14 Şubat 2009 Cumartesi

Bana Barko Deme

Şu aleti gördüğüm zaman aklıma Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş yönetimleri geliyor. Ve şunu da bilelim ki aslında bu alet işin görünen yüzü. TFF'ye bir de kulüplerimiz tarafından gönderilen VCD'ler DVD'ler var haftabaşında hazırlanıp gönderilen. Konulu film gibi. Bak şu takıma böyle yapılmıştı, bak bunlar bunlar bize yapıldı, eee artık akıllı olun tarzında konulu filmler. Yoksa sadece barkodan barkoya Yeşilçam'ın film hazırladığını zannetmeyin. Yasaklı filmler gibi. Evet hakemlerimiz takımlarımızın, milli takımımızın ve Türk Futbolunun gersindedir. Fakat gözden kaçırılmaması gereken bir konu var. Özellikle son 2 sezondur biraz çalınmaya başlanan cesaretli düdükler 3 büyüklerin dışındaki takımları yukarıya taşımaya yardımcı olmaya başladı. Etkenlerden sadece biridir diyorum. Üç büyükler yıllardır Türk futbolunun lokomotifliğini yaparken hep güç dengesinin ne kadar fazla olduğundan bahsettik. Barkoda bile hala ofsayt, çizgiyi geçti mi geçmedi mi, sarı kart, kırmızı kart vs. tartışıyoruz. Ya yıllarca küçük takımları yiyen taktir hakkı denen örtülü ödenek tarzı hesap sorulamayan uygulamalar. Neyse...Yıllarca bu ligi sömürenlerin koltuk altlarına koydukları barkoyla bağırıp çağırmalarına diyeceğim şudur. Alışacaksın. İnşallah da alıştıracaklar. Son 20 yıla sayın diyorum. Tabi kurulu düzenin biraz değişmesi bile zor oluyor. Ne yapacaksınız alışacaksınız...Artık maçlar daha bir 0-0 başlıyor sanki. Takımlarımızın da, milli takımımızın da gersiinde olsa da.

12 Şubat 2009 Perşembe

Milli Marş Komedisi


Milli marşımızı hep bir ağızdan söylemeyi beceremediğimiz için başlatılan bir uygulamaydı hoparlörden sesi vermek. Malum Türk insanının müzik kulağı inanılmazdır. Her Türk müzisyen doğar. Her TSL maçından önce milli marşımızı "birlik ve beraberliğimizi arttırmak için" okuyup hemen arkasından slogan atıyoruz ya. Biz her maçta İstiklal marşımızı okuduğumuz için pek de bir farkı olmuyor milli maçların. Sadece bando geliyor ek olarak. Dün 50.000 kişi bandoyu duydu mu duymadı mı hiç belli değil. Tribünler marşı bitirdikten 15-20 saniye sonra bando marşı bitirdi ambianstan dolayı. İşte bu bana ister istemez TSL maçlarından önce okunan milli marşları bir kez daha hatırlattı. Hangi ülkede lig maçlarından önce milli marş okunuyor bilemiyorum. Bilen varsa ve paylaşırsa sevinirim. Ve bilemediğim biz lig maçlarından önce neden milli marş okuyoruz. Birliğimiz mi artıyor, beraberliğimiz mi pekişiyor, iki takım taraftarları birbirlerine daha saygılı mı davranıyor? Neden? Lig TV tribünlerin üzerine sanal Türk Bayrağı uygulaması yapsın diye mi?

Selocanlar'ın Kahve Kültürü

Ülke olarak çok seviyoruz çocukları. Dünyada bizim kadar çocukları reklam malzemesi yapıp bundan nemalanan başka bir ülke var mıdır acaba? Martin Lindstrom işin buralara geldiğini bilse bilmem kaçıncı baskısını yaptığı kitabı bir kez daha gözden geçirirdi herhalde. İş oralara kadar geldi. Önce hızlı trenin yanında makinistin yanına soktunuz. Sonra numaraları taşıttınız. Şimdi de nar yapıyor, nar yağıyor diyerek çocukları kahveye soktunuz. Allah aşkına bu film çocuklar kahveye girmeden yapılamaz mıydı? Bir de kahveye sevimli sevimli amcalar koyulmuş ki bu amcalar "gel selocan okeye 4. lazım" hayatta demezler. Ya da bugün Selocan ilk 6'lı ganyanını oynuyor demez bu tipler. Zararsızlar. Ama Selocanların kahvede olmasında hiçbir sorun yok. Selocanlar her yerde. Selocanları sen heryere soktun. Sen selocanla abonene abone katarken Selocan kahveye de girer, internet kafeye de girer, spor salonunda numara taşıyarak kas da yapar.

Neyse...

Ekşide ribbons sağolsun bizim yerimize Linnea Smith'in açıklamalarına yer vermiş. Kendisine böyle bir konuya değindiği için teşekkür ederek alıntılıyoruz. Diyebilirsiniz ki "ne alakası var kardeşim Selocanların cinsel obje ile"...Okan Bayülgen'li hazır kart reklamlarını hatırlayın Turkcell'in. 15'lik kızı Okan Bayülgen'e bırakıyordu aile...O kızın tavır ve hareketleri için "hayır böyle bir kız yok" diyen dernek yok. Adam Yapı Kredi reklamlarında bir kese attı bütün tellaklar ayağa kalktı böyle bir tellak yok diye. Linnea Smith'in açıklamaları aşağıdadır efendim.

