22 Eylül 2008 Pazartesi

Hasret


Çıkın oynayın


Öncelikle Kanal A'dan gelen açıklamayı yazalım. Kanal A'nın Saran'la yaptığı anlaşmada gereği Fransa Ligi maçlarını uydudan şifresiz yayınlayabildiğini iletti. İzin dahilindeymiş. O zaman NTV'ninkiler neden izin dahilinde değil de uyduda Mc Gyver'cilik oynuyorlar orasını hala bilemiyorum. Çarşamba 21:45'te Kanal A'da Newcastle-Spurs maçı var. Carling Cup maçı. PL'de 5 hafta sonucu Spurs sonuncu Newcastle ise sondan ikinci. İki "olmayınca olmuyor, yıllar geçiyor olmuyor" takımı sahaya çıkıyor. Kupa falan hikaye. Düzlüğe çıkmak için bir şans. Her ikisi için de. Taktik falan hikaye bu maçta diyeceğim diyemiyorum. Biz de bunu dersek, kapatalım blogu. Egemen'in kulaklarını çınlatacağım. Telegol'de konu Carlo Ancoletti ve Terim. Samet Aybaba ikisinin arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyormuş. "Terim taktiğe çok önem veren bir hoca. Ancoletti ise daha çok çıkın oynayın tarzı" Ha? Milan ha ora. A C M I L AN. Milan ve çıkın oynayın. Kaka çık oyna oğlum. Gol at. Abbiati sen de topu tut lan. Ha zaten hepiniz neredeyse 4-5 seneden beri buradasınız, e ben de buradayım. Ne taktiği bizi bilen bilir...Çıkın oynayın tarzı...

Mangal ve külleri...


Bugün Eto'o en sevdiğim film "Philadelphia " diyor, Çarşı ise "hepimiz Etoo'o'yuz". Patrick Ewing kendisine atılan muzlardan sakatlanmamayı başararak basketbol hayatını tamamladı. Buradan hangi örnekleri versek de yazımızı renklendirebilesek diye bir amacımız yok. O renklendirme çalışmaları bizim insanlığımızı çalarak bizi 10 metre ofsayta düşürmüş durumda. Telefon kulübesinde çalım yemeyi tercih ederdim. Ya da Baki Mercimek'ten beşlik. Siyah, beyaz ve sarının anlamına bu açıdan hiç yaklaşmayacağım. Anlam yüklemeye çalışanı da tanımayacağım. John Barnes mi desem Sol Campbell'mi? Hırvatistan'a 3 gol atan Walcott'mu? Ince'mi yoksa Heskey'mi? Rio ve Les Ferdinandlar mı? Des Walker mı yoksa...Örnekleri siz çoğaltın ben yazayım. Hepsinin milli formayı terletmişliği var. Dahaları var. Lafı nereye mi getireceğim? Paul Ince PL'de oynayan PL tarihinin ilk siyahi manageri. Mangal ve külleri. Atarken, tutarken. Bırakmazken. Yöneten ve yönetilen.

21 Eylül 2008 Pazar

Carlo'nun cibinliği


Dakika 65. Artık Milan'la ilgili küçük bir post girmenin zamanı gelmiştir. Lazio ilk 2 haftanın sükseli takımıydı. Milano'da şu an maç 4-1. Carlo yanına cibinlikli bir kulübe yaptırmış. Sivrisinek falan gelmesin diye. Yanına da Ronaldinho, Sheva ve Flamini'yi oturtmuş. Nazarlığı da asmış. Kaladze-Maldini demiş. Sola Çeki koymuş sağa da Zambrotta'yu koymuş. Boriello zaten evlat. Pato, Seedorf, Gattuso, Ambrossini, Kaka...Abbiati kaleci o sayılmaz. Tamammmmm. Carlo "Tranfer mransfer dedik .......2 hafta da 0 çektik. Ben bi Zambrotta koyarım yanına da 10 tane kaşar koyarım alırım 3 puanımı" demiş. Yani yılların eskitemediği gelenek. Köklerine dönmüş Milan bu hafta. Son söz Zambrotta'ya "Baba sen ne yaptın öyle ya". Kaka'nın golünü 2-3 ayda bir de olsa bizim ligde görürüz hadi bir şekilde...Ama kanattan biri alacak, gidecek, gidecek 31 metreden bam...İşte bu çok zor.

