 maçta 0 golü var. Bunlar çok da önemli istatistikler değil. Ama asıl önemlisi atılan 40 golün 23'ünün Torres ve Gerard'ın katkılarıyla gelmesi. Bir zamanlar Alex'in ayağına top değmeden Fener'in gol atamaması gibi bir durum. Ara transferde EPL'de kadrosuna Liverpool'dan başka takviye yapmayan başka takım yok. Benim anlayamadığım ise şu. Keane'e ihtiyacım var dedin aldın. İhtiyacım yok dedin gönderdin. Bu kadar 2 adamın eline bakan bir takıma devre arası hiç mi takviye düşünmedin? Ya da neden düşünmedin? Herşeyi anlamaya çalışıyorum ama burasını anlayamıyorum.

Dün Akşam

Ertem Şener dün akşam Futbol Smart'ta Serie A'yı anlatıyordu. Son Torino maçında Mourinho'dan çok Quaresma'nın taraftardan aldığı tepkileri dile getirdi. Zaten Mourinho da Quaresma'yı ŞL kadrosuna almadı deyiverdi. Adamın Chelsea'ye yaptığı transfer ile ilgili tek bir kelam yok. Dirk Kuyt'un babasının tuttuğu balıklardan daha önemli herhalde Quaresma'nın Chelsea'ye yaptığı transfer.

4 Şubat 2009 Çarşamba

Omurganın Rotasyonu 2


Biz rotasyonun omurgası diye bir yazı yazmıştık. Sonra Chelsea maçı geldi ve LFC 2-0 kazandı. Yenilen 3 puandan fazlasını kaybedecekti. Hele LFC kaybetseydi 4 haftada 9 puan kayıp yapardı ki sonra Alex Ferguson kovala. Reina-Aurelio-JC-Skrtel-Arbeloa-Riera-Alonso-Mascherano-Kuyt-Gerard-Torres Rafa'nın Chelsea 11'i idi. 80'den sonra Torres'i sürekli yanına çağıran Benitez bu sefer sahada tuttu. 90'da Torres'i oyundan alması Torres'i alkışlatmak için miydi yoksa "ben yine bildiğimi yaparım" mesajı mıydı bilemiyorum. Şu kadronun omurgasını Benitez herkesten daha iyi biliyor bilmesine de rotasyon uğruna haddinden fazla risk alıyor. Adama daha dur United olmadın sen derler. Bugün FA Cup maçı oynayacak Liverpool. Benitez'in kadro tercihini bekliyoruz. Keane'nin gidişi bana göre "varlığı sürekli iltihap yaratacak yaranın temizlenmesidir". Otursa dert, oynasa dert. "Hata yaptım, zararın neresinden dönülürse kardır" demiştir Benitez. Benitez Keane'nin gidişinin hücum opsiyonlarında herhangi bir sıkıntı yaratmayacağını söylemiş. Kanat organisayonları dahil kullanabileceği ne kadar oyuncu varsa sıralamış. Ne Ngog'u kalmış, ne El Zahar'ı ne de Nemeth'i. Ben bu adamı hep anlamaya çalıştım. Asmadan hep çözümleme yoluna gittim. Torres'in LFC için alternatifi olmayan yegane adam olduğu ortada. Kuyt-Riera-Benayoun üçlüsünü bilemiyorum. O da biliyor Torres'siz bu işin gitmeyeceğini? Alternatif yaratamayacağını? Bu sebeple yatıyor kalkıyor 1,5-2 ayda bir 15 günlüğüne tatile çıkan Torres'e bir şey olmasın diye dua ediyor. Berbatov Alex için neyse Torres Benitez için Berbatov X 2'dir. Benitez hem bunu biliyor hem de Torres'in tatil zamanlarının yaklaştığını. 2 kere çıkardı cezayı kestiler. Torres'i kaybedersen dön Tottenham'a bak. Keane sana hücum opsiyonu kaybettiriyor mu kaybettirmiyor mu? Elindeki adamları sıralamak doğru da?

2 Şubat 2009 Pazartesi

İstanbul City FC


Schalke 04 Kulübü'ne bonservis bedeli olarak 2 taksitte toplam 3 milyon euro ödeneceği, futbolcuya da 2,5 yıllık sürede toplam 5.5 milyon euro verileceği açıklandı.


Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş'den, İMKB'ye gönderilen yazıda şöyle denildi: “Fabian Ernst'in transferi için, Alman Schalke 04 Kulübü'ne, sözleşme fesih bedeli olarak 15.10.2009'da 1.500.000 euro, 15.02.2010'da 1.500.000 euro ödenecektir. Futbolcunun kendisi ile 2008-2009 sezonu için 5 x 100.000 euro, 2009-2010 sezonu için 10 x 200.000 euro ve 25.09.2009'da 1.000.000 euro, 2010-2011 sezonu için 10 x 200.000 euro ücret karşılığında 2,5 yıllık sözleşme imzalanmıştır.”


Yıllık 4,5 milyon TL'den fazla alıyor Ernst. Siz olsaydınız ne yapardınız? Emeği geçenlerin eline sağlık. Carlos ve Kezman vakası gibi bir durum. Acaba Schalke'de kaç paraya oynuyordu Ernst. Orhan (borges) yazarsa seviniriz. Sizce de bir anormallik yok mu bu işte?

1 Şubat 2009 Pazar

Gerçek Hedefler Peşinde Koşmak


Ya Josico'da sorun var ya da Fener'in sağlık ekibinde. Bir değil iki değil. Hadi ilk Porto maçında 3 değişiklik hakkını kullanmamıştın ama bugün Antep gibi bir takıma karşı takım 15 dakikayı 10 kişi oynamak zorunda kaldı. Bu sorumsuzluktur. Başka bir şey değil. Fener'in bu saatten sonra yıllardır ayıbı haline gelen Türkiye Kupası'na sarılması gerekir. Bu sene Aragones'in ve oyuncuların camiaya en büyük hediyesi bu olur. Aragones'in ne yapmaya çalıştığını çok iyi anlıyorum. Fakat anlamadığım takımın sanki tamamı "yeni transferler" ve aylardan da Temmuz. 18 lig, 5 kupa, 2 partizan maçları, 6 ŞL maçları...Herkes birbirini ilk defa sahada görmüş gibi oynuyor. Önder ve Yasin herhalde "ne de olsa Aragones bizi sezon sonuna kadar oynatmaz, Gökhan, Edu ve Lugano da hiç sakatlanmaz ya da ceza almaz" gözüyle bakmışlar duruma. Sami Yen, İnönü, Avni Aker, Kayseri, Bursa, Gençlerbirliği deplasmanları Fener'i ŞL'nin de dışında tutacaktır bana göre. Kuru kuruya bir UEFA'dan ziyade yukarıda belirttiğim gibi alınacak Türkiye Kupası Fener'in öpüp başına koyması gereken başarısı olacaktır. Eğer Kadıköy'de tek bir pozisyona giremeden maçı tamamlayıp 1 de gol atıyorsan daha ne istiyorsun? Alex ve Roberto Carlos'un imzaladığı anlaşmalar Fener'in başına bela olacak gibi geliyor bana. Erman Özgür ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Erman Özgür girerken tabela değişir dedim. Ama tabelayı değiştirecek topu Erman'ın atmasını bekliyordum. Kadıköy'de Erman Özgür 15 dakika oynardı. Nurullah Sağlam 15 dakika oynattı. Murat Ceylan'ın boğuşmaktan 2. yarı yapamadığını yaptı. Depar atarken bile düşecek sandım. Motoru gitmeyen araba gibi. Ama futbol zekası üst seviyededir Erman'ın. Yapılması gerekeni bilir ama yapamaz. Bu sebeple olamadı zaten. Tabata ölü yaprağı attı Erman da Ümit Karan golünü yazdı. Az adam yapar bunu. Gelelim asıl sıkıntıya. Çöküş hızlı bir şekilde geliyor. Carlos, Alex, Emre, Uğur Boral, Güiza, Josico, Ali Bilgin, Yasin, Kazım, İlhan Parlak, Burak hatta Önder...Bu adamlardan takım kurulur. Ben asıl sıkıntıyı önümüzdeki 2 yılda görüyorum. Acaba Galatasaray'ın Lucescu sonrası yaşadıklarına Fener yavaş yavaş yaklaşıyor mu? Terim Galatasaray'ı kurtaramamıştı. Zico Fener'i kurtaracak mı göreceğiz. Ha bu arada sadece 4 puan gerideyken bu yazıyı yazdığımızı da hatırlatalım.

Ne River Plate Ne Maracana?

Adamlar o yıllar bile Türkiye'nin fersah fersah üzerinde kareografi hazırlıyormuş. Anadolu İhtilali'nin ilk temsilcisidir. Amigo Orhan'a, Fethi Başkan'a, Ender'e, İsmail'e selam olsun. Siz şampiyonluk maçına çıkın Kadiköy'de Eskişehir tarafına bilet almayan adam değildir.

