16 Eylül 2008 Salı

Kanal A ve şifreli futbol


13 lig yayınlıyoruz. İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya, Hollanda, İskoçya, Rusya, Arjantin, Brezilya, Portekiz, İtalya..Diğer ikisi aklıma gelmedi. Eğer ki evinizde kablolu, digitürk ya da D Smart yoksa bu maçları karasal yayını olan kanallardan seyredebilirsiniz. (Digital platformda olanları zaten ayrı kefeye koyuyoruz karasala falan girmiyoruz.) Ama her kanalın karasal yayını yok. Ntv Spor'un yok mesela. Eğer TV yayınlarını uydudan takip ediyorsanız İspanya ve İtalya ligini NTV Spor'dan seyretme şansınız yok. (Biz o işi hallediyoruz diyenler olabilir ama biz yasal yollardan ilerleyelim) Şimdi...Eğer evinizde sadece uydu varsa Ntv Spor ve 24'ün yayınladığı maçları seyredemiyorsunuz. Şifreli çünkü. 24'ün karasal yayını var ama heryerde değil. İtalya, İspanya ve Almanya'da bu maçları yayınlayan "oranın digitürkü" bu maçları uydudan yayınlamanıza izin vermiyor. Çünkü bu ülkelerdeki vatandaşlar uydularını Türksata çevirerek bu maçları herhangi bir ücret ödemeden izleyebiliyorlar böyle durumlarda. Kanalların bu maçları satın aldığı Saran'da anlaşmayı imzalarken NTV Spor ve 24'e diyor ki şifre koyacaksın uydu yayınına. Onlar da peki diyor ve şifreliyorlar. Şimdi benim anlayamadığım bir nokta var. Kanal A Fransa Ligi'ni yayınlıyor. Kanal digitürk, D Smart, uydu kablolu ve İç Anadolu'ya karasal yayın yapıyor. Tutun ki siz Edirne'de oturuyorsunuz. Kanal A'nın Edirne'ye karasal yayını yok. Sizin de evinizde digitürk ve D Smart yok. Kablolu zaten yok. Uydudan Fransa Ligi'ni nasıl seyredebiliyorsunuz? Kanal A bu maçı şifrelemiyor. Aslan gibi Marsilya maçını uydudan seyrettik cumartesi akşamı. Fransa'nın digitürkü maçları uydudan şifre koymadan yayınlayabilirsin mi diyor? Yoksa haberi mi yok? Ya da Kanal A Fransa Ligi'ni satın aldığı yerle yaptığı sözleşmede ben bu maçı uydudan şifresiz yayınlarım mı demiş? Bir bilen varsa....Serkan'a teşekkür.