Tek kimlik




Bundesliga'da böyle bir kural yok. Formanın sırtının üst tarafına Bayern "Bayern München" yazıyor, Bremen ise Ozil. Tabi ki tercihimiz en üstte takımın isminin yazması, numaranın altında ise futbolcunun isminin. PL'de ise yazı karakterine varıncaya kadar aynı. Sadece renkleri değiştirebiliyorsunuz. Numaraların içindeki amblemler falan bile düşünülmüş. Adidas da olsa, Umbro da olsa, Le coq da olsa. Bizim lig de hangi takım ilk bunu yapar, numaranın üzerine çakar takım ismini biz de alkışlarız bunu.

Sebep?


Bellinzona maçında Galatasaray'ın giydiği formalar üstte. Kocaeli maçında da Galatasaray aynı turuncu formaları giydi. Tek bir farkla. Neydi o fark? Sırt numaralarının rengi. UEFA büyük ihtimalle "olmaz kardeşim turuncu formaya koyduğunuz kırmızı numaralar görünmüyor" dedi. Galatasay da sırt numaralarını siyaha çevirdi. Buradaki hakemler x ışını kullanıyor ya gerek yok. Orada öyle burada böyle...

Kocaeli- Galatasaray Maçının Devre Arası


Maçın devre arasındayız şu an. Kocaeli 10. dakikada Taner'le golü buldu. Golü bulana kadar topla oynama %80'e %20 falandı herhalde. Moral bozucu GS'li futbolcular için. Baros golü bulana kadar Kocaeli'de top oynayan 11 futbolcu da 80 dakika savunma yaparak biz bu maçı bitiririz diye düşünüyordu herhalde. Tek silah kafayı kaldıran 20 metre Bülent'e atacak, Bülent de 25 metre Taner'e atacak. Tek hücum planı buydu ilk yarı Kocaeli'nin. Galatasaray Baros'la golü bulması x kişi ile golü bulacaktı. Böyle maçlar seyrettiğim zaman üzülüyor insan. Kemal Aslan'a üzülüyor, Engin İpekoğlu'na üzlüyor. Türk futbolcusunun pozisyon gereği değil de itirazdan saçma sapan kartlar görmesine üzülüyor. Galatasaray bu takıma karşı 5 net gol pozisyonu bulur ve 2 de gol atar diye bekliyorum ikinci yarı. Bakalım Kocaeli koskaca bir 45 dakika bu sefer de maçı berabere bitireyim diye mi sahaya çıkacak?

Guti' nin Halleri..



Tam adı Jose Maria Gutierrez Hernandez. Real Madrid' in metroseksüel topçu tayfasından geriye kalan son adam belki de. Bana, " Maçı izlerken sahadaki en yakışıklı adam olarak gözüken ama kamera yakın çekime girince hiçbir şeye benzemeyen adam kimdir?" diye sorsalar tartışmasız Guti derim. Bakımlı durur uzaktan, saçlar falan.. Neredeyse her sene de formasının sırt yazısını değiştirir bu. Yalnızca Guti H. ve şu an kullandığı Guti Haz.' ın fotoğraflarını bulabildim. Aklımda kalan diğer sırt yazıları ise şunlar; J. Guti, J.M. Guti ve Guti Hernandez. Başka sırt yazısını bilen varsa beri gelsin, yorumlarda aydınlatsın bizi..