5 Ezik Amatör Maç Tezahüratı


1) Haaaaydiiiii Bastır. Alkışlarla da desteklenir. Saldır saldır Beşiktaş ya da Haydi Fener haydi Fener haydi haydi'nin yandan yemişi diyebiliriz.

2) Şaaaşırdı İpneler (yazıldığı gibi okuyunuz, şarabın da etkisi önemlidir) Ev sahibi takımın arka arkaya gerçekleşen akınlarının hemen arkasından karşı takımı daha da bir panikletmek amacıyla söylenir. Fakat "Şaa" derken "a" kalın tutulur ki daha da bir baskıcı olsun. Ne alakaysa?

3) Şşşşt şşşt geliyo. Kesinlikle üstteki "Şaaaşırdı ipneler" tezahüratı ile aynı olmayıp genelde amatör kümelerde frikikten gol olmadığı için korner atışlarında söylenir. Aradaki farkı şöyle özetlersek daha netleşecektir. Rakip takımın defans oyuncusu baskıdan dolayı topu kornere atarsa önce "Şaaşırdı ipneler" tezahüratı gelecek hemen arkasından tam korner atılırken "şşşt şşşt geliyora" dönüş yapılacaktır. EPL'de korner olduğunda "huuuuu" diye bir ses ve hemen arkasından "şşşşşşş" şeklinde bir alkış duyarız. TSL'de ise sizin takım korner kazandığında homurtular duyulur ve pek memnun olunmaz bu durumdan. "Aınaaaaa goyiiim" falan gibilerinden homurtular yükselir. Buradan Amatör Futbol takım seyircisinin EPL seyircisi kadar bilinçli olduğu mantığı çıkmaz tabi ki. Zorlamasak daha fazla daha iyi olacak galiba.

4) Piç piç piç 9. Genelde futbolcunun adı bilinse de numarası ifade edilir ki "hani biz seni tanısak küfür etmezdik kardeş tadında bir hava bırakılsın ortama" Yer miyim lan ben? G.. kadar yerde siz mi birbirinizi tanımıyorsunuz?

5) Efsaneleşmiş hareket. Ev sahibi takım galipse belirli bir dakikadan sonra davul ve zurna oraya zınk iner. Zaten roman kardeşlerimiz ortamı koklar ki indirebilelim. Meyhanden hiçbir farkı olmazdı zaten bazı tribünlerin. Köfte ekmek, sucuk ekmek, alkolizma, hooop hesapta yöneticilerden parayı indir. Tezahürat ne? siz oradasınız galiba? Klarnetçi "işte böyle herkese böyle"yi çalmaya başlayınca otomatik olarak tribünler "bilmem kime böyle koyarlar amman" diye gerisini getiriyor zaten kafanız rahat olsun.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Omurganın Rotasyonu


Liverpool bu sene geçmiş yıllara oranla daha başarılı bir sezon geçirince "acaba bu sene mi" diye soranlar çoğalmıştı. Son 3 EPL maçından beraberlikle ayrıldı Benitez. İnatçılığı ve dik kafalılığı herşeyden daha fazla ön planda şu an. Son 3 maça da ilk 11'de başlayan oyuncular Reina, Skertel, JC ve Gerard. Riera-Babel ikilisi Aragones'e bağlamış durumda zaten. O kadar olmuş mu yahu gibilerinden saate bakıyorlar. Kuyt'a özel bir saygım var benim. Çok büyük bir oyuncu olduğundan değil. Ama herkesin bazı takıntıları vardır ya benimki de bu adam. Everton ve Wigan maçlarında Liverpool'un yediği goller 80'den sonra geldi. İkisi de Torres oyundan alınıp yerine bilmem kim oyuna dahil olduktan sonra? İngilizler takmış durumda buna. Neden diye soruyorlar? Hadi İngiltere'nin maç trafiğinden dolayı rotasyon çılgınlığını bir yere kadar anlıyoruz da şampiyonluğa yürümek isteyen takıma böyle hamleler yakışıyor mu diyorlar? FA Cup maçına Torres'li, Gerrard'lı, Kuyt'lu, Alonso'lu, Mascherano'lu, Babel'li kadronla çıkıyorusun lig maçına rotasyon diyorsun. Madem şu şampiyonluğu bu kadar istiyorsun şu rotasyon zımbırtısını FA Cup maçlarında daha fazla kullansan olmaz mı? Herhangi bir EPL maçına sakatlık ya da formsuzluk olmadığı sürece Torres, Gerard, Reina, Mascherano, Alonso, Skrtel'i bozmadan çıkmaya çalış bari. Babel, Reina, Benayoun, Kuyt ile yapboz yap...Kuyt yine sana küzmez Keane efendi gibi. Çıkar oynar. Torres'siz kazanılan Manchester maçı seni yanıltıyorsa onun üzerinden çok sular aktı.