Lugano'dan söze başlamışken







Lugano bu sene 2 lig maçı oynadı. Antep maçında da sarıyı gördü. İlk maçta. Fener 1-0 mağlup. 2007-2008 sezonunda 6 sarısı, 2 de sarıdan kırmızısı var. Hem ligde hem de Türkiye Kupası maçlarında. 2 kırmızı da Galatasaray maçında. Fener Galatasaray'a elendi. Sarı kartlara gelirsek; Sivas maçında, (1-0 Fener galip. Göbeği çatladı Fener'in. Ligin yanlış hatırlamıyorsam 3. haftası idi. Yanımdakine bu Sivas ligi 3. bitirir dediydim, o da bana ....... dediydi. O haklı çıktı Sivas ligi 4. bitirdi) Bursa maçında (1-1), Ankaragücü maçında (2-0 Fener galip), Gençler maçında (1-2 Fener galip), Rize maçında (2-4 Fener galip), Ankara maçında (2-2)... 2006-2007 sezonu daha da bir vahim. 2 kırmızı var. Biri Sivas'ta biri de Beşiktaş ile Türkiye Kupası maçında. Sivas maçı berabere, Beşiktaş Fener'i eledi. 9 sarı kart var. Bu 9 maçın 2'si Galatasaray, 1'i Trabzon, 1 diğeri de Beşiktaş maçlarında. Şimdi gelelim geçen senenin ŞL maçlarına. Sırasıyla İnter, CSKA, PSV maçlarında sarıyı yemiş. İstanbul'daki PSV maçını es geçip İnter maçında sarı görmüş. İstanbul'daki CSKA maçında ise sarı kartı yok. 2 Sevilla ve 2 Chelsea maçında ise çok garip şeyler oluyor. Lugano'nun sarısı yok. Buradan grup maçlarından sonra hakemler sertlik dozajına biraz daha izin veriyorlar anlamı çıkar mı? Çıkmaz. Final maçında 8 sarı kart var kardeşim ne alakası var. Ama Lugano özellikle deplasmandaki Chelsea maçında Drogba'ya yaptıklarını burada Ümit Karan'a yapsa karakolluk olurlardı. Drogba bir kere de dönüp yeter be kardeşim demedi ya hayretler içinde seyrettim. Bu adam hem Türkiye'de hem de Avrupa'da kart görmeye programlı. Görmediği zaman şaşırıyoruz zaten. 2009 Mayıs ayında da sözleşmesi sona eriyor. (Lugano'ya teklif neden olsun kardeşim herkes bizim gibi mi? Aha bitiyor işte sözleşme.) Lugano'nun bu kısa mazisinden sonra 2 Sevilla ve 2 Chelsea maçında sarı kart görmemesi garip değil mi? Bence çok garip. Hatta Fener'in deplasmandaki Chelsea maçında takım halinde kart görmemesi çok garip geçtim Lugano'yu. Olabiliyor demek ki...Bunda tabi orta sahanın da etkisi büyük. Drogba ile oynuyorsun ve kart görmüyorsun. Olmayan ne idi. Fener'in Chelsea'ye elenmesi değil sinmesiydi. Keşke 3-4 olsaydı ama sinmeseydi. Ama sindi. Neyse...Lugano kardeşim gördüğün katların yarısı pozisyon gereği ise yarısı itirazdan ondan bundan. Kendini tutabiliyorsun biliyorum. O zaman tut.

Büyük Söz...


Rıdvan Dilmen "Fenerbahçe Süper Lig’de aldığı kötü sonuçları Avrupa arenasında unutur ve Porto deplasmanından en az bir puan alır."


Fernando Meira " Yeni bir hoca getirdiler ve yeni bir sistemle oynamaya çalışıyorlar. Takım henüz oturmadı. Zaten sonuçlar da ortada. Porto’nun ilk maçı kazanamaması için hiçbir sebep görmüyorum"


Theneretva " 2-3 sene öncesinin Avrupa'daki Fener'ini bekliyorum. Top oynamaya çalışan, pozisyon da bulan ama bunları değerlendiremeyip maçı da daha iyi oynamasına rağmen hediye eden. "


Umarım ne olur? Biz yanılırız. Rıdvan Hoca haklı çıkar.


15 Eylül 2008 Pazartesi

Hazırlık Maçları


İngiltere Futbol Federasyonu Slovenya ve Slovakya ile hazırlık maçı yapacağını açıkladı. 1 Nisan'da İngiltere'de Ukrayna ile 9 Eylül günü ise yine İngiltere'de Hırvatistan ile oynayacaklar. Bu 2 maç İngiltere için hayati derecede önemli. İngiltere 28 Mart günü Slovakya ile 5 Eylül günü ise Slovenya ile oynayacak. Bununla ilgili Capello da bir açıklama yapmış " Benzer stile sahip takımlarla yapılacak hazırlık maçları oldukça önemlidir. Slovakya ve Slovenya maçları Ukrayna ve Hırvatistan maçları için oldukça iyi bir hazırlık olacak. Slovenya maçını örnek alırsak neredeyse 1 yıl önceden alınan bir hazırlık maçı. Son hazırlık maçını Şili ile oynadık Ermenistan ve Belçika maçına çıktık. Zamanında Almanya ile Olimpiyatta oynayıp Arnavutluk'a gitmişliğimiz de var. Doğru yaptığımız hazırlık maçlarımız da var yok değil. Milli Takımın ne zaman hazırlık maçı yapabileceği takvim belli. Şu an TFF'nin hazırlık maçı butonu tıklamıyor. Bilginize.

İmza atıldı


Beklenen oldu. Steve Clarke West Ham'a imzayı attı. Siz sağ biz selamet. Uzun bir süre Steve Clarke yazmayacağım gına geldi.