“Reklamlarda:
•kız çocuklarının cinsel mesajlı pozlar vererek erişkin gibi göründüğü,
•çocukların makyajla ya da giysilerle erişkin gibi görünmesi sağlanarak izleyicilerin cinsel dürtülerini uyandırmaya yönelik,
•erişkin yaştaki kişilerin çocuk gibi giyinerek cinsel içerikli mesajlar verdiği,
•yaşı her ne olursa olsun, çocuk gibi görünen herhangi bir modelin cinselliğini öne çıkartan biçimde kendini sergilediği,
•yaşı her ne olursa olsun, bir modelin çocuksu ifadelerle istismar edilebilir ve çaresiz yüz ifadeleri takınarak cinsel bağlamda görüntülendiği,
•cinsel içerikli ya da çıplak pozlar veren bir erişkin ile bir çocuğun birlikte göründüğüher türlü çalışma, çocuk istismarı kapsamına girer.

Reklamlardaki çocuk istismarının toplumsal sonuçları arasında ise

•çocukların uygunsuz ve cinsel içerikli bağlamlarda sergilenmesinin yaygınlaşması
•kamuoyunun kabul edilebilirlik standartlarının değiştirilmesi
•pedofililerin çocukların seks istediği argümanının güçlendirilmesi
•çocukların rızaları dışında sömürülmeleri ve insanlık dışı muamelelere maruz kalmaları
•çocukların cinsel nesneler olarak kutsanması
•çocukların zihinlerinde, erişkinlerin kendilerinin cinsel nesne olduklarını kabul ettikleri imajının uyanması
•bütün çocukların sevilebilir olmaları için reklamlardaki gibi görünmelerini gerektiğini düşünmeye başlamaları sayılabilir.

9 Şubat 2009 Pazartesi

Sizce?


2 yarı final ve 1 final maçı. 20 kusür yıllık kupa özlemi. Bütün senenin özeti bu olur Fener için. Antep maçından sonra bunu demiştik. Belediye maçından sonra da diyoruz. Daha kötüsü Fener ŞL'nin dışında kalacaktır. Bütçe kaybı, hedef kaybı, itibar kaybı. Daha kötüsü Aragones'in arkasında ne Aziz Yıldırım durabilir ne de daha büyük bir depremde yeni yönetim. Dün akşam GS-Kayseri maçından daha bomba hakem hataları vardı. Ama Cüneyt Çakır maçın sonucuna etki etmiş midir diye sorsalar %95 hayır der. Ya da evet sonuca etki etmiştir ama Belediye 2 değil 3 atardı yönünde görüş bildirir. Belediye 3. golünü olmayan penaltıdan ya da ofsayttan atsa da sizce maçın kaderini etkilemiş midir Çakır? Kesinlikle hayır. Herkes Alex'in dayanılmaz ağırlığını konuşuyor. Alex yüzünden Semih ve Güiza'nın beraber oynayamadıkları hedede hödedesi...Sadece orta sahayı ele alalım. Çünkü Aragones'in istediği pas trafiğinin merkezi orası. Emre banko. Yanında Selçuk. Herkes Alex derken ben size Deivid diyeceğim. Bu adamın top rakipteyken Fenerbahçe'ye katkısı Alex'in katkısından daha az. Kazım'ın daha da az. Vederson'un Alex'ten az fazla. Ya da Uğur'un durumu. Göbekteki 2 adam feriştahı olsa ne olur olmasa ne olur? Trabzon, Belediye (her iki maçta), Galatasaray, Beşiktaş , Antep, Kayseri (10 kişilik Galatasaray'a pozisyon bulamayan Kayseri)Sivas, Hacettepe, Ankara...Daha sayayım mı? Bu maçların hangisinde orta sahayı tuttun ki oyunu karşıyakada oynamak için bir avantajın olsun. Hiçbirinde. İş yine hakeme gelecek ama Beşiktaş'ın Kadıköy'deki yalandan kırmızısı olmasa neler olurdu acaba? Güiza'nın Beşiktaş'a attığı gol tipolojisini arttırarak şampiyon olamazsın. Bursa'ya attığı gollerin tipolojisini arttırarak şampiyon olursun. E o zaman ne yapacaksın? Allah'a şükür 34 puan yaptım diyeceksin. Şükredeksin. Man United, Real, Milan, Bayern hepsinin kayıp yılları olur. Olmadı mı? Ama önümüzdeki sene bu takımda banko oynayacak 5-6 farklı adam ne kadar o adamlardır orası tartışılır. Rotasyon değil de banko oynayacak transferler arttıkça risk de doğal olarak artar. Fener yönetiminin yapması gereken önümüzdeki 2 senenin kayıp geçmemesi için önlemler almaktır. Yoksa bu senenin kaybı çok da kayıp değildir bana göre...

7 Şubat 2009 Cumartesi

Kontenjan


Vahid Halilhodzic, Zdenek Zeman, Aragones...Bu gülmeyen örnekleri çoğaltabiliriz. Fildişi Sahilleri gibi bir takımın dizginlerini elinde bulunduran Vahid Halilhodzic'in böyle bir takımın başında olması tipik disiplin eksikliği yaşayan Afrika takımlarının başına eli sopalı hoca konulması gibi. Halilhodzic'in açıkladığı kadro aynen Fildişi Sahilleri Futbol Federasyonu sitesinden arak aşağıdadır.


