5 Aralık 2008 Cuma

Bir Trakya Masalı (Nostalji)

Bayram gelmiş yahu. Bayramlara yukarıdaki şişeyle giriş yapılır genelde. Aşağıdaki de eşlik eder kendisine. Sakız Hanım ile Mahur Bey misali. Aralarının bozulduğunu abartmadıkları sürece pek görmedim. Zaten abartınca da kahveye koşarsın ki dostlukları pekişsin. Zamanında yazdığımız bir yazıyı arşivden çıkaralım dedik. Kahvenin altına iyi gider.

“Adaş nabuyun be?” diyerek başlar soru ve “iyi be adaş sen nabuyun? diyerek cevaplanır. Soruya soruyla cevap verilir anlayacağınız. Bu replik hiç değişmez Trakya’da. Repliği de bırak herkes adaştır birbirine karşı Trakya’da. Mehmet, Mehmet’e de adaş der Ahmet’e de adaş der. Herkes “Aga” olur. “Agacım nabuyun be?” tümcesi, “Agacım sana birini sorcam Domurcalı küyünden” tümcesiyle hiç tanımadığınız birine köy meydanında da sorulabilir. Yadırganmaz. Eğer tanınılıyorsa anında cevap verilir. Çiftçisi bol olduğu için hava tahmin raporları ve mevcut hava durumu hakkında yorumlar köy kahvelerinde bitmek bilmez. Saatleri alabilir. Hele hele kaldırılmayan ürün varsa aman aman. Bünyamin Sürmeli gelip “yeter be ya” diyerek %100 ne olacağını açıklasa dahi hava üzerinden yorumlar bitmez. Geçmiş yıllardaki hava durumu efsaneleri sürekli anlatılır. Hangi köy kahvesine girerseniz girin “Trakyalı olduğunuz hemen çıkarılır”. Sen kimin çocuğu be? sorusu meşhurdur bu tanışma aşamalarında. Kahvede bulunan hemen hemen herkes tekrarlı “hojdeldiniz hojgeldiniz” demeyi ihmal etmez. “Ne arıyo bunlar burada be ya” tadında rahatsız edici bakışlar pek olmaz. Alkolü bol olduğu için kavga gürültüsü de olur. Bir kavga çıkar üst mahallede kol kırıktır, alt mahallede ise turp gibidir kavganın kahramanı. Çiftçilikten kaynaklı özellikle kış mevsimi zaman bol olduğu için erkekler arası dedikodu hiç bitmez. Trakya’da erkekler daha dedikoducudur. İtiraz eden olmaz sanırım. Özellikle pazara gidilir ve pazarda gezilir. Niye? Çünkü köyden manitalar gelir de ondan be ya. Pazarda iki erkek elinde tek torba poşet olmadan dolaşır. Hele iki güzel kız var da her kesişme noktasından karşılarına çıkılır. Manitalar da göz gibi bakar pazara gelmeye o da ayrıdır ya neyse. Berber, kahve, lokanta, lokal, dernek, kooperatif her nereye girerseniz girin Atatürk’ün resmi ikişer üçer asılıdır. Türk bayraklarını bolca görmek mümkündür esnafta. Hatta traktörde. “Ah be demiş Kemal Agam olsaydı şimdi böyle olmazdı. Ah be demiş şöyle olmazdı. Öyle Kemal Agam, böyle Kemal Agam. Dayanamamış sormuş dinleyen. Kim demiş senin Kemal Agan? Şaşıran bir yüz ifadesiyle “Atatürk be ya.” diyerek cevap gelmiş. Bitmeyen muhabbetler. Alkol almak için zaman ve mekan hemen yaratılır hiç problem olmaz bu tip şeyler. Sorun yaratmaya değmez. Nabuynuz? denilirse mazot aluyuz şekline bir cevap gelmesi kuvvetle ihtimaldir. Atatürk de çok içermiş be ya diyerek bir güzel altlık yapılır duruma. Unutmadan küçük olan herkes de “yiğenim” diye çağrılabilir. Mahsuru yoktur. Boşnakça ve Pomakça konuşulan köyleri çoktur ama Türk Bayrağı ve Atatürk posterinin altında yapılır bu konuşmalar. Art niyet yoktur. Genelde bölge halkı Bulgaristan’a gitmeye meraklıdır ama Bulgaristan denmez. Bulgar’a gidiyorum denir. Particilik muhabbeti yıllar biter ama bitmez. Hele birileri başka partiye geçtiyse aman aman. Soğuğuna alışık olmayanlar epey bi afallar? Ben şurada kaldım, burada askerlik yaptım diyerek başlar ama Trakya ayazını yiyince “valla Erzurum bu kadar kesmiyor” laf arasına sıkıştırılır. Gerer adamı. Yüz felcine müsaittir. Hatta bu tip erkeklerin rüzgarı alan merayı çıkartılması uygun olur ki ısınmak için cigara yakmak mecburiyetinde kalsın. O ona yeter. Çoğu göçmendir bu toprakların. Boşnak, Pomak, Arnavut, Bulgaristan muhaciri, Selanik göçmeni gırladır. Alevi köyleri de vardır. Güzeldir memleketim. Herkesin memleketi gibi.