Lugano'ya hava kötü


Chelsea maçına şeyh uçağını kaldırdı ve takımında ne kadar Güney Amerikalı milli olan varsa aldı geldi. Lugano hava muhalefetinden gelemedi İstanbul'a. Uruguay'ın son kadrosunda Lugano hariç 11 Avrupalı var. Herhalde onlar da takımlarına dönemedi. Şimdi şunu soruyorum. Fener 3. hafta Hacettepe ile değil de Galatasaray ile oynasaydı Lugano İstanbul'da olur muydu olmaz mıydı? Geçen seneki maç seçme hastalığı aynen devam ediyor. Önce yönetim maç seçmeyecek. Ne de olsa Hacettepe maçını yürüyerek değil emekleyerek kazanırız deyip "sen dinlen Porto maçı var" derseniz Lugano'ya, Emre'ye....İkisi de ilk 11 çıkmayacak ama gelip Aragones'in yanına oturacak. Ben oturturdum. Can ve Yasin Hacettepe maçında alternatif olamıyorsa işi var Fener'in Şampiyonlar Liginde. Çünkü Lugano ve Edu çok az kart gören oyuncular:)) Adam MTK maçında bile sarı kart görmek için yırttı kendini. Bir de tabi performans problemi var Can ve Yasin'in. O ayrı bir tartışma konusu.

Euro 2012 ve Siyaset


Euro 2012'yi Ukrayna ve Polonya'nın birlikte düzenleyecek olması siyasetin sporun ne kadar içinde olduğunun göstergesi değil midir? Ukrayna ve Polonya. Avrupalılar "bu iki ülkeyi sana yedirmem ey Rusya" demiş midir? Bizce demiştir. Hırvatistan ve Zagreb ortaklığınıdan kulağa daha hoş geliyor Avrupa için.

Fikri Takip...Steve Clarke


Mourinho'nun 3 sene birlikte çalıştığı Steve Clarke için Zola'ya söyledikleri oldukça önemli. Managerlik tecrübesi olmayan Zola'ya "Steve Clarke senin için büyük nimet mutlaka bu işi bitirin" mesajını vermiş Mourinho. Clarke ile ilgili görüşlerimizi "yolcudur Steve bağlasan durmaz" diyerek bu köşede yazmıştık. Tabi Steve Clarke'yi bırakmamak için elinden geleni yapa Chelsea'lileri de ayar etmiş durumda Mourinho. Mourinho'da genç takımın hocalığından alıp asistanı yaptığı Steve Clarke'yi anlatmış Zola'ya. Zola ile Steve Clarke'nin Stamford Bridge'de beraber top tepmişlikleri var. Zola "ben sana topçuluğunu anlatayım sen de hocalığını anlat Steve'nin" kıvamında söze girmiş olabilir Mourinho ile. Bu iş sarpa sarıyor. Zaten iki kulüp birbirini çok seviyor, iyice pekişecek bu sevgi.

14 Eylül 2008 Pazar

İtalya İtalya


İtalya Balotelli ve Amauri'nin A Milli olmasını ciddi ciddi düşünüyor. 90 doğumlu Gana asıllı Balotelli 12 Ağustos olan doğum gününden 1 gün sonra 13.08.2008'de İtalyan vatandaşlığına geçti. U21'de şimdiden 2 milliliği var. Palermo doğumlu. Bir yandan Gana bir yandan İtalya. Balotelli ben İtalyanım dedi aynı Krkiç'in ben İspanyolum demesi gibi. Mourinho'nun elinde daha da bir serpilecek diye bekliyoruz. Amauri 8 seneden beri İtalya'da. İtalya'nın değişik kulüplerinde gezdi durdu. Ama en parlak zamanını Palermo'da yaşadı. Balotelli'nin memleketinde. Palermo 2006'da Chievo'ya 8 milyon vermişti onun için. Amauri 28 yaşını bulmuş durumda. Mecutlara gelirsek. Del Piero 35'e merdiven dayadı. Iaquinta 4 Dünya Şampiyonu İtalya'nın forveti mi? Luca Toni İtalya için daha genç (31). Sadece Bayern'de değil Fiorentina'da da attı, Palermo'da da. Ben değil rakamlar bunu diyor. Ama 31 yaşındaki Toni ilk milli maçına çıkmak için 2004 yılına kadar bekledi. Euro 2004'ü de pas geçti. Vieri'nin gazabına uğradı hep. Hem Toni hem Vieri gereksizdi çünkü. Hem Palermo'da oynarken Trapattoni'nin gözüne girmek...Bilmiyorum...Bak kadrolara topçuların oynadığı takımlar belli o yıllarda. 2002'de de Vieri engeldi. Hem o zamanlar leblebi gibi gol atan bir de Montella vardı esas çocuğun yanında. Ama milli takımda sadece 3 golü olan Montella. Toni'ye gerek yoktu. Gilardinho için kısa kesmek gerek. Olacak gibi değil...Di Natale küçük takımların büyük golcüsü. Toni sana 1-2 sene daha oynadı oynadı. Ki hala bu adamın ne işi var İtalyan Milli Takımı'nda diye tartışılıyor. Kimi koyarsın dersen cevap yok orası ayrı. 4 kez Dünya Şampiyonu olan takımın sıkıntılarından biri bu...Artık Vieri yok, Baggio yok, Del Piero var ama yok, Altobelli zaten yok. Amauri ve Balotelli olur mu? Olur olmaz bilinmez. Ama İtalya'da bir sıkıntı olmasa sırf bu adamları milli etmeyi tartışmaz İtalya. Kimse uğraşmaz. Biz de defansın göbeğine birilerini düşünmeye başlasak mı diyorum.