Bundesliga ve 24

Geçen sene FOX EPL'yi yayınlıyordu. Dayanamadılar. İkinci yarının sonlarına doğru neredeyse haftada 1 maç yayınlamaya başladılar ratingler uğruna. Bu seneye uyarlarsak mini etek haberleri ve 50 sarışınlar daha fazla kanala müşteri getiriyor. Bu sebeple yayınlanacak ligin hangi kanalda olduğu, yayın saatleri, ödediğin ücretin kanala ne getirip ne götürdüğü herşeyden önemli. Digitürk'ün spor kanalı Spor Max bu sene 8 milyon para ödediği Beko BL'ni şifresiz olarak yayınlıyor. Avrupa'daki ligler içerisinde en pahalısı ise tahmin ettiğiniz üzere EPL. 3,5 milyon civarı bir ücret ödendiğini biliyorum. Gerek maç saatleri gerekse, ödenen ücretin çok daha az olması gerekse ligin özellikle bu sene daha da üzerine koyması sebeplerinden dolayı Kanal 24 çok iyi bir iş yaptı diyebiliriz. Geçen sene yayınladıkları Serie A'dan daha fazla geri dönüş aldıklarını biliyorum. Mesela dün akşam 21:30. Hamburg-Bayern maçı. Saati harika. Cuma günü maç seyretmek istiyorum diyenler için TSL'den sonra kayabileceğin bir mecra. Cumartesi günü de öğlenden sonra 16:30'daki saat son derece uygun. TFF daha yeni bu saatlere maç koymaya başladı. Diyeceğim şu. 3,5'u Digitürk'ün EPL'ye vermesini anlıyoruz. Yoksa elinde spor Max gibi bir kanal var ama Rusya, Portekiz ve Brezilya ligleri ile olmaz bu iş. Hele elinde La Liga ve Serie A olan NTV'ye karşı. Ama Kanal 24 750.000-1 milyon arası verdiği ücretle ligin nimetlerinden güzel faydalanıyor. O para gene çıkmaz ki kanalın Bundesliga sponsoru hala yok ama ligin beklentilerin üzerindeki performansı kanala kaymak oldu.

30 Ocak 2009 Cuma

Trakya Hikeyeleri (Lakap)


I go to 200, 300 hikayesi ile bağlantılı aslında. Sonuçta bu da İngilizcenin ipnelikleri. Çocuğa bir lakap taktı aynen yapıştı. Adam 30 yaşına geldi kahvede oturan adam bile adıyla hitap etmiyor çocuğa. Herhangi bir yerde "nerelisin"in cevabı Trakya olduğunda "ooo üjjjj bejjjj" gibi bir ekleme gelir hemen arkasından. Ayar eder adamı. Tamam bizim oralarda Cemil Aga'ya Jemil Aga diyenler de yok değil ama bu "j" jargonu boku çıkmış bir jargon değildir. Bir de "h" leri yutma ya da gereksiz yerlerde ekleme durumları vardı ki bu da "çok geniş kitlelere yayılmamıştır" hani. Ha zabıta Nevzat Belediye hoparlörlerinden başladığı zaman dinlerdik " dın dın dın... Avsa Belediye Başkanlığından. Epinize ayırlı işler ayırlı günler dilerim. (Sanki Belediye Başkanı) Top saasının arkasında bulunan Ayvan Pazarı pazar yerinin arkasına taşınmış olup itiyaç saiplerine önemle duyurulur." orası ayrı. Ama madem bir genelleme yapacaksın "nabuysun"u daha değişik ifadelerle kullansan daha makbule geçer. "Yirre, bree" falan. Neyse ders İngilizce? (biraz yazdıklarımızla çelişeceğiz ama idare edin) Tamer'e diyor ki "bak oğlum hav meni diyeceksin?" Yok abi çocuk diyemiyor. Av meni. Sayılan, sayılamayan, süt sayılmaz mı, bir süt, iki süt davalarına hiç girmeyelim oralara gelemiyoruz daha? Be adam anla işte çocuğun dili dönmüyor sanki zik.... sınıfında herkes Londra aksanı ile "I tfink" diyor. Ay tink bitti gitti. Yok yakaladı ya uğraşıyor çocukla. Sen bu kafayla "av maçlara" geçemezsin bırak sınıfı geçmeyi falan. Çocuğun adı "av meni" kaldı.


