13 Ekim 2008 Pazartesi

EPL'deki Brezilyalılar


Bir araştırma okudum. EPL tarihindeki en başarılı Brezilyalıları belirlemişler. 10) Geovanni. Geçen sene City forması ile United'e çakmıştı bir benzerini bu sene Hull forması ile Arsenal'e yaptı 9) Mirandinha. Taa 87'de EPL'ye gelen Brezilyalı. Gazza ile birlikte Newcastle'yi 8. yapmışlıkları var. Sonra küme düştüler ayrı. 8) Lucas. Rafa'nın 8 milyon verdiği adam. Vardır bir hikmeti. Lucas bu abi derseniz ne olur ne olmaz Brezilyalı değil mi derim. EPL'de Brezilyalı. Hep bir risk vardır. 7) Afonso Alves. Boro'nun 12 milyon saydığı adam. Geçen sene 13 maçta 7 gol attı. 6) Denilson. Nuri'leri ve Caner'leri 90. dakikada paketleyen takımın aslarındadı kendisi. Adam olanlarından da ayrıca. Yazık oldu bizim çocuklara o maçta. 5) Elano. İşini yapan City'li. En son Venezüela maçında ilk 11 oynadı. Ericsson getirdi, Hughes devam ediyor. 4) Anderson. Sevemediğim Brezilyalılardan biri. Scholes'un veliahtı hesapta. Bir de Roy Keane deyin de...Anderson da Denilson ile beraber 3-4'lük maçtan adam olanlar arasında. Ne üzülmüştüm o maça. 3) Edu. Valencia doğru iş yaptı. Edu gitti gideli Highbury'e kupa gelmedi. Çok mu hamaset oldu? 2) Gilberto Silva. Elano ile bir güzel oynadı dün akşam. Arsenal'in sadece işini yapan onun dışında etliye sütlüye karışmayan Brezilyalısıydı. Heryerde öyle ya. 1) Juninho. Boro'nun küçük dev adamı diyelim.


Robinho, Jo ve Gomes "daha dur bakalım" denildiği için Keleberson, Jardel ve Roque Junior ise performans yetersizliğinden top 10'da kadro dışı bırakılmıştır. Alex, Kleberson, Zago, Bobo, Edu, Ricordinho, Carlos az daha performanslı olsalardı ve Gilberto Silva bu sene bizim lige gelseydi zorlardık EPL'yi TSL olarak. Korkulacak bir fark yok aramızda Brezilyalılar mevzusunda. Jo ve Robinho'nun performansı özellikle yüksek bütçeli Brezilyalılara EPL takımlarının bakış açısının belki de değişmesi için çok önemli.

Hak


Gerard: England fans did have the right to boo Ashley Cole following his mistake against Kazakhstan. Any supporter, when you pay money, you deserve to voice your opinion. But we need their support. If we're going to be successful in the future, we need them with us. It's not going to help Ashley and it's not going to help the team but the support we got was fantastic. They stayed with us throughout the game. He (Cole) is disappointed and the players are disappointed.


Gerard, "taraftar oraya para verip geliyor dolayısıyla topçuyu yuhalama hakkı da vardır" demekte. Ama bunu fikir özgürlüğüne bağlamış ki değme politikacıya taş çıkartır. Bizimkiler hariç. Hemen arkasından da bu hakları var ama başarılı olmamızı istiyorlarsa bizi desteklesinlere getirmiş. Siyasete göz kırpıyor galiba