20 Eylül 2008 Cumartesi

Önemliydi


Fener seyircisi adam koştukça güüüzaaa güüüzaa diye bağırıyor. 14 milyon euro değil de "adam yırttırıyor kendini" durumları. Buna bile hasret. Mücadele eden adama hasret olunur mu? Elektriklerimiz bugün kesilmedi durumu gibi. Yunanistan maçı bittiğinde 10 kişiye sırtını dönüp Marco diye bağıran seyircimiz gibi. Araya da gol sıkıştırmaya başladı Güiza. Daha fazla sıkıştıracaktır. Arada taraftar Alex'i de sıkıştırdı. Gelelim asıl konumuza. Emre Fener'e geldiğinden beri en iyi maçını oynadı. Başkanın demesi ile kucaklamıyor Fener taraftarı Emre'yi. (Carlos'u da şöyle bir sessiz karo geçti o kadar)Tık yok Emre'ye. Maç 1-0 devam ederken top hırsızlığı yaparak Alex'in önüne bıraktığı top kırmızı oldu. 2 geç gelseydi "ulan ya bu maçı da kazanamazsak, hem de 10 kişiye karşı" psikolojisi başlıyordu. Top kazandı, çok mücadele etti, rakip de düşünce iyi toplar kullandı. Koşan kavramını pek kullanmam çünkü ağzım yandı bir kere. Genç takım hocamız "o zaman 11 tane Mehmet Terzi koyalım takıma, sizin ne farkınız kaldı ulannnn" diye bağırınca...Koşan takım ifadesini literatürümüzden çıkardık. Rakibi bozmadıktan sonra koşsan ne yazar. Yanında koş dur. Daha önce Fener'i ileri taşıyacak iki adamdan biri demiştik Emre için. Diğeri tribündeki Deyvit. Josico iyileştiğinde banko oynayacaktır, Emre ile. Ara orta, orta, hücum ara ve hücum oryantasyonu için bu adamın ne kadar önemli olduğunu ben biliyorum ama tribün bunu dillendirmeyecektir. Ya da Emre'nin istikrarsızlığına çok be çok istikrar katması gerekecektir bunun için. Belki yine de olmayacaktır. Çift taraflı oynayabilen Emre ve ona tek yönde ayak uyduracak Josico Alex'i daha çok ileri itecektir. Şunu bile yazdılar yahu. Aragones gibi adamın futbol anlayışı Emre ile uyuşur mu? Çüşşş...Çüşşş...Alex'in varsa Emre'n ve Josico'n iyi olmak zorunda. Hatlar kopuk yeni yeni tamir edilmeye çalışıyor. Aragones'i asmayın hemen. Önemliydi. Emre...


Photoshop mudur nedir?

Fotoğraf ve haber fenerbahce.org'den. Marca gazetesi 6 Ekim günü Güiza'ya ödül verecekmiş. Güiza Fener'e bu sene geldi. Maç Porto maçı değil. Formadan belli. Lig'de Güiza'nın golü yok. Partizan ve MTK maçı da değil. Hem bu formalar giyilmedi bu maçlarda hem de formada ayyıldız var. Ligi mi kazandın geçen sene kupayı mı aldın da ayyıldız takmaya hak kazandın? Hazırlık maçında atılmış bir gol müdür? Değildir...Bu forma geçen senenindir de resmi sitede bir photoshop oyunu mu yapılmıştır. Galiba öyle olmuştur. Bugün yarın anında yalanlarsanız biz de özür dileriz. Alex galiba...

Zola Upton Park'ta


Başlangıç için kendi sahanda oynamak güzel ama PL'de karşında Newcastle'nin olması daha bir güzel. Helva gibi dağılıyor Newcastle. Zola ilk Upton Park tecrübesinde Newcastle'yi 3-1'le uğurladı. Güzel bir debut...