Kaleciler 1 BARRY Boubacar (Lokeren-Belgique) 2 ZOGBO Aristide (FC Shorta-Egypte)

Defans 3 DEMEL Guy Roland (Hambourg-Allemagne) 4 EBOUE Emmanuel (Arsenal-Angleterre) 5 GOHOURI Steve (Burusia Möchengladbach-Allemagne) 6 BAMBA Souleman (Hibernians-Ecosse) 7 MEÏTE Abdoulaye (West Bromwich Albion-Angleterre) 8 TOURE Kolo (Arsenal-Angleterre) 9 TIENE Siaka (Valenciennes-France) 10 BOKA Etienne Arthur (Stuttgart-Allemagne)

Orta Saha 11 ZOKORA Didier (Tottenham-Angleterre) 12 TOURE Yaya (FC Barcelone-Espagne) 13 N'DRI Koffi Romaric (FC Seville-Espagne) 14 GOSSO Gosso Jean-Jacques (AS Monaco-France) 15 KONE Kouamatien Emmanuel (FC Cluj-Roumanie) 16 FAE Emerse (OGC Nice-France)

Hücum 17 YAO Kouassi Gervais (Le Mans UC 72-France) 18 KEITA Abdul Kader (Olympique Lyonnais-France) 19 DROGBA Didier (Chelsea-Angleterre) 20 SANOGO Boubacar (Werder Bremen-Allemagne) 21 CISSE Sékou (Roda JC-Pays-Bas) 22 KONE Bakari (Olympique Marseille-France)


Dindane ve Kolou sakat mıdır bilemiyorum. Ufuk'un milli olmasını anlıyorum. Servet'i daha iyi anlıyorum. Yavaş yavaş forma şansı bulan İbrahim Kaş'ı da anlıyorum. Hepsini anlıyorum da Emre'yi anlayamıyorum. Abilik mi yapacak, kaptanlık mı yapacak, takıma katkı mı sağlayacak, ne yapacak bilemiyorum? İki İspanya maçından alınacak 4 puanın ala ötesi olacağı bir durum söz konusu. İspanya maçı kadrolarını görmeden Terim'i yargılamak istemiyorum. Ama...Tüğm oyuncular için kendimi Terim'in yerine koyuyorum ve bir cevap veriyorum. Makul cevaplar da verebiliyorum. Fakat Emre konusunda tıkanıp kalıyorum. Kaptan olduğu için mi, yüksek performansından dolayı mı, tecrübesi mi, orta sahada formda oyuncu eksikliğinden mi? Bu "mi"ler beni sonuca götürmüyor.

6 Şubat 2009 Cuma

Siz Dediğinize İnanıyorsanız Sorun Yok


"Ülkemizdeki her spor gazetesinde transfer haberleri ile ilgili olarak farklı farklı değerlendirmeler yapılıyor. Biz de Fotomaç olarak kendi yayın politikamız doğrusunda, okurlarımıza olan saygıyı ve ilkeli habercilik anlayışımızı ön plana çıkararak asparagas transfer haberleri ile ilgili olarak kendi teyit ettirme mekanizmamazı devreye sokuyoruz. Ama ülkemizde eskiden beri haber atlama korkusu nedeniyle de bazen haberler teyit ettirilemden bile verilmek zorunda kalıyor. Çünkü gece baskının döndüğü geç bir saatte gelen bir haberi teyit ettirmek için yeterli zamana sahip olmuyorsunuz. Okura bir şekilde bu haberi sunmak zorundasınız" Bunu diyen kim? Fotomaç Genel Yayın Yönetmeni Zeki Uzundurukan. Haberi teyit ettiremediğinizden dolayı bir sıkıntı yaşamıyorsunuz ki siz. Yaşıyor musunuz? Adam ertesi gün gidiyor ve yine aynı gazeteyi satınalıyor. Ama "şu teyit ettirme mekanizmasını" bir görmek istiyorum Zeki Bey. Beni de tanıştırırsanız çok memnun olacağım. Gece hangi saatten sonra bu mekanizma devre dışı kalıyor soralım ki ona göre gazeteyi değerlendirelim. La havleeeee.

Bir Çocuğun Hayatı


O kadar çok futbolu seviyor ki...Daha 8 yaşında. Bu sevgisine ailesi kayıtsız kalamadı tabi. Yaz boyu Belediye'nin futbol okuluna gitti. Daha sonra dediler ki "yahu sen bu çocuğu neden Galatasaray'ın Büyükçekmece'deki futbol okuluna yazdırmıyorsun?" Baba da neden olmasın dedi? Büyükçekmece Galatasay Futbol Okulu'na yazın gitti geldi. Okullar başlayınca da cumartesi pazar öğlenden sonraları onun için büyük bir heyecana dönüştü. Kendisinden 2-3 yaş büyüklerle oynadı. Zaman ilerledi. Mesut Hoca bir gün babasını aradı. "Abi ben sizin çocuğu Florya'ya yazdırıyorum. Galatasaray'ın değişik semtlerindeki futbol okullarından sivrilen gençlerin isimlerini veriyoruz. Orada bir maç yapılıyor ve altyapı hocaları seyrediyor. Ben sizin çocuğun Galatasaray altyapısında kesinlikle yer alacağını düşünüyorum ve ismini yazdırıyorum. Sizce de uygun mudur?" Ufaklık havalarda tabi. Orta sahanın sağında oyunuyor. Ve o maç dün Florya'da yapıldı. Atalay beğenildi ve artık Galatasaray kanunları kendisi için başlıyor. Hafta içi ve haftasonu Florya'nın yolunu tutacak. Galatasaraylı olması güzel, altyapının Galatasaray olması daha da güzel. Hızlı, çabuk düşünüyor, fizik olarak belki değil ama oyun olarak yaşıtlarının çok ilerisinde. Büyükçekmeceden Okan çıktı, Fuat çıktı, Muhammed çıktı...Neden Atalay çıkmasın? Hepsini bir kenara koyalım da kaç tane çocuk 8 yaşında böyle bir kültür alışverişine sahip olabiliyor ki? Bir tarafta idmana çıkıyor diğer tarafta Arda'yı, Lincoln'ü seyrediyor. Belli bir disipline sahip oluyor. Hayata daha disiplinli ve daha sorumluluk sahibi olarak bakıyor. Yeni arkadaşlar ediniyor. Yeni hayaller kuruyor. Daha güzel ne olabilir ki? Ve hepsi hepsi 7-8 ay önce başladı. İlk biz yazalım Atalay'ı. 10 sene sonrasının neler getireceği hiç belli olmaz. Yolun açık olsun Atalay. Halı sahada 5-6 yaşındaki çocuk ayak içi yapmasa da oluyormuş yani. Bizdeki de akıl.