Wembley Hatırası


Artık çok daha kolay

Belarus maçının önemi ve Estonya maçının kolay geçeceği düşünülerek Aydın, Ceyhun, Serdar ve Caner Minsk'e gönderildi. Fatih Terim'in işi artık çok daha kolay. Zaten kolaydı daha bir kolay oldu. Estonya maçı için 19 futbolcumuz var. Bırakalım ilk 11'i ilk 18 için bile sorun yok. 2 tane yedek kaleci almayacaksak ilk 18'e tabi. Estonya maçı bizim için çok kolay bir maç gibi görünebilir. Öyledir de. Bu durumda defansımızın göbeğinde yedek stoperimiz Hakan Balta kaldı. Biz 3 defans oynasak da yeneriz, Hakan'ı ihtiyaç olursa o bölgeye kaydırarak da yeneriz...Yeneriz. Ama şu Almanya maçı bize biraz kötü örnek oldu galiba. Ondan stoper yaparız, bundan Cafu yaparız durumları. Küllerimizden doğduk yine doğarız halleri. Ona saygımız var. Ama milli takımın bir turnuva maçı haricinde -rakip San Marino olsa dahi- bu kadar alternatifsiz kalması doğru birşey midir? Yendik o zaman haklıyız? demek "kazanan her zaman haklıdır" o zaman biz de susalım demek midir? Ya da nedir? Bizim buradan bazı noktaları bilemememiz gayet normal. Benim demek istediğim U21 ve Bosna-Estonya haftasının kadro yapısı olarak iyi okunamaması. Yoksa Estonya'yı yenemiyorsak biz zaten bu işi bırakalım. Ama Türk Milli Takımı'nı defansın göbeğinde bu kadar alternatifsiz bırakmak koskoca TSL'ye sizden ekmek çıkmaz, kusura bakmayın demek gibi. Bizce çıkardı...Çıkmasa dahi Hakan Balta'dan o bölgede daha çok iş yapacak bir TSL adamı mutlaka vardır. Fatih Terim'e göre yoksa herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir. Ali Turan'ların, Yasin'lerin, Can Arat'ların vs vs...

Inter ve Türkiye


Efendim buna benzer bir yazıyı daha önce de yazmıştım. Bosna maçından sonra tekrarlama gereği duydum. Çünkü rahatsız olmaktayım. Milli formanın karakteristik özelliğinin dışavurumu sözkonusu olduğunda malum Hırvatistan ve Brezilya örnekleri sıkça verilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama Adidas ve Nike'nin sadece forma renklerini değiştirerek federasyonlara yamadığı, federasyonların da kabul ettiği formalar da vardır. İnadına çokturlar. Hatta bu zamanında Danimarka ve Yunanistan karşı karşıya geldiğinde "bunların herşeyi aynı yahu, bu nasıl milli maç" dememe sebep olmuştur. Yukarıda 70'li yıllarda giydiğimiz forma var. Bu formanın aşağıdaki eksik versiyonunda bile "hatırlanmaması gereken günleri hatırlatıyor" diyenler olmuştur. İyi o zaman alın elinize silgiyi silin geçmişinizi. Yine bundan önceki yazılarda futbol federasyonunun amblemini formasında taşımayan numune ülkelerden biri olduğumuzu belirtmiştim. TFF'nin amblemini gariptir ama kullanmıyoruz. Bana göre yukarıdaki formada kullanılan beyaz ya da kırmızı göğüs bantında ay yıldız kullanılmayacaksak o zaman o bantı da kullanmanın ve "efsane forma"ya dönüş yaptık demenin hiçbir anlamı yok. Tabi bu benim kendi düşüncem. Göğüse numara koymak için böyle bir banta ihtiyaç var mı? Düşündüm, düşündüm bu durumu şu şekilde çözdüm. Inter'in haçlı forması sorun olmuştu ya bir aralar...Acaba bizim formamız da o hesap mı? Avrupa'ya bir meydan okuma olarak mı algılanıyor? Osmanlı egemenliğinde geçen yılların kötü bir hatırası olarak mı görülüyor o ay yıldız. Sol göğüsteki bayrağa birşey diyecek halleri yok....Koyarsın göğsüne ay yıldızı...Forma beyazsa sorun yok...Yok eğer kırmızıysa beyaz banta yuvarlak kırmızı içinde beyaz ayıldız koyarsın. Numarayı sağ göğse Nike logosunun olduğu yere alırsın. Hangisi üstte olursa olsun. Sol göğse de TFF'nin amblemini koyarsın. Bu forma "çok daha biz" olur. Daha tamam olur. Daha güzel olur. Daha şık olur. Allah aşkına biri bana o bantın orada kullanılmasının sebebi ne bu durumda. BEYAZ BİR SAFYA AÇIYORUZ MU? YA DA KIRMIZI? Ne ya?

12 Ekim 2008 Pazar

Boyacı


Pires der ki


Robert Pires: FFF Wenger'i takımın başına getirmek için harekete geçmeli.