Tam gına geldi diyecekken


Bir taraftan rapor hazırlamaya çalışıyorum bir taraftan da Denizli-Trabzon maçını seyrediyorum dün akşam. Her ikisini de beceremiyorum ayrı. Bir ara Gökhan Ünal golü attı ve kale arkasındaki Trabzon tribünlerine gitti. Başladı bebeyi sallamaya. Yahu dedim gına geldi artık biraz daha yaratıcılığınızı kullanın da değiştirin şunu. Bebeto'dan beri boğulduk artık. Semih galiba emzik neyin yapıyordu. Zannediyorum ki Gökhan'ın çocuğu oldu. Meğerse Egemen'inmiş. Sevinç aynı olmasına aynı. Ama Egemen'in sevincine tüm arkadaşlarının ortak olması ve bunu göstermesi hoşuma gitti. Gına gelmesini unuttum. Soyunma odasının kader birliği...Top oynayan arkadaşlar bilir. Arkadan birinin gol gelmeyince sallayın şu beşiği artık diye bağırması bile motivasyondur. İnanın böyledir. Haydi aslan, haydi kaplan demekten daha farklıdır. Allah bağışlasın diyoruz.

Vay anasını sayın seyirciler 5 oldu


Werder Bremen Allianz Arena'da tam 5 gol attı. Bayern'in 2 skoru ise Bremen'in eski oyuncularından Tim Borowski'den. Yarına bu maçın istitastikleri daha fazla su yüzüne çıkacaktır. Bayern en son şu zaman şu kadar fark yediydi de falan da filan da. Neyse...Maçın 16. dakikasında Bremenli Baumann'ın gördüğü bir kart var. Sonra da hakemin kendisini uyarmak zorunda kaldığı bir pozisyon. Atabilir miydi? Neden olmasın...Bazı kırılma noktaları vardır ve o noktaların her zaman daha iyinin yanında olmasını futbolun adalet mekanizmasının işlemesi için isterim. Kaptan sahada kaldı bir şekilde. Demichelis maçta Bayern adına sarı kart gören tek oyuncu.Kendi sahanda hem de Werder Bremen'den 5 yiyorsun ve maçı tek sarı kartla bitiriyorsun? Maçı seyretmeden skoru öğrensem Bayern'den kim atılmış kaçıncı dakikada diye sorarım. Maçtan sonra oyuncular arasında yaşananlar o kadar güzeldi ki...Hepsi sinirlerine hakim. Bunu neden yazdım? Bu Bremen'in kendini her türlü kabul ettirmesinin kanıtlarından biriydi. Oyun olarak, skor olarak, hakemin etkisi olmadan, ezerek. Geldim, gördüm, yendim. Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'tan 2'si birbiriyle oynasa ve biri birine deplasmanda 5 tane sallasa. Aman Allah'ım. Şu 1.96'lık Mertesacker'in ilacı Naldo'ymuş galiba yoksa Metzelder'le Euro 2o008'de körler sağırlar birbirini ağırlar durumundaydılar. Metzelder'i adam yokluğuna geçen hafta Real maçında seyrettim aynen devam icraatlara. Maçı anlatan arkadaşımıza küçük bir uyarım olacak. Podoski'nin %100 ofsayt olduğu bir pozisyon var. Top Podolski'nin ayağına geldiği gibi de hakem bayrağı çekiyor. Tutturdu hakem şöyle bir düşündü ondan sonra bayrağı çekti diye. Geç çekti bayrağı da falan filan. Değil efendim değil, kuralı uyguladı.

19 Eylül 2008 Cuma

İskoçyalı Sinan..



Pazar günü Man United'i ağırlayacak Stamford Bridge sakinleri. Maç eksiğiyle Mavilerin 6 puan gerisinde olan United kesin olarak kazanmak istiyor haliyle. Sezon başında Scolari' nin ılımlı açıklamalarını elinin tersiyle itip o dakikadan beri Chelsea ve Scolari' ye giydiren Ferguson yine boş durmamış. " Arsenal maçları Chelsea maçlarından her zaman daha büyük olmuştur." diyerek yine ayarı vermeye çalışmış. Amaç ne? Şimdi Arsenal maçları daha önemli oluyor diye sen daha rahat mı alacaksın bu maçı. Ya da topçuların " Ulan sanki Arsenalle oynuyorz ooolm, bi sakin olun be!" psikolojisine mi girecekler. Rakibin moralini bozmak falan da değil bu. Anelka' nın da çıkıp " Gül gibi Arsenal' i bırakmaz olaydım" diyecek hali yok. Neresinden bakarsanız bakın her yönüyle bir Sinan Engin açıklaması bu. Bizim Sinan çıksa " Galatasaray maçları Fenerbahçe maçlarından çok daha önemlidir bizim için" dese " Hoop noluyoruz birader gene!" demez mi herkes. Belki örnekteki gibi derbi değil United Arsenal maçları ama çemkirme konsepti aynı. Sadece bizim ligde olmuyor boş açıklamalar, Sir diye kayırmamak lazım..