Marcello Lippi


“Tactics are important, but in the 35 years of my career I’ve realised that unity in the dressing room is essential for victory." Bunu diyen Lippi. Tam Türkçesi taktik maktik önemli ama bi yere kadar. Bu saçları 35 senelik meslek hayatımda ağırttım ben. Her takım koşar, mücadele eder. Canını dişine takar. Ama takımdaki birlik, beraberlik ve takımın hatlar arasındaki uyumu zafer için çok daha önemlidir. Futbolcuların yeteneklerini bir kenara koyarsak, herkesin birbiri için mücadele etmesi ve takımda bir primadonna olmadan takımdaki herkesin kendisine eşit olarak davranıldığını hissetmesi. (Aynen Emre örneğinde olduğu gibi. Hatlar arasındaki uyum değil hiyerarşi arasındaki uyum.)
Beğenirsin ya da beğenmezsin ama 35 yıla saygı duymak gerekir. Bazen böyle sözleri hatırlamak güzel oluyor. Ve bu kadar basit sözleri tekrar duymak.

Bir de şunu diyor Lippi: "Belçika'dan iyi takımsınız ama 11 adam çok iyi olsa da güzel yemek olmayabilir. Et soteye bir de kimyon koymayın. Hatlar arasındaki uyum. Zaten banko oynayan 4-5 adamın yok. Ee bir de sakatlıktan dolayı bağlantı koptu? Hangi sakatlık...Tuncay Şanlı...Tuncay çok büyük futbolcu değil ama üstlendiği görev yemeğin hem tuzu hem biberi. Koyabildin mi yerine, koyamadın...Koyabileceğin bir adam var mı? Ben de beğenmiyorum ama Yıldıray Baştürk. Halil demekten iyidir o durumda. Yok işte ne yapacaksın elin mecbur"

City banknotları bastı



City'li çocuklar patronlarını kucaklamış durumda. Para da basılmış. Para mutluluk getirir mi? Mesut olur muyuz patron? Robinho golünü atar ama maçı 1-3 kaybeder. Welcome to city...

XL kalmadı. Beden olarak değil sponsor olarak


West Ham'ın dün WBA maçına göğüs reklamı olmadan çıkacağını öğrenip sizlerle paylaşmıştık. Acaba öyle mi oldu? Öyle olmuş. Dünkü maçtan bir kare. Morrison atar, West Ham bakar maçı da 2-3 kaybeder. Zola'ya hoşgeldin der West Ham.

Carragher's Secret


Dünkü maça da kısa kollu forma ile çıktı Carragher. Olabilir bir de omuzlarını görelim belki Everton dövmesi oradadır diyenler için yukarıda fotoğrafımız var. Herhalde öyle bir durum olsa böyle kolsuz bir Liverpool tshirti giymez. Göğsünde ya da sırtında Everton dövmesi var mıdır bilemiyorum. O fotoğraf elimize henüz ulaşmadı.