İngiltere ve üretim


"Suskunluk Sarmalı"nı kırmak istiyorum bu sebeple eleştiriler de pek umrumda değil...Olsa zaten "sarmal"ı kırmak istiyorum diye söze başlamazdım. Siz ne düşünüyorsunuz İngilitere- Kazakistan maçı hakkında? 52'de Ferdinand kafayla golü attığında maçı anlatan arkadaşımız "bu dakikaya kadar dayanabildi Kazakistan" dedi. İyi de dayanılacak bir durum söz konusu değildi çünkü İngiltere kaleyi bulan ilk topunda golü de buldu. Bu dakikaya kadar da ne bir baskı ne de rakibi zor duruma düşürebilme. Zaten demedik mi kaleyi bulan ilk top gol oldu diye. 2 v2 3 sonrası da düşünmeye devam ettim takımı. Hala James, Terry'nin yokluğunda Upson, Ferdinand, Cole, Brown, Barry, Gerard, Lampard, Rooney, Walcott ve Heskey. Bir tarafta Dünya 5.sini deplasmanda 4 golle yenmiş bir İngilrere diğer tarafta Kazakistan maçındaki İngiltere. Duran topların dışında pozisyon üretmekte o kadar zorlanıyorlar ki. Maçın 5 ya da 6 olması bu yazacaklarıma engel değil. Walcott, SRP dışında üretemeyen bir takım durumunda İngilizler. Sadece tüketmek istiyorsan az da olsa üretmen gerekir. Sadece tüketirsen, tükenirsin. 5-1'e aldanmayın. Maç 2-1'ken Kazaklar buldukları 1-2 pozisyonu yapabilseydi 1. golden dolayı A.Cole'ye saydıran Spurs ve Arsenal taraftarları ne yapardı merak ediyorum. Wembley'de Kazaklar İngilizlere 2 gol atacak ve o taraftar takım maçı alsın diye desteğini arttıracak? Protestodan ayakları tutmazdı bunların. Ünal'ın topu Wembley'de direkten döndüğünde "bizim direklerimizi ziyaret etmek bile zordur" gibi bir züğürt tesellisi ortaya atan İngilizler'e sözümüzün olmaması çok acı. Kazaklar'ın golü var bizim golümüz yok. Ha Kazaklar'ın puanı yok ama bizim puanımız var dersek bu da bizim züğürt tesellimiz olsun. Belarus maçı, düşünülenden daha zor olabilir. Olsun hatta.

Kahverengi

Toprağın rengidir. Dikkat çekmez, doğa ile çevre ile bütünleşmeyi, ama bir o kadar da silikliği, kaybolmuşluğu, kendine güvensizliği, içedönüklüğü temsil eder. Finans ve borsa sektörlerinde çalışanların kahverengi giymemesi bir gelenektir. Mekanlarda kullanıldığı zaman, hareketleri hızlandırır. Fast food mekanları kahverengiyi sıkça kullanır. Kansas Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından yapılan bir deneyde, bir sergi salonunun duvarları beyaz yapıldığında ziyaretçilerin yavaş dolaştığı; kahverengi yapıldığında ise hızlı hareketler ve seri adımlarla sergiyi dolaştığı gözlemlenmiştir. Ve küçük bir öneri; bir iş görüşmesine giderken kahverengi giymeyin !

Fatih Terim'i kahverengi takım elbise içerisinde görünce daha önce okuduğum yukarıdaki yazı geldi aklıma. Serap Alptekin isimli psikolog yazmış. Fatih Terim'in kendine güven sorunu yaşadığının yakınından uzağından geçmedim ama bu yazıyı hatırlamama engel değildi. Sahi Fatih Terim'i kahverengi takım elbise ile hatırlayanınız var mı? Belki de ben hatırlayamadığım için bana garip geldi.

Milli Maç Yayınları

İlk rallide milli maçlara fazla ilgi göstermeyen kanallarımız bu sefer daha hareketliydi. İskoçya-Norveç, İngiltere-Kazakistan, Arjantin-Uruguay, Romanya-Fransa, Almanya-Rusya maçları canlı olarak ekranlara geldi. Özellikle milli maçın hemen ardından Almanya maçının 2. yarısını yakalayıp uykuya devrilmeden izlenen bir Arjantin-Uruguay maçı gayet güzeldi. Gol yemeden 9 puan alan İspanya, Estonya ile karşılaştı. Estonya ile 3 gün sonra oynayacağız, İspanya ise grubumuzun lideri. En büyük rakibimiz midir orası tartışılır. Deplasmanda oynayacağımız Belçika ve Bosna maçları gerçek rakiplerimizle oynayacağımız maçlar olabilir. Neyse...Ver şu maçı kardeşim. Ama canlı ama banttan ver. Karşısında milli maça ek olarak Almanya ve Fransa'nın maçları var dersen banttan ver. Acaba rakiplerinin hiçbir maçını canlı olarak yayınlamayan başka bir medya var mı? Mesela çarşamba. Belçika-İspanya maçı yayınlanacak mı çok merak ediyorum.