Nostaljinin Nostaljisi..

Sadece Fener malzeme değil


İngiltere aşağıdaki maç sonuçlarını tartışıyor. Son PL ve ŞL şampiyonuna neler oluyor? Ronaldo'nun Real Madrid flörtü soyunma odasının ahengini mi bozdu? Carrik'in sakaltlığı takımı bu kadar etkiledi mi? Berbatov yoksa olmayacak mı? Man U bu haftasonu Chelsea'ye de kaybederse neler olur? Fener'i geçtiler valla. Durun bakalım yahu. Galiba Owen H.'in sakatlıktan yeni çıkmış olması, verimsiz oynaması ve M. Carrick'in durumu Alex Fergosun'u fazlasıyla zorluyor. Scholes'in durumu da pek parlak değil. O bölge sorunlu. Liverpool'da Mascherano ve Alonso özellikle Carrick sakatlandıktan sonra epey ağır bastı. Maç orta sahada kazanılır klişesini tekrarlama yazısı yazmıyoruz burada. Ama sanki görünen köy Alibeyköy. 20 dakika Anderson aradım sahada cumartesi günü. Owen ise kayboldu. Lampard, Deco ve Obi Mikel. Against Man United. Coming Soon.


Community Shield: Manchester United 0-0 Portsmouth

Premier League: Manchester United 1-1 Newcastle

Premier League: Portsmouth 0-1 Manchester United

European Super Cup: Manchester United 1-2 Zenit St Petersburg

Premier League: Liverpool 2-1 Manchester United

Champions League: Manchester United 0-0 Villarreal

Yorumsuz


Avrupa Fatihi Galatasarayımız, UEFA Kupası 1. tur ilk maçında İsviçre temsilcisi Bellinzona'yı St. Jakob Park Stadı'nda ezdi geçti, tur biletini şimdiden cebine koydu! Aslan, süper transferi Milan Baros'un attığı 2 golle kükredi! Son sözü 'dünya yıldızı' Lincoln söyledi. Cimbom, 2 Ekim'de Ali Sami Yen Stadı'nda oynayacağı rövanş maçını formaliteye çevirdi.


Başlıktaki gibi yorumsuz kalamıyorsun maalesef. Ezmek ve geçmek. Dün akşam. Aynı maç. Adamlar 10 kişi. İsviçre Ligi. Kalamıyorsun yorumsuz. Tutamıyorsun kendini.


El Diego ve Inter


I think we'll link up with him. He still has great appeal and it seems to me that he is out of the tunnel," Moratti told La Gazzetta dello Sport.


Inter Maradona ile danışman olarak anlaşmak istiyor. Birinci ağızdan bunu okuduk.


Zanetti, Cambiasso, Cruz, Burdisso, Walter Samuel, Crespo takımdaki mevcut Arjantinliler. Olayı Güney Amerika boyutuna taşırsak yukarıdaki isimlere Mancini, Nelson Rivas, Maicon, Cesar, Jimenez, Adriano, Maxwell ve Cordoba'yı da eklemek gerekiyor. 7 İtalyan, 6 Arjantinli, 5 Brazilyalı...1930'lardan beri sever İnter Arjantinlileri. En az İtalyanlar kadar. Ama Napolilerden daha az.

Birşeyler eksik mi?