13 Eylül 2008 Cumartesi

Fikri takip önemlidir. Benitez sadece beni yenmemiştir


Hem Gerard hem de Torres'in yokluğunda Mascherano'nun ve Kuyt'un omuzlarına binecek yük taşıyabileceklerinden daha ağır olabilirdi. Ve biz böyle düşündük. Sonra maçtan 1 gün önce bir son dakika bilgisi girdik ve dedik ki Gerard ve Torres oynuyor. Uzun süre takımla çalışmayan her iki oyuncuyu da kulübede yanına oturttu Benitez. Doğrusunu da yaptı. 2. gol gelince de Torres'den hiç faydalanmadı Benitez. Gerard'ı da 68'de oyuna aldı. Hani olmazdı. Gerard ve Torres olmadan galibiyet gelmezdi. Ama geldi. Yanıldık anlayacağınız. Defansı Carragher-Skertl ile bloklayıp sola Aurelio'yu sağa da Arbeloa'yı koydu. Mascherano inanılmaz oynadı. Gün onundu. Bana göre Sir Alex Ferguson şu konuşmayı yaptı soyunma odasında "Rahat olun, düşündüğünüzden daha kolay olacak". Hele 3. dakikada gol de gelince bu konuşmanın kulaklardaki yankıları iyiden iyiye sardı Man United'lı futbolcuları maç içinde. Ama yarım pozisyondan (ya da olmayan pozisyondan) bir gol yiyence Man U maç 1-1'e geldi. Ve sonra birşeyler oldu. Carrick sakatlandı ve 2. yarı sahaya çıkamadı. Almadı Hargreaves'i Sir Alex. Birşeyler olmaya devam etti sonra. Soyunma odasında konuştuklarını uygulamalarıyla hissettirmeye devam etti ve Giggs'i soktu. "Rahat olun yine kolay olacak" mesajıydı bu aslında. 46-60 arası United orta sahası teslim bayrağını iyice çekti. Scholes ve Anderson'un bu kadar kötü olmasında Mascherano ve Xabi Alanso'nun da parmağı vardı elbet. Yanımdakine bir ara Anderson'u almadı oyundan değil mi diye sordum çünkü top ayağına dahi değmiyordu. Teyit ettirdim. Benayoun ve debut Riera sıfır fayda oynamasına rağmen Xabi ve Mascherano'nun orta sahayı sadece ayakta tutmaması aynı zamanda ele geçirmesi... Ayaktalar. Değişik değil mi? Sıfır demeyelim de bal yapmayan arılar diyelim Riera ve Bnayoun'a. 66 dakika dayandı Scholes'a Sir Alex ve Hargreaves'i soktu. İçimden diyorum ki ey Benitez neden hamle yapmıyorsun? Geç kaldın? O da bana aynen şunu dedi. "Çömezsin konuşma". 66. dakikadaki değişiklikten sindiğini hissettiğimiz Sir Alex'e 68'de cevap verdi Rafa. Sindiğini hissettiği an. Ya da sindiğini hissettiği an demeyelim de "kurşunların tamamı sahada, ama ben atamıyorum kurşunları silahlar tutukluk yaptı" dediği anda. Bana da kapak etti tabi Rafa. 2 hamle arka arkaya. Artık bu silahların çalışmayacağını, tutukluğun baki olduğunu hissettiği an. Tevez, Berbatov, Rooney, Giggs ve hatta Anderson sahadayken 68'de Gerard'ı 71'de Babel'i soktu işlemeyen Riera ve Benayoun'un yerine. Zaten Xabi ve Mascherano paketliyordu orta sahayı. Kuyt'a sağ çizgiye daha yakın dedi Babel'e de soldan bağla dedi. Git Wes Brow'un üzerine üzerine. E göbek. Başta Keane, arkada Gerard ve Mascherano'yu dönüşümlü soktu çıkardı oralara. Scholes yok, Anderson yok, Carrick yok... Garibim Hargreaves Anfield'ın en yalnız adamıydı galiba. Kuyt'a bir Mascherano desteğinde de gol geldi 77'de. Ekmeğini taştan çıkardı diyebiliriz Mascherano'ya. 85'de bitti yerini Sami'ye bıraktı. (10 numara oynadı) Silahlarının tamamı sahada olan Sir Alex beni bile daraltan Anderson'un yerine anlamsız topçu Nani'yi soktu. United için anlamsız diyelim. Yukarıda Anderson yok derken sahada yok demek istedim bu arada. Ve bir şey daha bana kapak oldu. 13+4 dakikada yoğun bir United baskısı beklerken o baskı hiç gelemedi. 85'de Mascherano bitmesine rağmen. Çok mu iyi oynadı Liverpool. Hayır ama daha fazla istedi. Benitez galiba Dossena'yı sokacaktı (emin olmayabilirim) ama Mascherano'nun sakatlığını görüp 30 saniyede Sami'yi soktu. Baskı gelecek kafa vur dedi. Oraya da zamanında el attı anlayacağınız. Ama o baskı Vidic kırmızıyı görünce zaten tedavülden kalktı. Carrick'ten ve soyunma odasında yapılan konuşmadan nerelere geldik değil mi? Rafa Alex'i yenmiş beni yenmiş çok mu? 2001'den beri beklemenin dayanılmaz ağırlığına rağmen. Gün Rafa'nındı. Alex'in ve benim değil. Trakya'da bir kahvehanede Liverpool Man United maçı...Yetişemeyeceğim diye çok korktum.

