5 Eylül 2008 Cuma

West Ham hala arayışta

West Ham'ın Biliç ve Redknapp'tan sonra 3.sortisi Mancini'ye oldu. Mancini de kusura bakmayın dedi. Dün ACETO zaten şöyle demişti. Gerisini siz getirin artık. Şimdi gel İngiltere'ye Chelsea, Arsenal, Liverpool, Man U maçına çık. Transfer de kapanmış. (Fotoğrafı kes)
http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/09/yan-gel-yat-mancini-2.html

Mahşerin Üç Atlısı, ama Biri Uçuyor..


Sezonun belki de en iyi yarışı başlayacak birazdan, Olimpiyatlarda beraber izleyemediğimiz Bolt, Gay, Tyson üçlüsü beraber koşacak az sonra. Bolt fanlarının da sezonun en formda atletini izlemek için son şansı bu, bu yıl bir daha koşmayacak kendisi. Jamaika' ya dönüp tatil yapacak hazretleri. Powell büyük yarışlarda başarılı olamıyor eleştirlerine cevap vermeye çalışacak. Gay ise ben daha bitmedim demek istiyor. Üçünün de iddiası farklı, her yönüyle muhteşem bir yarış. Bekliyoruz..
Yarış sonrası gelen edit: Gay " kendimi iyi hissetmiyorum" bahanesiyle koşmadı, başlık da bize kapak oldu. Daha fazla ezilmeye tahammülü kalmadı bana göre. Bolt son 50m' de uçtu yine, Powell' ı geçti. İlk 4 sıra: Jamaika, Jamaika, Jamaika, Jamaika..

Aleko Mulos


2 hafta öncesine kadar oldukça duyarlıydık atletizm konusunda. 2004' ten bu yana Türk atletizmiyle ilgili yazdığı yazı sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek olan gazeteclierimiz meslektaşlarını yalnızca Olimpiyat zamanı atletizmle ilgili yazı yazdıkları için eleştiriyorlardı. Kendileri sürekli atletizm konuşur çünkü, futbol hep ikici plandadır onlar için. Oyunların sıcaklığı hafiften geçmeye başlamışken Olimpiyatlarla ilgili birkaç post geldi aklıma bunları hatırladığımda. Olimpiyatlara katılan ilk sporcularımız akıma gelenlerden bir tanesi. Aleko Mulos. Kurtuluştan olimpiyatlara uzanan bir cimnastikçi, Olimpiyatlara giden ilk sporcumuz. Biraz sancılı aslında Olimpiyatlara gidiş sürecimiz. İlk olarak Mehmet Koç deniyor gitmeyi 1896' da, güreşçi. O dönemde uygun belgeleri ayarlayamıyorlar, IOC' de kabul edemiyor haliyle. 12 yıl geçiyor aradan Aleko Mulos' a gülüyor talih, biraz torpiliyle ama. Modern Olimpiyatların öncüsü Baron Pierre de Coubertin ülke ülke geziyor Olimpiyatları başlatmak istediği zaman, İstanbul' a da geliyor tabi Selim Sırrı Tarcan' ın bir rakısını içmeye. İlk denemede olmuyor ama politik koşullar düzelince Osmanlı katılıyor IOC' ye. Gel zaman git zaman Baron' un yolu düşüyor tekrar İstanbula, gezerken rehber lazım tabi, bizim Aleko' yu ayarlıyorlar. Artık laf arasında mı geçmiştir nolmuştur bilemiyorum, Baron davet ediyor Aleko Mulos' u Olimpiyatlara. İlk sporcumuzu gönderiyoruz - 1908' de Londra' ya-, başarı elde ediyor ama önemli değil. Önemli olan katılmak sonuçta. Bu klişeyi de bizim yarışma programlarımız alıyor tabi zamanla, Baron ve arkadaşlarının modern Olimpiyatları başlatırken açıkladıkları Modern Olimpiyatlar' ın felsefesinden. Maddenin tam cümlesini verip bitireyim;


"The most important thing in the Olympic games is not winning but taking part; just as the most important thing in life is not the triumph but the struggle. The essential thing in life is not conquering but fighting well."

Sol ayak ayrıcalıktır ama...