5 Şubat 2009 Perşembe

Tic Tac

ITV'de Everton-Liverpool maçının göbeğinde reklamı yayınlanan şeker yukarıda. Reklamın içindeki kareler uzaktan Durex'i hatırlatıyor da o yüzden koyalım dedik. Ne olduğu belli olsun.

Takviyesiz Tek FC. LFC.

Daha maç bittiği gibi Andy Hunter Benitez'e ayarı veren yazıyı patlatmış. Çok net bir yazı aslında. "Daha dün Keane'e yol verdin. Hemen arkasından da bir basın toplantısı yaptın. Bu toplantıda yeterince hücum opsiyonuna sahibim dedin. Ama özellikle Gerard çıktıktan sonra daha da net görüldü ki hücum alternatifi falan ortada yok. Takım pozisyon dahi üretemiyor" Babel'in 26 maçta 3 Benayoun'un 25 maçta 2 (Tabi her maç Beşiktaş maçı gibi olmuyor) ve El Zhar'ın 12 maçta 0 golü var. Bunlar çok da önemli istatistikler değil. Ama asıl önemlisi atılan 40 golün 23'ünün Torres ve Gerard'ın katkılarıyla gelmesi. Bir zamanlar Alex'in ayağına top değmeden Fener'in gol atamaması gibi bir durum. Ara transferde EPL'de kadrosuna Liverpool'dan başka takviye yapmayan başka takım yok. Benim anlayamadığım ise şu. Keane'e ihtiyacım var dedin aldın. İhtiyacım yok dedin gönderdin. Bu kadar 2 adamın eline bakan bir takıma devre arası hiç mi takviye düşünmedin? Ya da neden düşünmedin? Herşeyi anlamaya çalışıyorum ama burasını anlayamıyorum.

Dün Akşam

Ertem Şener dün akşam Futbol Smart'ta Serie A'yı anlatıyordu. Son Torino maçında Mourinho'dan çok Quaresma'nın taraftardan aldığı tepkileri dile getirdi. Zaten Mourinho da Quaresma'yı ŞL kadrosuna almadı deyiverdi. Adamın Chelsea'ye yaptığı transfer ile ilgili tek bir kelam yok. Dirk Kuyt'un babasının tuttuğu balıklardan daha önemli herhalde Quaresma'nın Chelsea'ye yaptığı transfer.

4 Şubat 2009 Çarşamba

Omurganın Rotasyonu 2


Biz rotasyonun omurgası diye bir yazı yazmıştık. Sonra Chelsea maçı geldi ve LFC 2-0 kazandı. Yenilen 3 puandan fazlasını kaybedecekti. Hele LFC kaybetseydi 4 haftada 9 puan kayıp yapardı ki sonra Alex Ferguson kovala. Reina-Aurelio-JC-Skrtel-Arbeloa-Riera-Alonso-Mascherano-Kuyt-Gerard-Torres Rafa'nın Chelsea 11'i idi. 80'den sonra Torres'i sürekli yanına çağıran Benitez bu sefer sahada tuttu. 90'da Torres'i oyundan alması Torres'i alkışlatmak için miydi yoksa "ben yine bildiğimi yaparım" mesajı mıydı bilemiyorum. Şu kadronun omurgasını Benitez herkesten daha iyi biliyor bilmesine de rotasyon uğruna haddinden fazla risk alıyor. Adama daha dur United olmadın sen derler. Bugün FA Cup maçı oynayacak Liverpool. Benitez'in kadro tercihini bekliyoruz. Keane'nin gidişi bana göre "varlığı sürekli iltihap yaratacak yaranın temizlenmesidir". Otursa dert, oynasa dert. "Hata yaptım, zararın neresinden dönülürse kardır" demiştir Benitez. Benitez Keane'nin gidişinin hücum opsiyonlarında herhangi bir sıkıntı yaratmayacağını söylemiş. Kanat organisayonları dahil kullanabileceği ne kadar oyuncu varsa sıralamış. Ne Ngog'u kalmış, ne El Zahar'ı ne de Nemeth'i. Ben bu adamı hep anlamaya çalıştım. Asmadan hep çözümleme yoluna gittim. Torres'in LFC için alternatifi olmayan yegane adam olduğu ortada. Kuyt-Riera-Benayoun üçlüsünü bilemiyorum. O da biliyor Torres'siz bu işin gitmeyeceğini? Alternatif yaratamayacağını? Bu sebeple yatıyor kalkıyor 1,5-2 ayda bir 15 günlüğüne tatile çıkan Torres'e bir şey olmasın diye dua ediyor. Berbatov Alex için neyse Torres Benitez için Berbatov X 2'dir. Benitez hem bunu biliyor hem de Torres'in tatil zamanlarının yaklaştığını. 2 kere çıkardı cezayı kestiler. Torres'i kaybedersen dön Tottenham'a bak. Keane sana hücum opsiyonu kaybettiriyor mu kaybettirmiyor mu? Elindeki adamları sıralamak doğru da?

