3 Eylül 2008 Çarşamba

Alan Curbishley de gitti


Premier Lig bizden daha hızlı. Keegan kovuldu, (zaten alışık) Curbishley istifa etti. West Ham, Villa, Birmingham, Charlton gibi takımlarda çok da parlak bir futbol kariyeri elde edemeyen Curbishley, Charlton ve West Ham'ı çalıştırdı. 3 maçta 6 puanı vardı West Ham'dan istifa ettiğinde. Ligde ise 5. sırıdaydı AC. Biraz Rıdvan Dilmen benzeri bir durum oldu. Hayatım boyunca West Ham taraftarı olarak kalacağım diyerek gitti. Anton Ferdinand'ın Sunderland'a verilmesine dellenen AC'nin (8 milyon pounda gitti bu arada) istifasına neden olan olay ise George Mc Cartney'in de aynı kulübe verilmesi. 4,5'u beğenmeyen West Ham 6 milyon pounda tamam diyerek bir 1 Eylül satışı yaptı. Hem AC'ye hem de Sunderland'a. AC bana başka kimse satılmayacaktı dediniz ama sözünüzü tutmadınız dedi istifayı verdi. Sunderland taraftarının 04-05 sezonunda en iyi oyucu olarak seçtiği George McCartney, Arca'nın önünde oy alarak bu manevi ödülü kazandı. Aslına bakarsanız yuvaya döndü diyebiliriz. AC yetkili benim ama bana sormadan takıma futbolcu alınıyor futbolcu veriliyor dedi. İstifayı verdi. Slaven Biliç mi dediniz? Yok canım.

Spor Bilgi Yarışması


Bir spor bilgi yarışması olsa bir kanalımızda fena mı olur? Yoksa zaten herkes herşeye internetten ulaşıyor ne gerek var mı dersiniz? Javier Sotomayor'u sorsalar mesela. Sorsunlar bence, olsun böyle bir yarışma. Ama futbol da olsun, basketbol da, atletizm de. Hrubesch'e soldan kim keserdi mesela? Kazanana da Adidas, Nike birşeyler versin. Kim 5oo Bin ister yapacak halimiz yok.

Carlos' tan Robinho Yorumu


Carlos abartıyor bu Real Madrid' i eleştirme olayını biraz. Kendisine ve pek çok futbolcuya haksızlık yapıldı, buna itirazımız yok. Robinho' yu vatandaşı diye biraz kayırıyor yalnız. Transferle ilgili görüşümüzü burada belirtmiştik. Bunun yanında Real' de oynayan bir futbolcunun kulüp Ronaldo' yla ilgileniyor diye yönetime küsme gibi bir lüksü yok. Kimler geldi geçti bu diyardan, ağızlarını açmadılar yıldız transferlerinde. Robinho ise aylardır bağırıyor Chelsea' ye gitmek istiyorum diye. Sırf kulubün Ronaldo' yla ilgilenmesinden ötürü. " Hakettiğim değeri görmüyorum" diyor. Zidane' a gösterilen ilgiyi mi bekliyor acaba anlamak güç. Kaldı ki istediği ilgiyi görse bile City' den gelen teklifi reddetmezdi bu adam. €2 mio' dan €6 mio' ya sıçradı geliri. Brezilyalılar sever parayı. Ağlayıp sızlamasın Robinho, Carlos da torpil yapmasın vatandaşına.

Kahn!


87' de Karlsruher' de başlayan kariyerini Bayern' de noktaladı. Arada başka takım yok. Yalnızca iki kulüp. 1994-2008 periyodunda Bayern' de 429 maç oynamış bir adam Kahn, ve sayısız ödül kazanmış. Şapkayla maça çıkmasıyla parlamıştı benim gözümde, küçüktüm o zamanlar. Hafızamda sağlam izlerini ise 2002 dünya kupasında bıraktı. Bizim Rüştü' yle girdiği gol kurtarma yarışını Rüştü, ödülü de Kahn kazandı. En iyi kaleci ödüllerini çok aldı ancak 2002' de aldığı Golden Ball dışında tüm futbolcuların değerlendirmeye alındığı bir ödül organizasyonunda birinci olamadı kariyerinde. Yeşil saha diyarlarında gezen en iyi kalecilerdendir Kahn. Yolu açık olsun..

FIFA Dünya Sıralaması Nasıl Hesaplanır?