Euro 2008 formalarımızda dikkatimi çeken bir nokta oldu. Bu nokta daha çok bir eksiklik gibiydi. Ya da ben öyle olduğunu düşünüyorum. Klasik formalara geçişimiz beni her ne kadar mutlu etse de göğsün ortasında ayyıldızın değil de numaranın kullanılmasını klasik anlayışımı biraz darmadağan etmişti. Euro 2008'in diğer formalarını inceledim bu sebeple. Acaba numaranın göğsün tam ortasında mı kullanılması gerekiyordu. Hayır öyle bir zorunluluk yoktu. Bu klasiklik özlemimizi gidermeyen formalarda neyin eksik olduğunu diğer takım formalarını incelerken buldum. Hem klasik hem de bir değişiklik. Güzel olurdu herhalde. Ülkelerin çoğunun formasında futbol federasyonlarının amblemi var da bizim neden yok? Göğsün ortasında ayyıldızı, sol tarafta TFF'nin logosunu sağ tarafta da numarayı kullanamaz mıydık? Yine Euro 2008'in en sade formalarından biri olurdu. Bu eklemeye rağmen. Euro 2008'in formalarını inceleyin. Hemen hemen hepsinde ülke bayrağı yok ama futbol federasyonlarının amblemleri var. Biz de bayrağı çıkalım demiyorum. Aksine karşıyım. Bayrak da olsun TFF'nin amblemi de olsun. Ha ya da olmasın da diğerlerinden bir farkımız mı olsun? Yorumlarınızı bekleriz.

18 Eylül 2008 Perşembe

Takım Arkadaşı Satılmaz..


Fener 3 tane yedi Porto' dan. Ne Porto zevk verdi bana ne de Fenerbahçe. Maçtan aklımda kalan en önemli kare Carlos' un Uğur' a yaptığı hareket. Çok basit bir pas atıyor Uğur' a, o da ayağının altından kaçırıyor topu, yakalayamıyor. Carlos da bir elini kaldırıp pis bir şekilde sırıtıyor; " Ulan kimlerle top oynuyorum ben!" tribine giriyor. Şimdi böyle bir hareketin yapılması başlı başına yanlış, sahada satmayacaksın sen takım arkadaşını. Ayrıca şöyle bir noktası daha var, sen madem çok büyük futbolcuyum ayağı çekiyorsun o ilk golü aval aval izlemeyecektin arkadaşım. Takımı geriye düşürüyorsun, sonra da takım arkadaşını aşağılıyorsun. Senin ne kariyerine laf eden var burda, ne de saha içindeki liderliğine. Ama imam cemaat muahbbetine döndürürsen maçı, sonrasında takım arkadaşına bu şekilde kızmaya da hakkın yok. Hep takıma yaptığın abiliği övdük, onu da kaybetme lütfen..

Sabah Spor

Turkcell Süper Lig'de "Dört Büyük" kulübün hocalarından hangisi sizce önce kovulacak? Sabah'ın muhteşem anketi başladı. 18 Eylül 15:37 itibari ile sonuçlar aşağıdaki gibi. Sporun nabzını yaptığı muhteşem anketlerle ölçen gazete. Sabah...

(Sadece "sonuçları göster"e tıkladım. 40.637'den biri değilim. Yargılamayın)

Skibbe (Galatasaray) 63.16 % (25666)
Aragones (Fenerbahçe) 29.05 % (11804)
Ertuğrul Sağlam (Beşiktaş) 4.02 % (1634)
Ersun Yanal (Trabzonspor) 3.77 % (1533)
Toplam Oylar: 40637