2 Şubat 2009 Pazartesi

İstanbul City FC


Schalke 04 Kulübü'ne bonservis bedeli olarak 2 taksitte toplam 3 milyon euro ödeneceği, futbolcuya da 2,5 yıllık sürede toplam 5.5 milyon euro verileceği açıklandı.


Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş'den, İMKB'ye gönderilen yazıda şöyle denildi: “Fabian Ernst'in transferi için, Alman Schalke 04 Kulübü'ne, sözleşme fesih bedeli olarak 15.10.2009'da 1.500.000 euro, 15.02.2010'da 1.500.000 euro ödenecektir. Futbolcunun kendisi ile 2008-2009 sezonu için 5 x 100.000 euro, 2009-2010 sezonu için 10 x 200.000 euro ve 25.09.2009'da 1.000.000 euro, 2010-2011 sezonu için 10 x 200.000 euro ücret karşılığında 2,5 yıllık sözleşme imzalanmıştır.”


Yıllık 4,5 milyon TL'den fazla alıyor Ernst. Siz olsaydınız ne yapardınız? Emeği geçenlerin eline sağlık. Carlos ve Kezman vakası gibi bir durum. Acaba Schalke'de kaç paraya oynuyordu Ernst. Orhan (borges) yazarsa seviniriz. Sizce de bir anormallik yok mu bu işte?

1 Şubat 2009 Pazar

Gerçek Hedefler Peşinde Koşmak


Ya Josico'da sorun var ya da Fener'in sağlık ekibinde. Bir değil iki değil. Hadi ilk Porto maçında 3 değişiklik hakkını kullanmamıştın ama bugün Antep gibi bir takıma karşı takım 15 dakikayı 10 kişi oynamak zorunda kaldı. Bu sorumsuzluktur. Başka bir şey değil. Fener'in bu saatten sonra yıllardır ayıbı haline gelen Türkiye Kupası'na sarılması gerekir. Bu sene Aragones'in ve oyuncuların camiaya en büyük hediyesi bu olur. Aragones'in ne yapmaya çalıştığını çok iyi anlıyorum. Fakat anlamadığım takımın sanki tamamı "yeni transferler" ve aylardan da Temmuz. 18 lig, 5 kupa, 2 partizan maçları, 6 ŞL maçları...Herkes birbirini ilk defa sahada görmüş gibi oynuyor. Önder ve Yasin herhalde "ne de olsa Aragones bizi sezon sonuna kadar oynatmaz, Gökhan, Edu ve Lugano da hiç sakatlanmaz ya da ceza almaz" gözüyle bakmışlar duruma. Sami Yen, İnönü, Avni Aker, Kayseri, Bursa, Gençlerbirliği deplasmanları Fener'i ŞL'nin de dışında tutacaktır bana göre. Kuru kuruya bir UEFA'dan ziyade yukarıda belirttiğim gibi alınacak Türkiye Kupası Fener'in öpüp başına koyması gereken başarısı olacaktır. Eğer Kadıköy'de tek bir pozisyona giremeden maçı tamamlayıp 1 de gol atıyorsan daha ne istiyorsun? Alex ve Roberto Carlos'un imzaladığı anlaşmalar Fener'in başına bela olacak gibi geliyor bana. Erman Özgür ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım. Erman Özgür girerken tabela değişir dedim. Ama tabelayı değiştirecek topu Erman'ın atmasını bekliyordum. Kadıköy'de Erman Özgür 15 dakika oynardı. Nurullah Sağlam 15 dakika oynattı. Murat Ceylan'ın boğuşmaktan 2. yarı yapamadığını yaptı. Depar atarken bile düşecek sandım. Motoru gitmeyen araba gibi. Ama futbol zekası üst seviyededir Erman'ın. Yapılması gerekeni bilir ama yapamaz. Bu sebeple olamadı zaten. Tabata ölü yaprağı attı Erman da Ümit Karan golünü yazdı. Az adam yapar bunu. Gelelim asıl sıkıntıya. Çöküş hızlı bir şekilde geliyor. Carlos, Alex, Emre, Uğur Boral, Güiza, Josico, Ali Bilgin, Yasin, Kazım, İlhan Parlak, Burak hatta Önder...Bu adamlardan takım kurulur. Ben asıl sıkıntıyı önümüzdeki 2 yılda görüyorum. Acaba Galatasaray'ın Lucescu sonrası yaşadıklarına Fener yavaş yavaş yaklaşıyor mu? Terim Galatasaray'ı kurtaramamıştı. Zico Fener'i kurtaracak mı göreceğiz. Ha bu arada sadece 4 puan gerideyken bu yazıyı yazdığımızı da hatırlatalım.

Ne River Plate Ne Maracana?

Adamlar o yıllar bile Türkiye'nin fersah fersah üzerinde kareografi hazırlıyormuş. Anadolu İhtilali'nin ilk temsilcisidir. Amigo Orhan'a, Fethi Başkan'a, Ender'e, İsmail'e selam olsun. Siz şampiyonluk maçına çıkın Kadiköy'de Eskişehir tarafına bilet almayan adam değildir.

5 Ezik Amatör Maç Tezahüratı


1) Haaaaydiiiii Bastır. Alkışlarla da desteklenir. Saldır saldır Beşiktaş ya da Haydi Fener haydi Fener haydi haydi'nin yandan yemişi diyebiliriz.