_Tamer Av maçlar daa zor diyolar lan?

_Ebenizi s... olum epinizin.

_Vo haaaaaaa, yürü lan kızdı.

Spor Kanalları ve Arko


Efsaneyi görsel yapalım istedik pek anlamlı olmasa da. Eğer Arko Tıraş Kolonyası gibi bir markanın pazarlama müdürüyseniz NTV Spor, Spormax, NTV, Lig Tv gibi kanallar doğru kitleye doğru bütçelerle ulaşmak için büyük nimet. Şahin Sucukları gibi bir boğmaca da var ama "Karaca'nın sunduğu Yaprak Dökümü"nden daha fazla biz ve bizim gibiler "erkekler de yanar, hem de nasıl yanar"ı biliyor. Neden? Çatır çatır kanalları mı boyuyor Evyap Arko Tıraş Kkolnyası ile? Bulamıyor ama doğru kanalları yani NTV Spor, Spormax, Lig Tv gibi kanalları doğru bir şekilde kullanıyor. Lig Tv, NTV, CNBCE-e kanallarının dataları tek yetkili rating ölçümleyicisi olan AGB Nielsen tarafından kamuoyuna verilse CPP'si en pahalı kanalları görürüz görmesine de aynı durum NTV Spor ve Spor Max için geçerli değil tabi. Az para büyük etki. Kullanır mıyım Tıraş Kolonyası? Kullanmam. Kullanan var mıdır? Tabi ki? Erkekler de yanar hem de nasıl yanar dizesi berberde tıraş olan adamın yüzü yellenince daha bir güzelleşiyor? Anlayamadığım yere gelirsek? Çok sakal problemi olan biri değilim. Yaş 30. 8 seneden beri düzenli tıraş olmaktayım. En son 19-20 yaşında suratım tıraş olduktan sonra cayır cayır yanardı ondan sonra kayış formatına bağladık. Neredeyse 10 senedir tıraş olduktan sonra en ufak bir yanma hissetmiyorum ve ne tıraş kolonyası ne de krem hiçbir şey kullanmıyorum. Ama demek istediğim benim kullanıp kullanmamam değil. "Erkeklerin de yanması". Tıraş olun, bak yanacaksınız, ondan sonra Arko Tıraş Kolonyası ile ateşinizi söndürün". Hatunları falan da sıkıştırmışlar araya ki bir yerde koku takibi bir durum var mantıklı olabilir. Hem yangınını söndür hem de güzel kok. Tek fiyata. "Erkekler de yanar dedikçe ben o anlamda hiç yanmadım ki arkadaş" diyorum içimden. Lisedeykene hele peder beyin alaturka tıraş makinelerini kullanrken "hem de nasıl yanıyorduk" ama o devre 1 sene ya sürdü ya sürmedi. Yanmıyorum yanana da engel olmuyorum. Vardır herhalde Evyap'ın bir bildiği.

29 Ocak 2009 Perşembe

İlk yarının ardından

Fener ne kadar CSKA'ya dayanır? Yoksa galibiyet falan beklemek haddimize değil. ........... kaçınılmazsa zevk almyaya bakacaksın durumu var biraz. İlk yarı 25-41 bitti.
: Çetin Hocam ama şunu da kabul etmek gerekir ki ilk yarı ne attılarsa girdi.

Bombacı Mülayim


"Sezonun bitmesine 4 ay kaldı. Ajaccio maçındaki gibi tekrar tekrar patlayabilirim. Bunun böyle olacağını zannediyorum. Her geçen gün kendimi iyi hissediyorum. Rüyada gibiyim, Paris'te yeniden doğdum. Bu forma altında attığım her golden sonra kendime güvenim yeniden geliyor. Mücadeleci ve çalışkan yapım ile beraber inşallah eleştirilere de bir son verdiririm"


demiş Mateja Kezman. Yahu kardeşim hangi bomba hangi patlama diyeceksin ki? Diyemiyorsun işte. Daha açık bir ifadeyle "ulan 6 gol atmışsın biri Kayseri'ye, 2'sini dün kupa maçında Ajaccio'ya attın, bir tane ligde golün var, sen neden bahsediyorsun" diyeceksin diyemiyorsun. Kezman bizim basına konuşmama kararı almıştı bir aralar. Haklı adam. PSG'nin web sitesinde Kezman'ın yaptığı konuşmalar birebir var. Açın bakalım patlama matlama demiş mi Kezman? Bir sözüm de Kezman'a olacak. Allah aşkına ürünü ön plana çıkar biraz be kardeşim...Her sözünden PSG'de Paris'ten dolayı oynuyorum gibi bir algı çıkıyor. Yeter be kardeşim. Paris'i bırak Saint Germain'i ön plana çıkar biraz da. Ha bu arada bombacı Mülayim hurriyet.com.tr