Fener'in Ratingi


Dün akşam oynanan Porto-FB maçı tüm kişlerde 11 rating %33,4 izlenme payı, AB grubunda ise 12,9 rating %35 izlenme payı getirdi. Yaprak dökümü ise tüm kişilerde 15,7 rating ve %45,5 izlenme payı, AB grubunda ise 17,5 rating ve %46,5 izlenme payı elde etti. Yaprak dökümü, Fener'i geçti. 1. Yaprak Dökümü, 2. Fener maçı. Dizinin bitimi biraz maçın başına sarktı doğal olarak ve maçın hemen başında da 2 fark olunca izleyici biraz ekrandan kaçtı. Ama asıl sıkıntı, rating ölçümlemelerini gerçekleştiren AGB'nin örneklemenin içinde uydunun payının %35-40 civarında olması. %50 karasal desek. %10-15 de Digütürk + D Smart + Kablolu. %100'ü bulduk. Evinde sadece uydu olanlar ya maçı seyretmedi ya da maçı seyredebileceği bir komşuya ya da arkadaşa sekti. Malum şifreli durumundan. Fener'in 11-12 ratingde kalmasının sebebi budur. Yoksa 15-16 ratingi yine doğrulturdu Fener. İsterseniz geçmiş yıllara şöyle bir göz atalım bakalım Fener'in TV performansı nasıl? 19 Eylül 2007. Fenerbahçe-Inter maçı. Maç Star'da. Maçtan önce de Yaprak Dökümü Kanal D'de. Aman ne güzel tesadüf. AB Grubunda maç 19,1 rating %48,9 izlenme payı elde ediyor. Yaprak Dökümü ise 14,8 rating ve %38,7 izlenme payı. Fener 1., Yaprak Dökümü 2. Ha İnter ayrı Porto ayrıdır. Bir maç deplasmandadır bir maç içeridedir. Ahmet kardeşimize de teşekkür ederek görüşlerini dile getirelim. "İçerideki maç genelde dışarıdaki maçtan daha fazla rating getirir. Daha bi kamuoyu oluşturulur, pire deve yapılır, falan filan."

17 Eylül 2008 Çarşamba

Komplo Teorisi


Lugano'nun pozisyonunu çok tartışacak olan biziz Emre Tilev başka kimse tartışmayacak. Biz derken siz tartışacaksınız. ŞL'de 90. dakikada böyle bir penaltının verilmesi değil verilmemesi normal. Normal olmayan çok şey var ama o normal olmayanları Aziz Yıldırım değerlendirecektir. Şşşşşşşş. Tabi biraz daha sessiz olursak. Biz yazmaya başlasak sabaha kadar yatamayız. Bizim Platini ve Fransız hakemle ilgili komplo teorilerimiz buruşturulup çöpe atıldı.


" 2-3 sene öncesinin Avrupa'daki Fener'ini bekliyorum. Top oynamaya çalışan, pozisyon da bulan ama bunları değerlendiremeyip maçı da daha iyi oynamasına rağmen hediye eden. " dediydik.


"Daha iyi oynamasına rağmen" bölümünü tutturamadık ama aşağı yukarı beklediğimiz gibi oldu. Bu kadar basit hata tenis maçında oluyor ancak.


Bu işi en iyi bilen Meira oldu. Ne demişti Meira "Gözünüzde büyütmeyin".

Yazılacak çok şey var ama yazılmayacak. Ben şunu diyerek sözlerimi bitirmek istiyorum. Başkan haklı. "Özellikle bu ülkede bir kulübün başkanının futbolu herkesden iyi bilmesi gerekir. Hele bu kulüp Fenerbahçe ise. Bereket sorun yok başkan futbolu iyi biliyor. Dünya futbolunun nerelere gittiğini de biliyor. Sen neyi yazıyorsun ulan"

Bir istatistik de Arsenal için


Arsenal'in ne zaman yolu geçmişin Sovyetler Birliği'ne düşer boynunu büker İngiltere'ye dönder.


CSKA Moscow 1-0 Arsenal (Ekim 17 2006)
Dynamo Kyiv 2-1 Arsenal (Ekim 21 2003)
Shakhtar Donetsk 3-0 Arsenal (Kasım 11 2000)
Spartak Moscow 4-1 Arsenal (Kasım 22 1999)
Dynamo Kyiv 3-1 Arsenal (Kasım 4 1998)