XL.com. ama batık


West Ham'ın göğüs sponsoru olan XL Airlines 143 milyon pound borç ile batınca bugün West Ham'ın WBA maçına göğüs reklamı olmadan çıkacağını okuduk. Eğer bu ne derseniz sebebi budur. E tabi formaların satışı da durdurulmuş durumda. Alanlara ne oldu? Kapak oldu ne olacak? Batık bir firmanın göğüs reklamı olan forma giyilir mi? Ver Chelsea'nin eline oyuncağı bütün sene oynasın seninle.

Yolcudur Steve bağlasan durmaz


Oyunculuk ve manager asistanı olarak neredeyse 20 seneden beri bir kulüpte olan birinin bana müsaade demesi gerçekten zor olsa gerek. Steve Clarke'nin istifasını kabul etmedi Chelsea. Scolari "üzgünüm ama Steve'nin durumunu da anlayabiliyorum, herkesin hayatta projeleri vardır. Onun için mutluyum çünkü onu insan olarak seviyorum. Yolu açık olsun" demiş. Anladığımız ikna süreci başarılı olamayacak. Sorun galiba biraz şu. Steve'ye first team coach olarak Chelsea güvenemiyor. Steve'de buna içerliyor. Bu yüzden de takımın başına Scolari'yi getiriyor. Steve kağıt üzerinde West Ham'a first tema coach olarak gitmiyor ki. Çömez Zola'nın yardımcısı olarak gidiyor. Ama kağıt üzerinde. Yoksa o takımın managerinin Steve Clarke olacağını herkes biliyor. Başarısızlık halinde Steve Clarke'nin takımın manageri olması kuvvetle muhtemel. Peki bu Chelsea'de mümkün mü? Değil. Gullit zamanı daha yemek pişiyordu. Mourinho zamanı böyle bir çıkış komik olacaktı ki Steve özellikle Mourinho ile çalışmanın nimetlerinden faydalanmasını bildi. Avram Grant zaten nöbetçi hoca idi. Bekledi hem de iyi bir fırsatı bekledi. O fırsat Chelsea'den gelmedi. B planının iyi teklifini bekledi ve kabul etti. Kötünün iyisini. Steve'nin Chelsea'de gösterdiği sabır West Ham'a asistan olarak gitmesinde oldukça önemli. Ama bu şartlarda. West Ham ileride Clarke'nin hayallerini gerçekleştirebileceği bir kulüp. Ama Chelsea değil. Bu görüldü. Chelsea'nin Steve Clarke'yi bırakmak istememesinin sebebi de takımın başında Scolari'nin olması. Sizin bir yardımcınız var ve bu adam 20 yıldır bu kulüpte. Malzemecinin çocuğunun okul notlarını bile biliyor. Chelsea kültürünü biliyor. Ve İskoç. Yani takımdaki Britanyalılarla Scolari arasındaki köprü. Oyuncular tarafından seviliyor. Chelsea böyle bir adamı neden bıraksın?

Hayallerimi bırak, umutlar senin olsun.