13 yorum:

Her Yol Roma dedi ki...

süperdi hocam, eline sağlık.

Mustafa Gökhan Demir dedi ki...

Çok güzel bir yazı, okumaktan büyük keyif aldım.Ellerine, düşüncelerine sağlık.

Ahmet dedi ki...

vallahi eline sağlık..
ben de bir kırklareli'li olarak merak ettim..
be adaş sen neresindensin bu trakyanın ?

neretva dedi ki...

Ahmet kardeşim demek ki İstasyon Caddesi civarlarındansın. Ben Havsalıyım. İkamet İstanbul ama aile hala oralarda. Hatta ben de şu an Havsa'dayım şimdi geldim diyebilirim.

lyotard dedi ki...

Ah be abii! şimdi yzılır mı böyle bir yazı? akşam akşam içirmeye mi çalışıyorsun sen bizi?

Ahmet dedi ki...

hatta evim bile istasyon caddesinde..
benim de ikamet aile durumumum aynı senin gibi
ben bu bayram gidemedim memlekete, ancak senin yazın ile avunabildim biraz.
zaten blogunu komple, zevkle okuyoruz.
ne diyelim iyi bayramlar, büyüklere
hörmetler.

neretva dedi ki...

Eyvallah çok teşekkür ederim. Bir başka bayram eğer ikimizin de yolu bu taraflara düşerse önceden haberleşiriz.Lyotard sana diyeceğim ne biliyor musun? Sen içecen de zemin arıyorsun gibime geldi:)))İyi olun, iyi kalın...

extensor dedi ki...

Abe abi:) Gelmişim cuma günü Çanakkale'den. Baktım Lüleburgaz'a bilet yok. Abe dedim atın beni Havza'ya kadar. İndim Havza'da... Bizim kızanlar aldı beni arabayla. gittik içmee direk. Abe 2 gündür 4 votka 4 bira içtim. Şiştim beya.

İşte üslup hemen hemen böyledir bizim oralarda. Seviyorum trakya'yı ulan... 18 yılım geçmiş orda. Biz Atatürk gençliğiz, o kadar millet vardır Trakya'da hiçte sorun çıkmaz. Ben sunniyim bir motor arabası alevi arkadaşım vardır:) Alevi köyünde arkadaşımın ablası evlendi 40 kişi falan 600 bira içtik. İnanması kolay değildir. Ama düğünde halayın her bir dönüşünde, bir kaç bira gider arada. Bira halayın ortasına konur baştan sona sondan başa gidene kadar biter.

Neyse anlat anlat içkiler biter, anılar bitmez. Severim trakyamı

Saygılar.

neretva dedi ki...

@extensor: Valla dediğin doğru ki bir de düğünleri yazmak gerek. Ayrı bir post olur. Bizim elemen havayı keser eliyle. Klaveyeci çalmaya devam ederse ortam gerilir falan. Demek yolun Havsa'ya düştü? Bugün Burgaz'dan Emre ve Volkan'la görüştüm. (trakya ateşi) Burgaz 2-0 galipmiş. Tanışıyor musunuz? Birgün bir araya gelmek gerek. Kırklareli'den de Ahmet kardeşimiz var. Söylemesi ayıp az önce Edirne'den geldim. Aslında Edirne'den değil de köfteci Osman'dan desek daha doğru olacak.İyi olun, iyi kalın...

tierra dedi ki...

ama şimdi Köfteci Osman dedin beni bitirdin :( askerlik öncesi bir edirne mi yaptıracaksın bana :) bu yazıyı ikiniciye okumak yine keyif verdi bana! eline sağlık...

neretva dedi ki...

Eğer Edirne'ye geçerseniz haberim olsun. Emre'yi de al gel. Valla ciğerci Aydın'da gözüm kaldı...Bokunu çıkarmayalım dedim:)))

artiljerac dedi ki...

Trakya, kutsal topraklar... Tekirdağ sınırını geçtiğim an içimi mutluluk kaplıyor :) 130 sene önce Bulgaristan'dan gelmemiz dışında, direkt bağımız da yok halbuki. Bir de aklıma gelmişken sorayım, sen Boşnak mısın abi?

frankiegar dedi ki...

neretvayla benim anne tarafı boşnak. annelerin dedesi göçmüş vakti zamanında..