11 Ekim 2008 Cumartesi

Garip (devre arası)


Gülselam 18'de yok. Batuhan'ın sakatlığında Halil'in yerine Nuri'nin alınması da Halil'e "mecburyetten gel dedim" der gibi. Bu durumda Meleke haklı çıktı. Gülselam tribüne çıktı ki bari Antalya'da olsaydı da Eren Güngör'le beraber oynasaydı. İnanın çözebilmiş değilim. Takımda defansın göbeğinde oynayan iki adam var başka bu bölgede oynayan birileri 18 de dahi yok. Ha diyeceksiniz ki Terim de haklı çünkü bu durumda ihtiyaç yok. Maç 0-1. Garip ki ne garip. E o zaman neden aldın bu çocuğu. Şu an önde olsaydık ve Kaş-Servet'ten birine birşey olsaydı ne olacaktı. Serdar Kurtuluş stoper olacaktı ne olacaktı...

Takdir hakkı


2 hafta önce Rusya, Fayzulin’i A takımdan ümitlere kaydırmıştı. Dün Joachim Löw, U21 takımının Marko Marin’e ihtiyacının A takımdan fazla olduğunu düşünüp, genç Monchengladbachlıyı Magdeburg’a ümit maçına göndermiş. Rakibimiz Belarus’ta da Putilo A takımdan ümit kadrosuna önceki gün dahil olmuş. Bizdeyse farklı bir tablo var, ümitlerin son Ermenistan maçında ilk on birde oynayan 4 oyuncu bugün A milli takımdalar. Tamam Batuhan İnönü’de ilk on birde çıkacakmış, ama Serdar, Ceyhun ve Aydın’ın Bosna önünde kulübede (hatta belki tribünde) oturmaları elzem midir, bunun üstünde düşünmek gerek. Buradaki 1-0’ın rövanş için rahatlatıcı olduğunu söylemek güç, bu kadro istikrarsızlığı içinde İsveç 2009’la, Londra 2012 ile şakalaşıyoruz adeta...Uğur Meleke