%10

Transfer %90 bitti. %10'luk kısım ise en zoru. Arsene Wenger

Kırılmak

Ben böyle bir şeyi 15 sene önce hatırlıyorum. Ateşi 39 görüyoruz, iğneyi yiyoruz, ateş düşüyor, iğnenin etkisi geçiyor yine 39'u görüyoruz. Durum kötü atlatmaya çalışıyoruz. Zangır zangır titriyorum yahu. Akşam resmen yatağa giremedim. Yatağın başında tam 10 dakika boyunca soğuk denize atlayayım mı atlamayayım mı ikilemi yaşadık. Gece uyutmaz. Ciğerlerdeki iltihabı bütün gece çalışarak sökeni ben daha görmedim? Kırılıyoruz.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Manidar Oldu

İsrail'den gelen Kamanan'ı Sabri'nin kovalaması onun da gidip İsrail'liye asist yapması gayet manidar olsu. Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim. Sol tarafta Hakan Balta kovalasaydı Kamanan'ı üzülürdüm mesela. Balili "Hain Revivo" olsa gene anlayacağım ama sırf İsrailli olduğu için o. çocuğu denmesi...27 Ocak 2009 tarihini bir kenara yazdırdı bize. İnsan bazen İnönü'deki "Fener zenci sever" pankartlarını aramıyor değil hani. Acaba Sezer Badur nereli? Onu da çok merak ettim. Sabri merak etmiştir. O da mı İsrail'li acep. Bu parantezi Sabri ile kapatacağım. Sezer'e güm diye geçiriyorsun, sonra bir de Bilica'nın Sivas'ta yaptığı gibi "ayyy ben duramadım pozisyon gereği çarptım falan gibilerinden Sezer'e bir daha vurmaya yelteniyorsun" Arda o pozisyonda haklı olarak Bilica'nın üzerine yürümüştü. Haklı değil çok haklıydı. Al sana Sabri. Bu moda inanılmazdır. Her dönem popülerliğini yitirmez. Yerde yatan adama yanlışlıkla bastım, görmedim, beni nasıl atarsın bu pozisyondan dolayı, düşerken takıldım, üzerine düşürken bastım...Bir siz akıllısınız. E tabi herkes sokarım topuna tarzı Keane değil. Çözememeye başladığım bir adam da Barış Özbek. Saçlar uzadığından beri görüş mesafesi kısalmış durumda. Ya faul verrise diyerek daha düşerken havada hakemi kesmeye başlamak hinliğine yazın kendisini. Hüseyin Göçek kardeşim. Belli ki Sabri ve Sezer arasında husumet var. İkisi de birbirini kolluyor ki Sezer Efendi de Sabri'ye uydu bir tane kasıtlı salladı ama denk getiremedi. Gör şunu be kardeşim. Çek şunları kenara. Akıllı olun falan de. Nerede birbirlerini yakalasalar, yasadışı ısırmaya çalışıyorlar sen de hala "la la la la la la" diyerek kır bayır geziyorsun. Maç mı? Ne yazayım maçla ilgili...

Dank

Bu ülkede biz cuma günü bile İstanbul'da derbi maçı oynattık. Hem de saat 19:00'da. O gün Otogar otobüsüne binmek için stad çevresinde olduğum için iyi hatırlıyorum. Tarihi de 15 Kasım 1996 idi. Maç 2-2 bitmişti. O zamanlar anormal bir trafik olmadığı için 19:00'da maç oynanıyormuş herhalde cuma günleri. Cuma günü İstanbul'da Galatasaray-Beşiktaş lig maçı oynatan zihniyeti çözemiyorum. Sonra yıllar yılı BJK, FB ve GS İstanbul'da cuma maçı oynadı. Saatini de 20:00 idi. Bu takımların cuma günü maç oynamasında hiçbir sorun yok. Ama mümkünse küçük bir ayarlama ile bu cuma maçlarını deplasmanda oynasınlar dedik. Kafalarına daha yeni dank etti. Cuma günü maça yetişmek için İstanbul'un muhtelif yerlerinden helikopterlerin kalkması lazım. Şimdi kupa maçları var. Bu maçları da 20:00'dan 20:30'a aldılar. Güzel bir uygulama. En çok sevindiğim de ne biliyor musunuz? Bu kupa maçlarından dolayı BJK ve Fener'in maçlarını pazar günü oynayacak olmalarından halli 2 takımın aynı güne maçının denk gelmesi ve Fener'in Antep maçını 17:00'da oynayacak olması. Kadıköy'de yersen gündüz maçı. Son Söz: Kaldırsın kaldırsın parmak kaldırsın, İnönü'de İstanbul-Fener maçını hatırlayanlar parmak kaldırsın. (Melodi tutmadı ama olsun)