FIFA bugün Dünya sıralamasını açıkladı ve Türkiye 10. sırada yer aldı. Yukarıda da bulanık bir şekilde görüleceği üzere Fransa, Rusya ve Romanya'yı geçtik. İngiltere zaten arkamızdaydı. Peki FIFA bu sıralamayı hangi kriterlere göre yapıyor? FIFA'nın kimyevi formülü şu şekilde. FIFA'nın http://www.fifa.com/worldfootball/ranking/procedure/men.html linkinden bulabiliyorsunuz ama sizlere kolaylık olması için çevireyim dedim.
P= M x I x T x C x 100
M: Efendim bu maç oluyor. Yendin, yenildin ya da berabere kaldığın maç (match)
I: Maçın önem derecesi. Hazırlık maçından tut da Dünya Kupası maçına kadar (importance)
T & C: Rakibinizin dünya sıralamasındaki yerine ve bulunduğu bölgeye (UEFA diyelim) göre gücü
P: Bu da points.
M: Maçı kazanan 3 puanı alır. Berabere kalan 1 alır, yenilen malum. Eğer maç penaltı atışlarına kalırsa yenen takım 2 puan yenilen takım 1 puan alır. (Mantıklı)
I: Hazırlık maçlarının ve küçük turnuvaların zorluk katsayısı I= 1,0
Euro Cup ve World Cup grup eleme maçlarının zorluk katsayısı I= 2,5 (Avrupa, Asya, Amerika her neyse. Ben Avrupa dedim.)
Euro Cup Finallerinde ve FIFA Konfederasyon Kupası'nda I= 3,0
World Cup finallerinde I= 4,0 (Avrupa Şampiyonası ile Dünya Şampiyonasının zorluk katsayıları değişse daha iyi olur bence. Burada sorun var.)
T:Rakibin gücü şu formülle hesaplanıyor. ( 200- rakibin dünya klasmanındaki sıralaması)/100. Yani birinci 2,00 değer alırken 150. sıradaki 0,50 değer alır.
C: UEFA'nın, AFC'nin (Asian Football Federation) gücü. UEFA'nın ya da AFC'nin gücü diğer birliklere göre son 3 Dünya Kupası'nda elde ettiği sonuçlara göre belirleniyor. Katsayılar aşağıda.

Confederation 2006 World Cup Sonrası 2006W.Cup'a kadar ve W. Cup Dahil
UEFA 1,00 1,00
CONMEBOL 0,98 0,99
CONCACAF 0,85 0,88
AFC 0,85 0,85
CAF 0,85 0,85
OFC 0,85 0,85
Şimdi gelin bir örnek yapalım. Aynen linkten kopyalayalım. 2006 Fransa-Brezilya çeyrek final maçı. Fransa Brezilya'yı 1-0 mağlup ediyor. Brezilya Dünya sıralamasında 1. Fransa 6. Brezilya'nın regional strenght'i 0,99 Fransa'nın 1,00. Fransa 3 puan alıyor Brezilya 0 puan. Maçın önem derecesi 4,00. T yani rakibin gücü Brezilya en tepede olduğu için Fransa'ya göre 2,00; Brezilya'ya göre ise 1,94 (6-200/100=1,94 oluyor) C yani UEFA ve CONMEBOL'un gücü denk yani 0,995. Bu durumda bir maçta en çok 2,400 puan kazanabiliyorsunuz. Fransa'nın 2,400 kazanamamasının sebebi CONMEBOL'un puanının 0'dan az olması. Bu durumda Brezilya bu maçta 0 puan çekiyor Fransa ise 2,388 puanı cebe indiriyor.
P= M x I x T x C x 100
P= 3 x 4 x 2 x 0,995 x 100
P= 2.388,00

