Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2008 Perşembe

Özlü Sözler


"Champions aren't made in gyms. Champions are made from something they have deep inside them - a desire, a dream, a vision. They have to have last-minute stamina, they have to be a little faster, they have to have the skill and the will. But the will must be stronger than the skill."
Muhammed Ali

10 Eylül 2008 Çarşamba

Sinan Güler


Basketbol sahalarının içinden geliyorum aslında ama her zaman futbolu izlemeyi, futbolu konuşmayı sevdim. Önüme bir adet EPL, bir adet de NBA mücadelesi koyun, tercihim her zaman EPL' den yana olur. Nadir basketbol izlediğim zamanlardan birisi yine, Türkiye Fransa' yı ağırlıyor şu sıralar. 3.periyodun bitimine 4 dk kala müthiş iki sahne takıldı ard arda gözüme, az önce yani. Sinan Güler' in matchi Parker, Sinan boş üçlüğü yakalıyor ve airball* atıyor, Fatih Solak dokunuyor ama alamıyor, Fransa kenardan topu oyuna sokacak. Parker topu getirecek oyuncu ve hemen yanında, az önce airball atan Sinan, var savunmasında. Parker sağ eliyle kafasının arkasına hafif bir tokat atıp birşeyler söylüyor, hafiften sırıtarak. Muhtemelen " Senin daha yemen gereken çok ekmek var, benimle aşık mı atacan zirzop!" türevinde karşındakini aşağılamaya yönelik bir cümleydi. Dünya starı ya kendisi. Sinan da tabi koçum edasıyla başını salladı bozuntuya vermeden. O an Sinan' ın ne kadar yıkıldığını düşündüm, karşınızda bir NBA yıldızıyla oynuyorsunuz ve size alaylı birşeyler söylüyor. Ben böyle bir durumda bütün özgüvenini kaybedecek tarzda bir oyuncuydum zamanında. Parker ve Sinan' a dönelim, Fransa boş attı hemen sonraki hücumda, ribaundu aldık hücüma gittik. Hücum tıkandı bir noktada, top tekrar Sinan' a geldi. Bu kez boş değildi hatta biraz uzağında Parker vardı. Artizliğe bok sürdürmek istemeyen Parker koşup elini kaldırmaya yeltenmedi. Genç oyuncuya; " Atarsan at koçum, az önce de kaçırdın yine atamayacan zaten!" mesajı verip iyice demoralize etmek istedi. Sinan da şöyle bir baktı ve koydu üçü. Özgüvenini takdir etmemek mümkün değil. Daha da hoşuma giden kısmı sonrası. Fransa pota altından topu sokacak oyuna, Parker' ın yanında bitiyor Sinan savunma için ve bu kez o konuşuyor. " O kolunu alırlar delikanlı...." şeklinde başlayan bir cümle olduğunu ümit ediyorum, ki öyledir. İngilizcesiyle tabii. Sadece bir basketbolcuda değil, bir sporcuda olması gereken en önemli özelliklerden birisine sahip Sinan. Bir Türk oyuncusunun duygusal davranmamasına ne kadar sevindiğimi anlatamam. Tony Parker' a da o kadar delikanlıysa Kidd böyle bir üç attığında aynı hareketleri ona yapmasını söylüyorum burdan. Hey yavrum hey, alırlar adamın aklını!! Ben yazıyı bitirene kadar da maç bitti..

8 Eylül 2008 Pazartesi

Pekin 2008


Çin olimpiyatları aldığı 2001 yılından bu zamana kadar tam 42 milyar dolar harcamış. Yunanistan'ın Atina 2004 için 15 milyar harcadığı düşünüldüğünde büyük rakam. Analistler tüm bu harcamaların önümüzdeki yıllarda Çin'e 450 milyar dolar olarak geri döneceğini hesaplamış. Çin'in 35 milyar dolar olan reklam hacmi %22 artarak 42 milyar dolara ulaşacakmış. Peki Mc Donald's ne yapmış Çin'de? "I'm lovin' it" sloganının sonuna "when China wins" eklemiş. Bu kadar altın madalyaya epey sevilmiştir Mc Donald's Çin'de.

5 Eylül 2008 Cuma

Mahşerin Üç Atlısı, ama Biri Uçuyor..


Sezonun belki de en iyi yarışı başlayacak birazdan, Olimpiyatlarda beraber izleyemediğimiz Bolt, Gay, Tyson üçlüsü beraber koşacak az sonra. Bolt fanlarının da sezonun en formda atletini izlemek için son şansı bu, bu yıl bir daha koşmayacak kendisi. Jamaika' ya dönüp tatil yapacak hazretleri. Powell büyük yarışlarda başarılı olamıyor eleştirlerine cevap vermeye çalışacak. Gay ise ben daha bitmedim demek istiyor. Üçünün de iddiası farklı, her yönüyle muhteşem bir yarış. Bekliyoruz..
Yarış sonrası gelen edit: Gay " kendimi iyi hissetmiyorum" bahanesiyle koşmadı, başlık da bize kapak oldu. Daha fazla ezilmeye tahammülü kalmadı bana göre. Bolt son 50m' de uçtu yine, Powell' ı geçti. İlk 4 sıra: Jamaika, Jamaika, Jamaika, Jamaika..