2) Şaaaşırdı İpneler (yazıldığı gibi okuyunuz, şarabın da etkisi önemlidir) Ev sahibi takımın arka arkaya gerçekleşen akınlarının hemen arkasından karşı takımı daha da bir panikletmek amacıyla söylenir. Fakat "Şaa" derken "a" kalın tutulur ki daha da bir baskıcı olsun. Ne alakaysa?

3) Şşşşt şşşt geliyo. Kesinlikle üstteki "Şaaaşırdı ipneler" tezahüratı ile aynı olmayıp genelde amatör kümelerde frikikten gol olmadığı için korner atışlarında söylenir. Aradaki farkı şöyle özetlersek daha netleşecektir. Rakip takımın defans oyuncusu baskıdan dolayı topu kornere atarsa önce "Şaaşırdı ipneler" tezahüratı gelecek hemen arkasından tam korner atılırken "şşşt şşşt geliyora" dönüş yapılacaktır. EPL'de korner olduğunda "huuuuu" diye bir ses ve hemen arkasından "şşşşşşş" şeklinde bir alkış duyarız. TSL'de ise sizin takım korner kazandığında homurtular duyulur ve pek memnun olunmaz bu durumdan. "Aınaaaaa goyiiim" falan gibilerinden homurtular yükselir. Buradan Amatör Futbol takım seyircisinin EPL seyircisi kadar bilinçli olduğu mantığı çıkmaz tabi ki. Zorlamasak daha fazla daha iyi olacak galiba.

4) Piç piç piç 9. Genelde futbolcunun adı bilinse de numarası ifade edilir ki "hani biz seni tanısak küfür etmezdik kardeş tadında bir hava bırakılsın ortama" Yer miyim lan ben? G.. kadar yerde siz mi birbirinizi tanımıyorsunuz?

5) Efsaneleşmiş hareket. Ev sahibi takım galipse belirli bir dakikadan sonra davul ve zurna oraya zınk iner. Zaten roman kardeşlerimiz ortamı koklar ki indirebilelim. Meyhanden hiçbir farkı olmazdı zaten bazı tribünlerin. Köfte ekmek, sucuk ekmek, alkolizma, hooop hesapta yöneticilerden parayı indir. Tezahürat ne? siz oradasınız galiba? Klarnetçi "işte böyle herkese böyle"yi çalmaya başlayınca otomatik olarak tribünler "bilmem kime böyle koyarlar amman" diye gerisini getiriyor zaten kafanız rahat olsun.

31 Ocak 2009 Cumartesi

Omurganın Rotasyonu


Liverpool bu sene geçmiş yıllara oranla daha başarılı bir sezon geçirince "acaba bu sene mi" diye soranlar çoğalmıştı. Son 3 EPL maçından beraberlikle ayrıldı Benitez. İnatçılığı ve dik kafalılığı herşeyden daha fazla ön planda şu an. Son 3 maça da ilk 11'de başlayan oyuncular Reina, Skertel, JC ve Gerard. Riera-Babel ikilisi Aragones'e bağlamış durumda zaten. O kadar olmuş mu yahu gibilerinden saate bakıyorlar. Kuyt'a özel bir saygım var benim. Çok büyük bir oyuncu olduğundan değil. Ama herkesin bazı takıntıları vardır ya benimki de bu adam. Everton ve Wigan maçlarında Liverpool'un yediği goller 80'den sonra geldi. İkisi de Torres oyundan alınıp yerine bilmem kim oyuna dahil olduktan sonra? İngilizler takmış durumda buna. Neden diye soruyorlar? Hadi İngiltere'nin maç trafiğinden dolayı rotasyon çılgınlığını bir yere kadar anlıyoruz da şampiyonluğa yürümek isteyen takıma böyle hamleler yakışıyor mu diyorlar? FA Cup maçına Torres'li, Gerrard'lı, Kuyt'lu, Alonso'lu, Mascherano'lu, Babel'li kadronla çıkıyorusun lig maçına rotasyon diyorsun. Madem şu şampiyonluğu bu kadar istiyorsun şu rotasyon zımbırtısını FA Cup maçlarında daha fazla kullansan olmaz mı? Herhangi bir EPL maçına sakatlık ya da formsuzluk olmadığı sürece Torres, Gerard, Reina, Mascherano, Alonso, Skrtel'i bozmadan çıkmaya çalış bari. Babel, Reina, Benayoun, Kuyt ile yapboz yap...Kuyt yine sana küzmez Keane efendi gibi. Çıkar oynar. Torres'siz kazanılan Manchester maçı seni yanıltıyorsa onun üzerinden çok sular aktı.