Yukarıdaki durum Walcott için de geçerli. İngiltere'de bunun muhasebesini yaptı. Meleke yazılarını oldukça beğendiğimiz ve Türk Futbol yazarlığına ayrı bir boyut getiren kalemdir. Yukarıdaki yazısında katılmadığım demeyelim de neden böyle olduğuna dair açıklanması gereken noktalar var. Bu blogda bas bas defansın göbeği diye yırttık kendimizi bu rallide. Milli Takımımızın ilk 11'i ilk defa bir milli maçtan önce bu kadar netti herhalde. Demirel-Sabri-Kaş-Çetin-Balta-Akman-Marco-Arda-Kazım-Mevlüt-Batuhan.Hadi birileri neden Halil değil diyebilir ama Terim Halil konusunda Euro 2008 dahil haklıdır. Belçika maçında da bu haklılığını netleştirmiştir Halil Terim'in. Defansın göbeği Kaş ve Çetin. Serdar (muhabirim yok ama 3 hafta sakat diye biliyorum) ve Aydın vakasına hadi bir yere kadar varım ama "Ceyhun" olayında hiç yokum. Kaş ve Çetin'in alternatifi olarak düşündüyse Terim Gülselam'ı bize sadece ah Serdar Taşçı vah Serdar Taşçı demek düşüyor. Ne yapabiliriz ki? Yani Ceyhun'un kulübede olacağı kesin. Kesin. Çünkü başka adam yok kadroda. Hatta Kaş ya da Servet'e herhangi bir şey olsa ve Gülselam da aslan gibi oynasa...Olmayacak iş mi? Ya da şöyle diyelim milli takımda 10'a yakın sakat var. Hangisine yanarsın? Gökhan Zan da yok "tüh" diyecek var mı? Yok. Bizim sorunumuz bu bölgede. Sakatlarımızın defansın göbeği ile hiçbir alakası yok. 11'in dışında olacaklara bakalım. Kaleci, Ceyhun, Halil Altıntop, Uğur Boral, Akman ve Marco'nun tek alternatifi olacağı ve Sabri'nin de yedeği olabileceği için Kurtuluş, Yusuf, Aydın Yılmaz. Kadro yapısına bakılsa ben bu şekilde çıkarırım. Yani demek istediğim hem Ceyhun'u hem de Aydın'ı 18'de bekliyorum. Aydın'ı Kazım'ın alteranatifi olarak koymak durumunayım. Bu kulübeyi kazanmak zorunda olduğum bir maçta daha fazla hücumcudan oluşturmak durumundayım çünkü. Yani Aydın ve Ceyhun bu durumda kulübede "yalandan" değil "görevden" oturur. Meleke bu maç için -Batuhan'ı oynadığından dolayı, Serdar'ı da sakatlığından dolayı bir kenara koyarsak-Ceyhun ve Aydın'ın yerine şu ve şu tercihler olmalıydı dese konu daha fazla netleşecek. Yoksa yukarıda sıraladıklarımdan dolayı Aydın ve Ceyhun bir nevi bankodur bana göre. Hele Kazım gibi bir istikrar abidesinin tek yedeği ise.
Küçük bir ekleme de yapalım da eleştirdiğimiz duruma kendimiz düşmeyelim. Kayseri şu an ligin en az gol yiyen takımı. Sadece 2 gol yediler. Biri Bursa'da Bursa'dan diğeri de Kadıköy'de olmayan bir penaltıdan. Ligdeki 6 maçın tamamında Eren Güngör ve Ali Turan ikilisi defansın göbeğinde ilk 11 oynadı. Eren Güngör U21'de. Gülselam olsun ama Ali Turan da olsun bu kadroda. Benim anlatmaya çalıştığım bu idi. Ali Turan dediğimiz adam da 83'lü. Ali Turan kadroda olsaydı haklıydı Meleke. Ama bu durumda takımın kulübedeki bankosu oluyor Gülselam. Mecburiyetten banko. Gülselam Yanal'ın kadrosunda sürekli var. Bu sene sadece Karabük maçına ilk 11 başladı. 1. hafta Ankara maçında 87'de oyuna girdi. 2. hafta A.Gücü maçında 87'de. Beşiktaş maçında oynamadı. 4. hafta Denizli maçının 90. dakikasında oyuna girdi. 5. hafta Antalya maçının 89. dakikasında oyuna dahil oldu. Konya maçında oynamadı. Bu da aklınızın bir köşesinde olsun. Banko Gülselam'ı Terim yarattı. Yazmak da bize düşer. Madem banko o zaman Terim'in ihtiyacı var. O bankoyu kim yarattı? Kendisi.

10 Ekim 2008 Cuma

Sold Out


Galler-İngiltere U21 maçı Cardiff'teki Ninian Park'ta bu akşam oynanacak. 11500 kişilik biletler tamamen tükenmiş durumda. Bizim Antalya'da Belarus'la yapacağımız maç ise ücretsiz. Hami Mandıralı buna rağmen çıkıp basın toplantısında "seyirci desteğine ihtiyacımız var" diyor. Bu "daha ne yapalım evinizden araçla mı aldıralım" demekle eşdeğer. Maçın önemi ortada...Olimpiyatlara kadar bir süreç. Umarım bu akşam ücretsiz olan maçımız dolar. Yoksa Antalya sadece Efes Cup'larla idare eder.

Deyvid Marco olur mu?


6 haftada 4 mağlubiyet alan Fenerbahçe'de Ocak ayı kurtarıcı ay olarak bekleniyor. 3-4 takviye yapılacak ve Fener uçuşa geçecek. Güler misin ağlar mısın? Ocak'a kadar geçecek sürede de ya bir sihirli değnek gelecek ya da sakatların iyileşmesi takımı düzlüğe çıkaracak? Kim bu sakatlar? Deyvid, Vederson ve Josico. Zico'dan önce bekleneni veremeyen ama geçen sene özellikle Avrupa maçlarındaki performansıyla Fener'in ŞL'ye tutunmasını sağlayan Deyvit...Bu 3'lüye baktığımız zaman takıma ateşleyici güç olarak beklenen sadece Deyvid. Deyvid daha 3 hafta yok. Vederson'un da 1-2 haftası söyleniyor. Deyvid'in ayağı kırıldı. 3,5-4 aydır yok. Form durumu...Annesini keybetmesi...Sadece sahalara dönmesi yeterli olmayan bir süreç ve Deyvid'in dönmesi ile onu Maradona kıvamında bekleyen bir zümre. Şimdiden şunu ifade etmek isterim ki hiç kimsenin Deyvid'in omuzlarına böyle bir yüklemeye hakkı yok. Deyvid geçen seneki performansının yakınından dahi geçemeyecek bir periyotta geçirebilir Fenerbahçe'de. Bu sebeple bu beklentileri bu kadar yüksek tutmak hem Deyvid'e haksızlık hem de biraz hayalcilik. Bu beklentiler içinde olanlar kimler derseniz cevabım net olacak. Fener'in bu hallerde olmasını Marco'nun gidişine bağlayanlar. Ya da en büyük etkisinin bu olduğunu düşünenler. E tabi bunu düşünenler Deyvid'in dönmesinin de takımı uçurmasını bekleyebilir. Gayet normal bu zihniyete. Deyvid, Marco olur mu? Hiç sanmıyorum.