Galatasaray Xamax maçından aklımda kalan bir kare vardır. Top Prekazi'nin sağ ayağına geliyor. Sadece stop edecek o kadar. Orada dahi topa sol ayağının dışını uzatıyor. Hani 15-20 metre sağ ayakla pas at demiyorum. Sağ ayağının içiyle sol ayağının önüne al. Dediğim bu. Ama Prekazi'nin o yıllar o kadar fazla vakti vardı ki sahanın ortasında mangal yapmaya bu yüzden hiç de bu küçük zaman kayıpları sorun teşkil etmiyordu onun için. Al, ver, bak, düşün, satranç oyna. Gayet rahat bir ortam. Şimdi top daha sana gelmeden adam yanında bitiyor. Ama hiç batmıyordu o zamanlar bu görüntüler. Hatta göze hoş geliyordu bile diyebilirim. Batmamasının sebebi de zaman bolluğundan dolayı hata payının azalmasıydı bir yerde. Yıllarca sağ ayağını geliştirmek için çaba sarfeden ama bunda da pek başarılı olamayan biri olarak Uğur Boral'ın durumunu çok iyi anlıyorum. (Yıllarımı verdim olmadı. Ben sağ ayağımı geliştirmek için çaba sarfettikçe sol ayağım daha fazla gelişti. El de sol. Beyin sağa hiç basmıyor. Buna futbol dilinde su katılmamış solak deniyor) Özellikle içeri katetmek gerektiğinde yaşadığı komik durumlar inanılmaz Uğur'un. Topla geri döndüğünde dahi çoğu pozisyonda topu sağ ayağına alamadığı için onu koruyamıyor. Nasıl korursun ki? Rakibe yakın taraftaki ayağını kullanıyorsun mecburiyetten. İçeri katettiğinde de kafasındaki ilk şey sol ayağımın içi ile topu ilk kime atarım. Attığı adam baskı yemiş olsa dahi. Sonuç beklendiği gibi. Topu kaptırırsın ve adam kovalarsın. Sol ayağını kullanan futbolcular için sağ ayağını geliştirmek, sağ ayağını kullanan futbolcuların sol ayağını geliştirmesinden daha zordur. Şimdi bana şunu diyebilirsiniz. Beğenmediğin adam sağ ayağı ile sol ayağından daha fazla asist yapıyor. Onun da açıklaması şudur. Tek vuruşlarda bu iş daha fazla kolaylaşıyor. Uğur sağ ayağıyla o pasları topu çektikten sonra kullanıyor. Yani mangal yapmaya zaman bulduğunda. 4-5 maçlık bir klip yapsak Uğur'a bu adamın sağ ayağı daha iyi derler. Hareketli iken kullan o ayağı desen yok. İçeri katedince yok. Demek istediğim Uğur'un sağ ayağı iyi değil aksine çok çok zayıf. Beyin hükmedemiyor. Ama şunu da ifade etmek isterim ki hem sol hem sağ ayağını kullanmanın nimetini oynayan çok daha iyi bilir. Uğur'u yadırgamıyorum bu sebeple. Hak veriyorum.

Para mevzuuuuuuu


Sadece para konuşuyoruz ve bu benim canımı inanılmaz derecede sıkıyor. Daha da fazla para konuşmaya devam edeceğiz ilerleyen zamanlarda. "Futbolumu geri istiyorum" diye haykırmak istiyorum sayın okuyucular. Ama artık çok geç olduğunun da farkındayım. Biliç şimdi de şöyle demiş: "Dün de söyledim bugün de söylüyorum. West Ham'a gitmeyeceğim." Beni ayar eden açıklamayı ise Hırvatistan Futbol Federasyonu Başkanı Vlatko Markoviç yapmış. "Para sorun değil. Çok paramız var. İstersek West Ham'ı satın alabiliriz." Bir ülkenin futbol federasyonu başkanının olayı indirgediği boyuta bakar mısınız? Markoviç = City şeyhs

Bey Bey Bey


Hürriyet'te okudum bugün. Ermenistan maçı dolayısıyla Türkiye Ermenilerinin kurduğu Taksimspor Başkanı ile röportaj yapılmış. Ülkemizin bayrakları ile stadta olacağız diyor. Yazının küçük bir yerinde de Tak Tak Tak Sim Sim Sim Tak Sim Tak Sim Tak tezahüratından bahsedilmiş. Biz nasıl erişelim oralara babam. Bizim tevellütümüz yetmez Taksim'in Taksim olduğu zamanlara. Bizim bildiğimiz Bey Bey Bey Koz Koz Koz Bey Koz Bey Koz Bey.