Bundesliga ve 24

Geçen sene FOX EPL'yi yayınlıyordu. Dayanamadılar. İkinci yarının sonlarına doğru neredeyse haftada 1 maç yayınlamaya başladılar ratingler uğruna. Bu seneye uyarlarsak mini etek haberleri ve 50 sarışınlar daha fazla kanala müşteri getiriyor. Bu sebeple yayınlanacak ligin hangi kanalda olduğu, yayın saatleri, ödediğin ücretin kanala ne getirip ne götürdüğü herşeyden önemli. Digitürk'ün spor kanalı Spor Max bu sene 8 milyon para ödediği Beko BL'ni şifresiz olarak yayınlıyor. Avrupa'daki ligler içerisinde en pahalısı ise tahmin ettiğiniz üzere EPL. 3,5 milyon civarı bir ücret ödendiğini biliyorum. Gerek maç saatleri gerekse, ödenen ücretin çok daha az olması gerekse ligin özellikle bu sene daha da üzerine koyması sebeplerinden dolayı Kanal 24 çok iyi bir iş yaptı diyebiliriz. Geçen sene yayınladıkları Serie A'dan daha fazla geri dönüş aldıklarını biliyorum. Mesela dün akşam 21:30. Hamburg-Bayern maçı. Saati harika. Cuma günü maç seyretmek istiyorum diyenler için TSL'den sonra kayabileceğin bir mecra. Cumartesi günü de öğlenden sonra 16:30'daki saat son derece uygun. TFF daha yeni bu saatlere maç koymaya başladı. Diyeceğim şu. 3,5'u Digitürk'ün EPL'ye vermesini anlıyoruz. Yoksa elinde spor Max gibi bir kanal var ama Rusya, Portekiz ve Brezilya ligleri ile olmaz bu iş. Hele elinde La Liga ve Serie A olan NTV'ye karşı. Ama Kanal 24 750.000-1 milyon arası verdiği ücretle ligin nimetlerinden güzel faydalanıyor. O para gene çıkmaz ki kanalın Bundesliga sponsoru hala yok ama ligin beklentilerin üzerindeki performansı kanala kaymak oldu.

30 Ocak 2009 Cuma

Trakya Hikeyeleri (Lakap)


I go to 200, 300 hikayesi ile bağlantılı aslında. Sonuçta bu da İngilizcenin ipnelikleri. Çocuğa bir lakap taktı aynen yapıştı. Adam 30 yaşına geldi kahvede oturan adam bile adıyla hitap etmiyor çocuğa. Herhangi bir yerde "nerelisin"in cevabı Trakya olduğunda "ooo üjjjj bejjjj" gibi bir ekleme gelir hemen arkasından. Ayar eder adamı. Tamam bizim oralarda Cemil Aga'ya Jemil Aga diyenler de yok değil ama bu "j" jargonu boku çıkmış bir jargon değildir. Bir de "h" leri yutma ya da gereksiz yerlerde ekleme durumları vardı ki bu da "çok geniş kitlelere yayılmamıştır" hani. Ha zabıta Nevzat Belediye hoparlörlerinden başladığı zaman dinlerdik " dın dın dın... Avsa Belediye Başkanlığından. Epinize ayırlı işler ayırlı günler dilerim. (Sanki Belediye Başkanı) Top saasının arkasında bulunan Ayvan Pazarı pazar yerinin arkasına taşınmış olup itiyaç saiplerine önemle duyurulur." orası ayrı. Ama madem bir genelleme yapacaksın "nabuysun"u daha değişik ifadelerle kullansan daha makbule geçer. "Yirre, bree" falan. Neyse ders İngilizce? (biraz yazdıklarımızla çelişeceğiz ama idare edin) Tamer'e diyor ki "bak oğlum hav meni diyeceksin?" Yok abi çocuk diyemiyor. Av meni. Sayılan, sayılamayan, süt sayılmaz mı, bir süt, iki süt davalarına hiç girmeyelim oralara gelemiyoruz daha? Be adam anla işte çocuğun dili dönmüyor sanki zik.... sınıfında herkes Londra aksanı ile "I tfink" diyor. Ay tink bitti gitti. Yok yakaladı ya uğraşıyor çocukla. Sen bu kafayla "av maçlara" geçemezsin bırak sınıfı geçmeyi falan. Çocuğun adı "av meni" kaldı.


_Tamer Av maçlar daa zor diyolar lan?

_Ebenizi s... olum epinizin.

_Vo haaaaaaa, yürü lan kızdı.

Spor Kanalları ve Arko


Efsaneyi görsel yapalım istedik pek anlamlı olmasa da. Eğer Arko Tıraş Kolonyası gibi bir markanın pazarlama müdürüyseniz NTV Spor, Spormax, NTV, Lig Tv gibi kanallar doğru kitleye doğru bütçelerle ulaşmak için büyük nimet. Şahin Sucukları gibi bir boğmaca da var ama "Karaca'nın sunduğu Yaprak Dökümü"nden daha fazla biz ve bizim gibiler "erkekler de yanar, hem de nasıl yanar"ı biliyor. Neden? Çatır çatır kanalları mı boyuyor Evyap Arko Tıraş Kkolnyası ile? Bulamıyor ama doğru kanalları yani NTV Spor, Spormax, Lig Tv gibi kanalları doğru bir şekilde kullanıyor. Lig Tv, NTV, CNBCE-e kanallarının dataları tek yetkili rating ölçümleyicisi olan AGB Nielsen tarafından kamuoyuna verilse CPP'si en pahalı kanalları görürüz görmesine de aynı durum NTV Spor ve Spor Max için geçerli değil tabi. Az para büyük etki. Kullanır mıyım Tıraş Kolonyası? Kullanmam. Kullanan var mıdır? Tabi ki? Erkekler de yanar hem de nasıl yanar dizesi berberde tıraş olan adamın yüzü yellenince daha bir güzelleşiyor? Anlayamadığım yere gelirsek? Çok sakal problemi olan biri değilim. Yaş 30. 8 seneden beri düzenli tıraş olmaktayım. En son 19-20 yaşında suratım tıraş olduktan sonra cayır cayır yanardı ondan sonra kayış formatına bağladık. Neredeyse 10 senedir tıraş olduktan sonra en ufak bir yanma hissetmiyorum ve ne tıraş kolonyası ne de krem hiçbir şey kullanmıyorum. Ama demek istediğim benim kullanıp kullanmamam değil. "Erkeklerin de yanması". Tıraş olun, bak yanacaksınız, ondan sonra Arko Tıraş Kolonyası ile ateşinizi söndürün". Hatunları falan da sıkıştırmışlar araya ki bir yerde koku takibi bir durum var mantıklı olabilir. Hem yangınını söndür hem de güzel kok. Tek fiyata. "Erkekler de yanar dedikçe ben o anlamda hiç yanmadım ki arkadaş" diyorum içimden. Lisedeykene hele peder beyin alaturka tıraş makinelerini kullanrken "hem de nasıl yanıyorduk" ama o devre 1 sene ya sürdü ya sürmedi. Yanmıyorum yanana da engel olmuyorum. Vardır herhalde Evyap'ın bir bildiği.