Hatırlatalım da


Ümit Milliler, bu akşam 2009 Avrupa Şampiyonası Elemeleri play-off ilk maçında Belarus ile karşılaşıyor. Antalya Mardan Stadı'nda 19:30'da başlayacak müsabakayı Alman Peter Sippel yönetecek. Maç ücretsiz. Maç TRT 1'den canlı olarak yayınlayacak. Rövanş Salı günü Belarus'un Borisov şehrinde TSİ 19:00'da oynanacak.


Çoğu yerde yazmaz ya da küçücük yazar şimdi... Biz de küçücük de olsa yazalım da bir faydamız olsun.


KALECİLER
1-Volkan Babacan-Fenerbahçe
2-Ufuk Ceylan-Manisa
3-Onur Recep Kıvrak-Trabzon
SAVUNMA OYUNCULARI
4-Ahmet Arı-Gaziantep
5-Serkan Kurtuluş-Galatasaray
6-Muhammet Aykut Demir-Excelsior
7-Eren Güngör-Kayserispor
8-Emre Özkan-Beşiktaş
9-Orhan Şam-Hacettepe
10-Alparslan Aslan-Galatasaray
11-Ferhat Öztorun-Manisa
ORTA SAHA OYUNCULARI
12-Barış Memiş-Trabzon
13-Serdar Özkan-Beşiktaş (3 hafta yok)
14-Abdullah Durak- Kayserispor
15-Mehmet Güven-Galatasaray
16-Özer Hurmacı-Ankaraspor
17-Jem Paul Karacan- Reading
18-Aydın Karabulut-Beşiktaş
19-Umut Koçin-Kayserispor
HÜCUM OYUNCULARI
20-Mehmet Batdal-Bucaspor
21-Mustafa Pektemek-Gençlerbirliği
22-Sercan Yıldırım-Bursaspor

9 Ekim 2008 Perşembe

Bank Asya 1. Lig 1. Lig Bank Asya


Medya Takip Merkezi belli dönemlerde medya analizleri gerçekleştirip sektörle paylaşır. Bunlardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum. İsim sporlarının medyada ne kadar haber oldukları. 16 Ağustos-15 Eylül arası Türkcell Süper Lig 1149, İstanbul Büyükşehir Belediye Futbol Takımı 138, Bank Asya 1. Lig ise 110 kere Tv'de haber olmuş. Basında ise aynı tarihlerde TSL 1395, BB Ankara 1255, Bank Asya 1. Ligi 713, İBB Futbol Takımı 443 defa yer almış. En fazla reklam yatırımını TV'de kim gerçekleştirmiş diye Nielsen Media'nın Ağustos araştırmalarına baktığımızda Bank Asya 55.035 saniye, Vodafone 41.175 saniye, DTV 34.772 saniye, Turkcell'in ise 32.836 saniye olduğunı görüyoruz. Bu yatırımda Turkcell'in ve Bank Asya'nın tüm reklamları değil Süper Lig ve 1. Lig yatırımları dikkate alınmıştır. Geleceğim yer şurası...Özellikle maçlarını DTV'nin yayınlaması ile 1. Lig yatırım yapılacak kıvama geldi. Korkunç bir medya yatırımı ile Türkiye'yi sallayan ve hepimize gına getiren Fortis Bank hızlı koştu ama şu an oldukça seyrek seyirtiyor. Açık açık yazmayayım dedim. Aynı Fortis sonraki yıllarda Türkiye Kupası'nın sponsoru oldu. Bank Asya da 1. Lig'in. 1.Lig'de FB, GS, BJK, TS oynamıyor ama Fortis Kupası'nda oynuyor. Maçlar biraz seyrek gerçi. Türkiye Kupası'nı Fortis adıyla kaç kişi anıyor, 1. Ligi Bank Asya adıyla kaç kişi anıyor. Süper Lig'den daha fazla ses getirmesini beklemiyoruz 1. Lig'in. Rakamlara aldanmayalım derim. DTV'de maçların yayınlanmasından ve reklam gelirine ihtiyaç olduğundan Doğan Grubu'nun tüm kanallarında ve basında ligin haber anlamında sorun yaşamayacağı kesin. Show Tv ve Skytürk'ün eksikliği pek de büyük bir eksiklik değil. Sponsorluklarda en önemli kriterlerden birinin süreklilik olduğunu varsayarasak Bank Asya doğru iş yapmıştır. Sonuçta, Anadolu sermayesini temsil eden bir bankanın Samsun, Manisa,Rize, Malatya, Adana, Sakarya, Bolu, Giresun, Ordu, Diyarbakır, Karabük gibi takımlara destek sağlaması gayet mantıklı. Beyindeki tortu herşeyden önemlidir ve Bank Asya ne kadar doğru kurşun attıysa Fortis o kadar boşa kurşun atmıştır. TSL'nin küçücük uydusuna sponsor olarak kaybolmuştur. Bank Asya ise Anadolu'nun bağrına inmiştir ki genler uyuşmaktadır. Ben başarılı bulmaktayım bu sponsorluğu. Bir de şu maçları federasyon Digitürk'ün uydusundan çıkıp gündüz yayınlasa çok daha güzel olacak.