UEFA'cılar karın tokluğuna oynuyor


Kenan Başaran'ın dün Hürriyet Spor'daki araştırma yazısını okudum. Bildiğimiz gerçeklerin üzerinden geçmek için iyi oldu. Kendisine de ayrıca teşekkür ederiz. Şampiyon olan Zenith 4,9 milyon Euro toparlarken ŞL'nin en az kazanan takımı Dinamo Kiev'in 6 milyon Euro'yu cebine koyması üvey lig gerçeğini ortaya koyuyor. Bu arada "Şampiyonlar Ligi" diyoruz da neden "UEFA Ligi" demiyoruz. Orada da grup var. UEFA Ligi daha doğru bence. Öyle diyelim. 4*8=32 takımın her sene kaçı değişiyor kaçı değişmiyor. Çok basit bir hesap yapalım 2008'den 2000'e ŞL'de çeyrek final oynayan takımlara bakalım. G14 kurucu üyelerinin ve sonra "bana da daha çok bana da daha çok" diyerek G14'ü G16'ı yapan 4 takımın haricinde kaç takım oynamış çeyrek finalde? Yarı finali değerlendirmeye almayalım ki UEFA'nın isteyip de patron baskısından dolayı yapamadıkları daha net görünsün. (G16'sı G14'ü artık hesapta yok ama UEFA var diyor hala. Ben de var kabul ediyorum öyleyse) 8 senede 10 takım. Kim bunlar: Roma, Schalke, Fenerbahçe, Galatasaray, Benfica, Villareal, Deportivo, Monaco, PAO, Leeds United. (Garibanlar:))))Kabaca son 10 senede her sene G16'nın dışından 1 takım. Birine kupayı alsa da 4,9 milyon Euro verip diğerine "0" puan çekse de 5,4 milyon verirsen daha farklı bir tablo karşına çıkmaz. Zengini daha zengin yapmaya devam eder bu sistem. Galatasaray'ın ve Fenerbahçe'nin çeyrek finale kaldıkları yıllar ne kadar önemli bir başarıya imza attıklarının kanıtıdır bu yazı. Oraya kadar gelince Chelsea'yi yeneceksin. Real'i yeneceksin zihniyeti. Çılır mısın çıldırır mısın?

Anketimiz


Sağ üst köşede gördüğünüz gibi anketimizde Futbol Kulübü önde. Şu an itibari ile Futbol kulübü % 76, 90 Dakika % 23. (Bunun %1'ini her ikisine de yedirelim:)) Hak geçmesin. Daha 25-26 günümüz var anketimizin sonuna. Peki şu ana kadar ne diyor anket? "Neretva okuyucularının %76'sı pazartesi akşamları Habertürk'te Futbol Kulübü'nü tercih ediyor." diyor. Sonunu görelim, öyle yorum yaparız.

SKIBBE'nin karın kasları


Bir Skibbe yazısı da ben yazayım dedim. Gerçi Sami Yen'de Meira'yı ön libero oynattığı Steau maçından sonra yazacaktım ama kısmet bugüneymiş. Milan Baros, (çok büyük hedefleri olan bir topçu olsaydı 2 gün daha bekler Steau maçının sonucunu bir görürdü) Kewell, Arda, Lincoln ve Hasan Şaş. Galatasaray'ın karın kasları zayıfladı. Ayhan Akman sezona inanılmaz agresif başladı. Özellikle seyretmenizi isterim. Hele maçı Sami Yen'de seyredenler için. Faydalı oynuyor. Skibbe biraz kalburüstü bir takımla oynarken -ki Antep, Kayseri, Sivas diyelim- Topal ve Akman'ı bozduğu an yanağını rakibe uzatır. Rakip tokatlar, tokatlayamaz orasını bilmem. O zaman uzatma yanağını kardeşim. Neden uzatıyorsun. Linderoth'un gerçek bölgesinin Topal yanı olması tabi ki avantaj. Topal bu tempoya gene iyi dayanıyor, toparlayacaktır. Linderoth bir sezon boyu top oynamadı. Olası bir sakatlık durumunda Fatih Serkan Kurtuluş'un transferinin önemi ortaya çıkacaktır. Keşke sakatlık olmadan banko oynasa. Ümit Davala parmağı var bu işte herhalde. O kadar Ümit Milli Takım çalıştırdı. Altları da seyretmiştir. Biraz işe yaramak gerekir. Barış Özbek'inin sakatlanması da büyük kayıp. Eğer Skibbe o küsmesin bu darılmasın diye özellikle orta sahası kuru kalabalık olmayan takımlarla oynarken bu ikiliyi bozarsa Topal-Akman-Linderoth (ikilisi) kırılganlaşan kadroda başına iş açar. Lincoln stok maliyetlerinden dolayı gün geçtikçe Galatasay'a daha maliyetli olacaktır. Bilmem mesaj alındı mı? Kale belli, 4'lü az çok belli, 2'li belli, Arda belli yaptı 8. (Arda'yı bazen oynatmıyor. Ona şunu söylüyorum. Ben futbolu bilmiyorum ama gözlerim onu seyretmek istiyor. Lütfen...Mahrum etmezseniz sevinirim.) Kalan 3'ü de ben mi diyim sana. Kewell 10 numara topçu değil ama 10 numara futbolu biliyor. Hatta 10+ futbolu biliyor. Keşke ayakları da beynine biraz daha ayak uydurabilse. Diyeceğim şudur. Alternatifin hiç olmasa ah vah diyeceğim "adam karın kası olmayan topçularla oynamak durumunda" ama elinde var. (transferi Skibbe değil yönetim yaptığı için) Elindeki vazoyu biraz daha dikkatli taşıyacaksın. Baros oynamalı, Lincoln oynamalı, Kewell oynamalı takıntılarını bırak. Bunların bir kısmını kenarda oturtsan dahi bu düşünce senin beynini maçta kurcalıyor ben biliyorum. Benim de takıldığım yer burası. Kulübedeki varlığı seni rahatsız etmesin. Mutlu etsin. Lincoln şu an gitse hangi Galatasaylı üzülür? Hiçbiri. Üçü beşi. Skibbe hatalar yaptı ama asıl sıknıtı düşüncelerinin özgür olmaması. Biliyor, uygulayamıyor. Yumruk, masa, Skibbe...