Döneceksin sanarak, yaşanmaz biliyorsun.

İlk West Ham-Chelsea maçını bekliyoruz.

12 Eylül 2008 Cuma

Futbol...


Futbol bazen herşeyi unutmaktır. Interneti, TV'yi, yazı yazmayı, google yazarlığını unutmaktır. Masa başından kalkmaktır. Maça giderek maç yazmaktır. Sosisli yemektir. Dünyayı bir kenara koymaktır. Bir balıkçının oltasına vuran balıktan aldığı zevki sol ayağının içiyle 20 metre top attığında arkasından izleyerek almaktır. Futbol oynayamadığın için yanmaktır. Mücadele etmektir. Pes etmemektir. Kar yağarken halı sahada özellikle maç alıp fotoğraf çektirmektir. Oynamayanı kınamaktır. Polise derdini anlatıp rakip takımın yabancı taraftarı ile atkı değiştirmektir. O atkının akıbetini düşünmektir. Başka takımı tutsan da Kayseri seyircisinin Atletico Madrid maçında yaptığı gibi yapmayıp büyük takımı seyretmeye gitmektir. Hatta iyi takımı seyretmektir. Isınırken Heskey'i, Zlatan'ı seyretmektir. Boksic'i, Vieri'yi, Zanetti'yi, Fabiano'yu, Kaka'yı, Pirlo'yu, Gerard'ı seyretmektir. Kalanları anmaktır. Nihat'ın idmanlarını seyredip idmandan sonra 30 metreden 100 şut atarken "ha şimdi atacak bir tarafları" diye düşünmektir. Tabi bana göre böyledir. Az bilmek, çok bilmek önemli değildir. Futbolu sevmek yeterlidir...Ama bazen...

Saygıyla ve özlemle...


Kulübümüzün "Mehmetçik" lakaplı eski sporcularından (Futbol) Basri Dirimlili ölümünün 11. Yılında mezarı başında anılıyor.1997 yılında aramızdan ayrılan Basri Dirimlili için 15 Eylül 2008 Pazartesi günü saat 11.00'de Karacaahmet mezarlığında tören düzenlenecektir.FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ

Saygıyla ve özlemle...


Galatasaray Futbol Takımı’nın unutulmaz yıldızlarından Metin Oktay’ı 13 Eylül Cumartesi günü ölümünün 17. yılında Kozlu Mezarlığı’ndaki kabri başında saat 10:00’da anıyoruz.Özlemle ve saygıyla...
Galatasaray Spor Kulübü İletişim Koordinatörlüğü

Debut Legends

Guardian hazırlamış, 6 tane efsane debut. Sıradan gidiyorum..

1) Jonathan Woodgate(2005): 561 gün bekliyor kardeşimiz Real Madrid forması için. Muradına eriyor çıkıyor maça ama ne çıkmak. Önce takıyor kendi kalesine, 66 dakika sonra da ikinci sarıyı görüp attırıyor kendini. Sen sağ, ben selamet diyor..
2) Eric Thorstvedt(1989): £400.000' e transfer oluyor Tottenham' a, kaleci. Fiyatı falan önemli değil tabi çok, önemli olan nokta 80ler' de İngiltere' de yabancı kaleci bulmanın samanlıkta iğne aramaya benzemesi. Haliyle bir önyargı oluşuyor adama karşı. Neyse efendim Nottingham Forest ile oynuyorlar kendi evlerinde Eric' in ilk maçında, ne lisetesi olduğundan yola çıkarak tahmin edebileceğiniz üzere bir acayiplik oluyor ilk maçında. Nigel Clough baya uzaktan yaslıyor bi tane, bizim eleman seyrediyor. Baya makaraya alıyorlar bunu. Sonra gel zaman git zaman toparlıyor sevdiriyor kendini. Ne mutlu..
3) Alan Shearer(1992): Blackburn formasıyla ilk kez Crystal Palace deplasmanına çıkıyor. Blackburn' e gelirken Manchester' ı reddetmiş adam Shearer. 3-3 biten maçta iki tane yazıyor, biri oldukça yüksekten gelen topu tavana yapıştırarak, diğeri ise soldan tek başına yardırıp uzak çatala plase yaparak. Ferguson' a da izlemek kalıyor tabii..
4) Jay-Jay Okacha(1998): 4 numarada tanıdık bir isim var, Fenerbahçe' den PSG' ye giderken en pahalı Afrikalı rekorunu kıran şov adamı. Bordeaux deplasmanına çıkar PSG, fena tokatlanır. Lakin akşam eve giderken taraftarların konuştuğu tek şey vardır, Okocha' nın iki kamili tokuşturup 30m' den attığı gol..
5) Massimo Taibi(1999): MUFC' nin kalesini yalnızca 4 maç koruyabilmiş bir adam bu. İlk maçında Anfield' a çıkıyor, hatalı bir gol yiyerek başlıyor maça. Sonrasında inanılmaz 4 kurtarışa imza atarak kurtarıyor arkadaşlarını. 2-3 bitiyor maç. Maçın adamı Massimo tabi, her yerde kahraman. Fakat uzun sürmüyor macerası Southampton ve Chelsea maçlarında yumurtlayınca. İngiliz basını çarmıha geriyor tabi acımadan..
6) Fabrizio Ravenelli(1996): Benim için efsane olan adamlardan birisidir. Juventus ile Şampiyonlar Ligi kazanıp Boro' ya transfer oluyor, ne alakaysa artık bilen varsa detayını belirtebilir. İlk maçında içerde LFC karşısında. 3 kez geriye düşüyor Boro, üç kez giri saçlı kahraman sallıyor ağları. 3-3. Hepsini de formasını kafasına geçirerek kutluyor. 31 gol atıyor o sezon Boro için. Boro düşüyor, Ravanelli Marsilya yolunu tutuyor..