27 Ocak 2009 Salı

Savio ama Ugandalı

İtalyan Liglerini iyi bilen Zola 19 yaşındaki bir adama 9 mil pound veriyorsa bir durup düşünmek gerekir. Hatta Zola veriyorsa demeyelim de Gianluca Nani diyelim. Brescia'dayken Nsereko'yla çalışmışlıkları var. Bellamy dallamasından gelen paranın bir kısmı Savio Nsereko'ya harcandı. Uganda, Almanya, ilk isim Savio. Değişik bir yapım. Zola 10 numarayı vermiş bile. 2008 UEFA Under 19 şampiyonu Almanya'nın kadrosunda yer alan Nsereko 1860 Münih'ten Brescia'ya gitme. Leverkusen'li Richard Sukuta ile paket yapsalardı bari daha mekbule geçerdi. U17'den beri leblebi gibi atıyor Sukuta. Nani'nin West Ham'a gelmesi Curbishley zamanı bunu da belirtmek gerek. Luca Toni ve Andrea Pirlo'nun da Nani'nin tezgahından geçmişliği var. Bu arada hazır Brescia'ya gitmişken Brescia başkanının kızını da keşfetmiş. Başkan da vermiş kızı Nani'ye. West Ham 9 milyon pound verdiği adamı 3 sene sonra 25-30'a basmayı düşünüyordur. Bekleyip görmek gerek.

Tecavüz

Aslında TSL'nin 2. yarısı tecavüzle başladı. Cuma günleri 4 büyük takımın maçı olmadığı zamanları daha çok seviyorum. Hiç olmadı TSL'nin diğer takımlarını 90 dakika seyredebiliyoruz. 17. hafta Sivas-Galatasaray ve Fener-Trabzon maçlarıyla şenlenince Ankaraspor'un Konya karşısında oynadığı futbol güme gitti. Tribünlerde kaç kişi vardı bilemiyorum. Aslında tribünde olsam sayabilirdim. Çok da zor olmazdı. Maçı kaç hanenin seyrettiğini ise Digitürkten başkası bilemez pek tabi ki. Özer, Çakır ve Hürriyet kampı Konya 18'i civarlarına kurdular. Devrenin kapanışında Fener'in Konya karşısındaki durumları gözümün önüne geliyor da...Fener Bursa maçı dahil böyle bir baskıyı hiçbir takıma kuramadı şimdiye kadar. Aykut Kocaman Theo Weeks'i kenarda oturttu. De Nigris nerelerde bilmiyorum. Erhan Albayrak, Fahri Tatan, İsmail Güldüren, Cihan Haspolatlı, Veysel Cihan, Celaleddin Koçak. Hakikatten işleri çok zor. Bu hafta TrabzonAnkara maçı var. Şimdiden herkese tavsiye ediyorum.

26 Ocak 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 0 Trabzon 0

Maçın ilk 20 dakikası oynandığında Liverpool-Everton maçından skor almayı unuttum ama daha sonra keşke şu maçı bitirseydik de ondan sonra Lig Tv'ye geçseydik dedim. Nankör bu insanoğlu. Lugano ve Edu'ya karşınızda Umut ve Gökhan var ne düşünüyorsunuz diye sorsalar cevapları ne olur? "Umut ve Gökhan. Şamda kayısı. Hele Kadıköy'de" Fener'in orta sahası kendi söküğünü dikebilse Umut ve Gökhan koybolup gidecek ama nerde. Bundan dolayı Edu ve Lugano yerden kalkamıyor. Ki RCarlos ve Gökhan'ın senenin en iyi toplarından birini oynadığı bir maçta. Bu kadar mı kötülerdi diyesi geliyor insanın. Yoksa Lugano ve Edu tam aradıkları tipte iki ileri ucu bulmuşlar döve döve pestil yapacaklar ikisini de. Selçuk Şahin'i Partizan maçlarında seyrederken Fener'in orta sahada kalacağı adam budur dedim. Dediğim de oldu. Allah'tan iyileşmiş. Selçuk'un yerine Josico olsaydı Selçuk ve Hüseyin Colman'ın da az biraz desteğiyle Emre'yle ikisini çift kaşarlı yaparlardı. Selçuk İnan ve Hüseyin'e karşı eriyip bitiyorsan burada bir sorun var. Ve bu sorun ısırması az olan Selçuk Şahin değil. Isırması fazla olması gereken Emre. Alex Colman kadar destek verse Aragones kendisine tahammül ederdi ama Alex 65. dakikada dilini dışları çıkarırdı. Maçın özeti budur. Orta sahayı Trabzon eline aldı ve Fener'in topu kendi sahasına yığmasına izin vermedi. Sen de oturttun Semih'i 80 dakika ki topu ayağında kimse tutmasın ve bütün toplar geri gelsin. Düşünüyorum da Umut ve Gökhan Ünal'ın birisinin yerine Selçuk ve Hüseyin'in önünde oynayacak Tabata olsa ne olurdu?