29 Ocak 2009 Perşembe

İlk yarının ardından

Fener ne kadar CSKA'ya dayanır? Yoksa galibiyet falan beklemek haddimize değil. ........... kaçınılmazsa zevk almyaya bakacaksın durumu var biraz. İlk yarı 25-41 bitti.
: Çetin Hocam ama şunu da kabul etmek gerekir ki ilk yarı ne attılarsa girdi.

Bombacı Mülayim


"Sezonun bitmesine 4 ay kaldı. Ajaccio maçındaki gibi tekrar tekrar patlayabilirim. Bunun böyle olacağını zannediyorum. Her geçen gün kendimi iyi hissediyorum. Rüyada gibiyim, Paris'te yeniden doğdum. Bu forma altında attığım her golden sonra kendime güvenim yeniden geliyor. Mücadeleci ve çalışkan yapım ile beraber inşallah eleştirilere de bir son verdiririm"


demiş Mateja Kezman. Yahu kardeşim hangi bomba hangi patlama diyeceksin ki? Diyemiyorsun işte. Daha açık bir ifadeyle "ulan 6 gol atmışsın biri Kayseri'ye, 2'sini dün kupa maçında Ajaccio'ya attın, bir tane ligde golün var, sen neden bahsediyorsun" diyeceksin diyemiyorsun. Kezman bizim basına konuşmama kararı almıştı bir aralar. Haklı adam. PSG'nin web sitesinde Kezman'ın yaptığı konuşmalar birebir var. Açın bakalım patlama matlama demiş mi Kezman? Bir sözüm de Kezman'a olacak. Allah aşkına ürünü ön plana çıkar biraz be kardeşim...Her sözünden PSG'de Paris'ten dolayı oynuyorum gibi bir algı çıkıyor. Yeter be kardeşim. Paris'i bırak Saint Germain'i ön plana çıkar biraz da. Ha bu arada bombacı Mülayim hurriyet.com.tr

%10

Transfer %90 bitti. %10'luk kısım ise en zoru. Arsene Wenger

Kırılmak

Ben böyle bir şeyi 15 sene önce hatırlıyorum. Ateşi 39 görüyoruz, iğneyi yiyoruz, ateş düşüyor, iğnenin etkisi geçiyor yine 39'u görüyoruz. Durum kötü atlatmaya çalışıyoruz. Zangır zangır titriyorum yahu. Akşam resmen yatağa giremedim. Yatağın başında tam 10 dakika boyunca soğuk denize atlayayım mı atlamayayım mı ikilemi yaşadık. Gece uyutmaz. Ciğerlerdeki iltihabı bütün gece çalışarak sökeni ben daha görmedim? Kırılıyoruz.

28 Ocak 2009 Çarşamba

Manidar Oldu

İsrail'den gelen Kamanan'ı Sabri'nin kovalaması onun da gidip İsrail'liye asist yapması gayet manidar olsu. Son söyleyeceğimizi ilk söyleyelim. Sol tarafta Hakan Balta kovalasaydı Kamanan'ı üzülürdüm mesela. Balili "Hain Revivo" olsa gene anlayacağım ama sırf İsrailli olduğu için o. çocuğu denmesi...27 Ocak 2009 tarihini bir kenara yazdırdı bize. İnsan bazen İnönü'deki "Fener zenci sever" pankartlarını aramıyor değil hani. Acaba Sezer Badur nereli? Onu da çok merak ettim. Sabri merak etmiştir. O da mı İsrail'li acep. Bu parantezi Sabri ile kapatacağım. Sezer'e güm diye geçiriyorsun, sonra bir de Bilica'nın Sivas'ta yaptığı gibi "ayyy ben duramadım pozisyon gereği çarptım falan gibilerinden Sezer'e bir daha vurmaya yelteniyorsun" Arda o pozisyonda haklı olarak Bilica'nın üzerine yürümüştü. Haklı değil çok haklıydı. Al sana Sabri. Bu moda inanılmazdır. Her dönem popülerliğini yitirmez. Yerde yatan adama yanlışlıkla bastım, görmedim, beni nasıl atarsın bu pozisyondan dolayı, düşerken takıldım, üzerine düşürken bastım...Bir siz akıllısınız. E tabi herkes sokarım topuna tarzı Keane değil. Çözememeye başladığım bir adam da Barış Özbek. Saçlar uzadığından beri görüş mesafesi kısalmış durumda. Ya faul verrise diyerek daha düşerken havada hakemi kesmeye başlamak hinliğine yazın kendisini. Hüseyin Göçek kardeşim. Belli ki Sabri ve Sezer arasında husumet var. İkisi de birbirini kolluyor ki Sezer Efendi de Sabri'ye uydu bir tane kasıtlı salladı ama denk getiremedi. Gör şunu be kardeşim. Çek şunları kenara. Akıllı olun falan de. Nerede birbirlerini yakalasalar, yasadışı ısırmaya çalışıyorlar sen de hala "la la la la la la" diyerek kır bayır geziyorsun. Maç mı? Ne yazayım maçla ilgili...