Pivot & Guard


Futbola Kısa Bir Ara


Aşağıdaki haber gazeteciler.com sitesinden alınmıştır. Diğer kanallara gol atmak ya da diğer kanallardan geri kalmamak...Ratingin habere hakim olarak ekran başındakilere dişlerini geçirmesi. Maça gitmeden maçtan önce yaşanan atmosferi solumadan solutmaya çalışmak. İyi okumalar...


SHOW HABER İMKANSIZI BAŞARDI

MUHABİR DİYARBAKIR'DAN AKTÜTÜN'E NASIL IŞINLANDI?
Show ana haber ekibi ekranlarda eşine az rastlanacak bir olaya imza attı. Diyarbakır'daki muhabirlerini 5 dakika içinde Aktütün'e ışınladılar. Show ana haber ekibi ekranlarda eşine az rastlanacak bir olaya imza attı. Diyarbakır'daki muhabirlerini 5 dakika içinde Aktütün'e ışınladılar. Bildiğimiz kadarıyla insanoğlu henüz ışınlanma tekniği bulamadı. Ama Show ekibi bunu başardı. Bu nasıl mı oldu? Bizde anlamadık ama ekranda olanları anlatalım... Diyarbakır'da polis servis aracına yönelik saldırı ana haber bültenlerinin bir anda yayın akışını değiştirdi. Ali Kırca yayına Diyarbakır'dan canlı telefon bağlantısı yaparak başladı. Olay yerinde muhabirleri vardı. En azından Ali Kırca öyle diyordu. Muhabir Ozan Pezek, heyecanlı bir sesle neler yaşandığını, neler gördüğünü aktardı. Öyle anlatıyordu ki dinleyenin onun orada bulunduğuna inanmaması mümkün değildi. Ne var bunda diyorsunuz değil mi? Asıl komedi bundan sonra... Diyarbakır'da olay yerinde bulunan Show muhabiri Ozan Pezek, ortalama 5-10 dakika sonra bu kez Aktütün'de ortaya çıktı. Üstelik bu kez telefon bağlantısı ile değil görüntülü canlı yayındaydı. Kamera onu gösteriyordu. Köşede de canlı yayın yazısı vardı. Evet, kesinlikle Ozan Pezek Aktütün'deydi... Peki ama Ozan Pezek bültenin başında Diyarbakır'da değil miydi?Ne zaman hangi arada Aktütün'e gitti... Bunu yapabilmesinin tek yolu ışınlanmaktı... Sanırız Show ekibi ışınlanma tekniği bulmuş...Başka açıklaması yok bunun...

Dışarıda Kalanlar

Kevin Mc Carra, Capello'nun dışarıda bıraktıklarını yazmış.