25 Ocak 2009 Pazar

Ay dont vant tu sii dı bek Ay vant tu sii dı front

Herkes Ümit Karan'ın kartına odaklanmış durumda ki maçın kırılma anının bu kart olması bunda asıl etken. Yoksa Fener bu sene Sivas'ta kaybettiğinde Galatasaray ve Beşiktaş da buraya gelecek hem de kışın diye düşünmüştüm. Dolayısıyla sürpriz yok. Galatasaray'ın kaybettiği de pek bir şey yok. Bu kadar eksikten dolayı taşların yerinden oynamasına rağmen net bir şekilde ifade edeceğim bir şey var. Dünkü eksik ötesi Galatasaray bile o zeminde Sivas'tan 2 gömlek daha üstün takım. Hatta 3. Buna hiç şüphe yok. Ama her zaman iyi olan kazanmıyor işte.
Bülent Uygun öyle bir durumda Balili'yi oyuna almasaydı sorun olurdu. Sezer Bodur'u almasaydı sorun olurdu. Çok da büyük bir hoca örneği vermiş değil. Neretva da olsaydı aynı hamleyi yapardı yani. Ha doğruyu yapmıştır ama abartmanın da anlamı yok. Yasir'e değinmeden edemeyeceğim. Temiz yürekli, canını dişine takan bir oyuncu edası ile sahaya çıktı. Genelde böyle zamanlarda teknik direktörler bu tarz genç oyuncuları kompresör tarzı şişirirler sonra da sahaya salarlar. Havası azalana kadar da sağa sola bilinçsizle saldırır bu oyuncular. Gerçi bunların Alpay Kompresörü gibi örnekleri de yok değil. (Bkz: İsviçre Maçı) Yasir'e kızmıyorum ama daha dikkatli olması lazım ki Sivaslı oyuncuya o tekmeyi endez getirseydi hiç yoktan kırmızı kart görecekti. Yayın üzerindeki faul olmayan 2 pozisyona takıldı kaldı. Öğrenecekler tabi. Kızamıyorum Yaser'e. Konya'daki zemin, Sivas'taki zemin. Kim ister böyle bir zemin de top oynamayı. Ya da böyle bir zeminde oynayalım da büyük takımları zora düşürelim zihniyeti varsa bu köşeyi kapatalım. Ama kardeşim biriniz çıkın deyin ki hiç mi hırsızın yani Batista'nın suçu yok. Gel sen Uğur'a baltayı vur sonra ama zemin. Ama zemin.
Sonuç olarak diyeceğim şudur. Galatasaray hiçbir şey keybetmemiştir. Sami Yen'de ekran netleşir. Sivas ligde Galatasaray'a karşı ilk galibiyetini almıştır. Ümit Karan'a gelirsek. Milliyet s...git dedi hekeme diye açıklamış. Anlayamadığım şu? Deli mi dürttü bu yan hekemi de kendini yakma pahasına bayrak çekti. Bu kasar mı kötü niyetli yani. Daha devre arasında bu arkadaş herhalde futbol oynamamış yorumları falan. Ulan neyi gördün, nasıl bu kanıya vardın. Hangi boyuttasın sen?Edu gelir yan hakeme topu fırlatır hakem miş gibi yapar, Carlos su fırlatır falan filan. Ama, ama, ama, ama...Bu akşam bakalım futbol harici ne malzemeler çıkacak ve biz bunları geçmişin hangi kareleri ile özdeşleştireceğiz? Ha bu arada anlayamadığım bir şey daha var. Öyle Sivas böyle Sivas, Galatasaray'ın pozisyon yok, Sivas'ın en iyi adamı Balili'nin iki deparını saymazsak Bilica. BİLİCA.