Aleko Mulos


2 hafta öncesine kadar oldukça duyarlıydık atletizm konusunda. 2004' ten bu yana Türk atletizmiyle ilgili yazdığı yazı sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek olan gazeteclierimiz meslektaşlarını yalnızca Olimpiyat zamanı atletizmle ilgili yazı yazdıkları için eleştiriyorlardı. Kendileri sürekli atletizm konuşur çünkü, futbol hep ikici plandadır onlar için. Oyunların sıcaklığı hafiften geçmeye başlamışken Olimpiyatlarla ilgili birkaç post geldi aklıma bunları hatırladığımda. Olimpiyatlara katılan ilk sporcularımız akıma gelenlerden bir tanesi. Aleko Mulos. Kurtuluştan olimpiyatlara uzanan bir cimnastikçi, Olimpiyatlara giden ilk sporcumuz. Biraz sancılı aslında Olimpiyatlara gidiş sürecimiz. İlk olarak Mehmet Koç deniyor gitmeyi 1896' da, güreşçi. O dönemde uygun belgeleri ayarlayamıyorlar, IOC' de kabul edemiyor haliyle. 12 yıl geçiyor aradan Aleko Mulos' a gülüyor talih, biraz torpiliyle ama. Modern Olimpiyatların öncüsü Baron Pierre de Coubertin ülke ülke geziyor Olimpiyatları başlatmak istediği zaman, İstanbul' a da geliyor tabi Selim Sırrı Tarcan' ın bir rakısını içmeye. İlk denemede olmuyor ama politik koşullar düzelince Osmanlı katılıyor IOC' ye. Gel zaman git zaman Baron' un yolu düşüyor tekrar İstanbula, gezerken rehber lazım tabi, bizim Aleko' yu ayarlıyorlar. Artık laf arasında mı geçmiştir nolmuştur bilemiyorum, Baron davet ediyor Aleko Mulos' u Olimpiyatlara. İlk sporcumuzu gönderiyoruz - 1908' de Londra' ya-, başarı elde ediyor ama önemli değil. Önemli olan katılmak sonuçta. Bu klişeyi de bizim yarışma programlarımız alıyor tabi zamanla, Baron ve arkadaşlarının modern Olimpiyatları başlatırken açıkladıkları Modern Olimpiyatlar' ın felsefesinden. Maddenin tam cümlesini verip bitireyim;


"The most important thing in the Olympic games is not winning but taking part; just as the most important thing in life is not the triumph but the struggle. The essential thing in life is not conquering but fighting well."

3 Eylül 2008 Çarşamba

Spor Bilgi Yarışması


Bir spor bilgi yarışması olsa bir kanalımızda fena mı olur? Yoksa zaten herkes herşeye internetten ulaşıyor ne gerek var mı dersiniz? Javier Sotomayor'u sorsalar mesela. Sorsunlar bence, olsun böyle bir yarışma. Ama futbol da olsun, basketbol da, atletizm de. Hrubesch'e soldan kim keserdi mesela? Kazanana da Adidas, Nike birşeyler versin. Kim 5oo Bin ister yapacak halimiz yok.

Hidayet Türkoğlu


Fatih Altaylı köşesinde yazarken alt tarafa "ne zaman adam oluruz" şeklinde bir sektirme bölümü koyardı. Sallar dururdu. "Adam olmak" ağır bir ifade. Taşıması da kolay değil. Onu öyle demeyelim. Kimsenin adamlığına laf söylemek haddimize değil. Hazır Türkiye'nin basketbolda eleme maçları başlarken bizimki sadece küçük bir tavsiye olsun? Alan alsın.


Ne zaman daha başarılı oluruz?


Hidayet'in "liderliği" sadece sayı atmak ve son hücumu kullanmak ikilisinden farklı bir şey olarak idrak ettiği zaman.


Tanjeviç'in sürprizi


Polonya'da düzenlenecek 2009 Avrupa Şampiyonasına katılmak için C grubunda mücadele edecek Türkiye bugün ilk maçında Ukrayna karşısına çıkıyor. Saat 21:00'daki maç NTV Spor'dan yayınlanacak. Adamı çıldırtan takım sahaya çıkıyor. Ukrayna'yı küçümsemeyin. Şimdiye kadar oynadığımız 8 maçın 3'ünde bizi yendiler. Basketbol milli takımımızın zaten hiçbir rakibi küçümsemek gibi bir lüksü yok. Hem disiplin itibari ile hem de durum itibari ile:)) 16 Temmuz'dan beri ABD senin, Sırbistan benim, Makedonya onların, Konya gene bizim şeklinde çalışmalarını sürdüren takımımızın gruptaki diğer rakipleri Belçika ve Fransa. 79 yılında (neden aklımda hep 74 kalmış) Bosna Sarajevo takımını Avrupa'nın en büyüğü yapan Karadağlı Tanjevic gider ayak bir güzellik yapar mı? Yani Polonya'da bir yarı final oynar mıyız? Çok zor. Sad but True.


3 Eylül Türkiye-Ukrayna

6 Eylül Belçika-Türkiye

10 Eylül Türkiye- Fransa

13 Eylül Ukrayna-Türkiye

17 Eylül Türkiye-Belçika

20 Eylül Fransa-Türkiye


Maçlar NTV Spor'da...