Hidayet Türkoğlu


Fatih Altaylı köşesinde yazarken alt tarafa "ne zaman adam oluruz" şeklinde bir sektirme bölümü koyardı. Sallar dururdu. "Adam olmak" ağır bir ifade. Taşıması da kolay değil. Onu öyle demeyelim. Kimsenin adamlığına laf söylemek haddimize değil. Hazır Türkiye'nin basketbolda eleme maçları başlarken bizimki sadece küçük bir tavsiye olsun? Alan alsın.


Ne zaman daha başarılı oluruz?


Hidayet'in "liderliği" sadece sayı atmak ve son hücumu kullanmak ikilisinden farklı bir şey olarak idrak ettiği zaman.


Tanjeviç'in sürprizi


Polonya'da düzenlenecek 2009 Avrupa Şampiyonasına katılmak için C grubunda mücadele edecek Türkiye bugün ilk maçında Ukrayna karşısına çıkıyor. Saat 21:00'daki maç NTV Spor'dan yayınlanacak. Adamı çıldırtan takım sahaya çıkıyor. Ukrayna'yı küçümsemeyin. Şimdiye kadar oynadığımız 8 maçın 3'ünde bizi yendiler. Basketbol milli takımımızın zaten hiçbir rakibi küçümsemek gibi bir lüksü yok. Hem disiplin itibari ile hem de durum itibari ile:)) 16 Temmuz'dan beri ABD senin, Sırbistan benim, Makedonya onların, Konya gene bizim şeklinde çalışmalarını sürdüren takımımızın gruptaki diğer rakipleri Belçika ve Fransa. 79 yılında (neden aklımda hep 74 kalmış) Bosna Sarajevo takımını Avrupa'nın en büyüğü yapan Karadağlı Tanjevic gider ayak bir güzellik yapar mı? Yani Polonya'da bir yarı final oynar mıyız? Çok zor. Sad but True.


3 Eylül Türkiye-Ukrayna

6 Eylül Belçika-Türkiye

10 Eylül Türkiye- Fransa

13 Eylül Ukrayna-Türkiye

17 Eylül Türkiye-Belçika

20 Eylül Fransa-Türkiye


Maçlar NTV Spor'da...

Man City hızlı koşan atın.....mı olur?


Az önce Man City'nin ilk transferi Marc Hughes yerine yeni hoca olur demeye kalmadan Araplar beni haklı çıkartmaya başladı. Ocaktaki transfer döneminde CRonaldo'ya 135 milyon pound teklif edeceğiz diye açıklama yaptı Dr. SüleimanAl-Fahim. (Abu Dhabi şirketinin ortaklarından) Hatta Süleyman şöyle devam etmiş. "Ronaldo dünyanın en büyük kulübünde oynamak istediğini söylemişti. Eğer ciddiyse Ocakta görüşürüz." Torres ve Fabregas da teklif görüecekleri oyuncular arasındaymış. Amaç dünyanın en büyüğü olmak ve Şampiyonlar Ligi'ni almakmış. 18 futbolcu alacaklarmış. Mevcut oyuncular acaba şu an nasıl konsantre oluyorlar onu merak ediyorum bu açıklamalardan sonra. Bol keseden sallamaya devam ediyorlar. Roman Abramovich'in UEFA Kupası var ama hala Şampiyonlar Ligi kupası yok. Bunu da hatırlatmak isterim. Herkesi al almasına ama unutma takımın başında hala Hughes var. Hatırlar mısınız Fener Abdul Rauf'u almıştı. Hocası da Halil Üner'di. Çıkacağım yoruldum derdi çıkardı. Dinlendim sok beni derdi girerdi. Serseri mayının Arap versiyonu. City taraftarı OASIS ne diyor acaba bu duruma? Bir de onlara sormak lazım. Onlar da Messi'yi istiyormuş. İngilizlere güldürün kendinizi. Çıksanız da bir program açıklasanız onu alacağız, bunu alacağız, ŞL'yi alacağız diyeceğinize.