Özlü Sözler


United fan Steve Bibby "Liverpool, home or away, is more than a game. I hate Liverpool Football Club and I’m pretty sure they hate me right back. As such, all rational thought is lost.

İşin garibi Bibby'nin sözlerini Manchester United web sitesinden aldım. Gerçi kötü bir şey demiyor sadece Liverpool'dan nefret ediyorum diyor. Bizim forumlarda bunların alası var ama offical web sitelerimizde pek olmaz bunlar. En azından ben görmedim şimdiye kadar. Normal abicim bunlar adamlarda. Adamlar aşmış:))

Konuyla ilgili bilgisi olan varsa aydınlatılmak isteriz


Abi biz senin elin açık gol sevincini hatırlıyoruz sürekli. Bu fotoğrafı görünce şaşırdım tabi. Eskiden böyle sevinirdi bu sevinci Newcastle yıllarında değiştirdi diye bir bildiğiniz varsa öğrenmek isteriz. Ya da özel bir sebebi varsa bu değişikliğin. Made in Newcastle retired Newcastle. Premier Lig tarihinin ezber bozan takımı kim derseniz Blackburn deriz. Shearer'li Sutton'lu şampiyon kadro. Kenny Dalglish'e de selam ederiz. Man U 1 puan gerisinde bitirmişti ligi. Sherwood ve Le Saux'u da hatırlıyorum ama gerisine yetişemiyorum. Alt tarafı gol sevinci nerelere geldik. Ezber bozan Blackburn. Güzel oldu.

Son Dakika...


Daha önce gelen haberler doğrultusunda Torres ve Gerard'ın Manchester maçında oynayamayacak durumda olduğu ile ilgili yazılar yazmıştık. Üstüne de maç Anfield'de olsa da Liverpool'un bu 2 önemli eksiğinden dolayı işinin zor olduğunu belirtmiştik. Hem Torres hem de Gerard yarın Man U maçında oynuyor. Rafa Benitez hem medikal ekibe hem de iyi çalıştıkları için her iki oyuncusuna da teşekkür eder ve dersini çalışmaya gider.

Fowler Blackburn'a imza attı


Blackburn Fowler ile performansa bağlı 3 aylık sözleşme imzaladı. Cardiff'in sözleşme teklifini reddeden Fowler Paul Ince'nin takımına imzayı bastı. Çocukluğunda Goodison Park'ın tribünlerini sık aşındıran, Toxteth mahallesinin ilahlarından ya da Anfield'daki adıyla "God". Formasının altına "Liman İşçilerine Destek Verin" tshirti giyerek kalbini Toxteth'e gömen adam. 33 oldun ama olsun. Sen saha da ol biz seyredelim.