1) Michael Owen, Newcastle United, 89 kez milli, en son maçı Mart 2008'de Fransa'ya karşı
2) Micah Richards, Man City, 11 kez milli, en son maçı Kasım 2007'de Hırvatistan'a karşı
3) Chris Kirkland, Wigan, 1 kez milli, en son maçı Ağustos 2006'da Yunanistan'a karşı
4) David Bentley, Spurs, 7 kez milli, en son milli maçı Ağustos 2008'de Çek Cumhuriyeti'ne karşı 5) Jonathan Woodgate, Spurs, 8 kez milli, en son milli maçı Ağustos 2008'de Çek Cumhuriyeti'ne karşı.
6) Ashley Young, Villa, 3 kez milli, en son milli maçı Haziran 2008'de Trinidad Tobago'ya karşı...
Sorun yok yani...Capello haklıdır.

8 Ekim 2008 Çarşamba

Erikli Su

Fotoğrafını bulamadım...Fener-Kayseri maçında Emre Belözoğlu Erikli suyu kafasına dikti. Erikli yönetmene birşeyler veriyor mu orasını bilemiyorum ama bu kadar doğal "product placement" en kral filmde bile zor.
Clark Gable’ın 1934 tarihli It Happened One Night filminde gömleğini çıkartıp, iç çamaşırı giymediğini gösteren çıplak göğsünün göründüğü sahneden sonra, iç çamaşırı satışları Amerika’da %40 oranında düşmüştür. Bu düşüş sinemadaki bir görüntünün tüketicilerin tutum ve satın alma davranışları üzerindeki etkisini göstermesi açısından önemli bir gösterge olmuştur. Ürün yerleştirmenin bir pazarlama stratejisi olarak ortaya çıkmasında önemli bir etkisi olan bu film reklam tarihinde yerini almıştır.
İlk modern ürün yerleştirme ise 1982 yılında E.T. – Hershey’s ortaklığı şeklinde karşımıza çıkıyor. Spielberg’in yardımcıları yeni çekecekleri E.T. filminin kilit sahnelerinden birinde kullanılacak olan şeker için büyük gıda üreticileri ile görüşmeye başlıyorlar ve ilk olarak gidilen firma ise Mars (M&M’in üreticileri) oluyor. Ancak Mars teklifi reddediyor. Bunun üzerine Hershey’s ile görüşmeler başlıyor. Hershey’s’in Yeni İş Alanı Geliştirme Bölümü İkinci Başkanı Jack Dowd, Universal’ın teklifini kabul ettiğinde aslında ciddi bir riski de göze alıyor. Çünkü Dowd’un ne senaryoyu okumasına izin veriliyor ne de Spielberg ile bizzat görüşebiliyor. Stüdyonun ortakları ve yapımcılar tarafından kendisine söylenilen, sadece E.T.’nin bir “yaratık” filmi olmadığı, korkutucu değil sevimli bir varlığın filmde yer alacağı oluyor. Hershey’s’in ürünü, 9 yaşındaki Elliot’un E.T.’yi çalılıklardan çıkarmak için şeker uzattığı sahnede kullanılacaktır. Hershey’s söz konusu sahnede, piyasaya 1980’de sürdüğü Reese’s Pieces’i kullanma kararı alır ve film gösterime girdiği hafta ürünün satışları %65 artar. Bu film pazarlamacıların ürün yerleştirmenin ticari etkisini anlamaları açısından bir milad olmuştur. Reklam tarihinin en başarılı ürün yerleştirme stratejisi olarak anılan iletişim faaliyeti kendi alanında bir çığır olarak nitelendirilmektedir.
Nereden nereye...

Next Rebrov

Biz adama Rebrovçenko dediğimiz gibi Pavluçenko Four Four Two'ya röportaj vermiş. "I am not next Rebrov". Rusya'nın Almanya ve Finlandiya maçlarında yok. Spurs için en önemli maç olan Arsenal maçını da büyük ölçüde kaçıracak 29 Ekim günü. 3 hafta sakat. Tek sorununun dil olduğunu söylemiş. 1 senede çözdü çözdü İngilizceyi çözemesse önümüzdeki sene faydalanır artık Spurs kendisinden.

Sexy..

Hull City 92-94 ilkbahar yaz kreasyonu

F.Torres


Şakacılar


Bazı şakacı arkadaşlar 5 Kasım'daki Arsenal-Fenerbahçe ve 6 Kasım'daki Benfica-Galatasaray maçları için şimdiden bizleri eğlendirmeye başladılar. 5 Kasım'da Fener'e 5, 6 Kasım'da da Galatasaray'a 6 olur mu durumları. Ne diyim ben de önümüzdeki sene Beşiktaş'a Man U düşer de ayın 9'una maçınız denk gelsin mi diyim...Alnınızın akıyla çıkın...